ABD'den yolcu uçaklarına uyarı
Dünya
ABD'den yolcu uçaklarına uyarı

ABD'de Federal Havacılık İdaresi, İran ile yaşanan askeri gerilim nedeniyle Basra Körfezi ve Umman Körfezi üzerinde seyahat eden yolcu uçaklarının "yanlış tanımlanma" riskiyle karşı karşıya olduğu uyarısında bulundu.

AA
Gucci ideolojisi ya da soğana övgü
Gucci ideolojisi ya da soğana övgü

Önce, TVNET’te Yusuf Genç ile yaptığımız Adres Defteri’ne konuk olan kıymetli ilim adamı Lütfi Sunar’ın bir tespitine kulak verelim. Değişim sosyolojisi ve tabakalaşma konularında Türkiye’nin en yetkin isimlerinden biri olan Lütfi Hoca dedi ki, “Belli bir zenginliğin üzerine çıktığınızda orada ideoloji, düşünsel yönelim, politik görüş falan kalmıyor. Herkes Gucci’de buluşup hayatına devam ediyor. Eşarp ya da çanta alma tercihi tabii ki bir ideolojik tercih değil. Gucci ideolojinin kendisi…”

Video: Gucci ideolojisi ya da soğana övgü


Bu, burada bir dursun.

Tanzim satış noktaları açıldığında şunu yazdığımı hatırlıyorum: “Yöntemin doğruluğu-yanlışlığı elbette konuşulabilir ancak bir babanın daha ucuza sebze-meyve alması benim açımdan sadece sevinç kaynağıdır.”

Soğanın 8 lira olması ile 4 lira olması arasındaki fark dünyanın bütün ideolojilerindeki farklardan daha keskin, dünyanın bütün politik yönelimlerindeki farklardan daha sert bir farktır. Bunu, “Gucci ideolojisi”ne anlatamazsınız.

İnstagram ünlüsü bir kız var. Adı Sena Sever. Aslında yeni nesil bir meslek malum instagram ünlüsü olmak. Sena’nın işi de anladığım kadarıyla şu: Bazı markalar, bazı modacılar Sena’ya bir miktar para veriyor, Sena da “tesettür modası” diyebileceğimiz ürünleri instagram hesabında “aman da ne güzel şeyler bunlar” diyerek teşhir ediyor. Bütün numarası bu… Mankenle reklam kişisi arası biri yani… Bu tip 700-800 bin takipçiye sahip instagram ünlülerinin “bir kombin post etme” için aldığı bedelin 30 bin liraları bulduğu söyleniyor fakat bilemem tabii. Kimsenin kazancı beni alakadar etmez çünkü.

Fakat bildiğim şudur. İnstagram ünlümüz Sena, Cumhur İttifakı %53 oy almasına rağmen Ankara, Antalya gibi illeri kaybedince çok kızmış anlaşılan ve şunu yazmış: “İki kilo soğanı alamıyorsunuz diye vatan millet sattınız. İki kilo soğanı artık rüyanızda görürsünüz.”

Eskiler, böyle dangozluklar gördüklerinde “Hoppala yavrum yaz geldi, çarşıya kiraz geldi” derlermiş. Bu örnekte “çarşıya gelen kiraz” şudur: Sena, son derece küstah, son derece şımarık bir şekilde soğanın nasıl devasa bir mesele olduğunu ıskalamıştır. Tabii asıl ıskaladığı şeyin ne olduğunu ise asla anlamayacaktır, o yüzden ben söyleyeyim: “Sena, sen gönderi başına bilmem kaç liralar alıp bir gelir eşitsizliğine sebebiyet verdiğin için, evine ekmek götürme derdiyle gece gündüz çalışan milletin derdi soğan olmuştur. Vatan millet satmakla itham ettiğin insanlar, kahraman olarak gördükleri Recep Tayyip Erdoğan için, üstelik pastadan senin aldığın payı hiç almadan, o payı talep etmeyi akıllarına bile getirmeden ölüme yürüme cesareti göstermişlerdir. Sen yeni kombininin en güzel nasıl görüneceğini hesaplarken onlar basma etekleri ve dizleri eprimiş pantolonlarıyla ‘Ya istiklal ya ölüm’ demişlerdir.”

Hadi buradan bir başka örneğe geçeyim. Bu kez bir televizyon sunucusundan, İkbal Gürpınar’dan gelsin: “Herkes kendi kutsalına değer verir! Kimi patates soğan için kimi de ezan ve vatan için yaşar.”

Ne denir bilmem ki? Kurduğu üstenci dil bir yana soğan ile ezan arasındaki sıkı bağı bilmemek İkbal Hanım için affedilemez bir hatadır.

Ne demek soğan ile ezan arasındaki sıkı bağ? Şudur: Biz Türkler için soğan varsa sorun yoktur. Üzerine yumrukla vurup parçalarız, yanımızdakiyle bölüşürüz, ekmeğin arasına koyup yeriz.

