Anın alternatif tarihi...
Anın alternatif tarihi...

Güney sınırımızın ‘tamamı’, burada ABD ve Rusya ile komşuluk, onların diğer komşularımızla ilişkileri, özellikle Irak, Akdeniz-Libya, eh, sıra sıra terör örgütleri ve depremleri hatta uzaktan MGK bildirisine girmeyi başaran Somali’yi saymıyoruz bile...

Bunlar arasında öncelik, sıra olamaz. Hepsiyle aynı anda ve aynı güçle ilgilenmemiz gerekiyor. Ancak bir tanesi, İdlib, Türkiye-Rusya arasında kötü giden bir şeylerin işareti olmaktan fazlasını vaat etmeye başladı!..

Devlet Başkanları, Dışişleri, Savunma, Genelkurmay ve İstihbarat başkanları arasında yapılan sayısız temasa, açık konuşmalara, ileri giderek ikazlara rağmen, en büyük kartlardan Montrö ve Gürcistan’ın ucu bile gösterilmişken, Rusya Suriye’de bize fazla yaklaşıyor!

Sonunda Cumhurbaşkanı, “Şu an itibariyle maalesef Rusya, Astana’ya da Soçi’ye de sadık değil” cümlesini kurunca, meşhur “fiş” metaforu yeniden gündeme alındı. Hâlâ takılı mı yoksa yarım-yamalak duruyor mu tartışmaları başladı. Fişin Amerikan malı olduğu gerçeği çoktan unutuldu.

İdlib açmazı hâlâ Türkiye-Rusya ilişkileri ile çözülebilir. Ama daha geniş zeminde anlaşılmadan bu yapılamaz...

***

Açılış cümlesini şöyle kurarsak, bakalım yol bizi nereye çıkarır; Şam güçlerinin-Rusya ve İran milislerinin desteğiyle-İdlib’e yürümesi, en büyük ilçesi Marat el-Numan’ı ele geçirmesi, Kasım Süleymani’nin öldürülmesinden sonra bölgede ortaya çıkan yeni gerçeklerin sonuçlarından biridir!

Nasıl?..

Amerika Birleşik Devletleri, Süleymani sonrası dönemde Rusya’nın bölgedeki kararlılığını ve Suriye’deki yerini tutma yeteneğini, yeni yerlere yürüme potansiyelini, petrol alanları ile ilişkilerini test etmeye başladı.

Amerikan ve Rus askerlerinin sık sık birbirlerinin yolunu kesmesi, yüz yüze gelmeleri bunun sembolik göstergelerinden.

Bu minik parça cepte. Bir büyüğü, Trump yönetiminin İran’a yönelik savaşın bir parçası olarak gözlerini yeniden Şam yönetimine dikmiş olduğuna ilişkin bilgilerdir! ABD’nin Esad’a yönelik baskıyı dirilteceği bilgisi dolaşıyor önemli mahfillerde. Bu hiç kuşkusuz İsrail’in de güle-oynaya yürüyeceği bir yol...

Bu nedenle, alelacele yüzeysel gözlemlere dayanan pervasız yargılar kuranları, ‘Rusya, Suriye-İdlib’de kimi vuruyor’ sorusu duraksatabilir!..

***

Cumhurbaşkanı’nın Astana, Soçi sözleri, ABD’nin yeniden Suriye’ye dönüşü, bunun İran’a yönelik planının doğal cephesi olduğu, fazladan İsrail’in bu uzantıyı beslediği, üstüne, bu bütünlüğe ek “Yüzyılın Planı” olarak sunulan rezilliğin hepsinin zaman ayarına kurulması da apaçık ortada.

Nihayet, Rus Dışişleri Bakanlığı’nın açıklaması da şu; Rusya, Astana süreci kapsamında Suriye’de çözüm konusunda üstlendiği yükümlülüklere bağlıdır”. (30/01) Ve Kremlin: “(Astana, Soçi’ye sadık olmadığımız) bunu kabul etmiyoruz. Rusya yükümlülüklerini tümüyle yerine getiriyor”. (31/01)

ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey’in ikisi arasında yaptığı açıklama ise daha izah edici!.. “Esad rejimi, İran ve Rusyabilmelidir ki İdlib’deki saldırılar kesinlikle kabul edilemez. Cumhurbaşkanı Erdoğan Suriye konusunda deneyimli bir lider. Ortağımız ve NATO müttefikimiz. Onun yanındayız. Kendisine Putin’e güvenemeyeceğini söylemiştik. Şimdi sonuçlarını görüyor”. Dışişleri Bakanı Pompeo’nun görüşü de tam budur.

