Sistem entübe...
Sistem entübe...

Yeni tartı şu ve kefelerini de kendi dirhemlerine uysun için yapmışlar; salgın sonrası dönem, ‘I. Dünya Savaşı, II. Dünya Savaşı veya 1989’da Soğuk Savaş’ın bitmesinin ardından gelen süreç gibi olmayacak. Örneğin, 11 Eylül sonrası gibi olacak’!..

Herhalde, ‘hiçbir şey eskisi gibi olmayacak’,-ki bu türden grafiti genellemeleri ben de sevmem-’yeni bir şey’ getirecek sayıyorlar. O sonra. Önce “eskisi gibi olmayacak”.. Çünkü siyasal, ekonomik ve ahlaki itiraz eskiye!..

Yenisi, eski-yeni düzen kurucularla ilgili. Ama ‘yeni bir şey yok ise eskisi ile devam edilir’ kabulü eski sinikliğin tezahürü. Salgın ertesi eski düzen eriye eriye yürüyecek ve yıllar yıllar içinde çürüyerek kabuğunu değiştirecek...

Bugün küresel rekabet ABD-Çin arasından tarif ediliyor. İlki eski düzeni ‘eskisi gibi’ sürdürecek güçte değil. Ama süründürebilir. Çin ise yeni düzen kuracak ve bunu dünyaya dayatacak çapta değil.

Dünyanın ikna olması için ‘şart’ olan moral/ahlak değerleri/vaadleri de yok. ABD onların kredisini dibine kadar kullandı, hep tersini yaptı ve gezegene kan kusturdu. Çin’in böyle bir vaadi zaten yok.

Böyle baktığınızda, “düzen entübe”dir...

***

Dünyanın gözünün içine sokulmasına rağmen, sisteme yönelik eleştirilerin/krizlerin salgınla başlayıp salgınla biteceğine ilişkin bir tür halsizliği, eski düzenin aynen devam etmesine sadakat olarak da okuyabiliriz...

Salgından önce de dünya siyaseti mutsuzdu, ekonomik kriz vardı, bir şeylerin yanlış olduğuna ilişkin moral itiraz, ‘küresel müesses nizama’ yönelikti. Bininci kez yazarsak, salgın ateşi yükseltti, hızlandırdı ve etkin kıldı. Yani ortadaki ne ise salgınla ilgili değil!

Şimdi tartışmanın daha kaliteli bir bölümü, ‘kapitalizmin daha tehlikeli bir evrilme geçireceğini’ söylüyor. Eğer öyle ise, yani yeni müstakbel düzen eski düzenin güncellenmiş hali olacaksa yandık! Ki, salgınla gelen dijital bağımlılık metaforik bir pekiştirme de yapıyor...

***

Seyir defterine ek yapalım...

Bir yandan uluslar-üstü kuruluşların işlevselliğine yönelik can alıcı tartışmalar, öte yandan daha esas/kırıcı dalgasının kıyıya vurmadığı söylenen ekonomik kriz, petrol-altın-dolar üçgeni içinde yaşananlar ve dışarıdan yeni üçgen çizme çabaları... Bunlar gelip salgınla tokalaştığında üzerinde haftalardır konuşulan meseleler ortaya çıktı. Bugün yeni ek var, ‘ek yeri’ de sayabilirsiniz. Çünkü tutmazsa, yer kürenin yırtılacağı yer olabilir; ABD Başkanlık seçimleri...

Bu yüzden, 2021 yılının Şubat ayı, yani Kasım seçimlerinden sonra yeni Beyaz Saray’ın yerine oturma ve etrafa bakmaya hazır oldu tarih. Bu takvim, eğer sıralamaya/krize katkı yapacak bir tablo oluşturursa başka şeyler konuşacağız. Seçimler, tartışmanın gerçek cephesi olan, ‘ABD’nin dünyaya dönüş’ politikasına yönlendirirse, ‘tazelenmiş kapitalizme’ up-grade ederse çok başka şeyler konuşacağız.

Tersi de huzur getirmeyecek, dalgalar çoğalacak. Herhangi biri itiraz ve çürümeleri durdurmayacak. Sadece zorlaştıracak veya kolaylaştıracak. Bu yüzden tüm ülkelerin önünde riskler ve fırsatlar bulunuyor. Ama yukarıdaki handikapları aşmış, daha avantajlı Türkiye gibi ülkelerin önünde daha çok fırsat var...

***

Büyük güçler-ABD, Çin, Rusya, Hindistan-açısından durum daha farklı. Önce pozisyon almak, geleni hazırlıklı karşılamak istiyorlar. Eski düzenin temelleri henüz dururken kimi çekişmeli konuları bağlamak istiyorlar. Antrenman sayabiliriz...

