Beyanname verilme sürelerine düzenleme
Ekonomi
Beyanname verilme sürelerine düzenleme
Gelir İdaresi Başkanlığınca, 1 Nisan 2019'dan itibaren verilmesi gereken bazı vergi beyannamelerinin verilme sürelerinin son günü ödeme süresinin sonuna kadar uzatıldı.
AA
Ne konuşabiliriz? HİÇ!
Ne konuşabiliriz? HİÇ!

Şu sıralar konuşmaya değer mevzular konusunda bir sıkıntı çekiyor musunuz? Merak etmeyin yalnız değilsiniz. Ve üstelik bu sıkıntı yeni bir sıkıntı değil.

Tolstoy’un Anna Karenina adlı romanından bir sahne... Petersburg sosyetesi bir salonda toplanmış, nelere dair sohbet edeceklerini kestiremeyen bir konuşmanın bölük pörçük atmosferinde, bir kurtarıcı bekliyorlar, sohbeti açması için güzel konuşma ustası olarak bilinen elçiden yardım istiyorlar.

Video: Ne konuşabiliriz? HİÇ!


Elçi söze şöyle başlıyor: “Herhangi bir konu söyleyin. İş konuyu bulmakta. Konu hazır olduktan sonra onu işlemek kolaydır. Geçen yüzyılın ünlü laf ebeleri günümüzde yaşasalardı dinlemeye/dinletmeye değer bir şeyler bulmakta büyük güçlük çekerlerdi bence. Çok olmuştur böyle düşündüğüm. Akıllı uslu konuşmalar öylesine can sıkar ki…” (Anna Karenina,sh.169)

“Akıllı uslu konuşmalar öylesine can sıkar ki…”

Sosyal medya hesabımdan Üsküdar Kitap Fuarı için hangi konuda konuşabilirim diye sordum. Takipçilerim en iyi bildikleri ya da en dertli oldukları yerden konular önerdi: Nezaket ,vicdan ,BBC’nin baş açma gündemi , üniversite gençliğinin evlenememesi vs.

Bütün bu konuları ortak paydada bütünleyebileceğim tema Ölüm. Konuşmamın başlığını hayat memat meselesi olarak duyurdum.

Hayatımız ölümlü olduğumuzu unutuşumuz ya da aklımızda tutuşumuza göre anlam kazanıyor,değer kazanıyor,kıvamını buluyor.

Ölümlü olduğumuzu unutma hızımız arttıkça, hayatımızdaki anlamı yakalama kabiliyetimiz azalır.

Konuşmamın ölüm üzerine olacağını söyleyince benden kitaplar üzerine konuşma bekleyen beyefendi şöyle sitem etti: “Ben olsam öyle bir konu seçmezdim. Zaten cami imamları ölüm hakkında konuşuyor.”

Bu beyefendi muhtelemen pek çok kişinin hislerine tercüman. Çünkü insanlar hayattan bezmiş oldukları için eğlenceli konular ile yaşadıkları hayatın dışına çıkmak istiyor. Oysa hayatın anlamını aramadan hayattan zevk almamız mümkün değil.Hayatın anlamı, ölümlü olma şuurunu muhafaza etmemizde gizli. Dolayısıyla ara vermeksizin ölümü konuşmamız gerekiyor. Ölüm algımızın değişmesinden, ölümü kabullenemeyişimizden konuşmamız gerekiyor. Modernleşme sürecinde ölümün ve cenaze törenlerinin insanların ölümü kabul ya da reddetmeleri üzerindeki etkisinden konuşmamız gerekiyor.

Oysa ölümü sadece korku üzerinden konuşabiliyoruz. Yaşımız, cinsiyetimiz, sosyal sınıfımız,mizacımız , meşrebimiz farklı olsa da hepimiz ölüm korkusu paydasında eşitleniveriyoruz.

Ölüm, doğarken beraberimizde getirdiğimiz en büyük gerçeğimiz.Peki biz modernler, ölümden korkmak noktasında eskilerden daha mı zayıfız?

Mesela sahabenin ölüm korkusu var mıydı? Buyurun:

Emevi halifesi Süleyman b. Adülmelik (674-717), Mekke’ye giderken Medine’ye de uğradı. Burada birkaç gün kaldı. Yanındakilere ashaptan birini görmüş olan bir kimsenin bulunup bulunmadığını sordu. “Evet Ebu Hazım, ashab-ı kiram’a yetişmiştir” denildi. Bunun üzerine birini gönderip onu huzuruna çağırttı. Aralarında şu sohbet gerçekleşti.

-“Ey Ebu Hazım ölümü niye kötü görüyoruz?” dedi.

Ebu Hazım:

-“Çünkü ahiretinizi harap ediyor, dünyanızı mamur ediyorsunuz. Tabii olarak da mamur dünyanızı bırakıp harap ettiğiniz ahirete gitmek istemiyorsunuz.”

( Ruhul Beyan.1/ 344)

-II-

Dinler bize bir hikaye anlatır. Dinlerin anlattığı hikaye ile dünümüz, yarınımız, en çok da içinde yaşadığımız zaman/an bir anlam kazanır. Şimdiki zamanın anlamı bizi öte dünyaya hazırlamak üzerinden derinleşir. Bir başka değişle kadim dünya, dün doğduk yarın öleceğiz anlayışını, kişilerin zihnine yerleştirerek, şimdiki zamanı yarın için –ki yarın burada öte dünyadır- verimli kılar.

