28 Şubat darbecileri müebbet yatacak
Gündem
28 Şubat darbecileri müebbet yatacak
Tarihe postmodern darbe olarak geçen 28 Şubat sürecine ilişkin 103 sanıklı davada, dönemin Genelkurmay 2. Başkanı Çevik Bir, Genelkurmay Genel Sekreteri Erol Özkasnak ile YÖK Başkanı Kemal Gürüz’ün de aralarında bulunduğu 18 sanığa verilen müebbet hapis cezaları onandı.
Yeni Şafak
Tıynetsiz, fıtratının gereğini yerine getiriyor hala “darbe” istiyor
Tıynetsiz, fıtratının gereğini yerine getiriyor hala “darbe” istiyor

Ne yapsak, ne etsek nasıl “iyi niyetli” düşünmeye çalışsak da nafile..! Çünkü tıyniyeti öyle. Çünkü fıtratı öyle. Fıtratının gereğini yapamazsa, yapmazsa rahatsız hissetmiyor kendini. Bir kez olsun “içimden geçen bu his belki de doğru olmayandır” demiyor. Varsa yoksa “düşman” bellediğini “bir şekilde” alaşağı etmek… Bir şekilde yok etmek… Bir şekilde devre dışı bırakmak istiyor.

İyi niyetli düşünmeye çalışmak nafile. Çünkü tıyniyetsiz. Çünkü fıtratı öyle.

Duydunuz mu en son söylenen cümleyi? Demiş ki, “Türkiye’yi örgütlememiz lazım. Örgütlenmenin yolu kesinlikle sokaktan geçmek zorundadır. İktidar çöküşünü bekleyemeyiz. CHP’nin altı okundan biri de devrimciliktir..!”

“Buyur burdan yak” derler adama. Buyur burdan yak! Bu kafanın kadın versiyonu daha yakın geçmişte “Erken seçim veya bir şekilde” ifadesini kullanarak iktidarın gideceğini söylemişti ya hani. Bu kez erkek versiyonu “Sokak darbesi” öneriyor iktidarı devirmek için.

Biz bu kafalara “27 Mayıs kafası” deyince de alınganlık gösteriyorlar ne hikmetse!

1960 DARBESİNE ALTLIK HAZIRLAYAN CHP’LİLER GİBİ CHP’LİLER ARAMIZDA FİNK ATIYOR

Daha bir ay olmadı 27 Mayıs 1960 darbesinin yıl dönümü geçeli. O meşum darbeyi planlayanlar önce sokakları hareketlendirmişti üniversite öğrencileri üzerinden. O öğrencilerden biri de 2020 yılının 27 Mayıs’ında 1960 darbesine hala övgü düzüp, “Demokratik anayasa yapmak için darbe yaptılar” diye kalem oynatmıştı.

1960 darbesine giden yoldaki taşları döşeyen CHP gençlik kolları başkanı, İnönü’nün damadının darbeye altlık hazırlayan dergisinde övgüye mahzar olmuştu!

***

Dün, 1960 darbesine gidilen yolda CHP ve medyasının darbenin şartlarını oluşturmak için yaptıklarını bugün yine CHP ve medyası yapıyor. Darbeden başka iktidarı alaşağı edemeyeceklerine inanmışlar çünkü!

Dedim ya çünkü tıynetsizler. Çünkü halkın oylarıyla iktidar olmayacaklarını biliyorlar. Çünkü o halka inançları yok. Çünkü onlar kendilerini “mavi kanlılar” sanıyorlar. Kendilerini milletin üstünde görüyorlar, milletin sandıkta verdiği kararı hiç bir şekilde hazmedemiyorlar, kabullenemiyorlar. Milleti güdülecek sürü görüyorlar.

CHP ve medyasının son dönemdeki söylem ve eylemleri 1960 darbesine giden süreçteki CHP ve medyasıyla neredeyse birebir aynı.

