Elon Musk’tan küstah Bolivya açıklaması: Kime istersek darbe yaparız
Dünya
Elon Musk’tan küstah Bolivya açıklaması: Kime istersek darbe yaparız
ABD’li milyarder girişimci Elon Musk, Twitter’da bir kullanıcının ABD hükümetinin kendisinin lityum alabilmesi için Bolivya’da darbe düzenlediğini iddia etmesi üzerine “Kime istiyorsak darbe yaparız” mesajını paylaştı.
Yeni Şafak
Prof. Dr. Yasin Aktay: Mısır'daki askeri darbe 12 Eylül darbesi modelidir
Dünya
Prof. Dr. Yasin Aktay: Mısır'daki askeri darbe 12 Eylül darbesi modelidir
Karadeniz Stratejik Araştırmalar Merkezi (KASAM), 'Darbenin Yıldönümünde Mısır'da Arap Baharının Geleceği' konulu program YouTube'dan canlı olarak yayınlandı. Programda konuşan Yeni Şafak Gazetesi yazarı Prof. Dr. Yasin Aktay, Mısır'da askeri darbenin gerçekleşmesinde etkili olan Temerrud Hareketi'nin yaşandığı dönemde Türkiye'de gezi olaylarının yaşandığını ifade etti. Mısır'daki olayları o dönem yaşanan gezi olayları ile değil de 12 Eylül darbesi öncesiyle karşılaştırdığını belirten Aktay, ' Muhammed Mursi'yi bir yıl içerisinde diktatör ilan etmişlerdi. Onu 'İktidarı paylaşmıyor' diye suçladılar. Seçilen adam iktidarı neden paylaşsın' ifadelerini kullandı.
Yeni Şafak
Eski Mısır Yatırım Bakanı Yahya Hamid: Darbeci Sisi ülkeyi 120 milyar dolar borca soktu
Dünya
Eski Mısır Yatırım Bakanı Yahya Hamid: Darbeci Sisi ülkeyi 120 milyar dolar borca soktu
Karadeniz Stratejik Araştırmalar Merkezi (KASAM), 'Darbenin Yıldönümünde Mısır'da Arap Baharının Geleceği' konulu program YouTube'dan canlı olarak yayınlandı. Programda konuşan Eski Mısır Yatırım Bakanı Yahya Hamid, Mısır'ın dış borçlarının darbe öncesinde 43 milyar dolar olduğunu, şu anda ise dış borcun 120 milyar dolara ulaştığını ifade etti. Darbeci Sisi'nin ülkesini milyarlarca dolar borca soktuğunu belirten Hamid, yalnızca son haftalarda 20 milyar borç aldıklarını, Mısır'ın borçlarının ödenebilmesinin mümkün olmadığını söyledi.
Yeni Şafak
15 Temmuz’un arkasındaki 1 Kasım faktörü
15 Temmuz’un arkasındaki 1 Kasım faktörü

Geçtiğimiz Pazar günü Ülke Tv’de, Dr. Murat Yılmaz ve Prof. Dr. Mehmet Şahin’in sunumunu yaptığı Haftanın Raporu programına Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın avukatlığını yapan Hüseyin Aydın konuk oldu.

Programda 15 Temmuz darbe kalkışmasıyla ilgili kararların nasıl alındığı, nerelerde hangi planlamaların yapıldığı, darbede kendilerine rol verilenlerin bunu nasıl karşıladığı gibi merak celbeden soruları ‘sakin kafayla’ derli toplu şekilde anlamak isteyenler için çok değerli bilgiler paylaşıldı.

Hüseyin Aydın, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın avukatı olarak FETÖ davalarının duruşmalarına katılmış bir isim.

Artık, deyim yerindeyse örgütü ‘ciğerine kadar’ tanıyor.

DARBE DİNAMİĞİNİ HAREKETE GEÇİREN 1 KASIM FAKTÖRÜ

Ankara’da 15 Temmuz analizlerine kıymet verdiğim başka bazı isimlerden daha önce dinlediğim bir tezi Hüseyin Aydın da dillendiriyor.