Eylül ayında BM Güvenlik Konseyi toplantısı ayarlamaya çalıştıklarını, Moskova’nın önce Çin’le konuştuğunu, desteğini aldıktan sonra meseleyi Washington’a taşıdığını, onun da sevinerek mutabık kalmasıyla, “salgın sonrası dünya”nın ilk randevusunu ayarladıklarını paylaştık. (‘Eylül: Yeni düzenin sonbaharı’, 18/04.)

Gözümüze sokulanlara bile maskeyle bakma alışkanlığı salgından çok evvel bizim matbuata musallat olduğundan şimdi daha ileri bir durum olduğunu da görmüyorlar...

“ABD Başkanı Donald Trump ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, ender rastlanan ortak bir açıklama yaptı. Açıklamada, II. Dünya Savaşı’nda Amerikan ve Rus ordularının Naziler yönetimindeki Almanya’ya karşı işbirliği içine girmek için Elbe Nehri’nde buluşmasının 75. yıldönümü anılıyor”... (‘Trump ve Putin’den ortak işbirliği mesajı’, 25/04, VOA.)

Şekil inanılmaz ölçüde güçlü; Beyaz Saray’ın resmi sayfasından, ‘Putin ve Trump’ın ortak açıklaması’ olarak yayınlanıyor!

“Elbe ruhu, daha büyük amaçlar uğruna ülkelerimizin farklılıkları bir kenara bırakarak güven inşa edip işbirliği içine girdiğinin bir örneğidir”...

Ve yine bu açıklama iki ülkenin resmi haber kanallarından, Voice of America ve Sputnik’de yayınlandığı gibi, Beyaz Saray ve Kremlin tarafından da aynı anda duyuruluyor. (‘Joint statement by President of the Russian Federation Vladimir Putin and President of the USA Donald Trump commemorating the 75th Anniversary of the meeting on the Elbe’, 25/04. Kremlin resmi sayfası.)

Güzel.. Yani?.. Sembolizmi Yalta demektir! Ardından ikili, üçlü anlaşmalar gelebilir. Seçimlere kadar ne yapılabilirse.

Olur mu veya ne çıkar bilinmez ama yakınlaşma hem Moskova’yı hem de seçim arifesindeki Washington’u çalkalayacaktır...

TBMM Başkanı Şentop: Diyanet İşleri Başkanımıza yapılan saldırıyı kınıyorum
Gündem
TBMM Başkanı Şentop: Diyanet İşleri Başkanımıza yapılan saldırıyı kınıyorum
Ankara Barosu'nun Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş'ı eleştiren açıklamasına ilişkin yazılı açıklama yapan TBMM Başkanı Mustafa Şentop, ''Diyanet İşleri Başkanımızın şahsına ve özellikle onun şahsı bahane edilerek İslam'a yapılmaya çalışılan saldırıyı şiddetle kınıyorum" dedi.
DHA
Tahkir etmeden tenkit etmek…
Tahkir etmeden tenkit etmek…

Tarihi metinleri mutlak gerçeklik olarak kabul ederseniz yanılırsınız diyenler bizzat tarihçilerin kendileri. Pazar günü TVNet’de yayınlanacak olan Türk Kahvesi için siyaset bilimci Mustafa Çalık’ı konuk ettim. Çalık taaa bugünden aramızda kavgasını verdiğimiz pek çok olayın dönemin şartlarının bütünü içinde değerlendirilmesi gerektiğini, tahkir etmeden tenkit etmeyi öğrenmemiz gerektiğini söylüyor. Tarihi şahsiyetleri tahkir etmeden, kimseyi kutsallaştırmadan, edepsizlik etmeden de, melek ya da şeytan ilan etmeden de tarih okunabilir. Belki o zaman bugüne kadar süren kutuplaşmalar bir nebze suhulete kavuşabilir. Sonuçta bu geçmişin hepsi bizim ortak tarihimiz. Buradan 23 Nisan vesilesiyle Mustafa Çalık’ın ‘’Birinci Meclis dünyanın en muvaffak en mübarek en kahraman parlamentosudur’’ sözünü de aktararak bir iki not düşmek isterim.

