Ramazan özel sayfa
  • İFTARA KALAN SÜRE 00:00:00
AK Partili vekilden Avusturya'ya başörtü yasağı tepkisi: Bu hastalığı anlatmaya devam edeceğiz
Gündem
AK Partili vekilden Avusturya'ya başörtü yasağı tepkisi: Bu hastalığı anlatmaya devam edeceğiz
AK Parti İstanbul Milletvekili Zafer Sırakaya, Avusturya'da okullarda başörtüsü yasağının 14 yaşına kadar genişletilmesine yönelik önergenin oy çokluğuyla kabul edilmesine sert tepki gösterdi. Sırakaya, "İslamafobi’nin esiri bir dünyada özgürlük, hak, hukuk ve adaletten bahsedilemez. Kültürel ırkçılık ve İslamafobi’nin Avrupa parlementolarında savunulmasını ibret ve şaşkınlıkla izliyoruz" dedi.
Yeni Şafak
28 Şubat tekerrür eder mi?
28 Şubat tekerrür eder mi?

Türkiye’de yerli ve milli duruş ile dış güçlerin kontrolündeki etki ve nüfuz ajanlarıyla çok yönlü mücadele hayatın bütün alanlarında ve konularında kesintisiz devam ediyor. Darbeler ve direnişler hiç bitmiyor; sadece kılık değiştirip, farklı renklere ve kalıplara giriyor. 28 Şubat; bu global zincirin halkalarından sadece biriydi.

Video: 28 Şubat tekerrür eder mi?


ABD-İsrail lobisinin, yerli unsurları organize ederek gerçekleştirdiği “postmodern” müdahalesiydi. Ankara 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi gerekçeli kararında 28 Şubat darbesinin küresel bir darbe olduğu hususunu delilleriyle ortaya koymuştur. Türkiye’nin hegomonik güç ABD tarafından pilot bölge olarak seçildiği postmodern darbe amaçları açısından başarıya ulaşamamıştır. Türkiye’de kamusal alanda bile başta ordu ve polis başta olmak üzere türbanın serbest bırakılmasını hazmedemeyen azmettirici Batılı hegemonik güçler 28 Şubat’ın tekerrür etme arzusu içinde iç piyonlarını kullanarak çeşitli algı operasyonlarıyla yeni bir 28 Şubat yaratma projesini uygulamaya çalışmaktadırlar. Türkiye bir taraftan terör koridoru ile kuşatılıp içe kapatılmaya çalışılırken laik- antilaik kamplaşması yeniden ısıtılıp gündeme sokulmaya çalışılmaktadır. Bu amaçla 28 Şubat’ın yargılanamayan sivil ayakları uzun zamandan bu yana faaliyete geçirilmiş görünmektedir. Avrupa’da Müslümanlara yönelik 28 Şubat süreci veya zulmü giyim kuşam özgürlüğü ve İnsan haklarına aykırı bir şekilde halen devam ediyor. Zira Avrupa Birliği (AB) Adalet Divanı başörtüsü ile ilgili aldığı kararında’’ işverenlerin çalışanlara başörtüsü yasağı getirebileceğine hükmetmişti.’’ Türkiye’de ise MSB ve İçişleri Bakanlıkları yaptığı düzenlemelerle kadın subay ve astsubay ve polislerin başörtüsü takmalarına ilişkin yasağı kaldırmıştı. Bu düzenlemenin Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) bilgisi dahilinde yapılıp yapılmadığı konusu milli irade karşıtı bazı çevreler tarafından kaşınmaya çalışıldığı hususu da kamuoyunun malumu. 9 yıl önce Meclis’te başörtü konusunu halleden ve 411 oyla alınan kararın ertesi günü Hürriyet gazetesinin ‘Kaos’a kalkan 411 el’ ve ‘Karargah Rahatsız’ manşetlerinin aynı amaca hizmet eden arka planlarını yeterince ortaya koyuyor zannımca. Tek fark 2008’de atılan manşette Genel Yayın Yönetmeni'nin Ertuğrul Özkök 2017’de Sedat Ergin olması. Cumhurbaşkanı Erdoğan ile umre yapan, aynı safta namaz kılan bir Genelkurmay Başkanı ve TSK’da başörtülü askerlerinde gündeme getirilmesi en azından ‘Genç subaylar ’ı uyarma ve tahrik etme amacına matuf olduğu anlaşılıyor. Gazetenin o dönem Genel Yayın Yönetmeni Sedat Ergin olayı editöryal hata olarak geçiştirmeye çalışmışsa da tasarlanarak atılan bu manşetin gazetenin amiral gemisinin bilgisi dahilinde atıldığı herkesin malumu sanırım.

