Citigroup'un binasına 1.2 milyar sterlin
Ekonomi
Citigroup'un binasına 1.2 milyar sterlin
Citigroup, Londra'daki merkezinin bulunduğu Canada Square adlı gökdeleni AGC Equity Partners'dan satın almaya hazırlanıyor.
DHA
Ömer Uğur Gençcan'dan dikkat çeken süresiz nafaka açıklaması
Gündem
Ömer Uğur Gençcan'dan dikkat çeken süresiz nafaka açıklaması
Yargıtay 2'nci Hukuk Dairesi Başkanı Ömer Uğur Gençcan, Karabük Barosu'nun Baro Sosyal Tesisleri'nde düzenlediği 'Aile Hukuku ve HMK Yargıtay Uygulamaları' konulu meslek içi eğitim seminerine katıldı. Gençcan, süresiz yoksulluk nafakası ile ilgili olarak, 'Şimdi yeniden süreye dönülme çalışmaları var. 'Kadınların kazanılmış haklarını alıyorsunuz' deniliyor. Ya siz erkeklerin 80 senelik kazanılmış hakkını aldınız elinden' diye konuştu.
DHA
Zırhlı Birlikler darbe girişimi davasında istenen cezalar belli oldu
Gündem
Zırhlı Birlikler darbe girişimi davasında istenen cezalar belli oldu
Zırhlı Birlikler darbe girişimi davasında, eski tuğgeneral Ahmet Bican Kırker'in de arasında olduğu 40 sanığın ağırlaştırılmış müebbet hapsi istendi.
AA
Gelişigüzel sorular
Gelişigüzel sorular
Ulvi olduğuna inandığımız bir hakikate nasıl bakmamız doğrudur; yukarıdan aşağıya doğru mu, aşağıdan yukarıya doğru mu? Aslına ermeyi hiç kafamıza takmadığımız meselelerin füruatı konusunda itişip kakışmayı neden bu kadar seviyoruz? Bu enformasyon kalabalığı arasında yalın anlamları özlemeye vaktimiz olacak mı? Konu ne olursa olsun herkes kişisel performanslarını görünür kılmanın bu kadar peşine düşmüşken, hangi hakikate, ne zaman teslim olacağız?
Yeni Şafak
Vatansız kardeşler
Gündem
Vatansız kardeşler
Azerbaycan’dan annesi ile birlikte 12 yıl önce Bursa’ya gelen Sabir Bağırov ve Zaminkar Bağırov kardeşler, ülkelerinde nüfus cüzdanı çıkaramadıkları için geçen zaman içinde Türkiye vatandaşlığı alamadı. Kimliksiz Azerbaycan’a da gidemeyen iki kardeş, vatansız kaldı. Sağlık ve eğitim hakkından yararlanamayan, sigortalı bir işte çalışamayan kardeşler yetkililerden yardım istedi.
Yeni Şafak
Diyanet asli görevine rücu ediyor…
Diyanet asli görevine rücu ediyor…

Doğduğumuzda kulağımıza okunan ezan ile müşerref olduğumuz İslâm, hayatımızın her döneminin rehberidir aynı zamanda. Doğduğumuzda okunan ezanın namazı ise öldüğümüzde kılınıyor. Yani bir Müslüman’ın ömrü ezan ile namaz arasıdır. Ezan ile geldiğimiz dünyadan selâ ile göç ediyoruz. Hayatımızda bu kadar derin yere sahip olan İslâm’ı en doğru şekilde öğrenmemiz ve yaşamamız hususunda en temel görev Türkiye’de Diyanet İşleri Başkanlığı’ndadır. Zira anayasa Diyanet İşleri Başkanlığı’nı bu konuda en açık yetkiyle donatmıştır.

Video: Diyanet asli görevine rücu ediyor…


Diyanet İşleri Başkanlığı Türkiye Cumhuriyeti’nin en temel kuruluşlarından biridir. Genelkurmay Başkanlığı ve Diyanet İşleri Başkanlığı, 3 Mart 1924’te 429 sayılı kanunla aynı anda kuruldu. Yeni hükümet sisteminin yürürlüğe girmesiyle Cumhurbaşkanlığı’na bağlanan Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kanunla görevi şu şekilde tarif ediliyor: “İslam dininin inançları, ibadet ve ahlâk esasları ile ilgili işleri yürütmek, din konusunda toplumu aydınlatmak ve ibadet yerlerini yönetmek üzere; Cumhurbaşkanlığı’na bağlı Diyanet İşleri Başkanlığı kurulmuştur.”