- 23 Nisan’da açılan Meclis Türk siyasi hayatının ilk parlamentosu değildir. İlk Osmanlı Anayasası 1876’da kabul edilir, ardından yapılan seçimle oluşan ilk Meclis 1877’de açılır. Ömrü uzun olmaz. 2. Meclis 1908’de açılır. 1908 ve 1912 seçimleri yapılır. 1919 aralık ayında da seçimler yenilenir. 16 mart 1920 de İngilizlerin İstanbul’un hukuki işgali ve Meclis üyelerinden bazılarını götürülmeleri üzerine, özgürce çalışma imkanı kalmaz, faaliyetlerine ara verir. Mustafa Kemal Paşa bu Meclis’te Erzurum mebusudur. Bu olay üzerine Mustafa Kemal Paşa Heyeti Temsiliye adına bu Meclis üyelerini ve bunlara ilaveten bölgelerden başka temsilcileri de Ankara’daki Meclis’e çağırır. İstanbul işgale uğrarsa Eskişehir ve Ankara’ya çekilme planı 1915 yılında Talat Paşa tarafından yapılmış bir plandı. İlk Meclis binası olarak kullanılan bina da onun döneminde yapılmıştı.

- Hakimiye Milliye kavramı Cumhuriyet’ten çok daha önce, Namık Kemal kuşağından beri kullanılan bir kavramdı.

-23 Nisan’daki Meclis açılışı cuma’ya denk getirilmiş, namazın ardından ilahiler ve kurbanlar eşliğinde Meclis binasına gelinmiş, dua ile açılmış, kürsünün arkasına Kur’an’dan ayetler asılmıştı.

-23 Nisan ilk olarak 1921’de Milli Bayram olarak kutlanmış, bugünkü Çocuk Esirgeme Kurumu’nun aynı günü çocuk günü ilan etmesiyle iki kutlama örtüşmüş. 1927’de Çocuk Bayramı’na dönüşmüş. 1935’de resmen Ulusal Egemenlik bayramı olarak benimsenmiş. Atatürk’ün bunu çocuklara armağan ettiğine ilişkin ilk ifade 1957’de duyulmaya başlamış, 27 Mayıs’tan sonra yaygınlaşmıştı. 23 Nisan’ın Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı olarak kabulü ise 12 Eylül döneminde gerçekleşmişti. (Prof. Dr.Mehmet Ö. Alkan, 23 Nisan’ın Gayri Resmi Tarihi/Toplumsal Tarih Dergisi, Prof.Dr.Cemil Koçak ‘’Cumhuriyet Bir Kopuş Mu Süreklilik mi”)

Pazar günü Türk Kahvesi’nde ‘’kim daha Batıcıydı Atatürk mü Abdülhamid mi’’ sorusunda da Mustafa Çalık’ın tarihi belgelerle ortaya koyduğu gerçekler iki taraf için de ezber bozuyor…

SABAHATTİN ALİ’Yİ KİM, NİYE ÖLDÜRDÜ

Bugünlerde tarihi silip yeniden yazmak en sevdiğimiz şey, sağ sol fark etmiyor. İlla herkesi ya melek yapacağız ya şeytan! Ama gerçekler bunların hiç de öyle saflaştırarak hayatta yer almadığını gösteriyor. Yakın dönem tarih araştırmalarının önemli isimlerinden Sabancı Üniversitesi’nden Cemil Koçak ‘’bir zamanlar eğlenceli bir ülke vardı’ mitine karşı bugünlerde de çok satan Kürk Mantolu Madonna kitabının yazarı Sabahattin Ali cinayet haberlerini yazmıştı: ‘’Tarih Büyük Harflerle Yazılmaz’’ isimli, kitaptan aktarıyorum.

Bu cinayet ile ilgili çıkan ilk haber 2 Ocak 1949 tarihli Cumhuriyet Gazetesi’nde yer alıyor. Gazete 7-8 aydır kayıp olan Sabahattin Ali’nin öldürülmüş olduğu haberini veriyor. Sabahattin Ali muhtemelen nisan ayında Kırklareli/ Üsküp’te öldürülmüştü. Cinayetten 7-8 ay sonra cesedi tanınmaz halde bulunmuştu. Haberde Bulgaristan’a gizlice adam kaçıran bir şebekenin ve katil zanlısı Ali Ertekin’in 20 gün önce İstanbul’da yakalanmış olduğundan söz ediliyor. CHP’nin resmi yayın organı olan Vatan gazetesi benzer açıklamalarda bulunuyor, Hürriyet gazetesine göre ceset Sabahattin Ali’ye ait değildi. Ulus gazetesi birkaç gün sonra Sabahattin Ali’nin muhtemelen yurtdışına çıkmak üzere girişimde bulunurken öldürüldüğünü açıklıyordu. Gazetelere göre katil onun parası için öldürmüştü, bütün bunlar da ülkedeki komünist teşkilatın gücünü gösteriyordu. Katil zanlısının itirafına göre ise Sabahattin Ali’yi Bulgaristan’a kaçmak isterken sınıra yakın bir yerde öldürmüştü. Cinayetin nedeni ise “katilin Sabahattin Ali’nin vatan haini olduğunu anlaması ve milli hisler ile onu öldürmeye karar vermesi” zabıtlarda yer almıştı.

