Ramazan özel sayfa
  • İFTARA KALAN SÜRE 00:00:00
Resmen açıklandı: İspanyol devinin yüzde 35'inde koronavirüs tespit edildi
Spor
Resmen açıklandı: İspanyol devinin yüzde 35'inde koronavirüs tespit edildi
İspanya 1. Futbol Ligi (La Liga) kulüplerinden Valencia'da, teknik ekip ve futbolcular arasında yeni tip koronavirüs (Kovid-19) vakasının yüzde 35'e yükseldiği belirtildi.
AA
Kanser tedavisi gören genç antrenör koronavirüse yenik düştü: Futbol dünyasını sarsan ölüm
Spor
Kanser tedavisi gören genç antrenör koronavirüse yenik düştü: Futbol dünyasını sarsan ölüm
İspanya’nın Atletico Portada Alta takımında antrenörlük yapan ve bir süredir kanser tedavisi gördüğü öğrenilen 21 yaşındaki Francisco Garcia koronavirüs sebebiyle hayatını kaybetti.
IHA
La Liga'da koronavirüse yakalanan ilk futbolcu
Spor
La Liga'da koronavirüse yakalanan ilk futbolcu
İspanya La Liga takımlarından Valencia'da forma giyen Ezequiel Garay'ın koronavirüs testi pozitif çıktı.
AA
Müttefikleri Kemal, Şam’da misafirleri de olur!
Müttefikleri Kemal, Şam’da misafirleri de olur!

İdlib’te otuz dört askerimizin şehit olduğu gece, Mister Kılıçdaroğlu ekranda “Esad’ın askerleri, orada bizim askerlerimizi koruyor” diyordu!

Esad’ın Medyacısı Nidal Sabeh, Bay Kemal’e “Türk muhalefetinin liderine, yani müttefikimize binlerce selam olsun. Kendisini Şam’da misafir etmek istiyoruz” diye seslendi!

*

Ana Muhalefet Partisinin Başı, Ankara’ya karşı Şam Rejiminin safında ve “İdlib’te ne işimiz var?” korosunun şefi konumunda…

Şam’daki müttefiklerinden gelen işbu davete icabet ederse, hiç şaşırmayız.

2013’ün Mart’ında dört CHP milletvekilinden oluşan bir heyet Esad’ı ziyaret etmişti, zaten…

O heyette Şafak Pavey de vardı.

Pavey, üç ay sonra (6-9 Haziran) Londra’nın kuzeyindeki Watford’ta Grove adlı otelde yapılan Bilderberg toplantısına katılmıştı.

7 Haziran 2015 genel seçimlerinin ertesi günü havaalanında karşılaştığı Demirtaş’a “Birlikte iyi salladık” diyen Şafak Pavey’den bahsediyoruz!

PERİNÇEK, NE DEMİŞTİ?

Katil Esad’ın -Bay Kemal ile birlikte- içerideki iki önde gelen siyasi destekçisinden biri de Mister Perinçek’tir.

Vatan Partisi’nin Başı, 2018 genel seçimlerinin öncesinde “Cumhurbaşkanı seçilir seçilmez, ertesi gün Sayın Esad’a uçak yollayacağız ve kendisini Türkiye’ye davet edeceğiz” demişti. (18 Mayıs’ 18)

Mister Perinçek, 2015’in Mart ayında Şam’da Zalim Esad’ı ziyaret etmiş; Şam Şeytanı çok mutlu olmuştu.

Yanı başında Abdüllatif Şener de vardı.

Şimdilerde CHP Konya milletvekilidir.

Geçen yıl “Türkiye, Suriye’de terör örgütlerini destekliyor” dediğinde (1 Ekim 2019) Esad’ın ajansına manşet oldu!

*

CHP’ye “kaset operasyonuyla” Genel Başkan yapılan Kılıçdaroğlu; Nafiz Jan Paker’in on yedi sene boyunca yönettiği TESEV’in 183 numaralı kurucu üyesidir.