Kamusal alandaki yasakların kaldırılmasına rağmen özellikle son iki üç yıldır kılık kıyafetinden dolayı başörtülülere karşı bir saldırı başladığını söyleyen uzmanlar bunun sebebini ise şöyle açıkladı: “Başörtülü hemcinslerimiz mahkeme kürsülerinde hakim, devlet dairelerinde memur, hastanelerde doktor, hemşire olarak görünür hale geldikten sonra ne yazık ki başörtüsüne karşı bir saldırı başladı.” Saldırıları Avrupa’daki bağlamından koparmamak lazım. Türkiye’de yaşanan bu üzücü tabloyu sadece kendi iç dinamiklerimizle mikro ölçekte değerlendirmemek gerektiğini belirten uzmanlar “Avrupa’da başlayan ve çok ırkçı bir saldırı halinde sürdürülen İslamafobik hareketlerle beraber bizde başörtüsüne karşı şiddet vakalarıyla karşı karşıya kalmamız ise enteresan doğrusu! Zira başörtüsü karşıtlarının bitmek bilmeyen kin ve nefretleri her gün bir yerde kendini gösteriyor. Gün geçtikçe artan bu vakalar 28 Şubat sonrasındaki günleri akıllara getirmiyor değil. Kamusal alan zırvası ardına saklanarak değerlerimize düşmanlık eden laikçi kesim en vahşi yüzünü 28 Şubat döneminde göstermişti. Başörtülü öğrencileri ikna odalarına mahkum eden üniversite önlerinde düzenlenen eylemlere coplarla müdahale den zihniyet henüz hafızalardaki tazeliğini korurken Foça’da Gaziler Günü töreninde yaşanan türbanlı öğretmene saygısızlık olayı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’nda, muhafazakâr edebiyatçıların oyunlarının repertuvardan çıkarılması bir kez daha bizi o günlere götürdü. Sakalından dolayı fişlenenler, namaz kıldığı için görevinden alınanlar ve evlatlarının yemin törenine giden başörtülü annelerin askeriyeye alınmadığı günler geride kaldı derken laikçi zihniyet hortladı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde ve İzmir’de bir kez daha var olduğunu gösterdi.

Ancak Türkiye’de yeni bir 28 Şubat yaratma hevesinde olan küresel güçler ve onların ülkemiz içindeki piyonlarının manipülatif manşet veya haberlerle devletin anayasal kurumları arasındaki ahenk ve işbirliğini bozmaları günümüz konjonktüründe pek mümkün görünmüyor. Öncelikle 28 Şubat post-modern darbe sürecinde içe kapatılan ve Ortadoğu’ya ‘Fransız kalan’ eski Türkiye var. Günümüzde ise Ortadoğu’da bölgesel bir güç ve oyun kurucu olan önemli bir aktör ülke konumunda Yeni Türkiye var. Geçmiş ola.

NBA şampiyonu
logolu başörtüsü üretecek
Dünya
NBA şampiyonu logolu başörtüsü üretecek
NBA şampiyonu Toronto Raptors, taraftarlar için logolu başörtüsü çıkarttı.

Kulüp kararını Twitter'dan "Oyunu değiştirecek kadar cesur olanlardan ilham aldık" diyerek açıkladı.

Yeni Şafak
Senegal'de başörtüsünü yasaklayan Fransız okula uyarı
Dünya
Senegal'de başörtüsünü yasaklayan Fransız okula uyarı
Senegal'de başörtülü öğrencileri okula almayan Katolik Fransız okulu Sainte Jeanne d'Arc Enstitüsü, uygulamadan vazgeçmediği takdirde kayyum atanma veya kapatılma riskiyle karşı karşıya kalacak. Diplomatik kaynaklara göre, başkent Dakar'da faaliyet gösteren okuldan, yasağın kaldırılmasına ilişkin gerekli yasal düzenlemeyi derhal yapması istendi.
AA
Avusturya'da İslamofobik seçim vaadi: Başörtüsü yasağı
Dünya
Avusturya'da İslamofobik seçim vaadi: Başörtüsü yasağı
Eski Başbakan Sebastian Kurz, yaklaşan erken genel seçimler öncesi öğretmen ve öğrencilere yönelik başörtüsü yasağı vaadinde bulundu. Kurz, ilkokul öğrencilerine yönelik başörtüsü yasağını ortaokul öğrencilerini kapsayacak şekilde genişletmek ve öğretmenlerin de başörtüsü takmasını yasaklamak istiyor.
AA
“Keşke bir ömrü daha adasam bu yola”
“Keşke bir ömrü daha adasam bu yola”