Şimdi soruyu tekrarlayalım mı? “Rusya, Suriye’de kimi vuruyor?”

Suriye’de İdlib özelinde ele geçirilmeye çalışılan yollar Irak ve Akdeniz bağlantılarıdır. Bunlar İran-ABD savaşının artık cephesi olan Irak’la da bağlantılıdır, Akdeniz’e gidecek sözde bir Kürdistan/terör ve/veya İran koridoruyla da, Rusya’nın limanları/üsleriyle de...

***

Türkiye’nin kendisini karar vermek zorunda hissetmesi normal. Ama hangi seçenekler arasında?

Sahada askeri güçler karşı karşıya gelmeye başladığında artık Ankara, ABD ile Rusya’dan hangisinin kendi beklentilerine/haklılığına yakın olduğunu ölçmek zorunda kalıyor.

Türkiye’ye bu saldırılar nedeniyle yürüyecek yeni yüzbinler Ankara’nın sabrının çok üstünde. Sadece Ankara’nın değil, Avrupa’nın da. Bu yüzden Washington, İdlib’te çekilecek tetiğin uluslararası krize evrileceğini Ankara’ya söyledi. Ancak bu durum, ABD-Rusya çekişmesinde Türkiye’nin sağa-sola çekilmesiyle birleşiyor. Bu da stratejik stres/risk üretiyor.

***

28 Ocak’ta gerçekleşen Trump-Erdoğan görüşmesi, burada İdlib’in Amerika tarafından ele alınış biçimi önemlidir. ABD, Avrupa Kuvvetler Komutanı Wolters’in Türkiye ziyareti önemlidir. 30 Ocak’ta Türk ve Rus Genelkurmay başkanlarının görüşmesi önemlidir. 13 Ocak’ta Moskova’da MİT Başkanı Sayın Fidan ile Suriye istihbarat başkanının görüşmesi önemlidir! İsrail’den Fidan’a yükselen saldırılar, RAND’in raporunun zamanlaması önemlidir. Bu kadar “önemli halka”dan nasıl bir zincir yapacağız? Mesele budur...

Dolayısıyla İdlib, paradigma değişikliğinin ön adımıdır. Bu yüzden, Türkiye’de vasatın ta kendisi olan televizyon ve gazete yorumcularının kestirmeciliğine sapmayınız.

Kararı Türkiye verecek. Onlar da söylediklerini, yazdıklarını hiç söylenmemiş gibi yalayıp, panik halinde Ankara’ya uydurmaya çalışacaklar.


İsrail'de Netanyahu’ya yakın gazete Hakan Fidan’ı hedef gösterdi: Süleymani yerin altında şimdi Hakan Fidan’ın komplolarına odaklanma zamanı
Dünya
İsrail'de Netanyahu’ya yakın gazete Hakan Fidan’ı hedef gösterdi: Süleymani yerin altında şimdi Hakan Fidan’ın komplolarına odaklanma zamanı
İsrail’de yayın yapan ve Netanyahu2ya yakınlığı ile bilinen Makor Rishon gazetesi bir skandala imza atarak "Şimdi Kasım Süleymani, yerin üç arşın altında yattığına göre, onun ikizi olan Türk İstihbarat Servisi (MİT) Başkanı Hakan Fidan’ın komplolarına odaklanma zamanı geldi" ifadelerini kullandı.
AA
Fatura Türklere
Dünya
Fatura Türklere
Süleymani’nin öldürülmesinin ardından İran’daki Türklere yönelik baskı arttı. Son 15 günde 9 İranlı Türk aktivist gerekçesiz gözaltına alındı. Türk tarihi alanında eserler basan yayınevleri kapatıldı.
Yeni Şafak
Kasımpaşa - Aytemiz Alanyaspor: 1-2
Spor
Kasımpaşa - Aytemiz Alanyaspor: 1-2
Süper Lig'in 19. haftasında Kasımpaşa sahasında Alanyaspor'a 2-1 mağlup oldu.
DHA
Kara tahtayı tırnakla çizmek: Gürcistan kartı ve Irak’ın yeni ‘diktatörü’...
Kara tahtayı tırnakla çizmek: Gürcistan kartı ve Irak’ın yeni ‘diktatörü’...