Siyasetçisi çıkıyor, “İktidarın çöküşünü bekleyemeyiz. Örgütlenmeliyiz. Örgütlenmenin yolu sokaktan geçer” diyerek anarşizmi iktidardan kurtulma yolu olarak tavsiye ediyor.

Medyası her gün akıl almaz yalanlarla saldırıyor. Aynı gün birinci sayfasından 3 ayrı tekzip metnini yayınlamak zorunda kaldığı halde yalanlarına devam ediyor. Binlerce sosyal medya hesabı sanki tek bir kişinin komutuyla aynı kişiye veya kuruma ağıza alınmayacak küfür, hakaret ve iftira ile saldırıyor.

Toplumsal düzenimizi bozmak için ellerinden geleni yapıyorlar. “İyi saatte olsunlar”ı sürekli “göreve” çağırıyorlar. Yetinmiyorlar, dünyada Türkiye karşıtı, Erdoğan karşıtı ne kadar isim, kurum, odak varsa onlarla kolkola giriyorlar.

Çünkü, meşru yollardan iktidarı milletin gözünden düşüremiyorlar. “İktidarın çöküşünü bekleyemeyiz” diye de itiraf ediyorlar.

İktidar halkın desteği olduğu sürece çökmeyecek biliyorlar. Iktidar hala her seçimde halkın büyük teveccühünü kazanıyor biliyorlar.

Sadece geçen yılki yerel seçimlerde bazı büyük şehirlerin “belediye başkanlıkları”nı “benzemezler koalisyonu” ile kazanınca biraz ümitlenmişlerdi. Yürüyüşleri bile değişmişti. Fakat halktan nefret ettikleri için son dönemde pervasızlıkları arttı. Seçim ya da sandık ile iktidarla hesaplaşmak yerine “PKK terör örgütü gibi silahlı örgüt kurmayı” önerenlerin, sokak hareketleriyle devrim yapmayı(!) düşünenlerin sayısı arttı.

DARBEDEN MEDET UMANLARIN AKIBETİ 15 TEMMUZ’DAKİ FETÖ’CÜLER GİBİ OLUR

Dedim ya tıynetsiz. Fıtratı bozuk. Fıtratı, milleti sevmek değil, milleti gütmek üzerine..!

1960 darbesine giden yolun taşlarını, medyanızdaki yalanlarla ve sokaklardaki gençlerle döşediniz. Ve bir cuntaya darbeyi yaptırdınız. Ama o gün bu millet henüz daha tek parti yönetiminin zulmünden yeni yeni kurtulmuştu ve ses çıkaramamıştı.

O günler geçti! O günler bir daha olmayacak. Bir daha darbe yapmak isteyen FETÖ’cü alçaklar en son 15 Temmuz 2016 günü milletin şanlı direnişiyle yerin yedi kat altına gömüldü. Çıplak elleriyle tankın önüne çıkanlar, G3 mermisine kafa atanlar, “Ölümüne ölümüne” diyen Erdoğan’ı Menderes’in akıbetine mahkum etmedi. Erdoğan ile birlikte şanlı bir direnişe imza attı.

Tıynetsiz CHP’liler ve medyası belli ki bir yerlere sinyal çakıyor.

Bizim de elimiz armut toplamıyor.