Yahya Kemal’in “Türkler Viyana kapılarına nasıl gitti?” sorusuna verdiği “Bulgur pilavı yiyip Mesnevi okuyarak” cevabındaki inceliği nasıl anlatsam İkbal Hanım’a bilemedim ki.

Bu cevaptaki “Mesnevi”, bize savunmamız gereken temel meseleyi işaret eden bir semboldür. Türklerin temel oryantasyonuna işaret eder. “Bulgur pilavı” ise bir başka semboldür. “Tebaanın yiyimliğini eksik etmeyesüz” diyen akla işaret eder.

Böylece denebilir ki “ezanın göğümüzden inmemesi için” bize gereken iki şey vardır: Soğan ve bilinç.

Soğanı ezandan ayrı düşünmek yapılabilecek en büyük yanlıştır. Gelir dağılımındaki eşitlik, toplumsal adaletin tesisi, sınıflar arasındaki geçişkenliğin temini gibi meselelerin tam kalbinde “soğanın kaç lira olacağı” sorusu vardır.

İkbal hanım ve benzerleri için daha da anlaşılır kılmaya çalışayım meseleyi: Asıl ve en büyük meselemiz “izzetimizle, şerefimizle ezanlı bir gökte yaşamak”tır. Bu da ancak “adil bir toplumsal yapı” ile garanti altına alınabilir. Gucci’nin ilkbahar koleksiyonu ile değil.

Görülüyor ki AK Parti’nin imkânlarıyla semirip Gucci ideolojisinin birer ferdine dönüşenler “Erdoğan’ı savunuyoruz” adı altında ona verilebilecek en büyük zararı verme yarışındadırlar.

Türk Telekom uyardı: Eğer bu numaradan aranırsanız inanmayın
Ekonomi
Türk Telekom uyardı: Eğer bu numaradan aranırsanız inanmayın
Türk Telekom tarafından, şirketin adı kullanılarak, müşteri ilişkilerine ait olmayan "902128240514" numaralı hattan abonelerin arandığı, taahhütleri hakkında gerçeği yansıtmayan bilgi verildiği ve teklif sunulduğunun tespit edildiği ve vatandaşların buna itibar etmemesi gerektiği belirtildi.
AA
İmkân ve zaaf
İmkân ve zaaf

Şundan artık eminim: Sistematik düşünebilen birinci sınıf bir ilim adamıyla herhangi bir temas kesinlikle ufuk açıcı sonuçlar doğuruyor insan zihninde.

Video: İmkân ve zaaf

İzleyenleriniz olmuştur. Yusuf Genç ile birlikte hazırlayıp sunduğumuz Adres Defteri’nde bu hafta bu tanıma tam oturan bir ilim adamını, İbrahim Halil Üçer’i konuk ettik. Üçer, genç yaşına rağmen birikimi karşısında önünüzü iliklemeniz gereken bir âlim.

Hocanın editörlüğünü yaptığı İslam Düşünce Atlası, büyük bir kültür olayı olarak girdi hayatımıza. Hani bazı kitaplar vardır, yazıldıktan sonra artık o yazılmamış gibi davranamayız, onu hesaba katmadan o alanda kalem oynatamayız. Atlas, tam da öyle bir kitap… Atlas’a bir dördüncü cilt ekleneceği ve bir başka kıymetli âlim olan Ömer Türker hocanın öncülüğünde bu eserin tamamlayıcısı olarak gördüğüm “İslam Nazariyatları Atlası”nın da yayına hazırlandığı haberini mutlulukla paylaşayım.

Gelelim meselemize. Üçer ve arkadaşları, İslam düşüncesini dönemlere ayırarak takip etmemizi öneriyor bize. Klasik dönem, yenilenme dönemi, muhasebe dönemi ve arayışlar dönemi olarak dört döneme ayırıyorlar İslam düşüncesini.

Üçer, arayışlar döneminin ikinci diliminin, yani 20. yüzyılın tamamının Müslümanlar açışından bir çeşit iktidar arayışıyla, bir çeşit “emr isteği” ile geçtiğini anlattı yayında.

Çerçeveyi şöyle çizelim: 20. yüzyılın başında dörtte üçü fiilen emperyalist güçler tarafından işgal altında olan İslam coğrafyası, çıkışı “yeniden iktidar olmak için mücadele” konseptinde gördü. Kendi ülkelerindeki seküler, jakoben, batıcı, aydınlanmacı iktidarları devirerek “emri ele geçirmek” bir çeşit kızıl elmaya dönüştü İslami hareketler için. Türkiye’deki adının Milli Görüş, Mısır ve Biladü’ş-Şam’daki adının İhvan, Pakistan coğrafyasındaki adının Cemaat-i İslami olması sadece küçük farklılıklar doğurdu aslında. Bu hareketlerin temel hedefi ülkelerindeki mevcut batıcı-dayatmacı iktidarları legal yollarla devirerek, yerine İslami-özgürlükçü iktidarlar getirmekti.

