Ciari fırtınası İngiltere'yi vurdu
Dünya
Ciari fırtınası İngiltere'yi vurdu
Ciara fırtınası, İngiltere'de hayatı olumsuz etkiliyor. Yerel medya, yetkililerinin toplamda 248 sel uyarısında bulunduğunu duyurdu. Sel uyarıları, 'hayati tehlike' başlığı altında geçildi. Almanya ve Hollanda'da 100'den fazla uçak seferi iptal edilirken; İngiltere'de çok sayıda uçak seferinde aksamaların meydana geldiği belirtildi.
DHA
Ciara fırtınası Avrupa'da hayatı durdurdu: Heathrow Havaalanında 472 uçuş iptal edildi
Dünya
Ciara fırtınası Avrupa'da hayatı durdurdu: Heathrow Havaalanında 472 uçuş iptal edildi
Avrupa'yı etkisi altına alan Ciara fırtınası hava ulaşımına büyük darbe vurdu. Aşırı rüzgar ve yağış nedeniyle yüzlerce uçak seferi iptal edildi. Londra'daki Heathrow Havaalanında 472 ve şehrin bir diğer uluslararası havalimanı olan Gatwick'te şu ana kadar 333 uçuş iptal edildi. Yine İngiltere'nin Birmingham Havalimanında 101, Manchester Havaliamında ise 74 uçuş gerçekleşmedi. Fırtına Amsterdam'da 247, Edinburgh'da ise 85 uçağın kalkmasına izin vermedi. Ciara, futbola da darbe vurdu. Almanya, Hollanda, İngiltere ve Belçika'da olumsuz hava koşulları sebebiyle bazı maçlar ertelendi.
Diğer
Türk modası panzehir olur mu?
Hayat
Türk modası panzehir olur mu?
Türkiye tedarikçi ve hazır giyim üretim ayağını Çin karşısında kaybetmişti. Ancak virüs salgınıyla birlikte yeniden dünya modası gözlerini Türkiye’ye çevirdi.
Yeni Şafak
Van'da çığ düşen bölgede çok hassas uyarı: Korna dahi çalmayın
Gündem
Van'da çığ düşen bölgede çok hassas uyarı: Korna dahi çalmayın
Bahçesaray'da çığ altında kalan minibüsteki 2 kişiyi arama çalışmaları devam ederken bölgeye ikinci bir çığ düştü. Arama kurtarma ekipleri de çığ altında kaldı ve ilk etapta 30 kişi kurtarıldı. Jandarma ekipleri yollara çıkarak yeni bir çığ düşmesine karşı bölgedeki vatandaşlara 'korna dahi çalmayın' uyarısında bulundu.
Yeni Şafak
Yıkım sırasında dehşete düşüren anlar
Dünya
Yıkım sırasında dehşete düşüren anlar
Rusya'nın St. Petersburg kentinde Petersburg Spor ve Konser Kompleksi'nin yıkımı sırasında, işçinin yaptığı tek bir kaynak hamlesi devasa yapıyı yerle bir etti. Olay esnasında vinçte olan işçi kurtarılırken, kaynak işçisinin son hamlesi yeterli olmadı. Facia, drone kamerasıyla saniye saniye kaydedildi.
Diğer
Laikçi bir Kuyruklu Yalanın Yirmi Yedi yılı!
Laikçi bir Kuyruklu Yalanın Yirmi Yedi yılı!

Merhum Uğur Mumcu yaşasaydı; “15 Temmuz’dan birkaç gün önce Enver Altaylı ve Papaz Maskeli CIA ajanı Brunson ile gizlice bir araya gelen çok ünlü siyasetçi kim?” sualine asla kayıtsız kalmaz, çarpıcı cevabın peşine düşerdi!

Bu “Sıcak Patates” sualin cevabından “Uğur Mumcu’nun yolundan gittiklerini” söyleyen Kemal Kılıçdaroğlu ile onun Siyasi Ortağı Meral Akşener itina ile kaçıyor.

Aynen “Şayet, FETÖ’nün 15 Temmuz’daki darbe girişimi başarılı olsaydı; kim Cumhurbaşkanı, kim Başbakan olacaktı?” sorusundan kaçtıkları gibi!

Siyasi İskambildeki bu Zillet İkilisinin, her iki yaman sualin cevabındaki Pek Meşhur isimlerin açığa çıkmasından fena halde korktukları bellidir.