Bu kadar uzun bir girizgâh yapmamın sebebine gelince, geçtiğimiz Cuma ve Cumartesi günleri Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş’ın davetlisi olarak, Erzincan’da bulundum. Başkan Erbaş’ın göreve gelmesinin ardından başlatılan il buluşmalarının 19’uncusu Erzincan’da gerçekleşti. Başta Diyanet İşleri Reisi olmak üzere, başkan yardımcıları, genel müdür, daire başkanları, il müftüleri hasılı Diyanet İşleri’nin başkanından müezzinine kadar her makamdan yetkililerin bulunduğu toplantılar gerçekleştiriliyor.

Bu toplantılara şehrin STK temsilcileri, kanaat önderleri, gençleri, kadınları ve bürokratlar katılıyor. Bu toplantılar, kaynaşmanın, kucaklaşmanın ve sorunları en açık şekilde konuşmanın en önemli platformuna dönüşüyor. Sadece Diyanet, din konuları konuşulmuyor. Toplumsal değerlerin hemen hemen hepsi katılımcıların gündeminde.

Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, önce üniversite gençleriyle bir araya geldi, ardında da sözünü ettiğim il program kapsamında Erzincan’ın önde gelenleriyle buluşma gerçekleşti. Bu tür toplantıların ne kadar önemli olduğunu ortaya koyan bir buluşma oldu. Katılımcılara tek tek görüşlerini aktarma imkânı verildi. Gündeme getirilen konulara bakıldığında “İşte bu!” dedim.

Uyuşturucu ile mücadeleden televizyon dizilerinde değerlerimizi dejenere eden sahnelere; cemevlerinin ihtiyaçlarının karşılanmasından, dini hassasiyetleri istismar edenlere kadar toplumu yakinen ilgilendiren her konuda görüş-düşünce dile getirildi, sorular soruldu. Program adı gibi oldu, 3. Ordu Komutanı başta olmak üzere, vali ve diğer bütün bürokratlar, Erzincan’ın STK temsilcileri kanaat önderleriyle bir araya geldi, tüm il buluşmuş oldu.

Diyanet İşleri Başkanı Erbaş’ın bir diğer önemli programı Erzincan’ın tüm köy ve mahallerinde görev yapan, hatta komşu illerden de gelen din görevlileriyle bir araya gelmesi oldu. Başkan Erbaş, din görevlilerine geçmişte yaşanan sıkıntıları hatırlatarak, bugünün imkânlarını iyi değerlendirmelerini istedi.

Erzincan demişken bir parantez açmak lazım. Maneviyatı çok yüksek bir şehir. Huzur dolu bir şehir. Geçmişte çokça deprem felaketi yaşamış bir şehir. Ama en önemlisi Medine-i Münevvere’ye vakfiye olmasıdır.

Evet, Diyanet İşleri Başkanlığı, geçmişten beri çeşitli tartışmalara neden olmuştur. Kimileri yaptığı din hizmetlerinden rahatsız olmuştur, kimileri yapılanları yeterli bulmamıştır. Özellikle 1960 darbesinden sonra ve 28 Şubat sürecinde birileri tarafından farklı mecralara çekilmek istenen Diyanet İşleri Başkanlığı bugün aslına rücu etmeye devam ediyor. Toplumun her kesimiyle buluştuğu sürece bu asli görevini fazlasıyla yapmayı başaracaktır. Fetullahçı Terör Örgütünün toplumda açtığı yaralar, Diyanet İşleri Başkanlığı’na çok daha ağır görevler yüklemektedir.

Şamahı’da tenha mezar
Şamahı’da tenha mezar

Azerbaycan’da Gence’den Bakû’ya doğru giden hattın birçok noktasında isimsiz ve hatta bugün yerinin tespit edilmesi bile zor olan şehit mezarları, Osmanlı’nın görkemli çağlarından kalan silik izler değildir. Bunlar, günümüzü de etkilemekte olan emperyalist dönemde, Anadolu ‘Türk’ünün varlık yokluk mücadelesini kanıtlayan izlerdir. Galiba işin zor tarafı bu izlerin anlamını ortaya çıkarabilmektir. Eğer Birinci Dünya Savaşı’nda galip gelseydik yirminci yüzyılda Osmanlı’nın stratejik açıdan önem verdiği yerler üzerinde duracak, bunun gerekçelerini tartışmış olacaktık. Ne yazık ki savaş yıllarından itibaren İngiltere, Rusya, Fransa ve elbette Amerika coğrafyamızı esaslı bir dönüşüme tabi tuttu.

Video: Şamahı’da tenha mezar


Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra coğrafyamız köklü bir dönüşüm yaşamış olsa da stratejik açıdan önemli yerler çok değişmemiştir. Çünkü bu önemin oluşmasını sağlayan unsurlar birden fazladır. Kimi yerler hem doğu ve batı hem de kuzey ve güney istikametinde çok önemli bir geçiş alanı hem de maddî imkânlar bakımından zenginlik kaynağıdır. Fakat bunların bir yeri önemli hale getirmeye yetmeyeceği bilinmektedir. Kültürel uyum da çok önemlidir. Bu noktada da millî ve dinî bağlar önemli hâle gelir. Kimi yerleri de tarihî, iktisadî, dinî, millî ve kültürel bağlar önemli hâle getirir. Önemli olan belirli bir bakış açısına göre bunları tanımlayabilmektir.