Başörtüsü mücadelesinin öncü ismi Şule Yüksel Şenler, geçtiğimiz hafta ahirete irtihal etmiş, bendeniz de kendisiyle 2010 yılında akademik bir çalışma için gerçekleştirdiğim, ancak herhangi bir mecrada yayınlama fırsatı bulamadığım görüşme notlarının bir kısmını bu sütunlarda paylaşmıştım. Görüşmenin ikinci ve son kısmını bugün siz değerli okurun dikkatine sunmak ve Şule Yüksel Şenler’e böyle veda etmek isterim. Rahmet dileğiyle…

Video: “Keşke bir ömrü daha adasam bu yola”


Başörtüsünün içinin boşaldığını düşünüyorsunuz?

Evet, eskiden tesettürü benimseyen kişilerde öyle bir şuur vardı ki, o şuurdan adeta faideli bir gıda gibi besleniyordu toplumdaki hanımlarımız, kızlarımız. Mesela o resimleri verirken dikkat ederdim hep böyle pardösülü. Fakat farz edelim pardösünün kolu kısa şuradan şu kadar kolu görünüyor ben ona kendim guaj boyayla bir manşet yapardım pardösünün içinden çıkmış bir şey gibi yani tesettürü bozmayacak şekilde zarif bir duruş vardı. Tesettür demek güzellikleri gizlemek, gizlenmek, setr etmek, örtmek demektir. Tesettür denilince o zamanlar bir gaye vardı o zaman yani tesettür meselesini oturtmak. Halkı bilinçlendirmek bunun sınırları da çizildi hepsine dikkat çekildi. Mesela o başörtüsü modelini verirken bantlı içinin jile gibi bir parçası var, onun da kalıbını vermiştik. Aynı kumaştan yandan çıtçıtlı bir jile var onu içine giyiyor. Onun üstüne bant geliyor ve pardösüsünden o jileyle beraber görünüyor. Korunmak. Biz o zaman bu kadar hassasiyetle üzerinde durduk ve toplum da o zaman aynı hassasiyetle muhafaza etti. Şimdi ben yıllar sonra bir yandan böyle caddeler dolusu tesettürlü hem cinslerimi gördükçe iftihar ederken, bir yandan da acı acı yüreğimin sızlamasına mani olamıyorum. Çünkü dejenere edildi. Bir kere o pardösüler çıkarıldı atıldı, pantolonlar giyildi veyahut da yırtmaçlı biraz dizinden aşağı etekler bacaklar görünüyor. Vesair vesair, daha onlarca sayabilirim. Tesettür derken İslam’ın bir emrini yerine getirirken diğer yandan diğer emrini çiğniyoruz ve o zaman dediğim gibi içi boşaltılmış oluyor.

ÇETİN ALTAN, İLHAN SELÇUK, İLHAMİ SOYSAL, METİN TOKER…

Bu çok tartışıldı, tartışılıyor. Müslümanların modernizmle çarpışması…

Evet çok güzel.O çarpışmada mağlup düşen bölümdeyiz maalesef. Onu diyorum yani biz hakkımızı istiyorsak, ona göre kendimiz de dini icaplarımıza hakkını verelim. Zaten yapacaklarını yapıyorlar hiç olmazsa sen bir yerde günahkar olma, sen o vebali taşıma. O vebali onlar taşıyacak çünkü. Hem istediğimiz kadar modern güzel şık zarif kıyafetler olsun yaranamıyoruz onlara. Mücadelemizin hakkını da vermemiş oluyoruz.

O dönemki devlet baskısıyla bu dönemi karşılaştırsanız?

Şimdiki diyalog bakımından ben eskiye nispetle daha ılımlı daha medeni buluyorum. Yani eskiden çok aşırı çatışmalar olurdu. Hakaretler haddi hesabı olmayan saldırılar. Köşe yazarlarından bile benim hakkımda yazılanları şöyle bir ele alsanız inanamazsınız. Kimi sokakların başına benim için idam sehpası kurduruyor, açık açık yazıyor bunu köşesinde. Her biri bir şey böyle beni kalemlerine dolamışlar. Tabi ben onlara uzun uzun ve güzel güzel cevaplarını veriyorum. Tabi o cevaplardan sonra da diyorum ki bakın her sözünüzü aldım ve cevaplarını verdim şimdi sıra sizde. Lütfen siz de benim bu sözlerime karşı cevaplarınız nedir onu bildirin ve bunu bütün toplum takip ediyordu solcusu da sağcısı da ama bir teki maalesef karşı cevap verecek gücü kendisinde bulamadı. Yoktu, Çetin Altan, İlhan Selçuk, İlhami Soysal, Metin Toker, hiçbiri cevap veremedi.

