Haklar kelimesi hangi kelimenin zıddı olarak üretilmiş olabilir, "haksızlık" mı? Ezilen, hor görülen ve ihmal edileni korumak için ortaya çıkmış bu kelime, yıllardır kadın, çocuk, insan ve hayvanlara yapılmış haksızlıklara karşı mücade ediyor. Onlar için kurulmuş dernekler ve vakıfları 'duyan', duyarlı insanlar var. Bunların içinde yazar, sanatçı ve edebiyatçı gibi toplumun tanıdık simaları da bulunuyor. Buket Uzuner, Ömür Gedik, İkbal Gürpınar ve Reyhan Karaca ile haklara olan duyarlılıklarını, hangi çalışmalar içinde yer aldıklarını, bağlı olduklarını vakıfları, nelerde eksik gördüklerini soruyorum onlar da anlatıyorlar.
EDEBİYAT VAKFI KURMAK İÇİN ZENGİN OLMAK İSTİYORUM
Buket Uzuner, edebiyat dünyasının duyarlı isimlerinden biri. Hakları, insan, hayvan, çocuk ve hayvan olarak ayırmıyor ve hepsini 'canlı hakları' olarak yorumluyor. Duyarlılığının başlangıcını ise büyüdüğü ortama bağlıyor. “Ben, evrensel hümanizmaya gönülden inanan bir anne-babanın iki çocuğundan biri olarak büyüdüm. Bizim evimizde hayvan veya bitkilerin de insanlar kadar değerli olduğu, bizim de dünyadaki diğer insanlarla aynı insanlık ailesinin üyesi olduğumuz konuşulurdu. Annem ve babam Afrika'daki aç çocuklarla bile sanki akrabamızmış, mahalledeki sakat kediler sanki insanmış, kesilmesine karşı çıkılan sokaktaki ağaç sanki evimizmiş gibi merhametle ve samimiyetle ilgilenirdi.” Uzuner, annesinin zehirlenmiş bir kediyi yoğurt yedirerek kurtarmak için tek başına çatıya çıktığını, mahallenin kahramanı olduğunu söylüyor.
MEVLEVİLİK GİBİ BİR KÜLTÜRLE BESLENİYORUZ
Buket Uzuner'in büyük dedesi şair, gezgin bir Mevlevi Şeyhi imiş. Mevlevilik gibi hümanist bir gelenekten geldiğimizi bize hatırlatıyor ve diyor ki; “Biz, canlılara sevgi, hayata saygı duyan, hiçbir insanı, milleti veya dini öbüründen aşağı görmeyen Mevlevi geleneğiyle yetiştik. Her canlının eşit hayat hakkı olduğunu çocukken öğrenen insanlar için, bu konular doğal olarak hayatınızın parçasıdır.” Buket Uzuner, doğanın haklarını koruyan TEMA, Greenpeace Akdeniz ve balıkların bebekken avlanmasına karşı olan Fikir Sahibi Damaklar Grubu'na üye. Uluslararası Af Örgütü'ne de destek veriyor. Okumak için maddi desteği olmayan çocuklara yardım ediyor. Uzuner, hayatta zengin olmak gibi bir amacım yok diyor. Fakat yetenekli olup da parasızlıktan yazamayan gençler için, bir Edebiyat Vakfı kurabilecek kadar zengin olmak istiyor ve “Büyükada'da, ilk romanını yazacak bir gence 1 yıllık konut ve minimum aylıkla roman yazma bursu vermek hayal ettiğim bir konu.” diyor. Uzuner evinde uzun yıllar kedi beslemiş. Şimdi de 1 yaşında Kumral bir kedi kızı var. Kadın hakları ve çocuk hakları dışında hayvan haklarına da duyarlı olan Uzuner, bir çok projeye destek verdiğini söylüyor. “Yedikule Hayvan Barınağı'ndan aktivist Tolga Öztorun'un özürlü sokak hayvanları yararına 2012'de yayımlanacak “Farkında Mısın?” Projesine destek verdim. Duyarlı birçok sanatçı gibi, geliri hayırlı iş için kullanılacak takvime ben de destek verdim.”
ÇOCUK EVLAT EDİNMEYİ DÜŞÜNDÜM
Hepimiz Ömür Gedik'i sinema yazılarından biliyoruz. Ama o aynı zamanda hayvan haklarına oldukça duyarlı ve aktif olarak çalışmalar yürütüyor. Gedik'in haklara olan duyarlılığı, haksızlıkları algıladığında oluşmuş. Gedik kendisini hayvan haklarına karşı duyarlılığa iten sebebi şöyle açıklıyor; “Kendi haklarını savunamayan, ağzı dili olmayan hayvanlar için sesimi yükseltmeyi seçtim ama bu diğer haklar için de savaşmadığım ya da duyarsız olduğum anlamına gelmiyor.”
Ömür Hanım, hayvan haklarına karşı çalışmalar yapmak için Haçiko ( Hayvanları Çaresizlik ve İlgisizlikten Koruma Dernegi) derneğini kurmuş. Dernekte hayvan hakları mücadelesi verdiklerini anlatan Gedik, “Hayvan hakları için yaptığım mücadelede, hem muhtaç hayvanlara yardım götürmek, hem de hayvan hakları için daha geniş platformlarda mücadele etmek var. Barınak ve ormanlardaki köpeklere de yardım ediyoruz. Belediyelerle işbirliği yapıp halkın bilinçlendirilmesi için çalışmalar yapıyoruz.” Peki Ömür Gedik çocuklar hakkında ne düşünüyor, hiç çocuk evlat edinmeyi düşünmüş mü? İşte cevabı; “Bir ara düşünmedim değil. Kızım Tayga da bu konuda anlayışlı, istekli ve duyarlı. Olabilir.”
