Silivri'de sokak ortasında intikam cinayeti: Kurşun yağmuruna tuttu
Gündem
Silivri'de sokak ortasında intikam cinayeti: Kurşun yağmuruna tuttu
İstanbul Silivri'de işadamı Alpay D, 2018 yılında eniştesi Maksut G'nin öldürüldüğü olayda azmettirici olduğu gerekçesiyle yargılanan ve beraat eden Yıldırım Bakır'ı kurşuna dizdi. Vücuduna 22 kurşun isabet eden Bakır olay yerinde hayatını kaybederken, şüpheli Alpay D. jandarmaya giderek teslim oldu.
DHA
Vergi ödemesine özel VLimit
Ekonomi
Vergi ödemesine özel VLimit
VakıfBank, vergi ödemelerine özel VLimit’i kullanıma sundu. VakıfBank Genel Müdür Yardımcısı Lütfü Çelebi, çözüm olarak geliştirdikleri VLimit’in sektöre büyük bir yenilik getirdiğini ifade etti.
Yeni Şafak
Saffet Sancaklı: Alpay beni sakatlamasa Kocaelispor şampiyon olacaktı
Spor
Saffet Sancaklı: Alpay beni sakatlamasa Kocaelispor şampiyon olacaktı
Eski milli futbolcu ve şuanda MHP Milletvekili Saffet Sancaklı, çok özel açıklamalarda bulundu. Sancaklı verdiği özel röportajda 1992-93 sezonunda Kocaelispor ile şampiyonluğa giderken Altay maçında yine eski milli futbolcu şuanda AK Parti Milletvekili Alpay Özalan'ın yaptığı müdahaleyle ayak bileği bağlarını koparttığını ve takımın şampiyon olamadığını söyledi.
AA
Nasip böyle bir şey...
Nasip böyle bir şey...

I-

Biraz sonra okuyacağınız satırları, bendeniz geçen hafta kaleme almıştım. Geçen hafta yayınlamadım. Beklettim. Çünkü son bölümde, folklor ile antropoloji arasındaki geçişkenlik üzerinden bir şeyler yazmak istiyordum. Zihnim bir türlü berraklaşamadı, hâl böyle olunca yazıyı beklettim. Pazartesi günü yazının başına tekrar oturdum. Bu defa yazacaktım. Öyle zannediyordum. Yazamadım. Sırasız gelen bir ölüm ile, kelimelerin birbirine mesafesi uçuruma dönüştü. Erken gidene yüreğim yandı, ama ikinci defa evlattan yetim kalan halama daha çok yandı. Babadan yetim halam, iki oğuldan da iki yıl ara ile yetim kaldı. Allah onları inşallah cennetinde buluştursun. Amin.

Velhasıl, bu da böyle bir yazı oldu, bağışlayınız...

II-

Zamanın ve dahi mekanın da bir nasibi vardır. O nasipten bize düşen pay vardır. Nereye gittiğinizden daha önemli olan şey, gittiğiniz yerde size kimin mihmandarlık edeceğidir.

Prof. Dr. Alpay Doğan Yıldız, mülteci hikâyeleri çalıştayı sonrasında bizi “Burayı görmeniz lazım” diyerek yaklaşık otuz kişinin yemek yiyebileceği şirin bir mekana götürdü: Hacivat Köftecisi. İçeri adım atınca duvarlardaki fotoğraflar ve o fotoğrafların içindeki aşina yüz, içimi doldurdu ve dahi dondurdu. Biraz önce otomobilde Ayşe Şasa’yı çok özlediğimi söylemiştim, burnumdan genzime yayılan derin bir sızı ile. Şimdi Ayşe Şasa, duvardan gençlik hali ile bana bakıyordu.

Hacivat Köftecisi’nin sahibi, Kemal Atan Gür. Babasından öğrendiği aşçılık ile gündüzleri yemek yapıyor, Cuma akşamları Karagöz- Hacivat oynatıyor, Cumartesi günleri de “ekmek arası tiyatro” sloganı ile Münir Özkul Oda Tiyatrosu olarak tiyatro oyunları sahneliyor.