1 Kasım 2015 seçimlerinin FETÖ’nün psikolojisini derinden etkilemesi meselesi.

17/25 Aralık operasyonunun başladığı tarihten itibaren AK Parti ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı ‘milletin gözünden düşürmeye’ dönük hamleler yaparak hedefine ulaşmaya çalışan örgüt, Mart 2014 yerel seçimlerinde ilk hayal kırıklığını yaşadı.

Yerel seçimlerde AK Parti’nin oyları yüzde 30’ların altına düşecek ve bu, onların yaptığı o operasyon sayesinde mümkün olmuş olacaktı.

Ama hesap tutmadı.

Seçimler işlerine gelecek türden bir sonuç üretmedi.

Ama hesap tutmamış olsa da, ‘Yutkunup’ aynı yöntemle ilerlemeye devam ettiler.

Hüseyin Aydın, “Kendi yapıları içinde riske atmayı en son düşündükleri yapılanma TSK yapılanmasıydı” diyor.

O yüzden o çareye başvurmadan önce diğer imkanları kullanmaya devam ettiler.

Aydın’ın ifadesiyle bu işin ‘yumuşak bir şekilde’ çözülemeyeceğini 1 Kasım seçimlerinden sonra anladılar.

Yazının burasında sözü Aydın’ın ifadelerine bırakalım:

“12 Ağustos Cumhurbaşkanlığı ve 7 Haziran 2015 seçimlerini beklediler. AK Parti siyaseten zayıflarsa FETÖ ile mücadele de zayıflar ve kendilerini kurtaracaklar şeklinde düşünüyorlardı. 7 Haziran’da ümitleri yeşermişti. Erdoğan’ın tasfiye edildiği ve siyasetten çekileceği bir siyasi çözüm beklediler. Ama 1 Kasım seçimlerini hiç beklemiyorlardı. 4 yıl boyunca FETÖ ile mücadelenin güçlü bir şekilde uygulanacağı ortaya çıkınca örgüt bu durumu yumuşak bir şekilde çözemeyeceğini anladı ve geriye tek seçenekleri kaldı:

Silahlı Kuvvetler.”

ÖRGÜT ÜYESİ SUBAYLARA SUNULAN SEÇENEK: OLMAK YA DA OLMAMAK…

15 Temmuz’la ilgili en çok merak celbeden sorulardan bazıları şunlar:

* FETÖ, darbe hazırlıklarını nerelerde, nasıl yürüttü?

* Bu toplantılarda neler konuşuldu?

* O toplantılarda nasıl bir atmosfer vardı?

* FETÖ’cü subayların tereddütleri nasıl giderildi?

4 yılın sonunda yürütülen soruşturmalarda, yapılan yargılamalarda elde edilen veriler, bu soruların büyük çoğunluğu için ikna edici cevaplar üretmiş durumda.

Hüseyin Aydın, 1 Kasım ‘travmasından’ sonra FETÖ’nün, sonu darbe ile bitecek olan ‘yeni arayışlar’ içine girdiğini söylüyor.

“Başka çare kalmadı” duygusu o seçimden sonra hakim duygu haline geliyor.

Bir taraftan milletin Tayyip Erdoğan’dan vazgeçmeyeceğinin anlaşılması, diğer taraftan Erdoğan’ın örgütün ‘inlerine girme’ kararlılığını sürdürmesi, panik havasını artırıyor.

1 Kasım 2015 ile 15 Temmuz 2016 arasında geçen o 8,5 ay, örgüt yönetiminde “Darbe dışında seçenek kalmadı, ya biz, ya onlar, öbür türlü bunlar bizi tasfiye edecek” psikolojisinin hakim psikoloji haline dönüştüğü bir dönem olarak düşünülebilir.

