“Evde Kalma Günleri”nde Uzaktan Eğitim ve Görsel “malzeme”
“Evde Kalma Günleri”nde Uzaktan Eğitim ve Görsel “malzeme”

I-

“Evde Kalma Günleri”nde sosyal mesafeyi muhafaza edebilmek için, MEB 23 Mart 2020’de uzaktan eğitimi başlattı. Aileler heyecanla çocuklarını ekran başına oturttu. Öğretmeni ile göz göze gelmekten büyük keyif alan minikler öğretmenimiz de bizi görecek mi diye sordular telaşla. Saçına başına özen gösterenden, ekran karşısına minik bir köşe hazırlamak isteyenine, gönüllü ve gönülsüz binlerce öğrenci/milyon mu? “tarihi online eğitim dönemi” için ekran başına geçti.

İlk ekran dersinde neyi konuşmak isterdik? Eğitimin kalitesini ve öğrencilerin dikkatini, yıllardır öğretmenin sorumluluğunu ziyadesiyle devrettiğimiz annelerin ilk ekran dersinde miniklerle yaşadıkları sıkıntıları vs. değil mi?

Ama bunları konuşmadık! Ya neyi konuştuk? Öğretmenin saçını, başını, kilosunu, esnekliğini...

Din Kültürü ve Ahlak dersinde etkinlik olarak Yunus Emre ilahisinin dinletilmesini...

Din Kültürü ve Ahlak dersinde Yunus Emre ilahisi değil de İtalyan Operasından bir sahne mi olmasını isterlerdi acaba eleştirilerini edepsizlik sınırına inşa etmeyi sevenler...

Bütün bu sade suya eleştirilerin yanında üzerinde durmamız gereken bir eleştiri var ki bu merhum Adnan Menderes’in idamını oldukça basit bir şekilde “kartonlaştıran” görsel. Aileler tedirgin. Çünkü çocuklar gördüklerini uygulama konusunda sınır tanımıyor. Görsel, tarihi gerçeği anlatmıyor sadece ve sadece “ipte sallandırılma”yı anlatıyor. Bu bilgi ile çocuklarımızın ne yapmasını istiyordu acaba bu görseli hazırlayanlar!

Milli Eğitim Bakanı sayın Ziya Selçuk, paylaşılan görselin içeriğine katılmasının mümkün olmadığını ders içeriklerini kontrol eden bir ekibin dikkatsizliğinin böyle bir infiale yol açtığını bildirerek kamuoyundan özür diledi.

Yapılan taze doğmuş bir bebeğe buğday lapası yedirmek gibi bir şeydi. Bütün dünyanın umutsuzluk girdabına düştüğü şu günlerde, dışarıda bahar dalları ile göz göze gelmek varken evde kalmaya mahkum olan çocuklara, gençlere umut aşılamak varken; dakika bir, gol bir neye hizmet ettiği meçhul bir görüntüye maruz kaldı evlatlarımız. Bunu konuşalım. Ama daha detaylı ve sorun çözücü bir dil ve yöntem ile.

Merhum Adnan Menderes’in idamını çizgi film gibi sunuluşuna tepki gösteren eğitimciler, ebeveynler, çocukların dijital oyunlar üzerinden nasıl bir şiddete maruz kaldığını tam da şimdi bütün yönleri ile tartışmalı ve dijital kültürün çocukların ruh dünyasında yol açtığı hasarlara dikkat kesilmeli.

II-

Adnan Menderes’in idam sahnesi görüntüleri üzerinden sosyal medya “yıkılırken” “çocuklara mahsus resimli zehir” tarihi ile karşılaştım. Nasıl mı?

Gecenin bir vakti Refik Halit Karay kitaplarına bakmayı seviyorum. Onun üslubu, içimi çapaklarından arındıran bir nehir gibi aksın istiyorum hayatın yükünü çekemediğim zamanlarda. Bütün Refik Halit Karay’ların omuz omuza durduğu raftan gözümü kapatıp bir kitap çektim. Aydede düştü bahtıma. Aydede’ den rast gele bir sayfa açtım. Eskiler tefeül derler. Bahtıma çıkan sayfanın başlığı şu: “Çocuklara Mahsus Resimli Zehir”.

Refik Halit Karay “nefis Amerikan mecmuası” dediği Reader’s Digest’in son Fransızca sayısında yer alan bir makale üzerine düşüncelerini paylaşıyor.(Yazı burada çok değişik bir mecraya sürüklendi. Refik Halid Kirpi dergisinin 48. sayısında yani 20 Ekim 1948’de bir Amerikan mecmuasındaki bir makale üzerinden yazdığı satırları ben şimdi bir Türk yazarının bir Amerikan Ruh doktoruna atıfla yazdığı yazıdan hareketle yazıyorum yıl 2020...)

Amerikan ruh doktoru resimli mecmualarda yer alan haydutlu, cinayet ve serserilik mecmualarından dert yanıyor; tetkiklerine dayanarak verdiği misallerle de mecmuaların körpe ruhları cinayet ve habaset işlemeye sevk ettiğini ileri sürüyor.”

