Hükümet teklifini yükseltti
Ekonomi
Hükümet teklifini yükseltti
Hükümet, memur ve memur emeklisine 2020’de yüzde 4+4, 2021’de yüzde 3+3 zamdan oluşan yeni teklifte bulundu. Hükümetin yaklaşımını olumlu bulmalarına rağmen anlaşma için teklifi hâlâ yeterli görmediklerini dile getiren Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın ise müzakerelerin uzatılmasını talep etti.
Yeni Şafak
Çöpten çıkan el arabasını almak için kılıçla saldırdı
Dünya
Çöpten çıkan el arabasını almak için kılıçla saldırdı
ABD'de çöpten çıkan el arabasını almak için 2 kişi kavga etti. Kavga edenlerden biri el arabasını almak için diğer adama kılıçla saldırdı. O anları, güvenlik kameraları kaydetti. Saldırıya uğrayan koşucunun olayın hemen ardından polisi aradığı görüntülere yansırken, polisin saldırganı bulmak için halktan yardım istediği duyuruldu. Görüntülere göre bir süre sonra bir kadının el arabasını aldığı ve gözden kaybolduğu görüldü. Kadının saldırganla bağlantısının olabileceği bildirildi.
DHA
Osmanlı'nın altı asırlık çınarı bir mahalleyi besliyor
Hayat
Osmanlı'nın altı asırlık çınarı bir mahalleyi besliyor
Bursa'nın simge çınarlarının başında gelen 612 yaşındaki "İnkaya Çınarı", gösterişli gövdesi ve dört bir yana uzanan kollarıyla her yıl binlerce kişiyi gölgesinde ağırlarken, adını aldığı mahallede yaşayanlara da geçim kapısı oldu.
AA
Çin mi, Hindistan mı?
Çin mi, Hindistan mı?

Dünyâ târihi bir hegemonyalar resmi geçidi gibidir. Sosyal teoride “Bağımlılık Okulu” olarak bilinen akademik çevre bunun derinliklerinde çalışır. “Târihsel ilişkiler eşitsizdir” demek yetmiyor. Eşitsizlik, tek boyutlu ilişkiler doğurmuyor. Tam tersine, yer yer hayli karmaşık olarak bir “dünyâ işbölümü” ortaya çıkarıyor ve diyalektik olarak “karşılıklı bağımlılıkları” doğuruyor. Bunun sebebi de basit olarak, şimdiye kadar hiçbir hegemonik gücün tek başına , mutlak bir hegemonya oluşturamamasıdır. Bunun böyle olmasında , “ekonomik” yapılarla, “siyâsal-idârî “ yapılar arasındaki kapasite farkı belirleyiciydi.

Video: Çin mi, Hindistan mı?


Bâzı misâller üzerinden yürüyelim: Kadim dünyâda, bâzı hegemonik süreçler kendi kapalı devre yapılarına sâhipti. Meselâ Amerikalarda, hegemonik oluşumların, Asya veyâ Afrika’daki benzeri oluşumlarla alâkası yoktu. Asya’daki oluşumlar ise, ister İpek ister Baharat Yolu üzerinden, çok parçalı hegemonik yapıları ortaya çıkarmıştı. Merkezde yer alan Çin’in ürünleri kervanlar mârifetiyle çok uzak yerlere taşınabiliyordu. Ama Çin imparatorluğu ,siyâsal ve idârî olarak bunun biricik hâkimi değildi. İpek Yolu’nda kısmen varlık gösteren, daha çok deniz üzerinden Baharat Yolu üzerinde iş yapan Hindistan ise ayrı ve hayli karmaşık bir siyâsal yapıydı. Doğu Akdeniz mecrâsındaki siyâsal oluşumlar ise ister “polis”, ister “imperium” ekseninde, Baharat ve İpek Yolu’na kendi özgül artığını ve onun dolaşımını katarak eklemleniyordu. Hâsılı, hegemonyalar büyük ölçüde çok parçalıydı ve yerel bir karakter taşıyordu . Aralarında, merkezden kenara doğru hayli karmaşık olmakla birlikte bir “işbölümü” ve “karşılıklı bağımlılıklar” mevcuttu.