‘Gürcistan’ı NATO’ya neden davet etmediğimizi anlayamıyorum. NATO üyesi olarak biz Rusya ile görece iyi ilişkilere sahip olduğumuz için eleştiriliyoruz ama Batılı dostlarımız Rusya’yı provoke etmeme bahanesiyle Gürcistan’ı davet etmek üzere anlaşmıyor. Gürcistan’ın bize, bizim de Gürcistan gibi bir NATO müttefikine ihtiyacımız var”...

Rusya’nın sinir ‘düğümünü’ parmakla ezen bu açıklama Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu tarafından Davos Ekonomi Forumu’nda yapıldı...

Anladık ki, pek az Libya ama özellikle Suriye/İdlib konusunda Ankara ile Moskova arasında tahminlerin üstünde iyi gitmeyen şeyler var...

Açıklama, Türkiye’nin, “Rusya taahhütlerine uymalıdır” mealindeki açıklamasının sanki karşılığı gibi İdlib’in evvelsi gün bombalanması, NATO Genel Sekreteri’nin son Türkiye ziyareti, Salı günü yaptığı açıklamalar, eş zamanlı, “S400’ler NATO ile uyumlu olabilir” yolunda kulağa kar suyu kaçırmalar, Kanal İstanbul-Montrö tartışmalarının kaynattığı bir kazana denk düşüyor...

Tabii en açık zamanlama, bir Türk Dışişleri heyetinin Moskova’da muhataplarıyla masaya oturduğu ana denk gelmesinde...

KAĞIT KESİĞİ...

Gürcistan kartı Moskova’ya gösterilmiş oldu! Rusya bunu hemen anlayacaktır çünkü Kremlin kuvvetleri bir tarafa Putin’in özel alerjisi olduğu bir konudur...

1989’dan sadece 15 yıl sonra AB veya NATO ülkesi olmayan bir tek Varşova Paktı üyesi kalmamıştı. Putin zamanın Sovyet yönetiminin yaptığı bu hatayı, ABD’nin ‘sadece sözüne inanmalarını’ hiç unutmadı ve gücünü topladığında NATO/Batı’nın gelişine kırmızı çizgiler çekti. Ukrayna, Kırım, Suriye, hatta Libya odur...

Şimdi Ankara, 2008 yılında zaten üzerinde savaşılmış, Rusya’nın ‘yine savaşırım’ dediği bir kartı, NATO, Karadeniz, Kafkasya üzerinden masaya fırlatıyor.

Henüz düşmedi.. Bakalım Putin ve yeni hükümeti masaya değmeden yakalayabilecek mi?..

IRAK VE KUZEYİ: ‘YOL MÜSAİT’!

İkinci tehlikeli konu Irak-Irak’ın kuzeyinin akmaya başladığı yöndür...

Kasım Süleymani’nin öldürülmesinin ardından Irak’ın içinde bulunduğu durum her gün yeni kaos eşikleri aşıyor. Bu satırlar yazılırken Bağdat’ta bir milyon kişi ABD karşıtı gösteriler yapıyordu ama bu gövde gösterisi Şii liderler arasında gerilimi de yükseltiyor.

Süleymani etkisinin bölgeden ayrılması (!) gittikçe daha çok hissediliyor. Zaten istenen buydu. İsteyenler şimdi kaosun kontrollü yapılanması/yükseltilmesi için çalışıyorlar...

ABD Başkanı Donald Trump, İsviçre-Davos’ta Neçirvan Barzani ve Irak Cumhurbaşkanı Berhem Salih ile ayrı ayrı bir araya geldi. Kuşkusuz önceden ayarlarmış buluşmalar bunlar ve İran’ın Irak’taki nüfuzunun kırılması planı kadar, ABD’nin Irak’a yeniden çökme pratiğinin uzantısı.