Pençe-Kaplan Operasyonu'nda teröristlere bir darbe daha: Mühimmatları ele geçirildi
Gündem
Pençe-Kaplan Operasyonu'nda teröristlere bir darbe daha: Mühimmatları ele geçirildi
Milli Savunma Bakanlığı, Pençe-Kaplan Operasyonu ile ilgili yeni haberi duyurdu. MSB, "Bir adet RPG-7 roketatar ve mühimmatı, 3 adet el bombası, 200 adet uçaksavar mühimmatı, bir adet EYP ve EYP yapımında kullanılan malzemeler ele geçirilerek imha edildi" dedi.
Yeni Şafak
Fetö'nün kirli atletini ödül diye vermişler: Bol gelince sarılıp uyumuş
Gündem
Fetö'nün kirli atletini ödül diye vermişler: Bol gelince sarılıp uyumuş
FETÖ'nün darbe girişimi sonrası Eskişehir'de yargılanan ve örgütün askeri yapılanmasında sözde "müdür yardımcısı" olduğunu itiraf eden O.A, ifadeleriyle örgüt yapılanmasının deşifre edilmesini sağladı. İtirafçı O.A "Bir görev vardı. 40 kitap okunacaktı. Verilen kitap okuma görevini herkesten önce tamamlamıştım. Amerika'dan Fetullah Gülen'in, üzerindeki atleti çıkarıp hediye olarak bana gönderdiğini öğrendim. Fetullah Gülen'in kullandığı atleti giyip uyuyordum. Bana birkaç beden bol olsa da kullandım" diyerek ne tür bir zihin yapısına sahip olduklarını ortaya çıkardı. Daha önce de bir başka FETÖ'cü Enes Kanter, Gülen'in artıklarına talip olmuştu.
AA
Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı darbe girişimi davasında tanıklar dinlendi
Gündem
Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı darbe girişimi davasında tanıklar dinlendi
Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişimi sırasında Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı'ndaki eylemlere ilişkin, aralarında eski alay komutanları Muhsin Kutsi Barış ve Muhammet Tanju Poshor'un da bulunduğu 521 sanıklı davanın görülmesine tanık beyanlarıyla devam edildi.
AA
* ABD ve Avrupa’yı vuran dip dalga ne? * Irkçı heykellerine saldırı, harekete geçen bilinçaltı Afrika o ülkeleri kovmalı! * “Terör şehrimizi işgal etti.” O teröristlerle Türkiye’yi işgal etmeye kalktınız siz! * Trump neden her yerden asker çekiyor? Korku ne? * ABD’de darbe mi olacak?
* ABD ve Avrupa’yı vuran dip dalga ne? * Irkçı heykellerine saldırı, harekete geçen bilinçaltı Afrika o ülkeleri kovmalı! * “Terör şehrimizi işgal etti.” O teröristlerle Türkiye’yi işgal etmeye kalktınız siz! * Trump neden her yerden asker çekiyor? Korku ne? * ABD’de darbe mi olacak?

George Floyd’un öldürülmesi ve ardından ABD’nin hemen bütün şehirlerinde başlayan protesto gösterileri dünya genelinde bir dip dalgaya yol açar mı?

Yeni tür siyasal bilinç, kimlik veya tepki için psikolojik temel ve atmosfer oluşturur mu? Kitlelerin memnuniyetsizliğini, öfkesini, bilinçaltını harekete geçirir mi?

Siyasi tezlerin ve söylemlerin bittiği, toplumsal kimliğin hızla başkalaştığı ve yeni yollar aradığı, devlet-toplum ilişkilerinin özellikle Batı’da büyük oranda sarsıldığı, değer ve algının yeniden tanımlandığı, küresel ölçekte geleneksel güç haritasının kökten sarsıldığı bir dönemde özellikle Batılı ülkelerde bir tür toplumsal çözülme başlar mı?

Bu geçici bir dalga değil.Salgın sonrası toplumsal patlamalar bekleniyordu.

ABD’deki ırkçılık, buna karşı yükselen ve yayılan öfke, hep gördüğümüz geçici bir dalga mı yoksa dünyadaki büyük değişimin yol açtığı bitmek bilmez bir derin sarsılmanın habercisi mi?

Salgın sonrası için dünya genelinde ortak korkular vardı: Kurumlar çöker, sivil yönetimler aşınır, etnik ve dini kimlikler daha çok sahaya iner, örtülü umutsuzluklar ve anlaşmazlıklar açığa çıkar, kitlelerin devlete inancı sarsılır, toplumsal isyanlar patlar, kaynaklara yönelik açlık daha da büyür bu da büyük çatışmalara yol açar…

Ne olabilir, öngörülemiyordu ama büyük oranda bir hareketlilik başlayacağı biliniyordu.