Tam da burada, “Nafiz Jan Paker’in eniştesi” Mehmet Barlas’ın Sabah’taki köşesinde “Türkiye, Suriye’de terör örgütlerine destek verdi” diye yazdığını hatırlayalım…

Bu cümlesi, firardaki A-Jan Dündar’la “Paralel koştuğunun” belgesidir!

Şu satırlar da Mister Barlas’a aittir:

“Bu coğrafyada; ne kutsal kitapların söylemlerinin, ne de sona ermiş imparatorlukların öykülerinin rehberliğinde bir yere varılabilir…”

(Sabah, 6 Aralık 2017)

SİNEK İKİLİSİ

Aziz vatanımızın yiğit askerleri İdlib’te Şubat ayının başından beri Kan İçici Esad’ın hedefinde; onlarca şehidimiz var.

Halen daha…

Perinçek, bu Esad’a karşı tek laf bile etmiyor. Aynen Kılıçdaroğlu gibi…

İkisi de bozuk plak gibi “Esad’la görüşülsün” demeye devam ediyorlar.

ASLINDA NEDİR?

Devlet Bahçeli’nin “Diplomasi sonuç vermez ise Türk Ordusu soluğu Şam’da almalı; zalim ve canavar Esad’ın kafasına çuvalı geçirmeli; kanlı ve kirli rejime son darbeyi indirmelidir” şeklindeki “adrese teslim” sözleri…

Esad’ın Dostu Perinçek’i çıldırtmış olmalıdır!

Ankara’yı Şam’la bir araya getirme çabaları berhava olduğuna göre; son dönemdeki maskeli, sahte, sinsi “iktidar destekçiliği” görüntüsünün işe yaramadığına hayıflanıyor olabilir!

Burada…

Nafiz Jan Paker’in sahte “iktidar destekçiliğine benzer bir durumdan” söz ediyoruz.

TESEV’in eski, günümüzün PODEM Başkanı “Truva” Paker, iktidarı “Batıcı hedefler, politikalar doğrultusunda etkilemek, yönlendirmek” amacı ve gayretiyle hareket ediyor.

Bunu “Sivil Toplum” maskesi altında yapıyor.

Mister Perinçek’in ise birkaç yıldır ‘iktidarla aynı kadraja girmesindeki’ asıl nedenin “Erdoğan’ı Esad’la aynı masada buluşturma” misyonu olduğu anlaşılıyor.

Onun gerekçesi/maskesi de “Erdoğan 2014’ten sonra değişti” repliğidir!

AYNI TIRAŞ

Nafiz Jan Paker, geçen hafta (29 Şubat 2020) Kompador Burjuvazinin Hizmetkârı Habertürk’te kendisine kıyak geçilen “özel” bir programla sahne aldı ve bir kere daha “derin misyonunu gizlemeye yarayan” pek konforlu hikâyeler anlattı.

*

“Soros, Türkiye’ye kendisi geldi, beni buldu” diyor! George Soros, neden bir başkasını değil de kendisini bulmuş? Cevabı yok!

CIA ile bağlantılı Soros, Açık Toplum haricinde yıllarca neden onun yönettiği TESEV’i fonlamış? Bunun da cevabı mafiş!

CIA’in kanatları altındaki NED’in, Jan Paker’in yönetimindeki TESEV’i fonlaması mevzubahis bile olmadı!

Bu minvaldeki sorularla karşılaşmadı, zaten:

“Tek Kale” maçta; “FETÖ’nün 15 Temmuz’daki darbe teşebbüsü başarılı olsaydı, nerede sahne alacaktı?” yaman suali de “elbette” sorulmadı!