KEŞKE UZUN BİR ÖMRÜM OLSA, BİR ÖMRÜ DAHA ADASAM BU YOLA

Tek başınıza…

Evet, bunların hepsini kalem savaşı da mahkemeye giderdi, dava açarlar durmadan, hep basın savcılığında benimle ilgili açılmış davalar. Ağır cezalarda yargılanıyorum, mahkemede ilk önce basın savcısına gidersiniz, daha sonra çağrılırsınız sorgu hâkimliğinde hesap verirsiniz, daha sonra da ağır cezaya veya hangi mahkeme ise ona sevk edilirsiniz. Orada da yıllarca devam eder git gel, git gel ve bu bir dava değil. Evet, hakikaten zor bir dönemdi. O zaman bir tek genç kızla hepsinin birden uğraşması bu çok anormal bir şeydi. Ama bu bana güç veriyordu, inanır mısınız? Necip Fazıl rahmetlinin düşmanım sen benim ifadem ve hızımsın yağmur rüzgâra muhtaç bana da sen lazımsın. Ben de bu düşüncedeydim onlar tabi ki gereği neyse onu yapacaklar. Ben de bir mümin olarak gereği neyse onu yapıyordum.

Gelecekle ilgili öngörünüz nedir peki, iyiye mi gideceğiz kötüye mi?

Ümitliyim gelecekten. Çünkü bu bir geçiş dönemi. Birden bire bir nüfus patlaması gibi İslami bir gelişme bu tip olaylar oldukça benim için çok acı olsa da normal gibi görülebilir belki ama ben inanıyorum toplum toparlanacak. Genç kızlarımız inşallah zamanla çoğalacak. Keşke uzun bir ömrüm olsa bir ömrü daha adasam bu yola, ama bunu ben yapıyorum diye söylemiyorum Allah muhafaza, ama görmek istiyorum yani kendini feda edercesine ve şefkatle bu topluma yaklaşıp, bunları gönüllerine izah edecek, hakka dönüşü kolaylaştıracak yani gerçeğe yaklaştıracak imkanlar doğacağına inanıyorum. Ama şunu söyleyeyim sadece kadınlar değil, erkeklerde de bir gösteriş, bir havalar var ki, İslam’da en çok haram olan şeydir. Onlarda da daha çok kazanmak, daha yüksek yerlere gelmek, daha iyi yaşantılar yaşamak, her şeyin en güzeli olsun isteği var. Toplum çok zor toparlanır böyle giderse.

DÜNYAYA YENİDEN GELECEK OLSAM YİNE AYNI HAYATI YAŞAMAK İSTERDİM

Şimdi de geriye dönüp hayatınıza baktığınızda yaşadığınız hayata baktığınızda ne görüyorsunuz, ne düşünüyorsunuz?

Çok çok çileli bir hayat. Tabi ilk 25 yılımı ben hiç yaşanmamış gibi kabul ediyorum. Hani bir söz vardır bir kere daha dünyaya gelecek olsan nasıl bir hayat yaşamak isterdin? Ben o zaman derdim ki yine aynı olmak isterdim ve aynı hayatı yaşamak isterdim. Bütün güçlüklerine zorluklarına rağmen İslam için verilen emek, Bundan büyük mevki göremiyorum ona hizmet kadar çünkü hepsi onun içinde vatana hizmet de dine hizmettir.

Belçika'da okula başörtülü gidebilmek için açtığı davayı kazandı
Dünya
Belçika'da okula başörtülü gidebilmek için açtığı davayı kazandı
Belçika’nın Leuven şehrinde geçtiğimiz hafta GO’nun (Flaman Topluluk Eğitimi Konseyi), başörtüsü yasağına karşı çıkan bir öğrenci dava açmaya karar verdi. Brabant Bölge Mahkemesi kız öğrenciyi haklı buldu. GO, davayı kazanan öğrencinin okula başörtüsü ile girmesine izin vermek zorunda kaldı.
IHA
İrlanda'da Müslüman kız çocuğuna ırkçı saldırı
Dünya
İrlanda'da Müslüman kız çocuğuna ırkçı saldırı
İrlanda'da 14 yaşındaki Müslüman bir kız çocuğu, sokakta yürüdüğü esnada kalabalık bir grubun saldırısına uğradı. Saldırganlar, çocuğu yerde tekmelerken, başörtüsünü çıkarıp yumurta attı. O anları, saldırıya uğrayan kız çocuğu kaydetti. Polis, olayla ilgili soruşturma başlatıldığını ve çocuğa saldıranlar ırkçıların arandığını duyurdu.
DHA

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.