Modern dünyâ bunu tamâmen ortadan kaldıramadı. Ne İspanya, ne Portekiz gibi öncüler; ne de onlardan sonra gelen Fransa, Hollanda ve Britanya, tek başlarına bir dünyâ hegemonyası kurabildiler. Kendi aralarında sık sık bir paylaşım savaşı yaşadılar; ama zaman içinde bir paylaşım iyi kötü de olsa gerçekleşti. En büyük parçaları kazanan ve “üzerinde güneşin batmadığı” bir imparatorluk olmakla iftihar eden Birleşik Krallık bile tek başına dünyâ hegemonyasının sâhibi değildi.

Pekiyi, Birleşik Krallıkla anılan bir hegemonyanın yerini alan ABD hegemonyası için durum değişti mi? Hayır. 1990’larda “Berlin Duvarı”nın yıkılması ve “Sovyet Kampı”nın çöküşünü, düz bir akıl yürütmeyle değerlendiren çevrelerin, “tek kutuplu” olduğuna inandıkları bir dünyânın kuruluşunu kutlaması, tam bir ıskalamaydı. Şimdi buna bir bakalım…

Birleşik Krallığın hegemonyası daha 1870’lerde alarm veriyordu. Onun yerini , yükselen üç büyük güçten birisi, ya Almanya ya ABD, veyâ Japonya alacaktı. Hâlâ Avrupa merkezli bir bakış hâkim olduğu için tahminler, ipi göğüslemeye namzet gücün Almanya olduğu ve sermâyenin artık Almanya’da yoğunlaşacağı istikâmetindeydi. II.Genel Savaş’ın sorunsalı ABD-Almanya ve Japonya arasındaki rekâbetti. Eğer Almanya kazansaydı, çok daha büyük bir savaşın, her ikisi de militarizminin zirvesinde olan Almanya ve Japonya arasında çıkacağı ihtimâli çok da yabana atılır bir ihtimâl değildir. Her neyse, neticede ABD kazandı. Kapasitesini her alanda en üst seviyeye taşımış olan ABD, ilk iş olarak Sovyet Kampı ile bir işbölümü yapmaya girişti. Yalta Konferansı bunun için yapıldı. ABD, üstün gücüne rağmen mutlak bir dünyâ hegemonyası kuramayacağını biliyordu. Sovyetler’e, “Dünyânın 2/3’ü benim, 1/3’ü de senin olsun” denilen bir konferanstır Yalta Konferansı. Bu aslında ,dünyânın yeni hegemonik gücü olan ABD’nin Sovyetler’e; Sovyetler’in ise ne kadar ABD’ye bağımlı olduğunu gösteren bir olgudur. Eğer “komünizm tehlikesi” taşıyan Sovyetler olmasaydı, ABD 2/3’ü nasıl kontrol edebilecek; dayatmalarını nasıl hayâta geçirebilecekti ki? Aynı durum “ABD emperyalizmi tehlikesi “üzerinden Stalin Rusya’sı için geçerliydi. Hâsılı, Berlin Duvarı’nın yıkıması ve Sovyetler’in çözülüşü, ABD hegemonyasının zaferi değil; onun nasıl da sonuna gelindiğini gösteriyor.

Şimdilerde herkes ABD yüzyılının bittiği ve Çin’in, onun yerini almaya en yakın namzet olduğunu konuşuyor. ABD hegemonyasının çözüldüğü yerlerde bölgesel güç birikimleri yaşanıyor. Türkiye de bunlardan birisi. Türkiye’nin karar alıcıları artık geleceğin Çin’de olduğunu görüyor. Son resmî “Asya Açılımı “ stratejisi de buna işâret ediyor. Türkiye ABD hegemonyası devrinde PTT Ligi’nde oynadı. Artık yeni kurulacak dünyânın Süper Ligi’ne yükselmek irâdesi ortaya koyuyor.