Masonik suç örgütü
Gündem
Masonik suç örgütü
İsrail’in istihbarat örgütü Mossad’a bilgi sızdırmakla da suçlanan Adnan Oktar’ın masonluğa kabulünde İtalya Dışişleri eski Bakanı Franco Frattini aracılık etmişti. İtalyan Büyük Locası Büyük Üstadı Pilloni, Oktar’a “33. derece mason diplomasını” takdim etmiş, Oktar da üstadına, “Emrinizdeyim” demişti.
Yeni Şafak
Kim, bunlar?
Kim, bunlar?

Pek Meşhur Siyasetçi, suskun kalmaya devam ettikçe; biz de buradan sormayı sürdüreceğiz:

“15 Temmuz’dan birkaç gün evvelinde Kapalı Kapılar Ardında papaz maskeli CIA ajanı Andrew Brunson ve Enver Altaylı ile bir araya gelen Çok Meşhur Siyasi kim?”

KUZEN KIZIL SOROS’U KURTARMAK

Gezi davasından beraat ettirilen, 15 Temmuz darbe girişiminin karar sürecine katıldığı gerekçesi ile tutuklanan “Kızıl Soros” Osman Kavala, DerinBaronlar yani Komprador Burjuvazi için fevkalade önemli bir isim!

O yüzden de hapisten kurtarılması için adeta seferberlik ilan edilmiş durumda!

Birbirinden farklı kıyafetlerle sahne alan buna mukabil aynı Batıcı Karargâha bağlı simaların hep birlikte “Er Kavala’yı Kurtarmak” misali Kızıl Soros için nasıl da çırpındıklarını görüyorsunuzdur…

Dahası, Osman Kavala ile yoğun görüşmeleri saptanan CIA mensubu Henry Barkey’i bile “nasıl savunduklarını” ibretle izliyoruz.

Bunu hararetle icra edenlerin başını da…

BYLOCK’u “aklamaya!” yeltenen Hürriyet’teki manşet haberin (24 Ekim 2016) sahibi “Kullanışlı Aparat” çekiyor!

***

15 Temmuz’un ardından FETÖ’cü subayların TSK’dan ihraç edilmesine bozuk çalan bu Barkey Kahpesi, Graham Fuller’ın yetiştirdiği bir ajandır.

Fetullah’ın ilk Yabancı Teknik Direktörü olan, CIA’in “Ilımlı İslam” projesinin isim babası Fuller; Locaefendi’yi 90’larda Yahudi lobisinin liderleriyle buluşturan da “Baron” İzhak Alaton’dur.

Henri ile İzhak’ın Kızı Leyla çok yakındırlar; bu ikili arasında derin bir ilişki var mıdır?

YEDİ SENE ÖNCE,BİR DÜĞÜNDE

Meral Akşener, 2013 yılında Bodrum’daki bir düğünde şahitlik yaparken Osman Kavala’yı “üç kuzenden biri” olarak tanıtmıştı.

O düğüne ait videoyu izleyenler, Akşener’in “Üç kuzen olarak damadın şahitliğini yapıyoruz. En mülayim kuzenimiz Osman Kavala” dediğine şahit oluyor!

***

Meral Hanımın partisinin İstanbul İl Başkanı Buğra Kavuncu’nun dayısı da FETÖ’den tutuklu Enver Altaylı’dır!

CIA ajanı Ruzi Nazar’ın yetiştirmesi Altaylı’yı ise hem Amerikalılar hem de Almanlar kurtarmak için yırtınıyor!

KUZENDEN AL HABERİ

Meral Akşener, 2013’teki Gezi Kalkışması için şöyle demişti: “Gezi benim çok ilgimi çekti. Oğlum sürekli Gezi gösterilerine gitti” (4 Mayıs 2016)

İşte bu sözlerini takip eden günlerde “Paralel Destek ile Bahçeli’yi devirip MHP’yi teslim almak” üzere “Tarlada Kurultay” bile düzenlemişlerdi…

15 Temmuz’dan önce düzenlediği toplantı ve mitinglerde “Başbakan olacağım” diye çok iddialı konuşuyordu, Meral Hanım…

Biteviye “Yurtta Sulh, Cihanda Sulh” diyordu, bir de!

