Ramazan özel sayfa
  • İFTARA KALAN SÜRE 00:00:00
Kadın girişimciler mağazayı mantar tarlasına çevirdi
Hayat
Kadın girişimciler mağazayı mantar tarlasına çevirdi
Osmaniye'nin Kadirli ilçesinde yaşayan iki kadın arkadaş borç parayla kiraladıkları mağazada üretimini yaptıkları istiridye mantar işinde ayda 1 buçuk ton mantar üretiyor.
IHA
Turistleri istismar eden dilenci yakalanınca arkadaşını ele verdi
Gündem
Turistleri istismar eden dilenci yakalanınca arkadaşını ele verdi
İstanbul Taksim Meydanı'nda turistlerden ısrar ve duygu sömürüsüyle para talebinde bulunan kadın zabıta ekipleri tarafından yakalandı. Ekiplerden kaçamayacağını anlayan kadının benzer yöntemle dilencilik yapan bir başka arkadaşını da ihbar etmesi pes dedirtti.
IHA
Nepotiksin
Gündem
Nepotiksin
CHP’de ‘akrabalık kontenjanı’na parti içinden tepkiler dinmek bilmiyor. Parti yönetimine isyan bayrağı çeken isimler kervanına eski milletvekili Barış Yarkadaş da katıldı. 24 Haziran 2018 genel seçimlerinde Kılıçdaroğlu’nun milletvekili listesine almadığı eski İstanbul vekili Yarkadaş, sosyal medya hesabında Kılıçdaroğlu ve yönetiminin politikalarını eleştirdi.
Yeni Şafak
Dostum, dostum, dostum
Dostum, dostum, dostum

Doğrudur inanç, tekeden süt çıkartır ama aklınızı kullanır, hangi değişimin ne gibi sonuçlar doğuracağına kafa yorarsanız. Yoksa var olan teke de elden çıkar gider haberiniz dahi olmaz. Başınızı duvarlara vursanız da çare yoktur, iş işten geçmiştir. Mesela modernleşeceğiz diye bunca gayret gösterir, insanımızı büyük şehirlere doldurur ama neler olacağını hesap edip ona göre önlem almazsanız, önce siz, sonra evlatlarınız öyle bir değişirsiniz ki, “muhafazakârlık” adına koymaya çalıştığınız onca direnç hiçbir işe yaramaz, mücadele ettiklerinizle her bakımdan aynı olur çıkarsınız, ruhunuz dahi duymaz. Mesela son yirmi yılda insan ilişkilerinde, toplumsal cinsiyet planında olup biten değişiklikleri, erkeklik algısının tamamen farklılaştığını, eski arkadaşlık ve dostluk anlayışından eser dahi kalmadığını görmez, görmek istemezsiniz. Görenler yazmaya çalışırlar ama ne çare kendileri yazar, kendileri okurlar, onları dinleyen olmaz.

Video: Dostum, dostum, dostum


Modernlik tüm geleneksel kavramlar ve bağlar gibi yakın arkadaşlıkları da tarumar etti. Her şey gibi ilişkileri de araçsal akla bağladı. Haz ve çıkarın her şey olduğu dünyada, erdemlerde benzerliğe dayalı, karşılıksız, hakiki dostluğa pek yer kalmadı. Modern zamanlarda arkadaş sayısında ve derinliğinde bir azalma olduğunu, eski dostlukların yerinde yeller estiğini araştırmalar gösteriyor. Haydi, tamam, modern batıda böyle ama bize ne oluyor? Dostluğu, erdemli olmayı her şeyin üstünde tutan geleneksel yaşam tarzımızın mirası nereye gitti? Hırs, çıkar, mevki-makam, istikbal hesapları uğruna birbirinin kuyusunu kazan; ondan bir adım önde olabilmek için, birlikte yol yürüdüğü, “arkadaşım”, “dostum” dediği kimseye her türlü kötülüğü yapabilecek tıynetteki insan tipi ne vakit bu kadar çoğaldı? Arkadaşlığa, dostluğa geleneksel bakışımızı, buna rağmen bu alanda hayatlarımızda olup biten olumsuzlukları bu köşede hep yazdık, bir kez daha yazalım.