Günlerden Perşembe olduğu için “Ah keşke Cuma günü burada olsa idik” dedim. Söz vücut bulur. “Keşke” diye ahlanmam, derhal yerini buldu ve Kemal Atan Gür mükrim bir ev sahibi olarak bize Karagöz-Hacivat gösterimi ikram etti. Önce kısa bir konuşma yaptı ve Karagöz ve Hacivat’ın çocuk oyunu olmadığının altını çizdi.

Tokatlılar Tokatlı olanın izini sürmeyi, sahiplenmeyi çok seviyor. Onların bu haline bakınca Afyonlu hemşerilerime kırgınlığım bir kat daha artıyor.

Kemal Atan Gür, Hacivat ile Karagöz efsanesine kısaca değinirken Hacı İvaz’ın aslen Tokatlı olduğunu söyledi.

Malumunuz, halk kahramanlarının trajik hikâyeleri, halkın dilinde efsane olarak yaşatılmaya devam ediyor. “Neden alimlerin, bilginlerin trajik sonları hikâye olarak dilden dile, gönülden gönüle aktarılmıyor?” sorusunun içimi yakan alazı ile tekrar karşılaştım Tokat’ta.

Ne demek istiyorum? Demek istediğimi burada anlatabilmem kabil değil. Sadece şu kadarını söyleyip geçeğim. Bendeniz Kitab-ı Bahriye adlı denizcilik kitabıyla bütün dünyada tanınmış olan Piri Reis’in, Kanuni Sultan Süleyman zamanında idam edildiğini öğrendiğimde otuzlu yaşlarımın sonundaydım ve bu bilgi bana çok ağır geldi. Ahir ömründe, 80 yaşında bir alimin idam edilmiş olduğu gerçeği ile kolayına yüzleşemedim.

III-

Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi öğretim görevlisi Dr. Muhammed Avşar, Tokat’ın yaşayan değerlerini folklor bilimi ile kuşatarak tarihin yazılışına katkı sunuyor. Muhammed Avşar, Karagöz ustası Kemal Atan Gür üzerine tez yazdırıyor. Her Cuma öğrencilerini kayıt için Münir Özkul Oda Tiyatrosu’nda görevlendiriyor.

Dr. Muhammet Avşar’ın kendi doktora tezi de çok ilginç. Aşık Eşref Tonbuloğlu üzerine bin sayfalık bir tez. Aşık Eşref’in yirmi binin üzerinde şiiri, yirmi bir bin manisi, binlerce aforizması, iki yüze yakın türküsü, on beş kaseti, iki plağı ve üç CD’si bulunuyor.

“Başındaki Yazmayı” ve “Harmandan Gel Harmandan” türküleri TRT repertuvarında kayıtlı. Kendisini günümüzün Karacaoğlan’ı olarak niteleyen Aşık Eşref’in Almanya ve Avusturya’da bir işçi olarak geçen hayatı da çok ilginç olmalı.

İnşallah, Tokat Valiliği, Eşref Tonbuloğlu üzerine yapılmış bu doktora tezini kitap olarak bastıracak.

Velhasıl, tarih hem bugünden geriye, hem bugünden ileriye doğru yazılan/yapılan çift taraflı bir yolculuk. İçinde yaşadığımız zamanın kaydını tutmak, hepimizin hanesinde kayıtlı bir borç.

Müslüman olan Della Miles Mevlana'yı anma etkinliğinde ilahi söyledi
Gündem
Müslüman olan Della Miles Mevlana'yı anma etkinliğinde ilahi söyledi
ABD'li dünyaca ünlü vokalist Della Miles, Konya'da düzenlenen Mevlana'nın 746'ncı Vuslat Yıl Dönümü anma törenine konuk sanatçı olarak katılıp, ilahi söyledi. Mevlana'nın 22'nci göbekten torunu Esin Çelebi de Miles'in anma törenine katılıp, ilahi okuması nedeniyle mutlu olduklarını söyledi.
DHA
İşini aşkla yapan  üniversite hocaları...
İşini aşkla yapan  üniversite hocaları...