FETÖ Cuntası, 15 Temmuz’da “Yurtta Sulh Konseyi” adına TRT’de korsan bildiri okutmuştu.

Türkiye’yi işgal etmeyi amaçlayan bu hain darbenin başarılması halinde; Paralel Yurtta Sulh Konseyi’nin ülke yönetimine getireceği siyasiler, yöneticiler, bürokratlar vs. kimler olacaktı, acaba?

YAMAN SORULAR

ABD/GLADIO/NATO’nun piyonu FETÖ’nün siyasi ayağı hakkındaki son tartışmalar; Devlet Bahçeli’nin bir anlamda “siyasi arzın merkezine seyahat” anlamına gelen şu fevkalade isabetli sorusuyla başlamıştı:

“Eğer, FETÖ’nün 15 Temmuz’daki hain darbe kalkışması başarılı olsaydı; kim Cumhurbaşkanı olacaktı? Kim, Başbakanlık koltuğuna oturacaktı? Hükümet kimlerden oluşacaktı?”

***

Bu suallerin cevabı bulunmadan; Siyasi Ayak tartışmaları “karşılıklı saydırmalar ve suçlamalar” eşliğinde hiçbir netice alınamadan sürüp gider…

İşte bu yüzden, Bahçeli’nin “Bulamıyorsanız, bırakın biz bulalım” diye çağrı yaptığı işbu yaman suallerin cevaplarını aramaya –dikkat- bir türlü sıra gelmiyor!

Yazımızın girişindeki “çok meşhur siyasetçinin suskun kalmaya devam ettiği” şu üç kişilik gizli ve derin görüşme de, birebir bu sualin bir parçasıyla alakalıdır!

DERİN AĞ’LAR

Meral Akşener, vaktiyle “Hocaefendi’yi bir gün herkes anlayacak. Ne mutlu onu şimdiden anlayana…” demişti!

Akşener’in partisine kurucu üye yapılan, sonra Meral Hanım’ın Başdanışmanı olan ancak tepkiler üzerine bu görevinden ayrılan “Denge Denetleme Ağı”nın etkili temsilcisi bir Hanımefendiden burada daha önce söz etmiştik…

İşte bu “Denge Denetleme Ağı” adlı kuruluşu destekleyen de CIA’in “Sivil Örümcek Ağı Örgütü” NED’dir!

SIRRIN SIRRI

Burada, fevkalade kritik bir sual de şudur:

NED’nin ve bir de George Soros’un yıllarca fonladığı TESEV’i on yedi yıl boyunca yönetmiş olan “Bütün Hücreleriyle Amerikancı” Nafiz Jan Paker…

Şayet, FETÖ’nün 15 Temmuz darbesi başarılı olsaydı; acaba “nerede sahne alacaktı?”

Herhalde, on beş sene önce kapanan Maksim Gazinosunda değil!

***

Dün, bu sütunda sehven “kayınbiraderi” diye yazdık; oysa “eniştesi” olacaktı: Eniştesi Barlas’ın icra ettiği “müzik muhabbetine” benzemez, derin mevzular!

Soros’giller Familyası
Soros’giller Familyası

Kaşarlanmış CIA mensubu Graham Fuller’ın yetiştirmesi Henry Barkey, 2017’nin Şubat ayı başında Washington’da ‘Partiler Üstü Politika Merkezi’ndeki panelde aynen şöyle diyordu:

15 Temmuz sonrasında TSK ile münasebeti kesilen 100’den fazla amiral ve general var. Bu, yönetim kadrosunun yüzde 46’sına denk geliyor.

