Cuma namazı saat kaçta? 16 Eylül İstanbul, Ankara, İzmir namaz vakitleri

Cuma namazı saati İstanbul, Ankara, İzmir ve 81 il için belli oldu. Cuma Hutbesi'nin okunmasının ardından idrak edilecek olan cuma namazı saatleri tüm illerde bir kaç dakika değişecek. Haftanın en mübarek günü olan Cuma günlerinde İslam alemi için cuma namazı farz oluyor. Dini görevini yerine getirmek isteyenler bulundukları illerin cuma naması saatlerini sorgulamakta. Peki, 16 Eylül'de İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Antalya gibi büyük iller başta olmak üzere cuma namazı saat kaçta kılınacak? İşte Diyanet'in belirlemiş olduğu takvime göre 16 Eylül cuma namazı vakitleri...

Haber Merkezi Yeni Şafak
Cuma namazı

Haftada bir gün camide cemaat ile kılınan cuma namazı farz ibadetler arasında yer almaktadır. Her hafta kılınan Cuma namazına katılacak olanlar, dini görevini eksiksiz yerine getirebilmek için il il cuma namazı saatlerine göre cuma namazına gidiyor. İşte 16 Eylül il il cuma namazı vakitleri

CUMA NAMAZI SAAT KAÇTA? (16 EYLÜL)

Diyanet İşleri Başkanlığı'nın "namazvakitleri.diyanet.gov.tr" internet sitesi üzerinden, 16 Eylül 2022 tarihli cuma namazı saatleri belli oldu. Bu hafta cuma namazı vakitleri şöyle olacak;

  • İSTANBUL:13:04
  • ANKARA:12:49
  • İZMİR:13:11
  • BURSA: 13:04
  • ANTALYA: 12:57
  • ADANA: 12:39

İL İL CUMA NAMAZI SAATLERİ İÇİN TIKLAYIN

CUMA NAMAZI KAÇ REKATTIR?

Cuma namazının farzı iki rekâttır. Bunun yanında farzdan önce dört rekât, farzdan sonra dört rekât olmak üzere sekiz rekât da sünneti vardır (Kâsânî, Bedâî’, I, 269).

İmam Ebû Yusuf’a ve İmam Muhammed’e göre ise farzdan sonra kılınacak sünnet bir selamla dört ve bir selamla iki rekât olmak üzere toplam altı rekâttır. Bu görüşün Hz. Ali’den rivayet edildiği nakledilmektedir (Kâsânî, Bedâî’, I, 285).

16 EYLÜL CUMA HUTBESİ KONUSU NEDİR?

16 Eylül 2022 tarihli Cuma Hutbesi'nin konusu ve metni Diyanet İşleri Başkanlığı'nın resmi internet sitesinden yayınlandı. "Takva, Haya ve Tesettür " konulu Cuma Hutbesi'nde bu hafta takvanın ve tesettürün önemi Müslümanlara anlatılacak. Peygamber Efendimiz'in (s.a.s) buyruklarının da yer verildiği hutbede hayânın İslam ahlâkının özü olduğu belirtildi.

TAKVA, HAYÂ VE TESETTÜR

Muhterem Müslümanlar!

Allah Teâlâ, Kur’an-ı Kerim’de bizlere şöyle seslenir: “Ey Âdemoğulları! Size mahrem yerlerinizi örtecek giysi, süsleneceğiniz elbise indirdik.”

Bu ayet-i kerime, giyinme ihtiyacımızı karşılayan nimetleri bize Cenâb-ı Hakk’ın ihsan ettiğini ve O’na şükretmenin boynumuzun borcu olduğunu bildirir. Aynı zamanda giyinmenin bir güzellik ve zarafet gereği olduğuna işaret eder. Ayetin devamında ise şöyle buyrulur: “Takva elbisesi var ya, işte o daha hayırlıdır. Bunlar Allah’ın ayetlerindendir. Umulur ki düşünüp öğüt alırlar.”

Aziz Müminler!

Takva elbisesi; imandır, edeptir. Takva elbisesi, bedeni örten giysilerin nasıl bir anlam taşıdığını idrak etmektir. Takva elbisesi, örtünmenin hakiki gayesini keşfetmektir. Takva elbisesi, bedenine zarar verecek ve ruhunu incitecek her türlü hatadan uzak kalarak erdemli yaşama bilincidir. Örtünme Allah’ın bir ayeti olduğuna göre, bizim onun hikmetini düşünmemiz ve Rabbimizden öğüt almamız gerekir.

