28 bin DEAŞ’lının çocuğu ortada kaldı
Dünya
28 bin DEAŞ’lının çocuğu ortada kaldı
Suriye ve Irak’taki iç savaşların bedelini çocuklar ödüyor. BM, 20 bini Irak’tan olmak üzere yaklaşık 28 bin DEAŞ’lı çocuğun Suriye’deki kamplarda yaşadığını açıkladı. Kamplardaki koşulların çok kötü olduğunu kaydeden BM, çocukların ülkelerine iade edilmesi çağrısı yaptı.
Yeni Şafak
Malatya'da DEAŞ’lı terörist polis uygulamasında yakalandı
Gündem
Malatya'da DEAŞ’lı terörist polis uygulamasında yakalandı
Malatya’da polis ekipleri tarafından gerçekleştirilen genel asayiş uygulamasında, DEAŞ terör örgütü mensubu olduğu belirlenen bir şüpheli yakalanarak gözaltına alındı.
IHA
“Laik” Hafter Libya’nın DEAŞ’ı ile koyun koyuna
“Laik” Hafter Libya’nın DEAŞ’ı ile koyun koyuna

Darbeci Hafter Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) “emri” ile Moskova’dan kaçtı. Berlin Konferansı öncesi Libya iç barışı için umut olan Moskova mutabakatını imzalamadı. Tam bir kukla, tam bir kurşun asker olduğunu ispatladı.

ERDOĞAN BERLİN’E ELİ GÜÇLÜ GİDİYOR

Libya için kritik hafta sonuna girilirken taraflar Berlin Konferansı’na kilitlendi.

Türkiye, Moskova’daki görüşmeler ile Libya’daki elini daha da güçlendirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, eli güçlü bir şekilde Berlin’e gidiyor.

HAFTER VAHHABİ SELEFİ GRUPLARLA BİRLİKTE HAREKET EDİYOR

Peki, Hafter ve onun yanındakiler Türkiye’de birileri tarafından iddia edildiği gibi, “laik, seküler ve ılımlı” mı yoksa bize yine bir zoka mı yutturulmaya çalışılıyor?

Yine Ulusal Mutabakat Hükümeti Başkanı Serrac iddia edildiği gibi İhvancı mı yoksa sosyal demokrat bir geçmişe mi sahip?

Libya sahasında uzun zamandır aktif olarak çatışmaları takip eden bir dostumdan Hafter’in Türkiye’ye karşı “cihat” çağrısının sahada karşılık bulup bulmayacağına ilişkin bilgi notu istediğimde çok ilginç verilere ulaştım.

Hafter’in Doğu Libya’daki Suudi Arabistan (SA) desteğindeki Vahhabi Selefi Medhali denen grup ile neler yaptığını öğrendim. Hafter Türkiye’ye karşı “cihat” çağrısı yaparken, sahada kendisine destek olan aşırıları domine etmek istemiş.

MEDHALİLER TIPKI DEAŞ GİBİ TÜRBELERİ BOMBALADI, NAAŞLARI ÇÖLE ATTI

Bakın, ismi bizde mahfuz olan dostumuzun sahadan bize geçtiği bilgi notunda neler var:

“Darbeci Hafter’in başlıca destekçisi ve milis gücü olan, SA güdümlü Medhali Selefiler, Libya’da tarihi cami ve türbeleri sistematik olarak yok etmektedir.

Hafter’e verdikleri desteğin karşılığı olarak nüfuzları artmış olan bu grup, Doğu Libya’da Genel Müftülük Kurumu’nu (fetva makamı) ve camileri tamamen kontrolleri altına almışlardır. Bunların saldırı ve tahribatından Bingazi’deki Reşid Paşa Camii, Trablus’daki Karamanlı Camii (Osman Paşa medresesi ve camii), Turgut Reis Türbesi, Murat Ağa Türbesi gibi ecdat yadigârı kutsal mekânlar zarar görmüştür. Camilere bitişik türbeler bombalarla patlatılmıştır. Bu mekânlarda bulunan evliya ve tarihi şahsiyetlere ait naaşlar çıkarılıp çöle gömülmüştür. Çinilerle birlikte ayet ve hadislerden oluşan levhalar kırılmıştır.