KONFORLU YALANLAR

Geçtiğimiz Cuma, Uğur Mumcu’nun derin bir suikasta kurban gidişinin yirmi yedinci yıldönümü idi.

Genel manada Batıcı-Laikçi kesimin, özelde ise Mumcu’nun Gazetesi Cumhuriyet’in bu derin suikastın perde arkasında yer alan Türkiye’dekiBaronsal Gladyo gerçeği ile yüzleşmeye zerrece niyetleri olmadığını bir kere daha gördük.

Laikçi Cephe “Dinciler öldürdü!” yahut “İran yaptı!” yollu bu yirmi yedi yıllık konforlu kuyruklu yalanları her defasında tekrarlamayı pek seviyor.

Böylelikle, sahne arkasında yer alan Baronsal Gladyo’nun üzeri itina ile örtülmüş oluyor!

***

Mesela, Cumhuriyet “Gazetemiz yazarı Uğur Mumcu cinayetini işleyen Tevhid-Selam Kudüs Ordusu örgütünün arkasındaki gaüçler halen daha ortaya çıkarılamadı” klişesini/kuyruklu yalanını tekrarlamaktan hiç usanmıyor!

“Tevhid-Selam” yahut “Kudüs Ordusu” diye bir “terör örgütü” hiçbir zaman var olmadı…

Mumcu Suikastını; tamamen uydurma “dinci örgütler” üzerinden izah etmeye çalışmak ya da bu hayali örgütleri İran devleti ile ilişkilendirmek Gladyo’nun 27 yıllık Psikolojik Harekâtını besliyor!

2000 yılındaki Kurgusal “Umut Operasyonu” öncesinde –en başta Mumcu Suikastı- Laik Aydın Cinayetlerini masum insanların üzerine yıkmak amacıyla; geçmişteki Tevhid dergisi ile Selam gazetesinin adı kullanılarak uydurulan hayali örgütlerden bahsediyoruz!

Bu masum insanlar; uydurulan suçlarla, seri laikçi iftiralarla, “çarmıha germek” dâhil dehşetli işkenceler ve ölüm tehditleri eşliğinde senelerce mahpuslarda çürütüldü!

***

1990’lı yıllarda Mr. Hanefi Hunter’ın yetiştirdiği Paralel Polislerin hem bu “hayali örgüt uydurma işinde” hem de şu “Umut Operasyonu kumpasının her aşamasında” yer aldıklarına kuşku yoktur.

FETÖ’nün, Emniyet ve Yargı’daki elemanlarıyla giriştiği 17 ve 25 Aralık 2013’teki darbe girişiminde hayali “Tevhid Selam Terör Örgütü” yalanının nasıl güncellenmiş olduğunu tam burada hatırlayalım!

Fetulahçı İblisler, o dönemde yaklaşık dört bir kişilik bir Tutuklama Listesi hazırlamışlardı…

Listedeki isimleri, bu hayali örgütün mensubu diye göstermişlerdi!

USLANMAZ İFTİRALAR

Sam Amca’sının Fetullahçı Ajanları; 20 yıllık pek kullanışlı “Tevhid-Selam-Kudüs Ordusu Terör Örgütü!” kuyruklu yalanını/iftirasını tekrarlamayı halen daha çok seviyor.

Mesela; İran Devrim Muhafızları’na bağlı “Kudüs Gücü”nün Komutanı Kasım Süleymani’nin ABD tarafından öldürülmesini müteakip…

CIA elemanı, Kaçak FETÖ’cü Emre Uslanmaz haini “Kudüs Gücü, Türkiye’deki İslamcıların da organizatörüydü. Türkiye’de Selam, Tevhid ve Hizbullah gibi örgütlere destek verdiler, en büyük eylemleri Uğur Mumcu’nun öldürülmesiydi” diye kaşarlanmış aşağılık yalanı tekrarladı!

-Fetullahçı CIA ajanlığı, işte böyle bir şeydir!

İRANLI SAHTE; 007 ERTUĞRUL GERÇEK

6 Mayıs 2000 tarihli Umut Operasyonu’nda “Mumcu’nun Katilleri” diye ilan edilen isimlerin tamamının iftiraya uğradığı ve masum oldukları çoktan ortaya çıkmıştır! Buna rağmen bu masum insanlar hapislerde çürüdüler!