Hüseyin Aydın, bu psikolojiyi “Olmak ya da olmamak” seçeneği olarak tarif ediyor, şunları söylüyor:

“TSK içindeki örgüt mensuplarına iki seçenek sunuyorlar. ‘Ya bu darbeyi yapacağız ve ülkede mutlaka iktidara geçeceğiz. Ya da yapmayacağız ve tasfiye olacağız’. Yani ‘Siz tasfiye olacaksınız’ deniyor. Çünkü 2016 YAŞ’ta 3 bin kişilik bir listenin olduğunu ve atılacaklarını biliyorlardı. Sıkıyönetim emrinde imzası olan Mehmet Partigöç’ün odasında ele geçirilen, eşine hitaben yazdığı el yazısı notta ‘Bu darbeyi yapmasaydık ömür boyu hapiste yatacaktık’ yazdığı görülüyor. Örgüt mensuplarına ‘Olmak ya da olmamak’ seçeneği sunulduğu görülüyor.”

Dün, bu yazıya başlamadan önce Hüseyin Aydın’ı arayıp birkaç soru da ben sordum.

Darbe toplantılarının bazılarının Çayyolu’ndaki villalarda yapıldığı biliniyordu.

Darbeye katılacak subaylara, generallere telkin ve talimatların bu ‘ev toplantılarında’ verildiği de.

Avukat Aydın, sadece bu villalarda değil 1 Kasım’dan sonra çok fazla yerde toplantılar yapıldığını söylüyor.

Hakan Bıyık ve Halil İbrahim Yıldız isimli biri general, diğeri albay iki FETÖ’cünün itiraflarının bu verileri desteklediğini dile getiriyor.

13 Temmuz’da yapılan ve artık darbe için son kararın verildiği toplantıda geçen bir diyalogla yazıyı tamamlayalım.

O toplantıda, “ABD’nin, NATO’nun tavrı ne olacak” sorusu soruluyor.

Oraya katılan bir ‘Özel Kuvvet’çi subay, hükümeti kast ederek, “Bunları içeride de dışarıda da kimse sevmiyor. Hepsi ayarlandı. İçerisi de ayarlandı dışarısı da ayarlandı” cevabını veriyor.

Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi: Üniversitemizde “15 Temmuz Darbe Girişiminin Uluslararası Etkileri” adlı konferans gerçekleştirildi
Gündem
Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi: Üniversitemizde “15 Temmuz Darbe Girişiminin Uluslararası Etkileri” adlı konferans gerçekleştirildi
Üniversitemiz Şehit Ömer Halisdemir Kongre ve Kültür Merkezinde, Türkiye Maarif Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Prof. Dr. Birol Akgün’ün sunumu ile “15 Temmuz Darbe Girişiminin Uluslararası Etkileri” adlı konferans gerçekleştirildi.
Yeni Şafak
15 Temmuz Darbe Yargılamaları kitap olarak vatandaşlarla buluşuyor
Gündem
15 Temmuz Darbe Yargılamaları kitap olarak vatandaşlarla buluşuyor
Anadolu Ajansı yargılamalarla geçen bu dört yıllık süreci, titiz bir çalışma sonucu "15 Temmuz Darbe Yargılamaları" kitabında toplayarak okuyucu ile buluşturdu. Kitap'ta Ankara ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılıklarınca hazırlanan iddianameler ve bazı mahkemelerin gerekçeli kararlarında yer alan bilgiler ışığında örgütün kuruluşu ve yapısı anlatılmasının yanı sıra Akıncı Üssü Davası, Genelkurmay Çatı Davası, İstanbul’daki Ana Darbe Girişimi Davası ve Muğla’da görülen Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Suikast Girişimi Davası gibi başlıklar detaylı olarak incelenerek sunuldu.
AA
Mısır'dan hadsiz açıklama: Türkiye'nin Arap ülkelerine müdahale etmesine karşıyız
Dünya
Mısır'dan hadsiz açıklama: Türkiye'nin Arap ülkelerine müdahale etmesine karşıyız
Libya'da darbeci Hafter güçleri meşru hükumeti devirmek için savaş ilan etmişti. Ancak Türkiye'nin desteği ile SİHA'ların yoğun kullanıldığı operasyonlar sonrası Hafter militanları başkent Trablus'un batı ve güney kısımlarından temizlenmişti. Tüm bu gelişmelerin ardından darbeci Hafter'e desten veren Mısır'dan küstah açıklamalar geldi. Türkiye'nin Arap ülkelerine müdahale etmesine karşı olduklarını belirten Mısır Dışişleri Bakanlığı'dan yapılan açıklamada, "Mısır, Türkiye’nin Irak, Suriye veya Libya olsun Arap ülkelerinin işlerine yaptığı ve hiçbir yasal dayanağı olmamasının yanı sıra, Güvenlik Konseyi kararlarını ihlal eden politik ve askeri müdahalesine karşı çıkıyor" ifadelerine yer verildi.
Diğer
15 Temmuz rüzgârını diriliş ruhuna dönüştüremezsek...
15 Temmuz rüzgârını diriliş ruhuna dönüştüremezsek...