Ordu’dan atılan bu kişiler, ABD’ye yakın veNATO’ya inanan komutanlardı. Onların yerlerine gelen subayların milliyetçi tavırda olduklarını görüyoruz. Bu durum Türkiye ile NATO ilişkileri açısından tehlikeli bir durumdur…

*

15 Temmuz günü, Büyükada’da Splendid Oteldeki darbe ile bağlantılı toplantıyı yöneten Barkey’in, FETÖ’cü Cunta’ya bakışı işte böyle!

Bu sözleri, TSK’daki FETÖ’cü subayların aslında “Amerikan Askeri” olduklarının da itirafıdır.

Başka nedir? ABD, TSK’da “Gayrı Milli” subay istiyor!

Haydut Amerikan Devleti, Türk Ordusu’ndaki milli/milliyetçi çizgideki vatansever subaylarımızı “tehlikeli” olarak tanımlıyor!

Hani, şu siyasilerimizin biteviye “müttefikimiz, stratejik ortağımız, dostumuz” falan diye sunduğu Azılı Düşmanımız ABD’den bahsediyoruz.

KIZIL SOROS: “I DON’T RECALL”

15 Temmuz’daki hain darbe girişiminin “karar sürecine katıldığı” gerekçesiyle geçtiğimiz hafta tutuklanan “Kızıl Soros” Osman Kavala’nın “Henry Barkey ile yoğun görüşmeleri” deşifre edildi.

Kavala, bu “çok yakın” ilişkiyi inkâr ediyor.

Savcılığa verdiği ifadesinde birçok soruya da “Hatırlamıyorum” karşılığını vermiş…

Yani?

“Hatırlamıyorum” yalanında; FETÖ’den tutuklu Paralel Hain İlhan İşbilen ile yarışıyor!

İrangate Skandalındaki ifadesi esnasında tam yüz otuz altı kez “Hatırlamıyorum” diyen Ronald Reagan’dan ilham almış olmalı!

DERİN NUMARA

Sorosgiller Familyasında inkâra yatma, optik çarpıtmaya başvurma, kuyruklu yalanlar sıralama vesaire “kendilerinin derin konumlarını gizlemek” amacıyla sergiledikleri bir düzenbazlık silsilesidir.

Kimi zaman da “kayıkçı kavgası” icra ederek, sanki “derin takım arkadaşlarıyla yolları ayrılmış” gibi yaparlar ki; böylelikle, kamuoyunun gözlerini bağlarlar!

Mesela, “Sabetaycı olduğu” 2000 yılında Ilgaz Zorlu tarafından deşifre edilen Nafiz Jan Paker’in 17 sene boyunca yönettiği TESEV’den 2015’teki “ayrılışı” işte böyle bir numaradır.

CIA’in “Sivil Örümcek Ağı” teşkilatı NED ile “Macar Yahudisi” Mister Soros tarafından yıllarca fonlanan TESEV’in kurucularından ve ilk Yönetim Kurulu’nun üyelerinden olacaksınız, üstüne bir de uzun süre başkanlığını yapacaksınız:

Sonra bir gün; Amerikan İşbirlikçisi çizginizde zerre değişiklik olmadığı halde birdenbire “Onlarla yollarımı ayırdım” falan hikâyesi anlatacaksınız!

-Yemezler!

Böyle bir Derin Portrenin bahse konu “ayrılışı” sadece maskeli bir “görev yeri değişikliği” içindir!

“Hükümet destekçisi” görüntüsü, asla sahici değildir!

Bu derin tipler, iktidarı kendi Batıcı misyonları doğrultusunda etkilemek, yönlendirmek gayesi ve gayretiyle hareket ediyorlar!

DUY DA İNANMA

George Soros Türkiye’ye geldiği vakitler onu malikânesinde ağırlayan Paker’di: Kayınbiraderi “Meşhur Yazar” da geçen hafta çıktı ve “Soros ve FETÖ ile doğru zamanda yolumuzu ayırdık” diye konuştu.

Bu gibi durumlarda “Duy da inanma!” diyoruz!