Fos çıkan Umut Operasyonu günlerinde seri yalanları manşetlerine yerleştiren gazetelerin başını, Gladyocu 007 Ertuğrul’un yönetimindeki Hürriyet çekmişti!

Hürriyet, 7 Mayıs’ta (2000) “Bombayı Koyan İranlı” manşetiyle başladığı Laikçi/Amerikancı kuyruklu yalanları, bir ay sonra “Acem Bülbülü” manşetiyle zirveye çıkarmıştı! (5 Haziran 2000)

İç sayfada “Molla Bülbülü Öttü” başlığıyla verilen haberde “İranlı Behbahani konuştu, her şeyi anlattı; başta Mumcu olmak üzere tüm faili meçhuller aydınlandı” deniliyordu!

Sadece bir hafta sonra; Hürriyet’te gözlerden uzak “tek sütunluk” haberde ise “İranlı sahte çıktı” başlığı yer aldı!

Amerikancı Etki Ajanı Ertuğrul’dan 20 senedir kuru bir özür dahi gelmedi!

***

Yirmi Yıl Sonra Dün: Ertuğrul’un Hürriyet’teki köşesinde “Ruhani Bir Devlet Yalanının 72 Saati” başlığı vardı!

Tahran’ın Ukrayna uçağını düşürmesinden dolayı, NY Times’tan alıntıladığı haberlerle İran’a saydırıyordu...

Afganistan'da düşürülen uçakta CIA'in karanlık prensi mi vardı?
Dünya
Afganistan'da düşürülen uçakta CIA'in karanlık prensi mi vardı?
Afganistan'da dün düşen uçağın CIA'e ait istihbarat uçağı olduğu ortaya çıktı. Taliban tarafından düşürülen uçakta CIA'in İran masası şefi Michael D'Andrea olduğu iddia ediliyor. Karanlık prens olarak bilinen Michael D'Andrea'nin Kasım Süleymani suikastında rol aldığı iddia ediliyordu.
Yeni Şafak
Mumcu’nun değil, Altaylı’nın yolundan gidiyorlar
Mumcu’nun değil, Altaylı’nın yolundan gidiyorlar

Yirmi yedi yıl önce derin bir suikasta kurban giden Uğur Mumcu’nun anma törenine katılan Kemal Kılıçdaroğlu “Mumcu’nun açtığı yolda yürüyoruz” dedi. (24 Ocak 2020)

Ertesi günkü Cumhuriyet’te “Her dönemin karanlık ismi: Enver Altaylı” başlığı okunuyordu.

Gazete “Altaylı’nın, Uğur Mumcu’yu karanlık ilişkilerini deşifre ettiği için hedef gösterdiğine” dikkat çekmişti.

Bu minvalde, Mumcu’nun 1979 ve de 1980’de Enver Altaylı’dan söz eden yazıları hatırlatılmıştı.

***

Enver Altaylı “Ruzi, 12 Eylül 1980’deki darbeyi bana bir yıl önce bildirdi” demişti. (17 Şubat 2013, Habertürk)

CIA’in Türkiye’de de görev yapan (1959-1971) Özbek asıllı casusu Ruzi Nazar’ın talebesi olan Enver Altaylı, 2017’den beri FETÖ’den tutukludur:

Hakkındaki iddianame, CIA ile bağlantılarını ve 15 Temmuz darbe teşebbüsü öncesindeki derin faaliyetlerini belgeleriyle ortaya koydu!

***

Bütün bunlardan sonra, şu soru akla geliyor:

Kemal Kılıçdaroğlu ve CHP “Uğur Mumcu’nun açtığı yoldan mı yürüyor; yoksa Enver Altaylı’nın yolundan mı?”

Sualin cevabını, Washington’ın kontrolündeki Kemal Bey’in 15 Temmuz hakkında ısrarla yaptığı gözbağcılıkta bulmak mümkündür:

-Kılıçdaroğlu, 15 Temmuz’a “Kontrollü Darbe” demeye devam ediyor!

Böylelikle: 15 Temmuz darbesinin talimatını veren Fetullah’ın, girişimin berhava olmasından sonra “Bu bir tiyatrodur” demesiyle “aynı kapıya” çıkıyor!

CHP’nin Başı, Enver Altaylı’nın CIA ve FETÖ bağlantılarının deşifre olmasıyla hiç ilgilenmiyor.

Bu Sıcak Patates mevzuda Meral Akşener de zinhar topa girmiyor.