Rabbimiz, insanı eşsiz bir yapıda yaratmıştır. Fıtrat dediğimiz bu yapı, iyi, güzel ve faydalı olana yönelmeye hazırdır. Bedenin mahrem ve dokunulmaz olduğu, giyinmenin doğru ve güzel olduğu, doğuştan gelen fıtri bir kabuldür. İlk insan Hz. Âdem ve eşinin cennetteki hali bunun en büyük ispatıdır. Onlar, Allah’ın emrini unutup kendilerine yasaklanan ağaçtan yediklerinde edep yerleri açılmış, mahcubiyet ve telaş içinde cennet yapraklarıyla örtünmeye çalışmışlardı. Bu utancın sebebi ise, onların fıtratında bulunan hayâ duygusuydu.

Kıymetli Müslümanlar!

Hayâ, insanın çirkin bir şey yapmaktan çekinmesi, günah işlemekten utanmasıdır. Hayâ, İslam ahlâkının özüdür; hayâ ilk peygamberlik öğretilerinden beri insanlığa seslenen ahlâkî bir davettir. İslam’da örtünmenin en büyük hikmetlerinden biri, hem kullara hem de Allah’a karşı hayânın gereği olmasıdır. Bu yüzden Peygamber Efendimiz (s.a.s), “Allah halîmdir, hayâ sahibidir, kusurları örtendir. Hayâyı ve örtünmeyi sever.” buyurmuştur. Çünkü hayâ, Allah’ın her an bizimle olduğunu bilmek, O’nun karşısında mahcup olacağımız şeyler yapmamaktır. O halde, örtünmenin ilahi bir anlamı ve değeri vardır. Örtünme, insanın daima kendisini gören, işiten ve koruyan ilâhî kudreti unutmamasıdır. Örtünme, Allah’ın sevdiği, istediği, emrettiği bir davranış olduğu için değerlidir. Tesettür küçümsenemez, itibarsız bir tercih gibi gösterilemez. Çünkü tesettür Allah’ın rızasını kazanmanın bir vesilesidir.

Değerli Müminler!

Tesettür, Allah ve Resûlü’nün gösterdiği istikamette yaşamaya dair kararlılığın dışa yansımasıdır. Tesettür deyince, kadını ve erkeği ilgilendiren ortak bir kavramdan, yüce bir erdemden söz ediyoruz. Örtünmenin sadece kadını ilgilendirdiğini ve başörtüsünden ibaret olduğunu zannetmek ciddi bir yanılgıdır. Zira örtünme, insanla ilgili bir ilkedir ve sınırlara saygının ifadesidir. Elbette kadın ve erkeğin tesettür sınırlarında İslam’ın belirlediği farklılıklar vardır. Ancak unutmayalım ki, kadın ya da erkek her mümin, hayâ bilinciyle örtünür ve bu saygınlıkla toplum içinde değer kazanır. Zira İslam’a göre insan, sureti ve imajıyla değil, ruhu ve şuuruyla kıymetlidir. Güzelliği haram çizgisinin ötesinde değil, helal dairesinde aramalıdır.

Aziz Müslümanlar!

Kur’an-ı Kerim’de, “Mümin erkeklere söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar ve iffetlerini korusunlar. Bu onlar için daha nezih bir davranıştır. Allah onların bütün yaptıklarından haberdardır.” buyrulur. Bir sonraki ayette ise “Mümin kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar ve iffetlerini korusunlar. Kendiliğinden görünenler dışında ziynetlerini göstermesinler. Başörtülerini yakalarının üzerinden bağlasınlar.” buyrulmaktadır. Bu iki emrin peş peşe gelmesi, hayânın ve örtünmenin hem erkek hem de kadından beklendiğini gösterir. Her Müslüman kendi izzetini korumakla olduğu kadar, diğer insanların mahremiyetine saygı duymakla da yükümlüdür. Ne mutlu hür iradesiyle hayâ, hicap ve edeple yaşamayı seçenlere! Ne mutlu kulluk bilinciyle yaşayıp dünyada da ahirette de kazançlı çıkanlara!

Hutbemin sonunda Azerbaycan-Ermenistan sınırında vatanını müdafaa ederken şehit olan Azerbaycan ordusunun kahraman askerlerine Cenâb-ı Hak’tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyorum. Dost ve kardeş ülke Azerbaycan halkının başı sağ olsun.

ÖZGÜN
Hutbede Hz. Peygamberin (s.a.s.) adı geçtiğinde salavat getirilebilir mi; yapılan duaya amin denilebilir mi?