Srebrenitsa soykırımının 33 kurbanı bugün şehitliğe defnedilecek
Dünya
Srebrenitsa soykırımının 33 kurbanı bugün şehitliğe defnedilecek
Avrupa'da İkinci Dünya Savaşı'nın ardından yaşanan en büyük insanlık trajedisi olarak nitelendirilen, en az 8 bin 372 Boşnak sivilin acımasızca katledildiği Srebrenitsa soykırımının 33 kurbanı daha bugün toprağa verilecek.

AA
Srebrenitsa'da öldürülen 33 kurban bugün toprağa verilecek
Dünya
Srebrenitsa'da öldürülen 33 kurban bugün toprağa verilecek
Bosna Hersek'in doğusundaki Srebrenitsa'da 1995 yılının temmuz ayında yapılan soykırımda öldürülen 33 kurbanın cenazesi, öğle namazının ardından Potoçari Anıt Mezarlığı'nda defnedilecek. Törenlere Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu da katılacak.
AA
Erdoğan’ın açıklamaları ve ‘Tur’ uçağından izlenimler
Erdoğan’ın açıklamaları ve ‘Tur’ uçağından izlenimler

Bir hafta arayla Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın iki yurtdışı gezisine katıldım.

Haziran sonunda 5 gecesi Japonya’da, yarım günü de Çin’de geçen ziyaretten bir hafta sonra Bosna Hersek seyahatine eşlik ettik.

Video: Erdoğan’ın açıklamaları ve ‘Tur’ uçağından izlenimler


Değer mi tam emin değilim ama öncelikle “Devlet imkanlarıyla gezip tozun bakalım” diye sosyal medyadan laf sokuşturanlar için birkaç kelam edelim.

Bu gezilerde uçak yolculuğu hariç, masrafları katılımcı gazeteciler adına çalıştıkları kurumlar karşılıyor.

Otel, yemek harcamaları bunlara dahil.

Dolayısıyla mesele, Cumhurbaşkanı ve heyetini taşıyan uçağa gazetecilerin eklenmesinden ibaret.

Bu kadarını da çok görenler, sanıyorum Cumhurbaşkanı’nın da bu seyahatlere turistik amaçla gittiğini düşünüyorlar.

Böyle bir durumda, onlar için ikna edici sözler kullanmak insana cahile laf anlatmaktan daha zor gelir.

En iyisi işimize bakalım…

Salı sabahı, Saraybosna’da yapılan Güney Avrupa İşbirliği Zirvesi’ne katıldıktan sonra, Erdoğan’ın Türkiye’ye daha erken dönmek istediğini öğrenince, belirlenen programdan iki saat evvel havaalanının yolunu tuttuk.

İstikameti Ankara olan Tur uçağı, Türkiye hava sahasına girip, İstanbul üzerinden ilerlerken, Cumhurbaşkanı’na sorularımızı yöneltmek üzere, uçağın ön tarafına davet edildik.

Erdoğan, Bosna gezisine dair kendi açıklamalarını yaptıktan sonra “Ben şimdi sözü, sorularınız için size bırakıyorum” dedi.

Kendisine S-400 alımıyla ilgili güncel tartışmaları içeren iki soru sordum.

S-400 sadece acil durumlarda mı kullanılacak? Teknoloji transferi konusunda Rusya ile tam bir işbirliği yapılıyor mu?” diye.

Sorunun ikisi de, bu konuda yürütülen bir takım spekülasyonlara dönüktü.

Cumhurbaşkanı, ikincisini yanıtlayarak söze başladı:

“Bir defa ortak üretim noktasında bizim Rusya ile sıkıntımız yok ve Sayın Putin ile bu işi ilk görüşmeye başladığımız andan itibaren bu konuda mutabakatımız var. Ortak üretime de inşallah geçeceğiz. Herhangi bir sıkıntı yok. Bu spekülasyonlar maalesef bizim S400 alımından vazgeçmemizi isteyenlerin ileri sürdüğü bir tezdir.”

