Marmara Üniversitesinde yerli taşınabilir solunum cihazı üretildi: Yüzde 90'a yakın yerlilik oranıyla tasarlandı
Koronavirüs
Marmara Üniversitesinde yerli taşınabilir solunum cihazı üretildi: Yüzde 90'a yakın yerlilik oranıyla tasarlandı
Teknoloji Fakültesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümünde oluşturulan Ar-Ge ekibi tarafından üretilen yerli taşınabilir yetişkin solunum cihazına "SoloVent-MAXI T1000" adı verildi. Marmara Üniversitesi Teknoloji Fakültesi Öğretim Görevlisi Fatih Serdar Sayın, "Pandemi sürecinde cihazın üretimi için gerekli bileşenlerin temini güç olduğu için, solunum cihazının kritik bileşenlerinin tamamı yurt içinde üretilebilecek şekilde yüzde 90'a yakın yerlilik oranıyla tasarlandı" dedi.
AA
On beş yaşındaki Muhammed’in Kur’an tilaveti jüriyi mest etti
Hayat
On beş yaşındaki Muhammed’in Kur’an tilaveti jüriyi mest etti
TRT 1'de yayınlanan Kur'an-ı Kerimi Güzel Okuma yarışmasında henüz 15 yaşında olan Muhammed Yahya Yıldızhan, jüri üyelerinin hepsinden tam puan alarak birinci oldu. Yarışmacılar arasında en genç olan Yıldızhan'a, tilaveti sebebiyle bütün jüri üyeleri 100'er puan verdi. 2018 yılında Eskişehir'de Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından düzenlenen yarışmaya henüz 12 yaşındayken katılan Muhammed, yarışmada ikincilik ödülü kazanmıştı.
Yeni Şafak
Koronavirüs Suudi Arabistan'ı fena vurdu: Bir ayda 27 milyar dolarlık kayıp!
Ekonomi
Koronavirüs Suudi Arabistan'ı fena vurdu: Bir ayda 27 milyar dolarlık kayıp!
Petrol üreticisi Suudi Arabistan, koronavirüs salgınının ekonomiye olumsuz etkileri nedeniyle ve düşen petrol fiyatlarından dolayı kemer sıkma önlemlerini hayata geçiriyor. Petrol talebinin düşmesi sonucu Suudi Arabistan’ın geliri yaklaşık dörtte biri azalırken, merkez bankasının nakit tasarruflarında sadece mart ayında 27 milyar dolarlık bir kayıp yaşandı.
IHA
Suudi Arabistan ve BAE'de Kovid-19 kaynaklı can kayıpları arttı
Koronavirüs
Suudi Arabistan ve BAE'de Kovid-19 kaynaklı can kayıpları arttı
Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı Suudi Arabistan'da 292'ye, Birleşik Arap Emirlikleri'nde 210'a yükselirken, Katar'da da vaka sayıları arttı.
AA
Hac ile ilgili önemli gelişme: Erbaş, Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanı ile görüştü
Koronavirüs
Hac ile ilgili önemli gelişme: Erbaş, Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanı ile görüştü
Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanı Muhammed Salih bin Tahir Benten ile yaptığı telefon görüşmesinde, Kovid-19 ile ilgili gelişmeleri yakinen takip ettiklerini, hac organizasyonu konusunda Türkiye olarak her türlü görüş, öneri ve istişareye açık olduklarını bildirdi.
AA
Yeni 100 TL'lik banknotlar geliyor
Ekonomi
Yeni 100 TL'lik banknotlar geliyor
Yeni 10 TL'lik banknotların 4 Mayıs'ta yürürlüğe girmesinin ardından Merkez Bankası, E9 Emisyon Grubu IV. tertip 100 liralık banknotların 20 Mayıs'tan itibaren tedavüle verileceğini açıkladı.
DHA
İstanbul'da trafik yoğunluğu yüzde 42'lere ulaştı
Gündem
İstanbul'da trafik yoğunluğu yüzde 42'lere ulaştı
İstanbul'da akşam iş çıkış saatlerinde trafik yoğunluğu oluştu. İBB'nin trafik haritasında yoğunluk yüzde 42'lere kadar ulaşırken belirli noktalarda trafik durma noktasına kadar geldi.
DHA
Suudilere reddiye-3
Suudilere reddiye-3

Suudi hanedanı, tarih üzerinden Türkiye’ye savaş açmıştır. Aslında bu savaş, nerdeyse yüz yıldan beri farklı cephelerde sürmektedir. Eski Osmanlı vilayetlerini işgal edip önce manda yönetimleri, sonra da uydu hükümetler kuran İngiltere, Fransa ve İtalya; Müslüman halkın dikkatlerini kendi sömürü düzenlerinden uzaklaştırmak için bu savaşı bilinçli olarak başlatmışlardır. Kendilerini meşrulaştırmak için uydu hükümetlerine dikte ettirdikleri eğitim müfredatlarına, Osmanlı asırlarını, sömürge devri olarak yerleştirmişlerdir. Özellikle Suriye, Lübnan ve Mısır tarih ders kitaplarında Batılılar hakkında olumsuz yargılara yer verilmezken; Osmanlı’nın işgalci olduğu iddiaları tekrar edilegelmiştir.

Her ne kadar resmi müfredatlar böyle söylese de bu bölgelerde yetişen bağımsız tarihçiler ve akademideki insaflı araştırmacılar ise bunun tam aksini ortaya koyan pek çok çalışmaya imza atmışlardır. İrtibat içinde olduğumuz ve her yıl birlikte kongreler düzenlediğimiz yüzlerce akademisyen, bugünkü resmi müfredatı reddetmektedir. Bir kaç ay önce Lübnan Cumhurbaşkanı’nın Osmanlı geçmişleri hakkındaki uygunsuz sözlerine ilk karşı gelenler de tanınmış Lübnanlı tarihçiler olmuştur.