“Reader’s Digest’in aynı nüshasında bir Fransız muharriri de diyor ki: “Masamın üstünde Paris’te neşrolunan on beş yirmi kadar çocuk gazetesi duruyor. Birer birer baktım. Bitirdikten sonra müthiş bir kâbustan kurtulmuş gibi idim. Saydım: Vasati olarak sekiz sayfada 23 cinayet vardı. Hem de ne cinayetler. Bağırsaklar dışarı fırlamış, gırtlak kesilmiş, mahzende boğulmuş, mıtralyözlenmiş cesetler, neler neler ...”

Bahsi geçen yazıda Amerikalı Ruh doktoru klinikteki 8 yaşındaki bir çocuğun “rol model” anlatısına da yer veriyor:

“Hikayelerde asıl beğendiğim tip iki hayduttur. Bunlar bir meyhaneyi soyuyorlar; bir bıçakla iki kadını öldürüyorlar. Derken haydudun bir tanesi başlıyor ahaliye ateş etmeye...5 polisi, 6 kadını ve 18 kişiyi haklıyor. Kimse kendisine karşı koyamıyor. Sonunda elektrik sandalyesine oturuyor.”

Refik Halid Karay, “Bize Kesik Baş hikayesi okudukları zaman tir tir titreşirdik diyor ve yazısını şöyle nihayetlendiriyor: “Amma diyeceksiniz ki: ‘Bu asır dinamik asır! Sünepe, çıtkırıldım, muhallebici çocuklar artık işe yaramazlar. Yeni nesle Helvacı güzeli okutamayız! ‘ Elbette. Yalnız bugün okuttuklarımızla övünmeğe ve okuttuklarımızı faydalı göstermeye kalkışmayalım. Olan oldu bir kere.”

20 Ekim 1948 tarihli yazı böyle bitiyor. Olan oldu bir kere diye. Olan bir kerede mi oldu! Beterin beteri var bunlar iyi günlerimiz diyecek zamana geldik.

Velhasıl sorunlarımızı rasyonel bir dil ile rikkatin ve dikkatin izleğinde ele almayı başarmak zorundayız.

Milli Eğitim Bakanlığı Adnan Menderes'in idam görüntülerinin ortaokul öğrencilerine izletilmesiyle ilgili soruşturma başlattı
Gündem
Milli Eğitim Bakanlığı Adnan Menderes'in idam görüntülerinin ortaokul öğrencilerine izletilmesiyle ilgili soruşturma başlattı
Milli Eğitim Bakanlığı, uzaktan eğitimin ilk gününde eski Başbakan Adnan Menderes'in idamını konu alan animasyonun ortaokul öğrencilerine izletilmesi ile ilgili soruşturma başlattı. Ayrıca, uzaktan eğitim ders içeriklerinin kontrol sürecinde bundan sonra daha hassas inceleme yapılması yönünde tedbirler alındığı bildirildi.
DHA
Irak'ta hükümeti kurma görevi eski Necef Valisi Zurfi'ye verildi
Dünya
Irak'ta hükümeti kurma görevi eski Necef Valisi Zurfi'ye verildi
Irak Cumhurbaşkanı Salih, hükümeti kurma görevini eski Necef Valisi Adnan ez-Zurfi'ye verdi.
AA
Adnan Oktar Suç Örgütü'ne yeni iddianame: GSM operatörüne sızmışlar
Gündem
Adnan Oktar Suç Örgütü'ne yeni iddianame: GSM operatörüne sızmışlar
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca Adnan Oktar Suç Örgütü’ne yönelik yeni bir iddianame düzenlendi. Yeni itirafçı ve müşteki beyanları, bazı dijital materyallerin çözümü sonrası aralarında örgüt elebaşı Adnan Oktar’ın da bulunduğu 18 isim şüpheli oldu. İddianameye göre tutuklu bulunan şüpheliler, şikayetçilerin şikayetlerini geri almaları için tehdit yoluyla ikna etmeye çalıştı. Özel bir GSM operatöründe çalışan Nilüfer A. isimli örgüt üyesini kullanarak müştekilere yönelik gizli bilgilerin elde edilmeye çalışıldığı ortaya çıktı.
Yeni Şafak
Masonik suç örgütü
Gündem
Masonik suç örgütü
İsrail’in istihbarat örgütü Mossad’a bilgi sızdırmakla da suçlanan Adnan Oktar’ın masonluğa kabulünde İtalya Dışişleri eski Bakanı Franco Frattini aracılık etmişti. İtalyan Büyük Locası Büyük Üstadı Pilloni, Oktar’a “33. derece mason diplomasını” takdim etmiş, Oktar da üstadına, “Emrinizdeyim” demişti.
Yeni Şafak
Tıp dünyasında dönüm noktası: Kanser ortaya çıkmadan önce tespit edilecek
Hayat
Tıp dünyasında dönüm noktası: Kanser ortaya çıkmadan önce tespit edilecek
Bilim insanları, her yıl milyonlarca kişinin ölümüne yol açan kanserle mücadelede, çığır açacak bir açıklama yaptı. 1300 bilim insanının imza attığı uluslararası araştırmaya göre, kanserin ortaya çıkmadan yıllar önce teşhis edilebileceği duyuruldu.
Diğer
Tümörü yok eden şifa kaynağı
Hayat
Tümörü yok eden şifa kaynağı
Sinir otu ya da Damar otu bitkisi ülkemizde kolay yetişme alanı bulan ve insan sağlığı için faydaları saymakla bitmeyen doğal bir şifa kaynağıdır. Fitoterapist Dr. Muammer Yıldız, bu bitkiyi doğal ortamında araştırarak kanser başta olamak üzere birçok hastalığın tedavisinde kullanıldığını açıkladı.
Yeni Şafak
Fuat Doğu Nazi suçlusu Gehlen’in öğrencisi mi?
Fuat Doğu Nazi suçlusu Gehlen’in öğrencisi mi?