*

Sabah’taki köşesinde “Türkiye, Suriye’de terör örgütlerine destek verdi” diye yazarak FETÖ’nün İşbirlikçisi Jan Dündar ile “Paralel Koşan” işte bu Kayınbiraderdir!

Şu Kravatlı Teröristi Kurtarma Seferberliğine katılarak “Demirtaş cezaevinde olmamalı” diyen de kendisidir.

Keza, “Bu coğrafyada; ne kutsal kitapların söylemlerinin, ne de sona ermiş imparatorlukların öykülerinin rehberliğinde bir yere varılabilir” diye yazan da (Sabah, 6 Aralık 2017) Kayınbirader Barlas’tır!

“Akil Adam!” Mister Paker deBöyle bir barış sürecini başlatan Öcalan keşke özgür olsa, böyle bir ortamda bunu devam ettirebilse… demişti!

PARALEL TARAF&“MUHTEREM” SOROS

“Nafiz Jan Paker Amiri ile yat gezilerinde poz verme” uzmanı bir “Sabah” yazarı var ki; vaktiyle Paralel Taraf’ta kaleme aldığı “Soros muhterem bir insandır” yazısını unutamıyoruz! (31.1.2012)

Şu satırlar da, o yazıdan:

“Parasını, ülkelerdeki otoriter yönetimleri sallayacak sivil toplum örgütlerine kanalize eden ve demokratik sokak hareketlerini destekleyen bu serüvencinin (Soros’un) böylesine umacı halinegelmesinin tek nedeni var: O da, dindarından solcusuna memlekette herkesin milliyetçi olması! Ha, tabii bir de Musevi fobisi var…”

*

“Gezi protestolarını tıbbi ve hukuki olarak destekledik” diyerek kısmi itirafta bulunan CIA’in emrindeki Soros’tur!

TESEV’i uzun seneler fonlayan CIA’in uzantısı NED ise2012’de Paralel Taraf’a da finans desteği sağlamıştı!

Tribündeki azmettiricileri de mi görmediniz, hakim bey!
Tribündeki azmettiricileri de mi görmediniz, hakim bey!

12 Eylül, Türkiye’deki son klasik darbeydi. Klasik darbelerin dönemi kapandığından mı, yoksa bu darbeleri yapanların netice alamamasından mı, bilemiyoruz ancak vesayetçiler 12 Eylül sonrası yeni formüller geliştirdi. Bunların başında 28 Şubat geliyor. Adına postmodern darbe dedikleri 28 Şubat’ı en iyi tarif eden cümle şuydu: “Bu sefer siviller halletsin.” Nitekim öyle oldu, sivillerden oluşan 5’li çete malum medya desteği ile halletmişti. Tabii burada Pensilvanya şarlatanının hakkını yememek lazım. “Beceremediniz artık bırakın” çağrısını da unutmamamız lazım.

Vesayetçilerin 12 Eylül sonrası ikinci yöntemi sanal muhtıra denemesi oldu. Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne cumhurbaşkanı seçtirmek istemeyenler, Anayasa Mahkemesi’ni baskı altına almak için 27 Nisan’da e-muhtıra yayınladılar. Yüksek Mahkeme de mesajı aldı, gereğini yaptı. Tabii yeni yöntemlerde yargı en önemli sopaydı.

Hem 28 Şubat sonrasında, hem de 27 Nisan sonrasında parti kapatma davaları açıldı. Dava sürecinde Refah Partisi iktidardan düştüğü için kapatıldı. Ancak AK Parti hâlâ iktidarda kaldığı için kapatılamadı. Tabii kapatılamamasının bir sebebi de şüphesiz kapatma kararı için getirilen nitelikli çoğunluktu. Partiyi kapatamadılar ama AK Parti’ye laiklik karşıtı odaktan ceza verdiler.

Üçüncü deneme sokak hareketleriydi. Bu alanda Gezi terörü, darbe silsilesinin en önemli halkasıdır. Gezi terörü ile Türkiye’de yeni bir darbe modeli denendi. Ve Tabii ki 28 Şubat’ta olduğu gibi bu yeni modelde de Fetullahçı hainler bir numaralı aktördü.