Tanımlama sürecinde geçmişin bize bıraktığı izlerin hayatî derecede önemli olduğunu inkâr edemeyiz. Bu izler, tanımlama sürecinin salt zihnî bir meseleye indirgenemeyeceğini gösterir. Coğrafya bir kaderdir sözü buradan doğar, isteseniz de geçmişin izlerinden uzaklaşamazsınız. Aslında bugün Kûtulamâre’nin yeniden gündeme gelmesi coğrafî önemin diğer unsurlara nazaran daha bir öne çıkmasını izah eder. Coğrafyanın çözüldüğü yere gelip dayanmış olmamız tesadüfî değildir. Aynı şekilde Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyinde bir direnç hattı oluşturmasıyla Amerika öncülüğünde Suriye’nin güneyinde Akdeniz’den Körfez’e doğru yeni bir hat oluşturulması bunu izah eder. Çünkü bu, Osmanlı’nın Kanal’da boşuna savaşmadığını gösterir.

Konuyu Enver Paşa’nın maceracı ruhuna indirgediğimizde aslında birçok karmaşık meseleyi önemsizleştirerek zihnen rahatlamış oluruz. Hâlbuki Şamahı’da gördüğümüz “tenha mezar”, en zor şartlarda bile bir şeyler yapılabileceğinin kalıcı işaretidir. Bakû’da Türk ve Müslüman izi kalmayacaktı. Belki de bütün Azerbaycan’da bu izler kaybolacaktı. Balkanlar’daki izlerin önemli ölçüde kaybolması direnç hattının çok erken bir dönemde çökmesindendir. Zihnen rahatlamış olmamız gerçekliği değiştirmez, konu bizi de kapsamaya başlayınca belki uyanırız ama artık iş işten geçmiştir. Abdülhamit ile Enver Paşa’nın bıraktığı izler, bir bütünün parçalarıdır. Bugün onların bıraktığı izlerden yeni kavga ve düşmanlıklar üretmek çok da anlamlı değildir.

Cerablus’tan başlamak suretiyle Halep’in kuzeyinde ve batısında oluşturulan sığınaklar yüz yıl önce bırakılan izler üzerinde kuruluyor. Bunların yeterli olmadığı ve çok kısa bir zaman içinde yok olma tehdidi altında bulunduğu yine o izlerle alakalıdır. Coğrafyanın atardamarları buradan geçmektedir ve hat Fırat’ın doğusu denilen alanı kapsamaktadır. Bağdat demir yolunun geçtiği hat veya Misak-ı Millî sınırları birbirinin yerine kullanılabilir. Bu da bize geçmişte bırakılan izlerin önemini gösterir. Bu izler anlamlı bir bütüne karşılık gelmektedir. Bunların tamamlanması coğrafyaya dışarıdan müdahale edenlere büyük kayıp yaşatacaktır. Çünkü stratejik müdahale alanları iyice azalacaktır.

Yüz yıl sonra coğrafyamız yeniden büyük bir hareketlenme yaşıyor. Bu hareketlenmenin tek taraflı emperyalist bir baskıdan kaynaklanmadığı açıktır. Coğrafyanın bütün dinamikleriyle ayağa kalktığını söylemiyoruz. Fakat Türkiye’nin kararlılığı Balkanlar’dan başlamak suretiyle Kafkaslarda, Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da büyük bir hareketlenmeye yol açtı. Coğrafyanın canlı unsurlarına güven vermek çok önemlidir. Çünkü bu canlı unsurlar, diğerlerini harekete geçirebilecek temel değişkenler olarak öne çıkar.

Türkiye, Fırat’ın doğusunda da bir güvenlik alanı oluşturacak güçtedir. Bunu başardığımız zaman yeni bir dönemin başlayacağı açıktır. Nuri Paşa’nın Gence’ye Musul üzerinden gitmesi sadece demir yolu hattının uzandığı güzergâh ile izah edilemez. Bu, bize coğrafî bütünlüğü gösteren en önemli örneklerden biridir.

Bataklığa saplanan atı itfaiye kurtardı
Gündem
Bataklığa saplanan atı itfaiye kurtardı
Şırnak'ın Cizre ilçesinde bataklıkta çamura saplanan at, itfaiye ekipleri tarafından yaklaşık 3 saatlik çalışmanın sonucunda kurtarıldı. Bataklıktan çıkarılan at sahibine teslim edildi.
IHA

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.