Doğu Libya’daki Medhalilerin ele geçirdiği Genel Müftülük Kurumu, mevlidi ve kadınların erkek akrabaları olmadan seyahat etmelerini yasaklamıştır. Bu grup demokrasiye bağlı olanları ve seçimlere katılanları dindışı ilan etmiştir.”

DİKTAÇI HAFTER’İ ULULEMR KABUL EDEN VAHHABİ SELEFİLER İŞ BAŞINDA

Bilgi notunda dikkatinizi çekmiştir, Hafter’in destekçisi Medhalilerin “din algısı” böyle. Tıpkı DEAŞ’ınki, El Kaide’ninki gibi.

Peki, Medhali Selefiler neden Hafter’e destek veriyor?

Bu sorunun cevabı yine aynı bilgi notuda var:

“Hafter Libya’ya hâkim olma mücadelesinde Medhali Selefileri oldukça güçlendirmiştir. Hafter diktacı olduğundan, Medhaliler de ululemre uyduklarını söyleyerek birbirlerine hitap etmektedir. Bu işbirliğinden enbüyük zararı masum Müslüman halk, demokrasi özlemi duyanlar, kadınlar ve insan hakları savunucuları görmektedir.

Medhaliler Doğu Libya’da önemli bir dini otorite haline geldiler. Medhaliler, yayınladıkları fetvalar ile halkı Hafter’in düşmanlarına karşı cihada çağırdılar.

Hafter, 2014 Mayıs’ında Operasyon Keramet adı altında Bingazi’ye saldırı başlatınca, doğudaki Medhali milisler ona katıldı ve aktif olarak savaştı.”

SA VE BAE VAHHABİ SELEFİ GRUPLARLA HAFTER’İN YANINDA

Bilgi notunda da gördüğünüz gibi, Medhaliler, Hafter saflarında savaşıyorlar ve bunu yanlış dini bir motivasyonla yapıyorlar.

Hafter, Medhalilerin desteğini almak için Türkiye’ye cihat çağrısı yaptı. Ve bu çağrıyı yaparak hem SA’nın hem de BAE’nın desteğinin sürmesinin yolunu açtı.

Oysa Türkiye’de tam tersi bir algı oluşturulmak istendi. Kısmen başarılı da oldu.

Ulusal Mutabakat Hükümeti Başkanı Serrac sosyal demokrat bir siyasetçi olmasına rağmen “İhvancı” ilan edilmek istendi. Hafter ise Medhaliler gibi Vahhabi Selefi aşırılıkçı gruplarla işbirliği yapmasına rağmen “laik, seküler” olarak gösterilmek istendi.

Oysa gerçek tam tersi.

Hafter denen darbeci, Libya’da iktidarı ele geçirmek için her türlü angajmana giriyor. Hatta Libya’nın DEAŞ’ı kabul edilen Medhalilerle bile.

Türkiye’deki bir takım aklı evveller de Hafter’e methiye düzüyor.

Burada büyük bir çelişki yok mu Allah aşkına?