Akşener’in partisinde İstanbul İl Başkanı olan Saltuk Buğra Kavuncu’nun dayısı Enver Altaylı’dan bahsediyoruz!

***

CIA&FETÖ’nün Hacı Bey’i Enver Altaylı ile ilgili açığa çıkan derin gerçekler, 15 Temmuz’daki hain darbe kalkışmasının perde arkasında ABD’nin yer aldığını -bir kere daha- tescillemiştir.

Kılıçdaroğlu da Akşener de işbu gerçeğe itina ile gözlerini kapatıyor!

Dikkat buyurunuz, her iki genel başkan da…

“Şayet, 15 Temmuz’daki darbe girişimi başarılı olsaydı; kim Başbakan kim Cumhurbaşkanı olacaktı?” sorusuyla da “kasten” ilgilenmiyorlar!

“15 Temmuz’dan birkaç gün önce Enver Altaylı ve Papaz Maskeli CIA ajanı Brunson ile gizlice bir araya gelen çok ünlü siyasetçi kim?” sorusundan kaçmaya da özen göstereceklerdir!

BİR NED’ENİ DE BUDUR

Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Uğur Mumcu’nun açtığı yoldan gidiyoruz” lafının “göz boyamaya yönelik bir lakırdı” olduğunun bir başka kanıtını daha buraya not edelim…

Merhum Mumcu, 1989’daki bir yazısında…

Aydın Yalçın’ın çıkardığı Yeni Forum dergisinin NED’den aldığı paranın 50 bin dolarlık ilk taksitini deşifre etmişti!

***

Ruzi Nazar’ın Türkiye’de görev yaptığı yıllarda en yakın dostları arasında Aydın Yalçın da vardı!

***

27 Mayıs darbecilerinin danışmanlığını yapan “Bütün Hücreleriyle Amerikancı” Aydın Yalçın Yeni Forum’un başyazarıydı…

CIA’in kurduğu NED’nin (National Endowment for Democracy) katkılarıyla 16-19 Eylül 1991’de Bodrum Yalıkavak’taki Club Monakus’ta bir derin toplantı düzenlemişti!

Amerikan istihbaratçılarının, CIA’den destekli “Radio Liberty” mensubu Amerikalı yöneticilerin, Türkiye’deki medyadan bazı isimlerin katıldığı bu toplantıda Paul Henze ve Graham Fuller da yer almıştır.

Mr.Kılıçdaroğlu’nun 183 numaralı kurucusu olduğu TESEV, kuruluşundan itibaren -CIA ile birebir bağlantılı- NED tarafından fonlanmıştır.

“Truva” Nafiz Jan Paker’in on yedi yıl boyunca yönettiği TESEV’den söz ediyoruz!

Haliyle…

Mister Paker’in rütbesinin Kılıçdaroğlu’ndan daha yukarıda olduğunu öngörmemiz zor değildir!

TANIMIYORMUŞ

Şu satırlar ise Uğur Mumcu’nun “Papa, Ağca, Mafya” adlı kitabında (Sayfa: 174) yer alıyor:

“Paul Henze’ye evimde ‘Ruzi Nazar’ı tanıyor musunuz?’ diye sormuştum. Tanımıyorum yanıtını aldım…

‘Nasıl tanımazsınız? O da sizin gibi Ankara’da görev yapan bir CIA mensubudur’ diye üsteledikçe ‘Tanımıyorum’ demişti…”

(Görüşme, o dönemde Cumhuriyet muhabiri olan günümüzün Hürriyet yazarı Sedat Ergin’in aracılığıyla gerçekleşmiştir!)

***

1983’te Mumcu’ya “Ruzi Nazar’ı tanımıyorum” diye ısrarla yalan söyleyen Paul Henze, Nazar’la 1959’dan itibaren (27 Mayıs darbesinden bir sene öncesi) ABD’nin Ankara Büyükelçiliğinde birlikte çalışmaya başlamışlardı.

Ruzi Nazar ile Paul Henze bir CIA projesi olan “Radio Free Europe” için de birlikte görev yaptılar.

12 Eylül darbesini üstlerine “Bizim Çocuklar Yaptı” diye haber veren Paul Henze “Komünizmle Mücadele’nin İdeolojik Dinozoru” olarak biliniyor.

Fetullah’ın Komünizmle Mücadele Derneği’nin Türkiye’deki ikinci şubesini Erzurum’da kurduğunu (1963) bir de burada hatırlayalım!

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.