Aziz Yıldırım Kadıköy'de: Milli maçı tribünden takip etti
Spor
Aziz Yıldırım Kadıköy'de: Milli maçı tribünden takip etti
Fenerbahçe eski başkanı Aziz Yıldırım, Ülker Stadyumu'ndaki Türkiye-Arnavutluk karşılaşmasını izledi.
DHA
Kaşıkçı’nın hayaleti
Kaşıkçı’nın hayaleti

Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdulaziz’in yakın koruması Tümgeneral Abdulaziz el Feğam, geçtiğimiz cumartesi akşamı Cidde’de öldürüldü. Mekke Polisi’nden yapılan resmî açıklamaya göre, arkadaşı Turkî es-Sebtî’nin evinde misafir olan Tümgeneral Feğam, evde bulunan diğer arkadaşı Memdûh bin Meş’al tarafından silahla vuruldu, ardından kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti. Polisin açıklamasında, Memdûh bin Meş’al’in güvenlik güçlerine teslim olmayı reddettiği ve çıkan çatışmada öldürüldüğü vurgulandı.

Video: Kaşıkçı’nın hayaleti

Tümgeneral Abdulaziz el Feğam, hiç şüphesiz, sıradan bir koruma memuru değildi. Suudi Arabistan’da kral ve prenslere koruma yetiştirmekle maruf Mutayr kabilesine mensup olan babası Şeyh Beddâh, 2015’te ölen Suudi Arabistan Kralı Abdullah’a yaklaşık 30 yıl boyunca refakat etmiş, yaveri olarak her anında sürekli yanında bulunmuştu. Şeyh Beddâh’ın emekliye ayrılmasından sonra yerini oğlu Abdulaziz almıştı. Kral Abdullah’ın yakın koruması olan Abdulaziz, onun ölümünden sonra Kral Selman döneminde de aynı vazifeye devam etmişti.

2017’de Kral Selman tarafından tümgeneralliğe terfi ettirilen Abdulaziz el Feğam, bir şahsî korumadan çok daha fazlasıydı. Kral’ın ayakkabılarını bağlamaktan Kâbe’nin içine onunla birlikte girmeye, her hareketinde devamlı yanı başındaydı. Bu süreçte Suudi devlet idaresinin birçok sırrına vâkıf olması da gayet tabii idi. “Kara kutu” olarak tanımlanan Tümgeneral Abdulaziz, ciddi yüz ifadesi ve sürpriz durumlarda ani müdahale hızıyla zihinlerde yer etmişti.

Tümgeneral Abdulaziz’in ölüm haberi, Suudi Arabistanlı gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın, ülkesinin İstanbul’daki başkonsolosluk binasında vahşice öldürülmesinin yıldönümüne -2 Ekim- birkaç gün kala gelince, doğal olarak akıllarda soru işaretleri oluştu. “Kral Selman’ın yalnızlaştırılması ve tahttan çekilmek zorunda kalması adına yeni bir tasfiye mi?” sorusu dilden dile dolaşırken, bazı sosyal medya kullanıcıları, geçtiğimiz aylarda Tümgeneral Abdulaziz’e yapılan bazı uyarıları yeniden hatırlattı. Bunlardan biri, İngiltere’nin başkenti Londra’da yaşayan Suudi muhalif Dr. Muhammed el Mesarî’ye aitti. Mesarî, 19 Mayıs günü Twitter hesabından bir paylaşımda bulunarak, ortadan kaldırılacağına dair Tümgeneral’i açıkça ikaz etmiş, “Kafana kurşunu yemeden önce, kendine dünyanın öbür ucunda bir sığınak bul” demişti.