Millet, 15 Temmuz’da göğsünü tanklara siper etti, ihanet ve işgal saldırısını püskürttü. Destan yazdı; kendini keşfetti; farkını farketti... Benzersiz bir rüzgâr estirdi...

İşte bu rüzgârın kalıcı bir ruha dönüştürülmesi gerekiyor şimdi.

15 Temmuz işgal ve darbe girişimi üzerine yazdığım bir yazımı bir kez daha yeniden yayımlama ihtiyacı duyuyorum özellikle.

KASIRGA, YÖN VE İSTİKAMET

Türkiye, fırtınalı bir denizde ölümcül dalgalarla boğuşuyor bir asırdır... Batı’dan gelen kasırga, zaman zaman “gemi”yi batıracak kadar sert esiyor... Öyle ki, toplum, Batılılar tarafından dışardan teslim alınamıyor; zihnen ve fiilen Batılıların uyduları Batıcılar tarafından içerden teslim alınıyor...

Bu milletin varlık nedenini, bin yıldır tarih yapma irade’sini, tarihî derinliğini ve medeniyet ruhunu oluşturan İslâm, önce tavan’dan devletin, sonra da zamanla taban’dan toplumun hayatından uzaklaştırılıyor...

Ülke hızla seküleştiriliyor; ruhunu, ruh köklerini yitirme tehlikesinin eşiğine sürükleniyor...Fırtına, bazen öylesine sert esiyor ki, toplum, İslâm’ı büsbütün kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kalıyor...

Ama bu millet, fırtınalara, kasırgalara karşı dalgakıran gibi direniyor... Yarma harekâtları gerçekleştiriyor... 1960’lardan itibaren Necip Fazıl’ın öncülük ettiği Büyük Doğu fikriyatı, Sezai Karakoç’un yılmaz gayretleriyle diriliş tohumlarını ekiyor...

Bu ülke, Cemil Meriç, Nurettin Topçu, İsmet Özel gibi öncü kuşakların önünü açan hakikat adamları yetiştirmeyi başarıyor... Batılılar tarafından boynumuza tasma olarak geçirilen, Batıcılar tarafından da onyıllarca sopa olarak kullanılan laikçiliğin bütün baskılarına rağmen hem de...

Burada Rahmetli Erbakan Hoca’nın İslâmî şuur sahibi bir nesil yetiştirme çabasını da zikretmem gerekiyor.

Toplum toparlanıyor gibi oluyor... “Toparlanıyor gibi oluyor” diyorum; çünkü bedeli ödenmemiş, hakedilmemiş ve faturası ağır olacak kitlesel / yüzeysel bir Müslümanlaşma patlaması yaşanıyor...

Özetle: Kasırga dindiriliyor, yön bulunuyor ama istikamet yitiriliyor...

SİYASA VE PİYASA, MÜSLÜMANLARI BOZUYOR...