Geçen hafta, S-400’lerle ilgili olarak, ‘barış zamanlarında’ kapağının kapalı tutulacağı, sadece acil durumlarda aktive edileceği yönünde haberler çıkmıştı.

Sorduğum sorunun dayanağı bu tartışmalarla ilgiliydi.

Erdoğan, soruma “Böyle bir alım veya böyle bir yatırım niye yapılır” diye karşı bir soruyla yanıt vermeye başladıktan sonra biraz durdu, benden bir şey söylememi bekledi.

Herhalde kullanmak için” diye mukabelede bulununca, sözlerimi onaylayıp devam etti:

“Bize nerede, nasıl gerekli olursa biz de bunu tabii ki aynı şekilde kullanma imkanına, hakkına sahip olacağız. Bu bir hava savunma sistemi. Böyle olduğuna göre, eğer birileri bize bir saldırı yaparsa bu saldırı karşısında biz de bu savunma sistemimizi devreye sokacağız”.

Sohbet sırasında Cumhurbaşkanı’na iç siyaset ağırlıklı sorular yöneltildi.

Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde revizyon olup olmayacağı tartışmaları, Merkez Bankası Başkanı Murat Çetinkaya’nın görevden alınması, Ali Babacan’ın parti kurma hazırlıkları.

Yeni sistemle ilgili olarak Erdoğan’ın sınırları çok geniş tutulmayan bir tartışmaya parti içerisinde de bir yol verdiği biliniyor.

Ancak, sözlerinden bu alanda köklü bir değişime sıcak bakmadığını da anlayabiliyoruz.

Eksiklikler olabilir ama parlamenter sistemde neler çekildiğini, ne tür bedeller ödendiğini biliyoruz” hatırlatmasında bulunması bunun bir işareti.

Bir de bu değişimin halkoylamasıyla yapıldığına dönük bir hatırlatmada bulunuyor Erdoğan.

Şöyle diyor:

“Bu konuyla ilgili biz referandum yaptık. Bu referandumla beraber yeni yönetim sistemine geçtik. Bu parlamentoda verilen bir karar değil, halka gidilerek verilen bir karar ve halkımız bu işe yüzde 52’nin üzerinde evet demek suretiyle kararı verdi. Şimdi bununla birlikte çok farklı süreci başlatmış olduk. Bu süreçte de tabii ki eksiklikler olabilir ama parlamenter demokrasi olarak gelen sürecin içinde bu ülkenin neler çektiğini, ne bedeller ödediğini de biliyoruz.”

Erdoğan’ın İstanbul seçimleri öncesi parti kurma hazırlıkları yapan Ali Babacan ile bir görüşme yaptığı biliniyordu.

Sorulan soru üzerine bu görüşmenin detaylarını bizimle paylaştı.

Görüşmede Babacan, “Seçimlerden sonra istifamı vereceğim. Çünkü partiye karşı olan aidiyet duygularımı kaybetmeye başladım” demiş.

Aynı cümle, Babacan adına biz Saraybosna yolundayken yapılan Ak Parti üyeliğinden istifa duyurusunda da vardı.

Erdoğan’ın bu sözleriyle yolların ayrıldığı netleşmiş oldu.

Erdoğan: Binali Bey'i kenarda bırakamayız
Gündem
Erdoğan: Binali Bey'i kenarda bırakamayız
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'Binali Bey’le ilgili tasarrufunuz olacak mı?' sorusuna "Binali Bey benim yol arkadaşım, dava arkadaşım. Nerede, nasıl değerlendirme hususu olacaksa bunların da yapı içindeki gelişmelere bakarak değerlendirmeleri yaparız. Ama benim bir dava ve yol arkadaşım olarak bu denli yetişmiş, kaliteli bir arkadaşımızı tabi ki kenarda bırakmak gibi bir şey düşünülemez” ifadeleri ile değerlendirdi.
Yeni Şafak
Saraybosna notları
Saraybosna notları

Bosna su zengini bir ülke.