***

Susturulmak istenirken bugün sesi daha da gür çıkan Cemal Kaşıkçı’nın hayaleti, Suudi yönetiminin üzerinde dolaşmaya devam ediyor. Veliaht Prens Muhammed bin Selman (MBS), pazar akşamı Amerikan CBS televizyonunda yayınlanan “60 Minutes” röportajında, Norah O’Donnell’in “Kaşıkçı’nın öldürülmesi emrini siz mi verdiniz?” sorusunu cevaplarken, “Şüphesiz ki hayır, bu korkunç bir suç. Ancak yönetici olarak, bütün sorumluluğu üstleniyorum. Özellikle de hükümet için çalışan şahıslar tarafından işlendiği için” dedi. Cevap ikna etmemiş olmalı ki, O’Donnell ikinci soruyu sordu: “Bu operasyondan nasıl haberdar olmadınız?” Bunun üzerine MBS, “Devlet için çalışan 3 milyon kişinin her gün ne yaptığını bileceğim, öyle mi? 3 milyon kişinin, lidere günlük rapor göndermesi imkânsızdır” şeklinde konuştu. Röportajın bu kısmı, tahmin edilebileceği üzere, cevap yerine geçmediği gibi adeta zımnî bir teyit gibi değerlendirildi.

Kaşıkçı’nın öldürülmesi sırasında dışişleri bakanı olan Âdil el Cubeyr, Amerikan PBS kanalında yayınlanan MBS konulu özel belgeselde, deneyimli gazeteci Martin Smith’in Kaşıkçı hakkındaki soruları cevaplarken daha da gülünç bir portre çizdi. Suikast timinin Veliaht Prens’in yakın adamları olduğunu reddeden Cubeyr, “Birçok insan, Veliaht Prens’e yakın. Ayrıca çok sayıda kişi de kendisinin Veliaht Prens’e yakın olduğunu iddia ediyor. Bir sürü insan, onunla fotoğraf çektirip paylaşıyor” derken, kendi sözlerine kendisi bile inanmıyor gibiydi.

Martin Smith, Cubeyr’e, Kaşıkçı suikastının odak noktasını oluşturan o ismi de sordu: “Peki, Suûd el Kahtânî nerde?” MBS adına sosyal medya operasyonlarını yöneten Kahtânî’nin, Kaşıkçı suikastını da koordine ettiği biliniyor. Suikasttan sonra ortalıkta görünmeyen Kahtânî’nin Twitter hesabı, geçtiğimiz ay kapatıldı. Cubeyr, kritik soruyu, “onu başsavcıya sorun” diye geçiştirdi. Tam bu noktada, Norveç’in başkenti Oslo’da yaşayan ve Suudi yetkililer tarafından tehdit edildiğini açıklayan Arap gazeteci İyâd Bağdâdî’nin iddiasını hatırlamamak mümkün değil: Suûd el Kahtânî, Kaşıkçı olayından sonra zehirlenerek öldürüldü.

Tarih kitaplarında okuduğumuz saray entrikalarını bire bir yaşadığımız günler...