Bu fikrî ve siyasî sürecin sonunda İslâmî kesimler, tam 40 yıl, iktidar’la, para’yla (siyasa’ya ve piyasa’yla) tanışıyor... Konformizme alışıyor, sekülerleşiyor ve İslâmî duyarlıklarını yavaş yavaş yitiriyor...

Siyasa ve piyasa, Müslümanları bozuyor... Cemaatler STKlaşıyor, STKlar siyasa’ya ve piyasa’ya eklemlenerek ruhsuzlaşmaya başlıyor...

AK Parti iktidarı, maddî bakımdan büyük kalkınma hamleleri gerçekleştiriyor ama bu süreçte manevî (eğitim, fikir, kültür, sanat, gençlik ve medya alanındaki) atılımlar ihmal ediliyor...

Tam “nereye sürükleniyoruz böyle?” derken, 15 Temmuz fırtınası patlak veriyor ama bir anda rüzgâra dönüşüyor... Bu “sahipsiz”, çilekeş, asil millet, eşi görülmemiş bir destan yazıyor: Tankların önüne yatıyor, tarihe ruh üflüyor... Kendini keşfediyor...

RÜZGÂR, KALICI BİR RUHA DÖNÜŞTÜRÜLEBİLECEK Mİ?

İşte bu 15 Temmuz’da esen rüzgârın kalıcı bir ruha dönüştürülmesi gerekiyor... Eğer buradan kalıcı bir ruh üretemezsek, bir süre sonra rüzgârın söneceğini, her şeyi kaybedeceğimizi bilelim.

Arapça’da, rüzgâr, “rîh” demek. “Rîh”, “ruh” kelimesiyle aynı kökten gelen, bizi de aynı “kök”e / gök’e yönelten çok önemli bir kelime.

Rüzgârın esmediğini zannettiğimiz zamanlarda da eser rüzgâr. Rüzgâr, melekût âleminden mülk âlemine diriltici bir aşı yapar: Melekût âleminden süt emen insanlar, rüzgârla yapılan bu aşı’yı, hayat bahşedici bir ruha dönüştürmeyi başarırlar...

15 TEMMUZ RÜZGÂRI, DİRİLTİCİ BİR RUHA NASIL DÖNÜŞTÜRÜLECEK?

15 Temmuz rüzgârının kalıcı bir ruha dönüştürülebilmesinin öncelikli yolu, ülkedeki bütün İslâmî kesimlerin, özellikle de cemaatlerin, siyasa’nın ve piyasa’nın değil, Hakikat’in izini sürme, helâl ve haram ölçülerinden şaşmayan bir yolculuğa çıkmalarından geçiyor...

Bu, siyaseti, siyasî mücadeleyi ve bilinci terketmemiz gerektiği anlamına gelmiyor. Aslâ!

Aksine bu, önceliklerimizi, hakikat’in ölçülerine göre silbaştan yeniden belirlememiz gerektiği anlamına geliyor. Başka bir ifadeyle, araç’larla amaç’ları karıştırmamamız; araçları, amaçların doğrultusunda kullanma çabası ortaya koymamız gerektiği anlamına geliyor...

Türkiye’de kalıcı bir ruh “üretilecekse”, bu ruh, tavan’dan değil taban’dan “üretilecek”...

Cemaatler, siyasetle bağlantılarını koparmadan ama kendilerini öncelikle insan yetiştirme, cemiyet ruhunu ve dinamiklerini güçlendirme, cemiyeti silbaştan yeniden-Müslümanlaştırma çabasına yoğunlaştıracaklar.

Devletten bir şey beklemeyecek, ihale peşinde koşturmayacak cemaatler; devlet, onlardan İslâmî bir gelecek inşa edecek köklü bir şeyler bekleyecek...

İlke ve tarihî tecrübe şu burada: Akşemseddin’leri ve Molla Gurânî’leri olmayan Fatih’lerin kör ve topal kalacağı; yüklerinin çok ağır, işlerininse çok zor olacağı iyi bilinecek...

Vesselâm.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.