Öte dünya inancı, kişilerin bu dünyada kendilerini sınırlamalarına, şeytanın şerrinden uzak durmalarına yardımcı olur.

“Öte dünyanın ortadan yok oluşu insanın özgürlüğünü artırmıştır, ama aynı zamanda insanın anlamını azaltmıştır.”(Ölüm ve Felsefe, “Ölüm: Kuru Senaryo” sh.112)

Bizim, gündelik hayatın içinde, dindar ya da seküler zihniyete sahip oluşumuzu en iyi ifade eden şey “şimdiki zamanı” nasıl yaşadığımızdır. Şu içinde bulunduğumuz zamanı, neyin parçası olarak görüyoruz? Kesintisiz, “başarıya odaklı şimdiki zaman” içinde miyiz yoksa öbür dünyayı kazanmak için geçmemiz gereken sınavların mesuliyeti içinde mi buluyoruz kendimizi?

Bizi biz yapan, içinde bulunduğumuz şimdiki zamandır. Gündelik hayatımızdır. Sufiler ibn el vakt olmak derken, yani vaktin evladı olmak derken (ibn kelimesini evlat olarak tercüme ettiğimin farkındasınız elbet.) kast ettikleri, içinde bulunulan zamanı, ahiret bilinci içinde idrak etmektir.

Postmodern hayatın mihmandar cümlesi “anı yaşa” ile sufinin “ibn el vakt” olması arasında herhangi bir geçişkenlik ya da ortak nokta söz konusu değildir. İbn el vakt kavramı, tarım toplumunun, “insanlar ölümlüdür anlayışının toplumun bütün kesimleri tarafından benimsenip içselleştirilmiş ortak bilincine yaslanır.

Günümüzde “İnsanlar ölümlüdür” önermesi ortak bilince ait değil mi? Değil.

Günther Anders’den mülhem ölüm teması üzerinden çağları şöyle ayırmak mümkün diye düşünüyorum:

Tarım toplumu: İnsanlar ölümlüdür

Sanayi toplumu: İnsanlar toplu olarak bir anda öldürülebilir (atom bombası)

Dijital toplum: İnsanlık öldürülebilir

Velhasıl “insanlık öldürülebilir” korkusunu yaşatan haberlerin baskısın altında, “sohbet edecek bir damar” bulmamız pek mümkün görünmüyor.

Milyonlarca ev sahibine kritik uyarı: Bugün itibariyle başladı
Ekonomi
Milyonlarca ev sahibine kritik uyarı: Bugün itibariyle başladı
Milyonlarca ev sahibini yakından ilgilendiren kirada beyanname süreci bugün itibariyle başladı. 25 Mart'ta kadar devam edecek başvuru sürecinde konutta 4 bin 400 TL, iş yerinde ise 34 bin liranın altında geliri olanlar beyanname vermeyecek. Söz konusu oranların üzerinde kira geliri elde edip beyanname vermeyenlere ise ceza uygulanacak.
Yeni Şafak
Gelir vergisi beyanname verme süresi uzatıldı
Ekonomi
Gelir vergisi beyanname verme süresi uzatıldı
Basit usul gelir vergisi beyannamelerinin verilme süresi 28 Şubat'a kadar uzatıldı. Beyanname verme sürelerinin uzatılması ödeme süresini etkilemeyeceğinden, mükelleflerin beyan ettikleri vergileri kanuni süresinde ödemeleri gerekiyor.
AA
Türk Kızılayı Biga Şubesi gençlere emanet
Ekonomi
Türk Kızılayı Biga Şubesi gençlere emanet
Türk Kızılay Derneği Biga Şubesinde gerçekleştirilen Olağan Genel Kurul Toplantısı’nda yeni yönetim belirlendi. Yönetim kurulu üyelerinin genç isimlerden oluşması dikkat çekti.
Yeni Şafak
Poşette beyanname vermeyene 18 bin TL ceza
Ekonomi
Poşette beyanname vermeyene 18 bin TL ceza
Ankara Serbest Muhasebeciler Mali Müşavirler Odası (ASMMMO) Başkanı Ali Şahin, 15 Şubat'ta Çevre Bakanlığı'na poşetlerle ilgili beyanname verileceğini belirterek, beyanda bulunmayanlara 18 bin 43 lira ceza kesileceğini söyledi.
DHA
İlhan Omar: ABD Venezuela muhalefetini gaza getirmemeli
Dünya
İlhan Omar: ABD Venezuela muhalefetini gaza getirmemeli
ABD Temsilciler Meclisi Üyesi İlhan Omar: Venezuela’daki ABD destekli darbe, Venezuela halkının karşılaştıkları korkunç sorunlara çözüm değil. Temsilciler Meclisi Üyesi Ro Khanna: ABD, Venezuela gibi kutuplaşmış ve çatışma içindeki bir ülkenin muhalefet liderini gaza getirmemeli.
AA
Suriyeliler için eğitim atölyesi
Ekonomi
Suriyeliler için eğitim atölyesi
Damsco Group, Kızılay iş birliği ile Hatay ve Suriye’nin İdlib kentindeki sığınmacılara yardımda bulundu. Damsco Group Yönetim Kurulu Başkanı Mohannad Al Masre; Türk Kızılayı ile iş birliği yaparak gençlerden oluşan insan kaynağının gelişimi için farklı meslek atölyeleri kuracaklarını söyledi.
Yeni Şafak

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.