“Yeni Dünyâ Düzeni” demek, ABD’nin yerini alacak olan yeni bir hegemonik gücün kuracağı “işbölümü” ve “karşılıklı bağımlılıklar” demektir. Ama bu gücü kimin temsil edeceğinden o kadar da emin olmayalım. Nasıl ki, bir zamanlar herkes Almanya’nın yolunu gözlerken ABD aradan sıyrılıp ipi göğüslediyse, bu aralar herkes Çin’i beklerken bambaşka bir güç aradan çıkabilir. Doğrusu, ben bu rakip gücün Hindistan olabileceğini düşünenlerdenim. Çin’in çok ciddî riskleri var. Olağanüstü kalkınmasını ABD ile kurduğu, başta dolar üzerinden karşılıklı bağımlılıklara dayandırdı. ABD’nin çözülüşünün Çin üzerindeki mâliyetinin ne olduğu ve olacağı hayli belirsiz. 2008 Krizi gibi veyâ ondan daha çaplı bir krizin çıkması Çin’i ne hâle getirir, bilmiyoruz. 2008’de “urbanization” hamlesiyle buradan çıktılar, ama yeni krizde ne olur, meçhûl. Tutalım ki, Çin bütün bu bâdireleri atlattı ve düze çıktı. O zaman ne olur? Endişe ederim ki, dünyâyı muazzam bir Hindistan-Çin gerilimi, muhtemelen de savaşı bekliyor. Hindistan ve Pakistan arasında yükselen ve nükleer savaşı da telâffuz eden tırmanma bunun işâret fişeğidir..Bu aslında Çin-Hindistan rekâbetinin yansımasıdır. Türkiye Asya açılımı yaparken çok,ama çok dikkatli olmak zorunda….

Hong Kong'daki gösteriler devam ediyor
Dünya
Hong Kong'daki gösteriler devam ediyor
Hong Kong'da on binlerce kişi bugün de suçluların Çin'e iadesi tasarısının iptali talebiyle protesto gösterisi düzenledi. Victoria Park'ta başlayan gösteride protestocular, Central semtine doğru ilerliyor. Sivil İnsan Hakları Cephesi grubu yetkililerinden Bonnie Leung; "Çin'in askeri birlikleri gönderildiğinde her şey sona erecek ve Hong Kong yok olacak. Bu sadece Hong Kong için değil Çin için de kötü olur" dedi. Sivil İnsan Hakları Cephesi liderleri, alanda yaptıkları konuşmalarda "Hong Kong bizim evimiz. Başka çıkış yolu yok. Savaşmaya devam edeceğiz." ifadelerini kullandı.

AA
Memur yeni teklif bekliyor
Ekonomi
Memur yeni teklif bekliyor
Memurlar, hükümetin öngördüğü zammı düşük buldu. Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, “Yeni teklif bekliyoruz. Bütçede bu teklifi karşılayacak imkan var. Beklentimiz, sahayı germek değil, sahayı geren teklifi bir an önce geri çektirmek, yeni bir teklifi temin etmek” dedi.
Yeni Şafak
Çin’e süt ve ürünleri de gidecek
Ekonomi
Çin’e süt ve ürünleri de gidecek
ABD’den tarım ürünleri almayı kısıtlayan Çin, ihtiyacını karşılamak için, başta Türkiye olmak üzere başka pazarlara yöneldi. Türkiye, Çin’e mermer ve kiraz ihracatının ardından şimdi süt ve süt ürünleri gönderecek. Çin’in Ankara Büyükelçisi Deng Li, “Bu senenin ikinci yarısında Türkiye’nin süt ve süt ürünleri de Çin’e gitmeye başlayacak” dedi.
Yeni Şafak
Trabzon'da sır cinayet
Gündem
Trabzon'da sır cinayet
Trabzon'un Tonya ilçesinde, kontrolden çıkarak şarampole devrilen ardından evin duvarına çarpan cipte hayatını kaybeden sürücü Osman Öztürk'ün otopsisinde, başına mermi isabet ettiği ortaya çıktı. Cipin içinde de tabanca bulunurken, silahı kimin ateşlediğinin yapılan kriminal inceleme sonucu belirleneceği bildirildi.
DHA

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.