Şimdi de ilginç olan husus, tarih üzerinden Türkiye’ye savaşı, Suudi Arabistan’ın gönüllü olarak üstlenmesidir. Oysa bu konuda konuşacak en son ülke SA olmalıdır. Zira, doğrudan bir manda geçmişi olmadığı gibi; Osmanlı sultanlarından miras olarak aldıkları Hadimülharemeyn unvanını iftiharla kullanan Suud krallarına sorulacak en can alıcı soru şudur: Küfrettiğiniz Osmanlı sultanları olmasaydı, bugün size meşruiyet sağlayan bu unvanı kullanabilecek miydiniz?

Pek çok Arap tarihçinin itiraf ettiği gibi asla bu mümkün olmayacaktı. Zira basit bir mantıkla, Osmanlılar devreye girmeseydi, belki hizmet edebileceğiniz Haremeyn de olmayacaktı. Osmanlı tarihine aşırı tenkitler getirenler dahil, Arap tarihçilerinin çoğunluğu bir konuda müttefiktirler. O da, on altıncı yüzyılda genel olarak Arap dünyasının ama özellikle Haremeyn’in Portekiz tehdidi ile karşı karşıya olmasıdır. Osmanlı Devleti, mesele ile yakından ilgilenip Arap topraklarını idaresine alarak bu tehdidi ortadan kaldırırken, aynı zamanda hizmet edilecek iki kutsal beldenin de ayakta kalmasını sağlamıştır. Başka bir ifade ile Yavuz’un Hadimülharemeyn unvanı geçmişten devralınmış bir miras değil, hakedilmiş gerçek bir unvandır. Şimdi, aynı unvanı iftiharla taşıyan bir hanedanlığın, hem kutsal mekanları ve hem de Müslüman olarak kalmalarını sağlayan Osmanlılara düşmanlığı tuhaf bulunmaktadır. Bu hamasi bir iddia değildir. Sadece Endülüs tarihine bakılsa bile bu hakikat kolayca anlaşılacaktır.

Ne yapılırsa yapılsın, nasıl anlatılırsa anlatılsın; Arap coğrafyasının tamamı ama özellikle Hicaz bölgesinden Osmanlı damgası silinemeyecektir. Osmanlı eserleri ortadan kaldırılsa bile hatıralarda bıraktığı izlerin yok edilmesi mümkün olamayacaktır. Hanedan, unutturmaya çalışsa da toplumsal hafıza Osmanlı hizmetlerini hatırlamaya devam edecektir. Suudi hanedanı tıpkı Yemen’de olduğu gibi burada da yanlış ve umutsuz bir savaşa girmiştir.

Osmanlı Devleti’nin Haremeyn halkı ve etrafında yaşayanlara gösterdiği ilgi ve gönderdiği yardımlar, bölgenin idare altına alınmasından önce başlamıştır. İstanbul’un fethinden sonra Haremeyn ahalisine dağıtılmak üzere gönderdiği 200 bin duka altın dışında yine Fatih Sultan Mehmet 1461 yılında Hicaz için Balkan topraklarında vakıf tesis etmiş ve bu gelenek, Osmanlının sonuna kadar devam etmiştir. Haremeyn için kurulmuş vakıfların listesini yazmaya kalksak bu sütün yetmeyecek; Osmanlıların Haremeyn’e ve ahalisine hizmet ve katkılarını anlatmak mümkün olmayacaktır.

Osmanlılar, Kabe’yi yıkmak, Hz. Peygamber’in kabrini ortadan kaldırmak motivasyonu ile hareket eden Portekiz tehlikesini ortadan kaldırınca, Haremeyn için tehdit teşkil eden başka bir hususu keşfetmişlerdir. Yerleşik hayatı ve medeniyeti temsil eden Hicaz bölgesine yönelmiş en büyük dahili tehdit civarında yaşayan bedevi unsurların olduğunu görmüşlerdir. Özellikle hac yolları etrafında, varlıklarını yağmacılıkla sürdüren bedevilerin durdurulmamasının en az Portekizliler kadar tehlikeli olacağının farkına varmışlardır.

Osmanlılar, Çelebi Sultan Mehmet döneminde (1413) Haremeyn’e göndermeye başladıkları aynî ve nakdî yardımlara (surre) bir de bedevi (urban) sürresi eklemek zorunda kalmışlardır. Bugün Suudi yönetiminin dayandığı ve bağlılıklarından şüphe duymadığı bedevi kabilelerin hafızası her yıl Osmanlıdan aldıkları bu ihsanlar ve atiyyeler ile doludur. Bu onların zihinlerine öyle kazınmıştır ki; zamanla kendi isimlerini terk edip aldıkları ihsanlara nispeten Beni Atiyye yani “İhsanoğulları” diye anılacaklardır. Şimdi her biri sosyal medyada varlık gösteren, hanedana yaranmak için sitelerinde Osmanlı’ya saldıran bu kabilelerin kayıtları, atalarının mühür ve imzaları, Osmanlı Arşivleri’ndeki urban sürre defterlerinde yer almaktadır.

Hülasa; Osmanlı izlerinin Haremeyn’den silinmeye çalışılması; kayda geçmiş bu hakikati ve inkârı mümkün olmayan tarihi hafızayı ortadan kaldırmaya yetmeyecektir. Suudi hanedanı, kendi bünyesinin dahi kabul etmeyeceği umutsuz bir savaşa girmiştir.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.