DUYARLI OLMAYANLAR OLANLARA ÇELME TAKMASIN
Sanatçı Reyhan Karaca, haklara karşı aktif ünlülerden. Geçtiğimiz haftalarda Kimse Yok Mu Derneği gönüllüleri ile birlikte yardım faaliyetlerinde bulunduğu Sudan'a gitti. Orada 4 gün kaldı ve bölgede yaşam mücadelesi veren Sudanlı insanlara ulaştırılan yardımlara eşlik etti. Karaca sadece insan hakkı değil, diğer haklara karşı da duyarlı biri. “Hayvanlarla da ilgili çalışmaların içindeyim. Çocukluğumdan beri böyle bir duyarlılık var. Son yılllarda daha fazla şekillendi.” diyor. Reyhan Karaca'nın çocuklar ve hayvanları için yaptığı projeler var.
Otistik Çocuklar, Böbrek Vakfı, Losemili Çocuklar Derneği gibi organizasyonlarda bulunmuş. Yeni kurulmuş olan Kas İskelet Tümörleri Derneği'nde aktif çalışmalarına da devam ediyor. Son dönemde hayvanlarla ilgili yapılan iki projenin içinde yer alıyor. Biri "Türlerarası Dayanışma" diğeri "Farkında mısın?" projeleri. Karaca, hayvanlar için de kanunlar çıkarılması gerektiğini düşünüyor ve “Duyarlı olmayan, olanlara çelme takmaya çalışan bir grup insanla mücadele etmek zorunda kalıyoruz. Bu insanları bilinçlendirmeli ve insanlığa kazandırmalıyız. Devletin 'sadece insan'görüşünden çıkıp, daha geniş bir persfektiften bakarak, hayvanlar için de yasalar çıkartması gerekiyor.”diyor. Reyhan Karaca'nın aktif olarak çalıştığı dernek ise Prof. Dr. Harzem Özger ile kurdukları "Kas İskelet Tümörleri Derneği.” Reyhan Karaca, çocuk evlat edinmeyi de düşünüyor ve gücü yeterse ve iyi bir şekilde bakacağına emin olduğunda muhakkak evlat edineceğini söylüyor.
Anayasal hakların çoğalması gerekiyor
Oyuncu Derya Alabora bir çok eyleme ön ayak olmuş ve katılmış duyarlı sanatçılardan biri. Alabora'nın haklara olan duyarlılığı daha lise yıllarından başlamış. Kişiliği o dönemin etkisinde şekillenmiş. “O dönemde yaşanılan baskılar ve şiddet ortamı beni hayatı sorgulamaya ve insan haklarına yöneltti. Militarizmin yarattığı şiddet bence insanlık dışıydı. Karşı durulması gerekiyordu ve şiddet gören insanların da haklarının aranması gerekiyordu.” Alabora destek olduğu dernekleri şöyle anlatıyor; “İnsan Hakları Derneği'nin çalışmalarına destek oldum, ve o dönemde kendi görüşümdeki insanların kurduğu derneklerde şiddetin karşısında yer aldım. Elimden geldiğince bu çalışmalara bugün de katılıyorum. En son Çocuklar İçin Adalet Çağrıcıları'nda elimizden geleni yapmaya çalıştık ve sonuca ulaşmak çok güzeldi.” Oyuncu sadece insan hakları değil hayvan haklarına karşı da duyarlı. O, “Doğada yaşayan her canlıyla ilgilenmek gerekiyor” diyor. Alabora, yaptığı çalışmaların çoğalması ve etkili olabilmesi için anayasal hakların çoğalması gerektiğini söylüyor. Ona göre bunun için de anayasanın değişim sürecine katkıda bulunulması gerekiyor. O, da evde hayvan besleyenlerden. “Önceleri kedi besledim. Kediye alerjim çıkınca, şimdi köpek besliyorum.”
Lale Mansur 8 sokakta kedi besliyorum
Yılların oyuncusu Lale Mansur, son dönemlerde sarf ettiği cümleler ve insan hakları ile ilgili duyarlı tavırlarıyla 'aktivist' bir duruş sergiliyor. Haklara karşı olan duyarlılığının ne zaman başladığını sorduğumda “Kendimi bildim bileli” cevabını veriyor. Kendini bildiğinden itibaren ise İnsan Hakları, Hayvan Hakları gibi konularda değişik gruplarda çalışmış. Mansur Greenpeace'e üye. Ama zaman zaman farklı aktivitelerin içinde yer aldığını söylüyor. Peki bunlar yeterli mi? “Bu gibi kurumlar elinde geleni yapıyor ama insanları daha duyarlı kılmak için daha çok çalışmak gerekiyor.” diyor Mansur. Oyuncu, uzun yıllardır evinde kedi besliyor. İsimleri Osman ve Kaymak. Ama onun dışında 8 ayrı sokaktaki kedilerin karnını da o doyuruyor.