Sonunda tutuklandı
Gündem
Sonunda tutuklandı
Yakalandıktan sonra serbest bırakılan DEAŞ’ın infazcısı için tekrar yakalama kararı çıkarıldı. Gözaltına alınan İrfan Y. bu kez tutuklandı. DEAŞ’lı teröristin Türkiye’de eylem emri veren “Ebu Hamza El Turki” kod adlı Mustafa Güneş’le bağlantısı saptandı.
Yeni Şafak
DEAŞ gençleri böyle kandırdı
Gündem
DEAŞ gençleri böyle kandırdı
DEAŞ’a büyük darbe vuran Konya Emniyeti, örgütün gençleri nasıl kandırdığını da deşifre etti. Örgüt üyelerinin, medrese adı altındaki hücre evlerinde ailelerinden aldıkları küçük çocukların beyinlerini yıkadıkları ve örgüte kattıkları belirlendi.
Yeni Şafak
YPG/PKK 400 DEAŞ’lıyı daha saldı
Gündem
YPG/PKK 400 DEAŞ’lıyı daha saldı
Terör örgütü YPG/PKK, Suriye’nin kuzeydoğusunda yer alan Hol Kampı’nda tuttuğu DEAŞ’lı teröristler ve ailelerinden oluşan 400 kişiyi serbest bıraktı. YPG’nin, kendi saflarına katılma şartıyla anlaştığı DEAŞ’lılara 3 ay eğitim vereceği iddia edildi.
Yeni Şafak
YPG/PKK kampta bulunan yüzlerce DEAŞ'lı teröristi serbest bıraktı
Dünya
YPG/PKK kampta bulunan yüzlerce DEAŞ'lı teröristi serbest bıraktı
Terör örgütü YPG/PKK, Suriye'nin kuzeydoğusunda yer alan Hol Kampı'nda tuttuğu DEAŞ'lı teröristler ve ailelerinden oluşan yüzlerce kişiyi serbest bıraktı.
AA
İran, mazlum duruma düşürülerek önü açılıyor... Bin yıl önceki oyun tekrarlanıyor!
İran, mazlum duruma düşürülerek önü açılıyor... Bin yıl önceki oyun tekrarlanıyor!

Yazının sonunda kuracağım cümleyi başında kurayım: Türkiye’nin tam da Doğu Akdeniz’deki kuşatmayı yarayacak büyük stratejik adımlar attığı sırada, Bağdat’ta ülkelerinde mitolojik kahraman olarak görülen İranlı generallerin öldürülmesi hiç de tesadüfî değil.

Batılıların hedefi, İran’la Türkiye’nin kapıştırılmasıdır!

Türkiye, bu oyuna gelmedi.

İran, fırsat kolluyor.

Bütün yapılanlar İran’ın önünü açmaya dönük uzun soluklu operasyonlardır!

Bin yıl önceki oyunun zeminini hazırlamaya çalışıyorlar!

Bin yıl önce ne olmuştu peki?

Bin yıl öncesine gitmeden önce, bugünlere nasıl geldiğimize yakından bakmakta yarar var.

Humeyni, Paris’ten uçağa bindi, Tahran’a indi. İran’da bölgedeki dengeleri değiştiren bir devrim gerçekleştirdi.

İran Devrimi, Batılıların bütün o “İran, haydut devlettir” şeklindeki retorik / içi boş söylemlerine rağmen, yok edilmedi; aksine kökleşti, kökleştirildi.

İran’ın önü açılırken, Sünnî dünya, paramparça edildi, cehenneme çevrildi.

Humeyni’nin devrim yapmasına göz yumanlar, Mısır’da İhvan’ın Mursî hükümetine darbe yapmaktan çekinmedi.

Yetmedi, Mursî, hapiste, yargılanırken, mahkeme heyetinin önünde, canlı canlı ölüme terkedildi!

Düşünsenize: Adaletin, dolayısıyla vicdanın temsilcisi bir kurumun mensupları, gözlerinin önünde, mahkemenin ortasında Mursî’nin herkesin önünde can vermesine ses çıkarmadı, aksine, Mursî’nin ölümünü seyretti!

İnsanın nutku kesiliyor gerçekten!

Bu cinayeti, İhvan / Mursî yönetimi işleseydi, dünyayı başına yıkarlar, İslâm’a etmedikleri hakareti bırakmazlardı!

ŞİÎ-SÜNNÎ ÇATIŞMASI VE İRAN’IN ÖNÜNÜN AÇILMASI

Bu satırları yazarken, en küçük mezhebî bir saplantıyla yazmadığımı söylememin bir anlamı olur mu bilemem. Ama önyargıyla, saplantıyla okuyacak kişiler olduğunu biliyorum.

Önce şunu bilelim: İki asırdır, özellikle de Osmanlı’nın durdurulmasından bu yana, İslâm dünyası özne değil, kendi başına hareket edecek bağımsız aktörlerden de, istiklâlden de yoksun.