Örgütün elebaşı, Gezi olayları öncesinden talimat nitelikli vaazlarında, süreci ilmek ilmek işliyor. Eski bir Ermeni mezarlığı olan Gezi Parkı’nı ‘kabir’ ‘mezar’ metaforu üzerinde konu ederek, adeta yapılacaklarını anlatıyor. Nitekim Gezi’de olayların kontrolden çıkması ve buna bağlı olarak, yalan yanlış bilgilerle büyük bir kaosa dönüşmesi devletin içindeki FETÖ’cü hainlerin marifetiyle oldu. FETÖ’cü polislerin ve amirlerin yaptığını yazmaya gerek bile yok.

CIA’nın Enver’i, FETÖ’nün iplerinin oynatıcısı Enver Altaylı’nın iddianamesinde yer alan şu bilgi Gezi’yi nasıl da güzel tarif ediyor, değil mi? “Devlete ve devlet yönetimine karşı adım-adım ve planlı olarak kamuoyunu yaratmak ve miting hazırlıklarını yapmak, bu arada da, bizimle işbirliği içinde olan, İçişleri Bakanlığı (POLİSİN) bünyesindeki ajanlarımızı kullanarak, önümüzdeki dönemde mitinglerde ve gösterilerde, polise maksimum yetki vererek, aşırı kaba kuvvet kullanmasını temin etmek, böylece milletin ve en önemlisi gençlerin, devlete ve polisine karşı öfkesini artırmak.” Enver Altaylı bu teklifini 15 Temmuz öncesi yapılacaklar için söylüyor. Ancak bunlar Gezi’de birebir uygulanmış.

1-İsveç İstanbul Başkonsolosu Peter Ericson

2- Kanada İstanbul Başkonsolosu Brahim Achtoutal

3- İngiltere Büyükelçiliği Ataşesi Katie Amy Lamberi

4- Fransa Başkonsolosu Bertrand Buchwalter

5- Norveç Büyükelçisi Gasanov Elnor

6- İsviçre İstanbul Başkonsolosu Schmid Beat Ralph

7- Danimarka Başkonsolosu Anette Galskot

8- Almanya Başkonsolosu Michael Reiffenstuel

9- Lüksemburg Büyükelçiliği’nden Konsolosu B. Virginie Arslan

10- Belçika Büyükelçiliği’nden Layahe Pauline Armand A.

11- İrlanda Büyükelçiliği’nden Quinn Jenny

12- Hollanda İstanbul Başkonsolosu Struik Sylvıa Maria Cornelia

13- ABD Büyükelçiliği’nden Zeman William Fine

Emperyalizmin bu 13 atlısının yerli iş birlikçilerle birlikte katıldığı Gezi davası duruşmasında, mahkeme heyeti, kaçak sanıklar dışındakiler için beraate hükmetmiş. Mahkeme heyeti; “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ni ortadan kaldırmaya teşebbüs”, “Mala zarar verme”, “Nitelikli yağma”, “Tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması”, “Kasten yaralama”, “Tabiat ve Kültür Varlıklarını Koruma Kanunu’na muhalefet” suçlarından yargılanan sanıklar için hukuka uygun somut ve kesin delil bulunmadığından beraat kararı vermiş.

Heyetin hukuka uygun delili görememesine diyecek bir söz yok, ancak tribünlerdeki azmettiricileri görememiş olmasına hayret etmemek mümkün değil.

Bu arada HSK, mahkeme heyeti için inceleme başlatmış. Çok merak ediyorum bulunacak kusur kimin olacak? Bu kadar önemli davaya o hâkimleri atayıp yalnız bırakanların mı, yoksa 13 emperyalist atlı karşısında eli ayağı boşalmış nutku tutulmuş olan heyetin mi?

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.