ABD hızla kamplaşıyor, çözülüyor, bölünüyor..

Çin, Hindistan, Rusya, Doğu Asya, Güneydoğu Asya, Orta Doğu ve Afrika’da şimdilik bir sükûnet hâkim.

Ama salgın sonrası ilk fırtına ABD’de koptu. Kopan fırtına, sanıldığı gibi sadece ırkçılıkla, ABD’nin geleneksel toplumsal çatışmasıyla sınırlı değildi. Irkçılık üzerinden çok daha derin, çok daha kırılgan bir şey yaşanıyor şimdi. O da ABD’nin kendi içinde bölünmesi, kamplaşması ve çözülmesidir.

Şimdilik Beyazlarla Siyahlar arasında görülen çatışma, sonrası Beyazlarla Hispanikler arasında, daha sonra eyaletler arasında, kitlelerle devlet arasında, yerleşik sistemle onu dönüştürmek isteyenler arasında, sistemin kurumları arasında görülecektir.

Ne o, ABD’de darbe mi olacak?

Trump’la yerleşik sistem arasındaki ayrışma işte bu gerilimler üzerinden devam edecektir. Daha şimdiden ABD Savunma Bakanı ile Trump arasında yaşanan atışma, “Ben Başkan’a değil Amerikan halkına bağlıyım” türünden çıkışlar, sistem içindeki kavgayı büyütecektir. Bu da, aslında toplumsal gerilimin nerelere uzandığının işaretidir.

Bundan sonra, dünyadaki her dalga, her fırtına her gerilim, her hareket, ABD içindeki tartışmayı çözülme yönünde besleyecektir. Sistem içi kavga bir “Üçüncü Dünya” ülkesi görüntüsü verecek hale gelebilir.

“Teröristler şehrimizi işgal etti”

Bugüne kadar Türkiye dâhil, birçok ülkede denedikleri taktiklerin aynısı şimdi ABD’nin kendi içinde yaşanıyor ve dünya bunu dikkatle izliyor. Trump’ın “Teröristler Seattle’ı işgal etti” mealindeki sözleri bize çok tanıdık geliyor.

Vali ve belediye başkanına çağrı yaparak; “Şehrinizi geri alın yoksa ben alacağım” sözleri, ABD’nin dokunulmaz büyülü dünyası göz önüne alındığında vahim şeylere işaret ediyor.

O teröristlerle Türkiye’yi işgal etmeye kalktınız siz!

Ne garip; ABD şehirlerinde “otonom bölge” ilan eden örgüt (ANTIFA), Suriye’de PKK ile çalışan, PKK kamplarında ABD askerleri tarafından eğitilen örgüttür. Yıllarca PKK ve FETÖ ile Türkiye’yi işgal etmeyi deneyenlerin düştüğü durum budur.

ABD içi iktidar yapıları, kendi iç savaşlarını Suriye ve işgal ettikleri topraklarda hazırlamıştır. Ülkeleri işgal ederken, terörle mahvederken o savaş, kendi şehirlerine taşınıyor şimdi.

Köle taciri ve ırkçı liderlerin heykellerine saldırı neden?

Irkçılığa karşı yükselen tepki sadece ABD iç iktidar kavgasını açık etmiyor, çok daha geniş, derin, bütün Atlantik ekseni çevresini vuracak bir hafızayı, bilinçaltını da harekete geçiriyor.

İngiltere’de köle taciri ve ırkçı isimlerin, liderlerin heykellerine saldırılar başladı. Öyle ki; Winston Churchill’in heykeli bile saldırıya uğramasın diye korumaya alındı.