Her taraftan şırıl şırıl sular akıyor.

Bu böyle olmasına rağmen, 2 yıl önce yaz aylarında Saraybosna’da şebeke suları bir anda akmamaya başlamış.

Video: Saraybosna notları


Dağlardan, taşlardan akan suları evlere getirmek için bir sistem gerekiyor sonuçta.

Musluklardan ıslık sesleri gelmeye başlayınca, Bosnalılar, akıllarına gelen ilk ülkeye, Türkiye’ye ve İstanbul Büyükşehir Belediyesine başvurmuşlar.

İstanbul belediyesi de gelip, pompa sistemi kurarak şebeke sorununu çözmüş.

Saraybosna’da konuştuğumuz insanlar, “İstanbul seçimlerinin Bosna’ya dokunan kısmı da burası. Tekrar böyle acil bir ihtiyaç olduğu takdirde aynı desteği alır mıyız, bilmiyoruz” diyorlar.

İstanbul’un yeni belediye başkanı Ekrem İmamoğlu’nun İstanbul’un fiziki sınırlarının ötesinde ‘Gönül coğrafyası’ diye tarif ettiğimiz bölgelerle ilgili, mesela Bosna ile ilgili yaklaşımı nedir, nasıl davranacaktır henüz bilmiyoruz.

Kendisine müzahir çevrelerde, diyelim ki Saraybosna’nın tekrar bir su sorunu yaşaması halinde, yardım eli uzatılması fikrine nasıl bakılır acaba?

İstese bile ‘mahalleden’ birileri karşısına çıkıp, “İstanbul’un kaynaklarını İstanbullular dışında kimseye kullandırtmayız” der mi?

Ekrem beyin önünde daha uzun bir süre var.

Böyle konularda nasıl bir yerde durduğunu da zaman içerisinde öğrenebiliriz.

Saraybosna’ya Güneydoğu Avrupa İşbirliği Süreci Zirvesine katılan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın gezisini takip etmek üzere geldik.

Geçen hafta, yabancısı olduğumuz bir coğrafyada, Japonya/Çin gezisinde 6 gün boyunca yabancılık çektikten sonra, onun üstüne gelen Saraybosna daveti ilaç gibi geldi.

Saraybosna’ya bir tepeden baktığınızda, üç ayrı dönemin üç ayrı şehrini ayrı ayrı görebilirsiniz.

Osmanlıdan kalma, ‘gökyüzü dostu’ dingin mekanların olduğu birinci bölge,

20’inci yüzyılın başlarından kalan Avusturya-Macaristan dönemine ait yapılar ve şehrin en ötesinde Yugoslavya yönetiminden kalan, yüksek katlı binalar.

Bir şehri tanımak, ya da yaşamak için bol bol yürümeniz gerekir.

Türkiye’den gelen birisi için en ideal yürüyüş güzergahı, bulunduğunuz yer neresi olursa olsun, Başçarşı istikametine doğru ilerlemek olmalı.

Ben de öyle yaptım.

Hala açık tutulan pazar yerinden geçerken, savaş zamanında burada işlenen katliamın görüntülerini gözümün önünden geçirdim.

Önünden geçerken, bir önceki gelişimde gezdiğim soykırım müzesinin dehşetini hatırladım.

Başçarşıya gelince, insanlardan ürkmemeye alışmış güvercinleri kollayarak ilerledim, avucumu tutup meydanın sembolü olan sebilden su içtim.

Bosna’ya her gelişimizde olduğu gibi buradaki dostlardan ‘güncel durum’ brifingi aldım.

Ekonomik anlamda bir önceki gelişime göre durumun daha kötü olduğunu fark ettim.

Avrupa’ya, özellikle de Almanya’ya yoğun göçler yaşanıyormuş.

Özellikle gençler...