“Her şey gönülde cereyan ediyor. İnsanları cima değil gönül döllüyor. Gönül çocukları onun için ayrı oluyor. Tasavvufta, yol evlâdı olmak, bel evlâdı olmaktan onun için mukaddemdir… Peygamber-i Ekber, ‘Önce selâm, sonra kelam’ buyuruyorlar, ‘Önce refîk, sonra tarîk’ buyuruyorlar”... Rahmetli Fethi Gemuhluoğlu üstadımıza bu cümleleri söyleten muhteşem bir dini kültürümüz var. Sağdıçlık, kirvelik, musahiplik, ahretlik gibi bizi birbirimize zimmetleyen geleneksel kurumların bulunduğu; sevginin, bağlılığın, güveninin insan ilişkisi için temel olduğu, insanların kendilerini başkasına emanet etmeyi daha çocukken öğrendiği bir yaşam kültüründen geliyoruz.

Farsça “dost” sözü dilimize geçip bizim haline gelmeden önce, “arkadaş” demişiz yakınlarımıza, Sırtını, gözünün göremediği, düşmanın yanaşacağı arkanı yaslayacağın manasında… “Arkadaş” dediğimiz kişiyi, aynı karnı paylaştığımız kardeşten (karındaş) bile yeğ tutmuşuz. Aynı yolu yürüdüğümüzde arkadaşlık makamı daha da kıymetlenmiş, yoldaşlığa yükselmiş. Yoldaşlığı yücelten yoldur lakin yoldaş olmadan yol, manasını tam bulamaz. Bu nedenle olsa gerek, yol evladı olmanın bel evladı olmaktan evla olduğu anlayışını çarçabuk benimsemişiz. Zaman içinde arkadaşlar arasında farklılıklar olduğunu gördükçe, gündelik dilde kelimeler arasında kendiliğinden bir hiyerarşi oluşmuş, “dost” kelimesi, bize kardeşimizden bile daha yakın olanlar için kullanılmaya başlanmış, “arkadaş” bir adım geriden gelmiş.

“Dost” ve “arkadaş” arasında pek ayrım yapılmayan batı kültüründen yazan Wilhelm Schmid “Arkadaşlıkta Saadete Dair” kitabında (İletişim Yayınları) Aristo’nun 2500 yıl önce yaptığı arkadaşlık türleri ayrımının bugün de hala geçerli olduğunu söylüyor. Arkadaşlığın bir türü, beraber eğlenmeye odaklanır, diğer türünde ise çıkar ve fayda esastır. Hakiki arkadaşlık ise bu ikisinden de çok farklı; tüm hesaplardan uzak, ruhların birbirine gerçekten dokunabilmesini amaçlıyor, benzer erdemlere sahip olmaya dayanıyor ve birçok saadete vesile oluyor. Bütün bunlar doğru ve bugün için de geçerli.

Schmid, ayrıca yakın arkadaşlığın aşka benzerliğini vurguluyor ve bu ikisini kıyaslıyor. İkisinde de çok güçlü bağlar var, ikisinde de duygusal yönlenmemiz belirleyici, akli tercihlerin kıymeti harbiyesi pek yok. Ama çoğu zaman arkadaşlık, aşka ağır basıyor. Katılıyorum. Bana öyle geliyor ki, dostluk da aşk gibi insan varoluşunun daha çocukluk da kökleşmiş temel koreografisinde sağlam bir yere sahip. Sanki rekabeti de öğrenmek zorunda kaldığımız aile ortamında kardeşlik hisleri kana kana yaşanamadığı için kalbimizde “ideal kardeşlik” için bir yer açılıyor ve hayatımızın içinde ruhları ruhumuza değen, ortak erdemler de buluştuğumuz az sayıdaki insanı o makama yerleştiriveriyoruz. Yeniden, üstelik bu kez idealleştirerek kardeşleşiyor, dost oluyoruz. Yani bünyemiz, varoluşumuz dostluğa müsait... Bunlar, güzel sözler ama biz tekrar gerçeklere gelelim. Çok şükür, toplumumuzun bağrında sessiz sedasız hala dostluklar, güzel arkadaşlıklar sürüyor. Ama gidişatımız, gidişat değil. Onu da bilelim ve başımızı iki elimizin arasına alıp düşünelim.