Belçika’da ırkçı ve köle tüccarlarının heykelleri saldırıya uğruyor ya da kaldırılıyor. ABD’de Konfederasyon liderlerinin heykelleri hedef haline geliyor, kaldırılması isteniyor.

Bir İngiliz sömürgesi olan Yeni Zelanda, sömürgeciliğin sembolü olan İngilizlerin heykellerini kaldırma kararı alıyor.

Afrika sömürgeci ülkeleri kovabilir. Sömürge tarihini tersine çevirebilir.

Bizim için çok daha önemlisi, Senegal, köle taciri ve sömürgeci heykelleri kaldırma kararı aldı. Bu; yakında bütün Afrika ülkelerine yayılabilir. Kıta genelindeki İngiliz, Fransız sömürge sembolleri hedef olabilir. Bu da Afrika genelinde büyük bir özgürleşme hareketini tetikleyebilir.

Senegal’de, Cezayir’de, Güney Afrika’da, Ruanda’da, bütün Afrika ülkelerinde Avrupalı sömürgecilik tarihini tersine çevirebilir.

Artık İngiltere’nin, İtalya’nın, Fransa’nın, Hollanda’nın, Belçika’nın, İspanya’nın, Portekiz’in, Latin Amerika’dan Afrika’ya, Güneydoğu Asya’ya uzanan sömürge tarihi bitmeli.

Tarihin göreceği en büyük devrim.

Elbette bu, tarihin görebileceği en büyük kalkışma olacaktır. En güçlü bilinç hareketi olacaktır. Ve bunun olması durumunda dünya, yüzyıllar sonra büyük bir devrime tanıklık edecektir.

Âfâkî gelebilir. Fantastik gibi görünebilir. Batı’nın gücünü kutsal görenler için uçuk gelebilir. Ama dünyada değişen sadece güç kaymaları değildir. Sadece; Batı’nın karşısında Çin’in, Asya’nın, Türkiye gibi ülkelerin yükselişi değildir. Değişen sadece teknoloji, iletişim, konfor değildir.

Coğrafi Keşifler palavrası, sömürgeciliğin başlangıcı. 21. yüzyıl neleri değiştirir?

Gözümüzün önünde çok şey değişiyor. Kuşaklar, nesiller, yaşam tarzları, vicdan, yeryüzünü algılama biçimi, devleti ve gücü algılama biçimi, çokuluslu şirketlerin dünyayı talan etmesine bakış, siyasi ve toplumsal kimliklere bakış da hızla değişiyor.

“Coğrafi Keşifler” palavrasından sonra, sömürgeciliğin başlangıcından sonra, Batı’nın küresel düzeni ilk kez sarsılıyor. Birinci ve İkinci Dünya savaşları dünyada bu anlamda değişime yol açmadı. Batı’nın iktidar gücünü daha da pekiştirdi.

İşte bu güç hâkimiyetinin sonuna geldi Batı dünyası. Üzerinde konuşulacak konu budur.

Trump, neden her yerden asker çekiyor? Korku ne?

Ama yüzyıllar sonra ilk kez Batı karşısında büyük güç yükselişleri var. Trmup’ın; Almanya’dan asker çekmesi, Irak’tan çekilme, Afganistan ve Güney Kore’den asker çekme kararları, “Artık sonsuz savaşlar dönemi bitti, dünyanın jandarması değiliz” açıklaması, ABD için bir başka korkunun işareti.

O da içeriden çözülmedir. Atlantik Ekseni bir daha dünyanın hâkimi olamayacak. ABD ve Avrupa’nın gerilemesine, Türkiye, Çin, Hindistan, Almanya, Rusya gibi ülkelerin yükselişine tanık olacağız.

Batı’nın sonunu ABD getirecek! Türkiye’nin yüzyılı yeni başlıyor.

Bundan sonra ABD ve Avrupa’da daha çok iç krizler, sorunlar izleyeceğiz. George Floyd’dan sonra izlediğimiz bunun ilk örnekleridir.

