İslam ahlakını sporda da kuşanalım: Spor tanışma ve dostluktur

İslam, beden eğitimi ve sağlığı konusunda önemli bir yeri olan sporun hükümlerini de belirlemiş. Spor kavga ve savaş demek değil, kardeşlik, sevgi, saygı, tanışma ve dostluk demektir.

Zeynep Betül Erhun Yeni Şafak
Arşiv

  • İslâm, insanın hem ruh hem de beden sağlığını önemseyen, dolayısıyla ruh ve beden eğitimine değer veren, bu konuda birçok hüküm belirleyen bir din. Beden eğitimi ve sağlığı konusunda önemli bir yeri olan sporun hükümleri de İslam tarafından belirlenmiş. Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi’nden Prof. Dr. Mehmet Salih Geçit Hoca, İslam’ın spora verdiği önemi ve çizdiği sınırları anlattı.

- İslam dininin spora yaklaşımı nasıldır? Kur’an ve sünnette Müslümanları spora teşvik eden örnekler var mı?

İslâm dini, insanın hem ruh hem de beden sağlığını önemseyen, dolayısıyla ruh ve beden eğitimine değer veren, bu konuda birçok hüküm belirleyen bir dindir. Buna göre insanın ruh eğitimi ve sağlığı önemli olduğu gibi, beden sağlığı ve beden eğitimi de oldukça önemlidir. Ruh eğitimi için nasıl ki tasavvuf ve nefis tezkiyesi adı verilen özel bir alan varsa, beden eğitimi konusunda da İslam dininin insanlığa sunduğu birtakım hükümler ve programlar vardır. Beden eğitimi konusunda İslâmî kaynaklarda geçen malumat üzerinde bir araştırma yapıldığında İslâm dini açısından sporun son derece önemli olduğu görülecektir.

AHLAKİ İLKELER BELİRLENMİŞ

  • Ayrıca İslâm’ın sporun yanına ahlakî ilkeleri de ekleyerek muazzam bir spor ahlakını ön gördüğü de anlaşılacaktır. Bu açıdan bakıldığında İslâm’ın temel iki kaynağı olan Kur’an ve Sünnet, Müslümanları spora çeşitli sebeplerle teşvik etmiştir. Bu sebepler arasında Müslümanların ibadetlerine ve diğer görevlerine kuvvetli bir istekle sarılmalarını sağlamak, onlara daha güçlü olma yollarını göstermek, beden sağlığını temin etmek, öte yandan Müslümanların İslam topraklarının savunmasına topyekûn hazırlıklı bulunmalarını teşvik etmek vb. sebepler sayılabilir. Bundan dolayı Müslümanlar, Asr-ı Saadet’ten itibaren Hz. Peygamber (s.a.s)'in tavsiye ettiği sporlardan atıcılık, binicilik, güreş vs. sporlarla meşgul olmuşlardır.

ATICILIĞA ÖNEM VERİRDİ

- Peygamberimiz’in hayatından sporla ilgilendiğine dair örnekler verebilir misiniz?

Hz. Peygamber (s.a.s.)’in yaşadığı ve onun terbiyesinden geçen Sahabe-i Kirâm’ın bulunduğu örnek İslâm toplumunun spor ve beden eğitimi açısından durumuna bakıldığında genel olarak şöyle bir tablo ile karşılaşılmaktadır: Saadet Asrı’nın kendine has medenî disiplini içinde sporun belli başlı türlerini görmekteyiz. İşin güzel ve ilginç yanı, o zamanlarda var olan spor türlerinin hemen hepsi bugün de kısmen mahiyet değiştirmiş olarak veya aynen yaşamaktadır.

  • Hz. Peygamber döneminde de sahabe-i kiramdan bazıları cihat ibadetine katılım ehliyetini ispat etmek için bedensel yetilerinin güçlü olduğu ispat eden sporlar icra etmekte idi. Rasûlullah, atıcılığı, daha çocuk iken öğrenilip ölünceye kadar bırakılmaması gereken bir maharet olarak nitelendirmiş; insanın boş kaldıkça, canı sıkıldıkça, dinlenme ihtiyacı duydukça, vaktini değerlendirmek için sportif faaliyetlerle uğraşmasını uygun görmüştür.

KENDİSİ DE YARIŞTI

Rasûlüllah devrinde iki çeşit at yetiştirildiğini biliyoruz. Bunlardan biri koşu için diğeri başka amaçlarla beslenirdi. Bu arada deve eşek ve hatta insan yarışlarına da rastlanmaktadır. Bir gün Rasûlullah (s.a.s), Hz. Ebu Bekir ve Hz. Ömer ile binicilikte yarıştılar bu yarışta Peygamberimiz onları geçti. Hz. Ebu Bekir’in ikinci, Hz. Ömer’in de üçüncü olduğu bildirilmiştir. Asr-ı saadette erkeklerin koşu yarışı yaptıkları, sahabilerin Hz. Peygamber’in huzurunda kendi aralarında yarış düzenledikleri ve Hz. Ali’nin de çok hızlı koşan bir yarışçı olduğu bildirilmektedir. Hz. Peygamber, yüzmeyi çocukluğunda annesiyle gittiği Medine’de öğrenmişti. Müslümanlara bu sporu tavsiye ederek, bir babanın çocuğuna öğretmesi gerekenler arasında, yazı yazmanın ve atıcılığın yanında, yüzme de zikredilmiştir. Mekkeliler “kürre” denilen bir tür ayak topu oynarlardı. Rasûlüllah (s.a.v.)’ın bu oyunu yasaklamadığı haber verilmektedir.

SPOR KAVGA DEMEK DEĞİLDİR

- İslam’a göre bir sporcunun ahlakı nasıl olmalı?

İslâmî açıdan bakıldığında bir sporcunun genel ahlak kidelerine uygun hareket etmesi talep edildiği gibi, sporla ilgili olarak özel bir takım ahlaki kurallara riayet etmesi de beklenir. Örneğin arkadaşlarına zarar verecek, kin, nefret ve benzeri kalbi hastalıklara sebep olacak, toplum içinde zararlı rekabet duygularını aşılayacak, insanları kavga, gürültü, küskünlük gibi zararlı eylemlere götürecek, küfür, aşağılama, hakaret gibi söylemlere neden olacak şeylerden azami derece uzak durmak gerekmektedir. Aynı şekilde mütebessim, anlayışlı, fedakâr, vefakâr, dürüst, ahlaklı bit sporcu olmak İslamî ilkelerin ve İslam ahlakının bir gereğidir. Şu hususu unutmamak gerekir: Spor kavga ve savaş demek değil, kardeşlik, sevgi, saygı, tanışma ve dostluk demektir.

HAYAT
İlk İslam oyunlarını biz düzenlemiştik