Tokat Gazi Osman Paşa Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Edebiyat Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğretim üyesi Prof. Dr. Alpay Doğan Yıldız’ın hazırlamış olduğu Mülteci Çalıştayı için değerli yazar arkadaşlarım Yıldız Ramazanoğlu, Mukadder Gemici ile birlikte yazdığımız sığınmacı öyküleri üzerinden öğrencilerle buluştuk. Öğrenciler daha önce bizim öykülerimizi okudu o öyküler üzerinden soru sormak için hazırlandılar. Aktif bir dinleyiş ile konuşmaları adeta içerek dinleyen öğrenciler soru sorma bahsinde tutuk davrandı.

Felsefe kökenli olduğum için sorulara her zaman cevaplardan daha çok önem verdim. Sokrates geleneğinde soru fikrin ebesidir. Diyalog için soru şarttır. Diyaloğun bir ayağı soru diğer ayağı aktif dinlemedir. Gençler diyalog bahsinde birinci adımı itina ile geçtiler ikinci ayakta sabit bir şekilde hareketsiz kaldılar. Neden diye sormayacağım, nedeni üzerine yıllardır düşünüyorum. Onun için Alpay Hoca’nın minimal ölçekte çalıştay yapmasını çok anlamlı ve değerli buluyorum.

Hayatımıza akıllı telefonlar girdikten sonra daha küçük ölçekte, merkeze gençleri alan, onların kendilerini ifade etmelerini sağlayacak programlar yapmak, geliştirmek zorundayız. Bu, sabahtan akşama bir defada gerçekleştirebileceğimiz, yaptık oldu diyeceğimiz bir iş değil. Oldukça meşakkatli bir yol. O yolda yürümeyi göze alanlar bir araya gelerek emekten yemek yapmaya niyet etmek, niyeti tazelemek zorunda.

Kolay değil, çünkü aynı konuklar ve haftanın bir kaç günü aynı moderatörler eşliğinde gelişen “ekran kültürü” diyaloğun en önemli iki ayağını buduyor. Zaten üniversiteye gelen çocuklar test soruları ile yıllarca boğuştukları için farklı metinlere hep aynı sorular eşliğinde baktırılarak körleştirilmiş oluyorlar.

Benim açımdan en güzel soru Fen Lisesinde okuyan bir genç kıza ait. Bilim insanı olmak isteyen genç kız, yazar olmak için görmek ve bakmak arasındaki farkı fark etmek için ne yapmak gerektiğini sordu. Çalıştayın konusu Edebiyatın temsili olarak hayat ve mülteci hikâyeleri olduğu için gençleri en çok ilgilendiren, nasıl oluyor da herkesin zaten gördüğü bir “meseleyi” yazar, edebi metin haline getirebiliyor sorusuna verilen cevap. H. Lefebvre’nin “Gözlem ile tasvir arasındaki mesafe uzundur” önermesi benim kurtarıcımdır. Onun uzun dediği mesafe benim için göz ile görülenin akleden kalp ile idrak edilmesi anlamına geliyor.

Görme zor bir bahistir. Görme duygumuzu, görmeye bağlı olan basiret ve idrak duygumuzu kaybediyoruz yavaş yavaş. Görmek sadece kafa gözümüzle değil iç görü dediğimiz kalp gözümüzle birlikte mümkün oluyor. İç görü için insanın içindeki çapaklardan arınması şart. Ne ki içinde yaşadığımız çağ içimize bakmamızı, içimizi temizleyip arındırmamızı engelliyor. Kendinden başka herkesi görmeyi öğütleyen post-modern kültür, insanı kendisinden uzaklaştırıyor. Kadim bir soru olan “ben kimim” sorusu artık hiç yürürlükte değil. Bizim kim olduğumuz, başkalarının tanımlarında aşikar oluyor. Başkalarının tanımı bizi “bize” yabancılaştırıyor.