Batı için tarihin sonu gelmiştir. Güç ekseni yüzyıllar sonra ilk kez kırılmıştır.

Son olarak çok cesur bir söz edeyim: Batı’nın sonunu ABD getirecektir.

“Türkiye’nin yeni yükseliş çağı başladı” derken, “Buna cephe alan kaybeder” derken, artık “Türkiye durdurulamaz” derken, bu derin değişim haritasına bakarak bir şeyleri anlatmaya çalışıyordum.

Batı’nın yüz yılları tükenirken Türkiye yüzyılı başlıyor!

Fransızlar Libya'nın darbeci generali Hafter'e 'siyasi cesaret ödülü' verdi
Dünya
Fransızlar Libya'nın darbeci generali Hafter'e 'siyasi cesaret ödülü' verdi
Libya'da darbeci general Hafter'in en büyük siyasi destekçisi konumundaki Fransa'dan bir skandal geldi. Fransa merkezli Politique Internationale gazetesi, yılın siyasi cesaret ödülünü Libya'nın darbeci generali Hafter'e verdi. 1978 yılından bu yana ödüller veren gazete, Hafter'in terörle mücadele ettiğini savundu.
Yeni Şafak
Erdoğan’ın 44 ay önce  koyduğu hedef gerçekleşiyor mu?
Erdoğan’ın 44 ay önce koyduğu hedef gerçekleşiyor mu?

2016 Ekim başında yapılan Bakanlar Kurulu toplantısında Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, kabine üyelerine hitaben şöyle bir konuşma yapmıştı:

-Arkadaşlar, Türkiye artık bu noktada kalamaz. Statüko bir şekilde değişecek.

-Ya ileri hamlelerle atılım yapıp kazanacağız.

-Ya da küçülmeye mahkum olacağız.

-Ben ileri hamleler yapmaya hazırım.

Öncelikle bu sözlerin sarf edildiği tarihe dikkatinizi çekmek isterim.

15 Temmuz darbe girişiminin 2,5 ay sonrası, Suriye’nin kuzeyine yönelik ilk sınır ötesi operasyon olan Fırat Kalkanı’nın devam ettiği günler.

Hatta hatırlıyorum, ben Cumhurbaşkanı’nın bu sözlerini bu köşede kullanınca Ertuğrul Özkök Hürriyet Gazetesi’ndeki köşesinden ‘Hoppala’ tepkisi vermişti.

Peki, 44 ay sonra geriye dönüp baktığımızda, Tayyip Erdoğan’ın o kabine toplantısında söylediği sözlerin tarihe geçecek kadar kıymet arz ettiğini, 15 Temmuz sonrası Türkiye’sinin ‘yeni ruhunu’ temsil ettiğini söyleyebilir miyiz?

Bence evet, söyleyebiliriz.

Hatırlayalım, 15 Temmuz’dan sonraki dönemde terörle mücadelede benim ‘Erdoğan doktrini’ diye nitelendirdiğim yeni bir yaklaşım biçimi ortaya çıkmıştı.

Artık terörün gelip seni vurmasını beklemeden gidip kaynağında tepesine inilecekti.

Bir nevi, savunmadan hücuma geçiş hamleleri…

Terörü kaynağında kurutma stratejisi, ilerleyen dönemlerde başarılı bir şekilde hayata geçirildi ve PKK militanları bulundukları yerlerde kıpırdayamaz hale gelirken Türkiye bu sayede rahat bir nefes aldı.

Biliyorsunuz, daha bir iki gün önce, sınırdan 150 kilometre uzaklıkta üst düzey bir PKK’lının MİT ve TSK’nın koordineli operasyonuyla etkisiz hale getirildiğinin haberi geldi.