Kral Selman'a en yakın isim öldürüldü: Gözler Prens Selman'da
Dünya
Kral Selman'a en yakın isim öldürüldü: Gözler Prens Selman'da
Suudi Arabistan Kralı Selman'ın uzun yıllar korumalığını yapan ve en sadık adamlarından Tümgeneral Abdülaziz El-Fağım'ın öldürülmesi 'suikast' tartışmalarını beraberinde getirdi. Kral Selman'ın daha önce 'Prens Selman'a yakın bütün güvelik ekibinde radikal değişiklik yaptığı biliniyor. Suikast şüphesini yenisafak.com'a değerlendiren uzmanlara göre, Prens Muhammed bin Selman taht değişimi için hanedanlıkta büyük direnç görüyor ve bu yüzden Kral Selman'ın etrafını boşaltıyor.
Yeni Şafak
Aziz Yıldırım: Tehdit suçlamasını kabul etmiyorum, beraatimi istiyorum
Spor
Aziz Yıldırım: Tehdit suçlamasını kabul etmiyorum, beraatimi istiyorum
Kadın basketbol maçında Yakındoğu Üniversitesi Kulübü Başkanı Işık Eyigüngör'ü tehdit ettiği gerekçesiyle 6 aya kadar hapsi istenen Fenerbahçe Spor Kulübü Eski Başkanı Aziz Yıldırım ile eski yönetici Ali Cenk Başak hakkında açılan davaya devam edildi. Yıldırım savunmasında, parmağını sallayarak Işık Eyigüngör'ü tehdit ettiği yönündeki iddiayı reddederek, "Bitireceğim seni, daha da beter edeceğim, demedim. Parmağımı kaldırarak bir şey demedim. Her parmağını kaldıran tehdit mi ediyor? Bu kadar basit mi yani" dedi.
DHA
Kral Selman'a en yakın isim öldürüldü: Gözler Prens Selman'da
Dünya
Kral Selman'a en yakın isim öldürüldü: Gözler Prens Selman'da
Suudi Arabistan Kralı Selman'ın uzun yıllar korumalığını yapan ve en sadık adamlarından Tümgeneral Abdülaziz El-Fağım'ın öldürülmesi 'suikast' tartışmalarını beraberinde getirdi. Kral Selman'ın daha önce 'Prens Selman'a yakın bütün güvelik ekibinde radikal değişiklik yaptığı biliniyor. Suikast şüphesini yenisafak.com'a değerlendiren uzmanlara göre, Prens Muhammed bin Selman taht değişimi için hanedanlıkta büyük direnç görüyor ve bu yüzden Kral Selman'ın etrafını boşaltıyor.
Yeni Şafak
Yılda 214 milyar lira çöpe gidiyor
Ekonomi
Yılda 214 milyar lira çöpe gidiyor
Türkiye İsrafı Önleme Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Prof Dr. Aziz Akgül, Türkiye’de yılda 26 milyon ton gıdanın israf edildiğini dile getirirken, bunun 214 milyar liralık bir ekonomik değere sahip olduğunu vurguladı.
Yeni Şafak
Fenerbahçe'de Serdar Aziz sıkıntısı
Spor
Fenerbahçe'de Serdar Aziz sıkıntısı
Fenerbahçe’nin tecrübeli oyuncularından Serdar Aziz yedek kaldığı için rahatsızlık duyuyor.
Diğer
Bakî’nin sakinleri
Bakî’nin sakinleri

İkinci Dünya Savaşı’nın bitimine doğru, 1944’ün ağustosunda, Paris ve çevresinde kıyasıya bir mücadele yaşanıyordu. 19 Ağustos’ta şehir halkının Nazi güçlerine karşı ayaklanma başlatmasından sonra, katliam yaşanacağı endişesiyle harekete geçen Müttefikler, beş gün sonra, 24 Ağustos akşamı Paris’in merkezine giriş yapıyordu. Şehir Nazilerden geri alınmış, “kurtuluş” resmen ilân edilmişti. Almanların tamamen teslim olmasının ardından Champs-Elysees’de düzenlenen kutlamalara, “Özgür Fransa’nın lideri” Charles de Gaulle ve bir milyondan fazla insan katılmıştı.

Video: Bakî’nin sakinleri


Tüm bu hengâmenin orta yerinde, 23 Ağustos günü, 76 yaşında bir adam ömrünün son beş yılını geçirdiği Paris’te son nefesini veriyordu. Uzun hayatı boyunca bahtı da nekbeti de bol bol görmüş, 3 Mart 1924 gecesi ayrılmak zorunda kaldığı ülkesinin hasretini ise içinden hiç atamamıştı. Sağlığının bozulduğu son günlere kadar her cuma Paris Camii’ne giderek orada Müslümanlarla bir araya gelen, onların dertlerini dinleyen, her milletten insanla buluşan bu adam, Son Halîfe Abdulmecîd Efendi idi. Sultan Abdulazîz’in oğlu olarak başlayan konforlu hayatı, sürgünde, gariplikler içinde hitâma ermişti.

Vefatından sonra, Abdulmecîd Efendi’nin Türkiye’ye defnedilebilmesi için yakınları harekete geçti. Çocuklarının hocası Sâlih Keramet Nigâr ve kızı Dürrüşehvâr Sultan, mümkün olan bütün kanalları kullanarak girişimlerde bulundular. Ancak herhangi bir olumlu sonuç alınamadı. Sürecin uzayacağı fark edilince, Paris Camii’nin morgunda tutulan cenaze tahnit edilerek, caminin bodrumunda koruma altına alındı. Haydarabad Nizâmı’nın oğlu Azam Cah’la evli olduğu için İngiliz diplomatik pasaportu bulunan Dürrüşehvâr Sultan, Türkiye’ye gelerek Cumhurbaşkanı İsmet İnönü ile bizzat görüştü. Cenazenin Türkiye’ye nakli konusunda yine izin çıkmadı. Altı yıl sonra, Demokrat Parti iktidara gelince, Dürrüşehvâr Sultan tekrar izin almayı denedi, yine olmadı.