Barzani ABD için sadece Irak özelinde önemli değil. Suriye’deki Kürt dengelerinin konsolidasyonu için de kritik bir muhatap. Washington için Kuzey Irak bir istikrar alanı olmaya devam ediyor ve Amerikan askerlerinin bölgede tutunması için sağlam kancalar sunuyor. Artı petrol. Suriye’den getirilen petrolün sağlığı da yine Kuzey Irak imkânlarıyla mümkün hale geliyor.

Irak Cumhurbaşkanı bu vizyonla uyumlu çalışılabilecek bir “bağa” zaten sahip. Amerika’ya yakın durmayı seviyor. Bağdat hükümetinin, Başbakanın ise artık gücü yok. Her ikisi de Irak’ın kuzeyine racon kesebilecek imkân-kabiliyetlerden uzaklar.

KAOS, POLİTİK KARA DELİKTİR...

Yine Süleymani’nin eksikliğinin en hissedildiği yer Şii güçler arasında da metastaz yapan genel kargaşa hali var. Aralarında ABD ile gizlice el sıkışanlar da mevcut. Bu yüzden her geçen gün Amerika karşıtı duyguların yakacağı ortak bir mercek bulunması zorlaşıyor.

Süleymani ile birlikte aynı kaderi paylaşan el-Mühendis’in yokluğu da İran rabıtalı gruplar ile örneğin Sadr cephesi ve diğerleri arasında seri çatışmaları tetikleyebilir. Buna ilişkin işaretler gittikçe göz alıcı hale geliyor...

Piksel piksel analize gerek yok; Irak’ta kaos güçleniyor. Statükonun sağlanması mümkün gözükmüyor. ‘İstedikleri buydu zaten’ dediğimiz o. ABD’nin planı bu.

Ülke yönetimine aday isim ve grupları da sabote ediyor Amerika. Kitlelerin itirazları o kadar geniş alanları kapsıyor ki, bunları yönetmek/savurmak kolaylaşırken, istikrarlı bir yönetimin çıkması imkânsız hale geliyor.

İran-Irak savaşında başlayıp, körfez savaşları ile serpilen, nihayet Bağdat’ta kerhen uzlaşıya dönen ABD-İran ‘mutabakatından’ artık eser yok.

Bu da, daha önce yapılmış, ders çıkarılmış bir yanlışın bu sefer bilerek tekrarlanmasına götürüyor ülkeyi ve bölgeyi. Suriye’de Şam yönetiminin düşmesine, ‘Irak’ta o hatayı yaptık, devlet çökünce kontrol imkânsız hale geliyor’ okumasını yapan ABD, Bağdat’ta bunu tekrarlıyor!

Irak devleti, daha doğrusu ondan kalanlar, eriyor. Bu da bizi ‘nasıl bir yönetim’ merakına itiyor ama tek yanıta sıkıştırıyor; yeni bir diktatör!

Türkiye’nin önüne yeni bir sorun sayfası açılıyor. Geliş görülüyor. Modelleme gösteriyor ki, adı geçen coğrafyalara şimdiden hızlı ve sonuç alıcı siyasi, diplomatik, nihayet askeri müdahaleler gerekiyor...

Burada kritik kelime “müdahale” değildir.

“Hızlı”dır...


Anıl Koç Kasımpaşa’da
Spor
Anıl Koç Kasımpaşa’da
Kasımpaşa, TFF 1. Lig takımlarından Altınordu FK’nın 24 yaşındaki kanat oyuncusu Anıl Koç ile 3.5 yıllık sözleşme imzaladı.
IHA
Alanyaspor son dakikada turlardı
Spor
Alanyaspor son dakikada turlardı
Aytemiz Alanyaspor, 3-1 kazandığı maçın rövanşında Kasımpaşa'ya 3-2 mağlup oldu ve gol averajıyla kupada çeyrek finale yükseldi.
Yeni Şafak
Konyalı terzi 9 milimetre kot pantolon 11 santimetre boyutunda kot mont dikti
Gündem
Konyalı terzi 9 milimetre kot pantolon 11 santimetre boyutunda kot mont dikti
Daha önce 9 milimetre boyutunda kot pantolon diken Konyalı terzi Kasım Andaç, şimdi de gerçek boyutundakinin tüm özelliklerine sahip 11 santimetre boyutunda kot mont üretti.
AA

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.