Unutulmaz şarkıların abisi: Barış Manço
Hayat
Unutulmaz şarkıların abisi: Barış Manço
Sayısız şarkısını bize miras bırakan usta sanatçı Barış Manço, 20 yıl önce bugün aramızdan ayrıldı. Arkadaşım Eşşek, Gülpembe, Dönence, Dağlar Dağlar, Kol Düğmeleri, Can Bendenden Çıkmayınca, Sarı Çizmeli Mehmet Ağa, Alla Beni Pulla Beni, Dönence gibi sayısız şarkılar ile gönülleri fetheden Manço'yu rahmet ve saygıyla anıyoruz.
Yeni Şafak
Herkesin hayatına kimse karışamaz!
Herkesin hayatına kimse karışamaz!

Barış Yarkadaş, şu meşhur 10yearschallenge şeysi kapsamında Lübnanlı bir porno oyuncusunun başı kapalı ve açık fotoğrafı kullanılarak servis edilen “özgürleştim diye linç edilmem değil mi?” kurgusal tweetini dolaşıma sokunca hiç şüphem kalmadı. Bu son zamanlarda BBC eliyle ve twitter marifetiyle yaygınlaştırılan “başımı açınca özgürleştim” kampanyası tam bir operasyondur.

Video: Herkesin hayatına kimse karışamaz!


Deyin ki bana “niçin Barış Yarkadaş dolaşıma sokunca inandın?” Ben de size “lise öğrencilerinin okuma gruplarından rejim krizi çıkarmaya çabalayan Barış Bey sanırım seviyor böyle işleri” diyerek kapatayım o bahsi.

Önce bir konuda anlaşalım. Tesettürün yani bedenin Allah’ın izin verdiği sınırlar dışında kalan bölümlerinin gösterilmemesinin Müslümanlara farz olduğuna inanıyorum. Kadın tesettürünün şekli konusunda ise yaygın ve “gelenekli” olana itibar ediyorum. Yani “bileklerden itibaren eller, yüz, bileklerden itibaren ayaklar dışında kalan beden bölümlerinin mahremi olmayanlara gösterilmemesi” olarak algılıyorum kadın tesettürünü.

Anlaştıysak devam edelim. Tesettürün, fakat daha da detayda başörtüsünün, “Müslüman ve özgür kadınların sembolü” olduğunu öğreniyoruz tarihten. İslam tarihinin hiçbir döneminde gayrimüslim, köle ya da cariye kadınların örtünmesi söz konusu değildi. Dolayısıyla başörtüsü bu yanıyla Müslüman ve özgür kadını Müslüman olmayan köle kadından ayırıyordu. Bugün elbette aynı normatif bakışla ilerlemiyor başörtüsü durumu.

“Başımı açınca özgürleştim” kampanyasının ise bu kadim durumla hiç ilgisi yok elbette. “Özgürleşme” kavramı daha çok “dini zorunlulukların insanda oluşturduğu manevi baskı ortamından kurtulup dilediğince sekülerleşme” olarak sunuluyor kampanyada. Dans etmek, şarap içmek ve benzeri unsurların bolca kullanıldığı bir kampanya dilinden söz ediyoruz zira.

Şuradan devam edelim. Ülkemizde yetişkin bir birey, başını örtmek-açmak konusunda bütünüyle ihtiyar sahibidir. İsterse açar, dilerse kapatır. İsterse önce açar, ardından kapatır. Dilerse önce kapatır, ardından açar. Üstelik isterse bu kararlarının her birini kamusal alanda çeşitli cümleler eşliğinde paylaşabilir. Dolayısıyla, pek ihtimal vermemekle birlikte, bu kampanyanın etkisiyle samimi olarak aldığı bir kararı toplumla paylaşma gereği duyan biri olduysa onlarla ilgili sorun sayım “sıfır”dır. Bana nedir. Açılsa da bana nedir, kapansa da bana nedir, bunu ilan etse de bana nedir, etmese de bana nedir.

Benim derdim, bu kampanyanın tuhaf ötesi dili ve önermeleri iledir.