Sabahattin Ali 1948’de Falih Rıfkı Atay hakkında Marko Paşa dergisinde 10 Mart 1947 tarihinde yayınlanan “Biliyor musunuz’’ adlı yazı nedeniyle açılan hakaret davasından mahkûm olmuş, Üsküdar Paşaevi Cezaevi’ne girmişti. Cezaevinde aynı zamanda bulunduğu Hasan Turhal kardeşini gizlice Bulgaristan’a kaçırmaktan ve komünizm propagandası yapmaktan mahkûm olmuştu. Sabahattin Ali’nin cezaevinden çıkmasına ve Ali Ertekin ile tanışmasına Hasan Turhal sebep olmuştu. Katil zanlısına ilişkin en önemli gelişme bazı hizmetler karşılığı MAH/MİT ten para aldığına ilişkin iddialar olmuştu. Bu arada bunun araştırılmasını isteyen avukatlar tehdit edilmişlerdi.. Duruşma gizli yapılmış, Ali Ertekin’e İstanbul Emniyeti tarafından iki kez para ödülü verildiği iddiası doğrulanmıştı. Sanık Bulgaristan’dan adam kaçıran bu şebekeyi ele verdiğini Sabahattin Ali’yi öldürdüğünü itiraf etmişti. Ceset bir çoban tarafından sınıra 35 km uzakta bulunmuş, cesedin kime ait olduğunun tesbiti elbiseler ve eşyaları vasıtasıyla mümkün olmuştu. Sanık hakkında idam cezası istenmiş yeni çıkan af yasası kapsamasında 25 yıl istenmişti, ancak mahkeme sanığı 4 yıl hapsi cezası vermiş, 2 yıl cezaevinde kalmış af yasasıyla tahliye edilmişti. Sabahattin Ali öldürüldüğünde iktidarda CHP vardı.

Cumhuriyetçi senatörlerden BM'ye çağrı: DSÖ bağımsız heyet tarafından denetlenmeli
Koronavirüs
Cumhuriyetçi senatörlerden BM'ye çağrı: DSÖ bağımsız heyet tarafından denetlenmeli
ABD'de önde gelen Cumhuriyetçi senatörler, Birleşmiş Miletler'in (BM) yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınıyla mücadelede ABD Başkanı Donald Trump'ın 'başarısız olmakla' eleştirdiği Dünya Sağlık Örgütüne (DSÖ) bağımısız bir denetim yapması talebinde bulundu.
AA
Darphane'den 100. yıla özel para
Ekonomi
Darphane'den 100. yıla özel para
Darphane ve Damga Matbaası Genel Müdürlüğü TBMM’nin Açılışının 100. Yılı Kutlamaları için özel, sınırlı sayıda hatıra para basarak bu güzel güne kalıcı bir anlam kattı.
Yeni Şafak
Türkiye küllerinden yeniden doğdu
Gündem
Türkiye küllerinden yeniden doğdu
TBMM, açılışının 100. yılında tarihi bir törene sahne oldu. Kovid-19 salgını nedeniyle özel oturuma katılan vekiller maske ve dezenfektanlarla korunmaya çalıştı, sosyal mesafeye uygun oturdu. Meclis Başkanı Şentop, “Yüzyıl önce ve tamamen tükendiği varsayılan bir dönemde adeta küllerinden yeniden doğan Türkiye, bugün daha güçlü ve daha diridir” dedi.
Yeni Şafak
Çocuklara sıkılmak yok: Kral Şakir şarkılarıyla kutlayacaklar
Hayat
Çocuklara sıkılmak yok: Kral Şakir şarkılarıyla kutlayacaklar
Koronavirüs salgını nedeniyle alınan tedbirler kapsamında evde geçirilen bu günlerde çocuklar 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı, çok sevdikleri Kral Şakir şarkılarıyla kutlamaya başlıyor.
Yeni Şafak
100 yıl sonra çok daha güçlüyüz: 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı ülke genelinde coşkuyla kutlandı
Gündem
100 yıl sonra çok daha güçlüyüz: 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı ülke genelinde coşkuyla kutlandı
Türkiye, TBMM’nin açılışının 100. yıldönümünü “Evde kal” çağrısına da uyarak coşkuyla kutladı. Çocuklar gün boyu evde, balkonda, bahçede hazırladıkları videoları paylaştı. Saat 21.00’de bayraklarıyla balkona çıkıp İstiklal Marşı’nı okudu. 100 yıl önce Kurtuluş Savaşı’nın yanısıra “yoklukla” da mücadele veren Türkiye, bugün salgında tüm dünyaya yardım edebildiği için de gururluydu.
Yeni Şafak

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.