ŞİMDİ DE AKDENİZ’DE GÖVDE GÖSTERİSİ

Geçen gün Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile yaptığım görüşmeyi anlattığım yazıya, şöyle bir giriş cümlesiyle başlamıştım:

“Bir ülkenin dış politikadaki ‘iddiaları’ hakkında fikir sahibi olmak isterseniz, o ülkenin dışişleri bakanının önündeki dosyalara ve o dosyaların hacmine ya da çeşitliliğine bakarak bir fikir sahibi olabilirsiniz.”

Dün Milli Savunma Bakanlığı’ndan gelen bir haber benzer bir cümleyi bu bakanlık için de kurabileceğimizi bize hatırlattı.

Dikkat ediyorsanız, son yıllarda Türk Silahlı Kuvvetleri tarihinin hiçbir döneminde olmadığı kadar yoğun bir aksiyon içerisinde.

Sınır içinde, sınır dışında, dört bir tarafta büyük hacimli faaliyetler icra ediliyor.

Dün Milli Savunma Bakanlığı’ndan gelen haberler, Akdeniz’deki gövde gösterisiyle bu çıtanın daha da yukarılara çıkarıldığını gösteriyordu.

Akdeniz’de gövde gösterisi diye tarif ettiğimiz tatbikat şu ifadelerle duyuruldu.

“Hava Kuvvetleri’ne ait uçaklar ve Deniz Kuvvetleri’ne ait gemilerle ‘uzak mesafe’ harekat görevlerinin kesintisiz olarak icra edilmesini denemek ve geliştirmek maksadıyla Akdeniz’de eğitim faaliyetleri icra edildi.”

Bu tatbikatın yapıldığı alanın büyüklüğünü anlamak için şu cümleye dikkatinizi çekeyim:

Açık Deniz Eğitimi’ne katılan hava ve deniz unsurları Türkiye’nin kara sularından itibaren yaklaşık 2000 km’lik rota boyunca bu faaliyeti gerçekleştirdi.

Ya da şöyle diyebiliriz:

Akdeniz’in uluslararası sularında ve uluslararası hava sahasında Türkiye’ye ait uçaklar ve savaş gemileri 1000 kilometre gidiş, 1000 kilometre geliş biçiminde bu faaliyeti yürüttü.

BU NE ANLAMA GELİYOR?

Daha üç beş ay öncesine kadar Antalya kıyılarına mahkum mu kalacağız diye düşünülen bir ortamdan, Akdeniz’de böyle bir tatbikatı yapabilecek bir düzeye erişmek anlamına geliyor.

Akdeniz’deki bu gövde gösterisinin Libya’daki son gelişmelerin, yani Türkiye destekli hükümet güçlerinin kazanımlarının üzerine geldiğini de ayrıca not etmiş olalım.

Belli ki bu kazanımları kalıcı hale getirmek, Libya’nın meşru hükümeti ile işbirliği kanallarını daha da büyütmek ve Akdeniz için verilen mücadelede etkin bir pozisyon almak gibi hedefler söz konusu.

Libya hikayesinin geçen yıl, kırılması çok zor görünen bir kuşatma ortamında Serrac hükümetinin Ankara’dan yardım talep etmesi ile başladığını biliyoruz.

O şartlarda işleri tersine çevirebilmek için o dönemde Erdoğan’ın koyduğu gibi sağlam bir irade gerekiyordu.

Geçen hafta Ankara’ya gelen Libya Başbakanı Serrac’ın dediği gibi o cesaret gösterildi ve gelinen nokta itibarıyla başta darbeci general Hafter ve destekçileri olmak üzere bütün dünya, şaşkınlık içerisinde kalarak bu geri dönüşe tanıklık etti.

TSK’nın dün Akdeniz’in uluslararası sularında yaptığı tatbikat, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın 44 ay önce ortaya koyduğu hedefle örtüşüyor.

Tekrar hatırlatalım.

Ne demişti Erdoğan?

“Ya ileri hamlelerle büyüyüp kazanacağız, ya da küçülmeye mahkum olacağız.”

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.