Genç işsizliğin dünyada en fazla olduğu ülkeler arasında yer alıyor Bosna Hersek.

Geçenlerde bir işsizlik raporu açıklanmış.

Bu rapora göre işsizlik oranları bu defa düşük çıkmış.

Bu durum yarı esprili bir şekilde şöyle dillendiriliyor:

“Yoğun göçler nedeniyle iş talebinde bulunanlar azalıyor. Öyle olunca da işsizlik rakamları düşmüş oluyor!”

Siyasi alanda yaşanan istikrarsızlık da işin cabası.

Türk heyeti tarafından bize ulaştırılan bilgi notunda şöyle şeyler yazıyor:

“Bosna Hersek’te 7 Ekim’de yapılan genel seçimden beri hükümet hala kurulamadı. Halen görevini sürdüren eski hükümet de gerek anlaşmaların onayı gerek de diğer önemli hususlarda elini taşın altına koymuyor. Son duyumlara göre, mevcut teknik hükümetin bir sonraki genel seçime kadar (2020) görevde kalabileceği konuşuluyor. Bu da başta bütçe meselesi olmak üzere birçok hususta soruna yol açabilecek.”

Yeni bir savaş olur mu?

Allah korusun.

Balkanlara özgü etnik gerilimlerin dindiğini söylemek mümkün değil.

Rusya Sırpları kışkırtıyor, Amerika Arnavutları kolluyor.

Bu durum özellikle Kosova’yı barut fıçısı haline getirmiş durumda.

Boşnaklar ise, arada bir yerde kendi güvenliklerini garantide tutmanın çabası içindeler.

Güncel tartışmalar arasında en fazla gerilim üreten bir tanesi var ki, Bosna’nın geleceği adına kaygı taşıyan herkesi yakından ilgilendiriyor.

Bosna’nın Sırp Cumhuriyeti tarafında yedek polis birlikleri kurulması düşünülüyormuş.

Haliyle bu durum Boşnaklar arasında bir tehdit olarak algılanıyor. Sırpların bu girişimine karşılık olarak yeni polis alımları söz konusu imiş.

Böyle bir tablo karşısında Türkiye’nin son yıllarda başarılı bir şekilde yürüttüğü ‘yatıştırıcı’ politikaların ne kadar büyük kıymet arz ettiğini dikkatlerinize sunmak isterim.

Not: Erdoğan’ın dönüş yolunda yaptığı açıklamalar ve ‘uçak kulisleri’ yarınki yazıda.

Ümmeti parçalamaya hakkınız yok
Gündem
Ümmeti parçalamaya hakkınız yok
Cumhurbaşkanı Erdoğan, parti kurma hazırlığında olan Gül, Babacan ve Davutoğlu hakkında ilk kez konuşurken sert eleştirilerde bulundu. Erdoğan, “Yolunuz yolunuzdur eyvallah ama şunu unutmayın ki bu ümmeti parçalamaya hakkınız yok. Siz bunu yapıyorsunuz. Bunun parçalanmasıyla da bir yere gidemeyeceksiniz” dedi.
Yeni Şafak
Erdoğan Srebrenitsa Soykırımı kurbanları anısına düzenlenen törene katıldı
Dünya
Erdoğan Srebrenitsa Soykırımı kurbanları anısına düzenlenen törene katıldı
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Saraybosna'da Devlet Başkanlığı Konseyi Binası önünde Srebrenitsa Soykırımı kurbanları anısına düzenlenen geçit törenine iştirak etti.
AA
Cumhurbaşkanı Erdoğan soykırım kurbanları anma törenine katıldı
Dünya
Cumhurbaşkanı Erdoğan soykırım kurbanları anma törenine katıldı
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, eşi Emine Erdoğan ile birlikte Saraybosna'da Devlet Başkanlığı Konseyi Binası önünde düzenlenen Srebrenitsa Soykırımı kurbanlarını anma törenine katıldı.
DHA

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.