Nihayet, Paris Camii yönetimi, cenazeyi daha fazla muhafaza edemeyeceklerini bildirince, Son Halîfe’nin naaşı Suudi Arabistan’a götürülerek, Medîne-i Münevvere’de defnedildi. 30 Mart 1954’te, yani vefatından neredeyse 10 yıl sonra, Abdulmecîd Efendi nihayet toprağa veriliyordu.

Tarihin garip tecellisi ile, İlk Halîfe Hz. Ebûbekir’in medfûn bulunduğu Mescid-i Nebevî’nin hemen yanındaki Bakî Mezarlığı, Son Halîfe Abdulmecîd Efendi’yi bağrına kabul ediyordu. Resmen kaldırılan Hilâfet de böylece, tam 1322 yıl sonra, adeta başladığı yerde son buluyordu.

***

Sultan Abdulazîz, 15 Ağustos 1869 günü, Dolmabahçe Sarayı’nda oldukça namlı bir konuğu ağırlıyordu. Ruslara karşı verdiği amansız mücadeleyle Müslümanların hayranlığını kazanan Şeyh Şâmil, 31 Mayıs günü ayak bastığı İstanbul’da istirahat edip bazı ziyaretler yaptıktan sonra, nihayet Sultan’ın karşısındaydı. İki adamın samimi sohbetine şahit olanlar, sanki yıllardır tanıştıklarını düşünebilirdi.

1834’te “imam” ilân edilmesinden 6 Eylül 1859’da Ruslara teslim olmak durumunda kalmasına kadar, Kafkasya’nın özgürlük mücadelesine meşalelik eden Şeyh Şâmil, hacca gitmek isteğiyle Rusya’dan ayrılmış, İstanbul’a da bu yüzden uğramıştı.

Sultan Abdulazîz, kendisine ve aile fertlerine maaş tahsis ettirdiği Şeyh Şâmil’i hacca uğurladıktan sonra, dönüşte ikâmet etmesi için İstanbul’da hazırlık yapılmasını emretti. Ne var ki, Şeyh Şâmil, Hicaz’dan dönmeyecekti:

Hac vazifesini ifa ederken, İslâm dünyasının dört bir tarafından gelen Müslümanların büyük teveccühüyle karşılaşan Şeyh Şâmil, Medine-i Münevvere’yi ziyareti sırasında rahatsızlanarak 4 Şubat 1871 günü ruhunu teslim etti. Savaşların yıprattığı yorgun bedeni, Bakî Mezarlığı’na emanet edildi.

***

Geçtiğimiz cumartesi günü, Tunus devrik Cumhurbaşkanı Zeynelabidin bin Ali’nin cenazesi Bakî Mezarlığı’na defnedilirken, bir yandan “Nerden nereye… Kim umardı böyle bir akıbeti?” diyordum, bir yandan da Bakî Mezarlığı’na tarih boyunca defnedilen nice sürpriz ismi düşünüyordum. İslâm’ın ilk dönemlerinden bu yana Müslümanlara kucak açan bu kabristanın sakinlerinden ikisinin kısa hikâyesini yukarıda aktardım. Böyle binlerce çarpıcı serüven var burada. 2011’de devrildikten sonra Suudi Arabistan’ın Cidde kentinde ikâmet eden, 19 Eylül günü 83 yaşında öldüğünde de, ülkesine gömülmemeyi vasiyet ettiği için cenazesi Bakî’ye getirilen Bin Ali’ninki, bu serüvenlerin en sonuncusu oldu.

***

Dünyanın ahvâline ve tehavvülâtına hakikaten akıl-sır ermiyor… “Öldüğümde beni Bakî’ye defnedin” diye vasiyette bulunan Cemal Kaşıkçı’nın bir kabri bile yok.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.