Üçer hocaya kulak verelim: “Emr isteğinin yani iktidar mücadelesinin heyecanlı, insanın kanını kaynatan, samimi, dayanışmacı ve sloganik bir hüviyeti vardır ister istemez. Dolayısıyla arayışlar döneminin ikinci dilimi yani bütün bir 20. yüzyıl bu çerçevede ilerledi. ‘Politik alan’ bütün gündemimizi bile isteye ya da istemeksizin teslim aldı ve vaziyetimiz de ona göre şekillendi.”

Bir şekilde ülkelerindeki iktidarı ele geçiren İslami hareketlerin serencamına baktığımızda da ilginç sonuçlarla karşılaşıyoruz. Tunus’ta Nahda’nın, Mısır’da İhvan’ın başına gelenler/getirilenler malum. 28 Şubat’ta Milli Görüş’e reva görülenler de öyle. İran İslam Devrimi ise gerçekleşmesinden kısa süre sonra “sadece mezhep/ırk temelli bir emperyalist hareketlenmeye” dönüştü ki uzun uzun konuşulması ve hesaplaşılması gereken ibretlik bir meseledir.

Türkiye özelinde konuşmamız gerekirse Türkiye’deki İslami hareketlerin bir “emr beklentisi” kalmadı doğal olarak. Zira “içerisinde İslami hareketleri de eriten geniş tabanlı bir toplumsal koalisyon” olarak tanımlayabileceğimiz AK Parti bu beklentiyi o ya da bu oranda karşılamış oldu.

Meselenin ek yeri şurası. Üçer diyor ki “her emr, içerisinde çok çeşitli imkânlar ve çok çeşitli zaaflar barındırır. İslam düşüncesinin arayışlar döneminin sonuna geldiğini görmek lazım. Şimdi önümüzde iki dönem açılabilir. Ya ‘yeni teklifler dönemi’ olarak isimlendirilir bundan sonraki süreç ya da ‘tükeniş dönemi’ olarak. Politik alanla ilgimizi ne kadar ehlileştirebilirsek ‘yeni teklifler dönemi’ne o denli yaklaşmış, yakınlaşmış olacağız. İçimizden bazılarının ‘güncel politika’ ile ilgilendiği ama çoğumuzun kalıcı ve değişken olanı tespitle bambaşka şarkıların peşine düştüğü bir dönemi inşa etmek mümkün.”

Emrin zaaflarıyla didişmek yahut doğrudan emrin bir parçası olmak için çabalamak yerine emrin açtığı imkân koridorunu kullanarak dünyaya yepyeni tekliflerle gelmek. Yani kolları sıvamak… Bunun için geç kalmış sayılmayız ama erken olduğu da söylenemez doğrusu. O yüzden besmeleyi son derece halis bir niyetle çekmek lazım. “Adaletli şahitler” olarak yeni şeyler söylememiz lazım insanlığa.

Başarabilir miyiz? Evet ve elbette. Yeter ki kaderin gayrete âşık olduğunu akıldan çıkarmayalım.

Seçimler için adres bildiriminde son gün
Gündem
Seçimler için adres bildiriminde son gün
YSK'nın listesinde adı bulunmayanlar adres bildirimi yapabilmesi için bugün son gün. Adres kaydını yaptırmayan 323 bin seçmen saat 17.00'ye kadar en yakın nüfus müdürlüğüne gitmezler ise seçimlerde oy kullanamayacaklar.
Yeni Şafak
Adres sordukları 2 kişiyi 'bilmiyorum' deyince vurdular
Gündem
Adres sordukları 2 kişiyi 'bilmiyorum' deyince vurdular
Konya’da sokakta yürüyen 2 şahsı yarım saat arayla vurarak yaralayan araçtaki 3 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı. Şüphelilerin sordukları adresi bilmedikleri için 2 kişiyi vurdukları ortaya çıktı.
IHA
Ivanka Trump Hillary Clinton'ın yaptığını yapmış
Dünya
Ivanka Trump Hillary Clinton'ın yaptığını yapmış
ABD Başkanı Donald Trump'ın kızı Ivanka Trump'ın geçen yıl kişisel elektronik posta adresinden devlet işleriyle ilgili yüzlerce e-posta gönderdiği iddia edildi. ABD Başkanı Trump, 2016 başkanlık seçimlerinde rakibi Hillary Clinton'ın dışişleri bakanlığı görevi sırasında devlet işleriyle ilgili resmi elektronik posta adresi yerine kişisel adresini kullanmasını sert bir dille eleştirmişti.
AA
Marka tescilinde tarihi rekor kırıldı
Ekonomi
Marka tescilinde tarihi rekor kırıldı
Türkiye’nin 2017 yılında 81 ilinde yapılan yerli marka başvuruları açıklandı. 2016 yılında 94 bin 575 olan marka tescil başvuru sayısı 2017 yılında 106 bin 99’a yükseldi.
IHA

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.