“Kadın özgürleşmesi” kavramının bugün bütün sınırlarını modern/seküler dünyanın belirlediğini ayrıca konuşmaya lüzum yok elbette. 20. yüzyılın bütün bir feminist külliyatı, modern kadın hareketleri ve benzeri unsurlarla belirlenmiş bir alandan söz ediyoruz “kadın özgürleşmesi” derken.

Meseleyi biraz daha derinleştirerek devam etmek gerekirse aslında “özgürleşme” kavramının bizatihi kendisi hümanizm ve materyalizmin ilmek ilmek dokuduğu “kutsalsız hayat” fikrinin doğal bir sonucudur. “Baba otoritesini, aile otoritesini, toplumsal normları geçerek ilerlemek; finalde göksel/kutsal otoriteyi ve normları da reddederek özgürleşmek… Dahası da var. Böylesi bir “özgürleşme” tanımının dışında kalan bütün “özgürleşme” tanımlarını da reddetmek, ötekileştirmek ve boğmak.

Dağıtmayayım. Derdim şu: Bir kadına başörtüsünü çıkararak özgürleşebileceğini vaz’etmek sekülarizmin çektiği planlı bir numaradır. 2010’lu yıllar boyunca tüm dünyada bütün bir yayın dünyasının başat meselesinin “Müslüman kadınlar ve kadın hakları” olması da boşuna değildir, BBC’nin “açılınca güzelleştik” konulu dosyalar yapması da boşuna değildir, 10yearschallenge şeysi üzerinden “başını açıp şarap içen kız” kodlaması yapılması da boşuna değildir.

Dertleri Müslüman kadınlarla, Müslüman erkeklerle falan değildir. Dertleri topyekûn bir “tehdit algısı” olarak gördükleri İslam iledir.

Dolayısıyla 10yearschallenge ile “hadis usulü yalan söylemenin yöntemidir” cümlesinin kurulmasını yan yana okumadan doğru anlayamayız meseleyi. Ahundov’u imdada çağıran adamla Aliya’yı yıpratmaya çalışan adamın yapmaya çalıştıklarını yan yana düşünmezsek ıskalamış oluruz meseleyi.

Bugün, dünyaya “değişik bir şey” söyleme ihtimali olan yegâne topluluk -hepimiz bunun farkında değilmişiz gibi davransak da- Müslümanlardır ve küresel kapitalist düzen bundan nefret etmekte, bulabildiği her fırsatla ön almaya çalışmaktadır.

Küresel kapitalist dünyanın derdi de umuru da başörtüsü değildir. Kendi varlığının devamını “sekülerleşme, daha da sekülerleşme, pür sekülerleşme” olarak belirlemiş bu lanetli düzenin aklı tek bir şeye erer: “Herkes tamı tamına benim onlara kodladığım gibi düşünürse benim gemim asla batmaz.”

Barış Yarkadaş’ın, BBC’nin, aptal FETÖ mensuplarının falan alet olduğu düzen işte o düzendir, başkası değil.

Barış Manço’yu unutulmaz kılan şarkıları
Hayat
Barış Manço’yu unutulmaz kılan şarkıları
''Bir gün ölürsem, öldüğüm günü değil, doğduğum günü hatırlayın" diyen usta sanatçı Barış Manço bugün 76 yaşında. 7’den 77’ye herkesin gönlünde taht kuran Barış Abi’nin ünü sadece Türkiye ile sınırlı değil. Söylediği şarkılar, yaptığı programlar ile tüm dünyada tanınan Barış Manço’nun öğütleri hala kulağımıza küpe. Şarkıları ile dilden dile yaşamaya devam eden Manço’nun efsane olmuş şarkılarını sizler için derledik.
Yeni Şafak
Yarkadaş’tan
tazminat
kazandı
Gündem
Yarkadaş’tan tazminat kazandı
TBMM Başkanı Binali Yıldırım'ın, Cumhuriyet gazetesinde verdiği bir röportajda kişilik haklarına saldırıda bulunduğu gerekçesiyle eski CHP İstanbul Milletvekili Barış Yarkadaş'a açtığı dava sonuçlandı.
Yeni Şafak

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.