II-

Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi, Tıp Fakültesi ve Diş Hekimliği Fakültesi’nin haricinde bütün bölümlerin aynı kampüste topladığı küçük bir şehir adeta. Yaklaşık 25 bin öğrencinin yer aldığı kampus Rektör, Prof. Dr. Bünyamin Şahin’in gayretleri ile her geçen gün öğrenci dostu yaklaşımını arttırıyor. İşini aşkla yapan Rektör Şahin için 30 bin çocuğun ebeveyni olmayı göze almış dememiz gerekiyor. Prof. Dr. Alpay Doğan Yıldız, Kampüsün içindeki yenilikleri mutlulukla anlatıyor. Eski Tokat evlerinden esinlenilerek yapılmış otobüs durakları, Kampüsün değişik noktalarındaki mini kameriyeler bunlardan bir kaçı. Nitekim Kampüs içinde yer alan Konuk Evi’nin balkonundan, kameriyede kahvaltı yapan bir grup genç kızı seyrettim bir müddet. Sisli bir Tokat sabahında, kapalı mekanda değil de, son bahardan pay almak istercesine acık havada kahvaltı yapışları onlar için olduğu kadar, onları “gören” benim için de hoş bir hatıra oldu.

Kampüsten Sivas Nuri Demirağ havaalanı’ na gitmek için yola çıktığımızda Alpay Hoca, “Şehirlerarası otobüsler yolcularını bakın bu noktada indiriyor, Rektör Hocamız, otobüslerin Kampüsün içinden yolcu alması ve yolcu bırakması için uğraşıyor” dedi. Her öğrencinin hayat standardını yükseltmek için uğraşmak, aşk ile, şevk ile çalışmak ne mübarek bir iştir.

İşini aşkla yapmak isteyen üniversite hocalarının işi her geçen gün biraz daha zorlaşıyor. Mesuliyet sahibi üniversite hocaları, orta Öğretim hayatı boyunca test ile zihinleri, akıllı telefonlar ile idrakleri hasar görmüş öğrencilerine ilim aşkı, okuma zevki, yardımlaşma ruhu vermek için seferber olmuş durumdalar. Bize düşen onların yükünü gördüğümüzü söylemek, o yükün sağlıklı bir şekilde hafifletilmesi için çaba sarf etmek.

Karnındaki ağrının nedeni kitleymiş: Tamı tamına 20 kilogram
Hayat
Karnındaki ağrının nedeni kitleymiş: Tamı tamına 20 kilogram
İzmir'de kilo vermesine rağmen vücudu şişen ve karın ağrısı şikayetiyle hastaneye başvuran hastanın vücudundan 20 kilogramlık kitle çıkarıldı. Ameliyattan sonra nefes almasının ve konuşmasının değiştiğini söyleyen Tunç Demirel, "Artık tansiyon ve yüksek nabız problemim kalmadı. Bir kuş gibi hafifledim" derken ameliyatı gerçekleştiren Opr. Dr. Ahmet Er, "Bu kadar büyük kitleyi görünce tüm ameliyat ekibi şaşırdı. 85 santimetre uzunluğunda 40 santimetre yüksekliğindeki kitleyi 3 parça halinde çıkardık" dedi.
AA
Daha çok fuara ihtiyacımız var
Hayat
Daha çok fuara ihtiyacımız var
Bu yıl 19-22 Aralık tarihlerinde ikincisi yapılacak olan İstanbul Art Show Çağdaş Sanat Fuarı’nın Direktörü Yalın Alpay, Türkiye’nin çağdaş sanatta yakaladığı çıkışı yeniden geri kazanması için çok daha fazla çağdaş sanat fuarına ihtiyaç olduğunu dile getiriyor.
Yeni Şafak

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.