İkinci olarak, Batılılar, tarih boyunca, özellikle de modernite sürecinde, İranlılara hep Arî ırk olarak baktılar, İranlılarla Avrupalıların Arî ırka mensup olduğuna inandılar.

O yüzden Batılılar, İran’ı her zaman arkaladılar; İran’ın önünü her zaman açtılar.

İslâm dünyasını tam ortadan ikiye yararak bir daha ayağa kalkmasını imkânsızlaştıracak büyük bir darbe vurmak için İran’ın önünün açılması gerekiyor!

O yüzden İran’da devrim yapılmasına göz yumuldu ama Sünnîliğin en güçlü iki kalesinden Mısır’da İhvan yönetimine darbe yapılarak ölümcül bir darbe vuruldu, Türkiye’de ise 15 Temmuz darbe ve işgal saldırısı yapıldı.

Bunun için de Şiî-Sünnî çatışması çıkarılması gerekiyor.

“Halep kasabı” olarak adlandırılan Kasım Süleymanî ile Irak’ta, Suriye’de ürpertici cinayetlere imza atan Haşdi Şabi başkan yardımcısı el-Mühendis, Bağdat’ta Amerikalılar tarafından öldürüldüler.

Her şeyden önce, Amerikalıların bağımsız bir ülkede, Irak’ta böyle haydutça cinayetler işlemelerini şiddetle kınadığımı hatırlatmak istiyorum.

İran varlığını İsrail’e, İsrail de varlığını İran’a borçlu. İkisi birbirini besledi.

O yüzden DEAŞ sadece İsrail’e ve İran’a saldırmadı!

Çok büyük bir oyun sahneleniyor İslâm coğrafyasında.

ASIL HEDEF TÜRKİYE!

Şiî-Sünnî çatışması için her tür stratejik adım atıldı son iki asırda.

İki asır, üç asır sonrasını hazırlıyorlar!

İslâm dünyasını toplayacak güç haline getirmek istiyorlar!

Türkiye’nin önünü tıkamak bu.

Bin yıl tarihi biz yaptık çünkü esas itibariyle...

Tarihi, tarihî dengeleri altüst etmek istiyorlar!

Böylelikle hem İslâm dünyası aslâ toparlanamayacak; çünkü Şiî azınlık İslâm dünyasına hâkim kılınacak: Zaten Arap dünyasına hâkim şu anda! Bu başarıldı.

Hem de İslam dünyası istikrarlı istikrarsızlığa mahkûm edilecek: Birbiriyle boğuşturulacak, sonsuza kadar.

Bunları göremiyor insanlar.

Günübirlik bakıyorlar!

Elbette ABD saldırısı kabul edilemez.

Ama çok büyük bir tezgâh bu, İran’ı mazlum duruma düşürerek İran’ın önünü açmak için oynanan büyük bir oyun!

O yüzden Türkiye, İran’ı karşısına almamalı.

Batılıların asıl büyük hedefleri, İran’la Türkiye’yi kapıştırmak!

Tam biz Doğu Akdeniz’de büyük bir stratejik atak yapmışken, Batılıların oyunlarını başlarına yıkmak üzereyken, İran’ı mazlum duruma düşürerek İran’ın önünün açılması ve Türkiye’nin oyunun içine çekilmeye çalışılması!

Türkiye, bu büyük tezgâha düşmedi şimdiye kadar, İran’la güçlü ilişkiler kurarak İran’la kapıştırılma oyunlarını püskürttü!

Çıldırıyor emperyalistler!

Şundan adım gibi eminim: İran’la Türkiye kapışırsa, İran’ı destekler Batılılar!

Böylelikle bin yıl önceki tarih tekerrür eder: Dün, biz Sünnîler olarak Haçlılarla boğuşurken, İranlılar / Şia bizimle boğuştu.

Tarihte yaşanmış bir örnek bu.

Bunu aynen tekrarlamaya çalışıyor Batılılar.

Suriye’de görüyoruz: DEAŞ’ın vurmadığı iki ülke var: İran ve İsrail!

Oynanan oyunun büyüklüğünü görmek için sadece bu kâfidir.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.