Yeniçağ yazarı Arslan Bulut 25 Ocak 2020 tarihli ‘’ABD, Irak’tan değil Türkiye’den çekilir mi?” başlıklı köşe yazısında ’’Şimdi Türkiye’de iktidar destekçileri, bir siyasi projeyi uygulamak üzere Enver Altaylı’nın Fetullah Gülen’e yazdığı mektuplar ve ilişkileri üzerinden hem CHP’ye hem İyi Parti’ye saldırıya geçmiş durumda. İyi de bu adam, sonuçta, 12 Eylül öncesinden beri bir istihbarat görevlisi değil miydi? Bu arada Hergün gazetesi genel yayın müdürlüğü de yapmamış mıydı? Sovyetler Birliği’ni dağıtmak için geliştirilen Yeşil Kuşak projesi gereği, MİT o dönemde zaten CIA ve BND ile birlikte çalışmıyor muydu?

Halen Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı olarak görev yapan Fahrettin Altun, 2016 yılında Sabah Gazetesi’nde MİT eski Müsteşarı M.Fuat Doğu’nun ‘Ben MİT Müsteşarlığı yapmadım. CIA’nın Şube Müdürlüğü’nü yaptım. Bir CIA yetkilisi gelse, beni Sinop’a götür derse oraya götürmek ile memurum’ dediğini yazmadı mı? O dönemde MİT’in maaşlarını bile ABD’nin ödediği ortaya çıkmadı mı? Şimdi neyi konuşuyoruz. Şu anda Türkiye ABD yörüngesinde değil mi? FETÖ’nün ayak takımına operasyon yapıldı, başları ABD’de geziyor. FETÖ’nün darbe girişimi sayesinde Türkiye’nin yönetim sistemi değişti, şimdi rejim değişikliği için halkın şartlandırılması süreci başladı. Medreseler resmen açılmış gibi konuşmalar yapılıyor? ABD Türkiye’de ne yapmak istiyordu?

Tam da bugün yapılanları istiyordu!” demiş.

Mehmet Fuat Doğu 27 Ağustos 1962 tarihinde Kurmay Albay rütbesi ile MAH reisi olarak atanmış. Bu görevde 25 Ağustos 1964 tarihine kadar kalmış ve aynı tarihte Sivas 59.Tümen Komutanlığı’na verilmiş. 1 Mart 1996 tarihinde ikinci defa MİT Müsteşarlığı’na tayin edilmiş bu görevi de 23 Temmuz 1971 tarihine kadar sürmüş. Aynı yıl korgeneral rütbesiyle TSK’dan emekli olmuştur. 7 yıl Lizbon Büyükelçiliği görevinde bulunmuş Haziran 2004 yılında ise vefat etmiştir. O dönem Sabah Gazetesi yazarı olan Fahrettin Altun, 29.12.2016 tarihli yazısında Fuat Doğu’nun bu sözleri yaklaşık 30 yıl önce TBMM Darbeleri Araştırma Komisyonu Başkanvekili Selçuk Özdağ’a itiraf ettiğini yazmış. Altun’a göre Fuat Doğu’nun 12 Eylül’den 5-6 yıl sonra, henüz genç bir siyasetçiyken Selçuk Özdağ’a yaptığı bu itiraf eski Türkiye’de MİT ve CIA ilişkisinin nasıl organik ve hatta hiyerarşik bir ilişki olduğunu gözler önüne seriyor. Türkiye 1952 yılında NATO’ya kabul edildi. Türkiye’de ilk Gladyo(Kontrgerilla) şubesinin NATO üyeliğiyle eş zamanlı olarak 4 Nisan 1952 yılında açıldığı veya NATO’nun gizli ordusunun kurulduğu bilinmektedir. 1953’te kurulan ve Ankara Bahçeli Jussmatt (Amerikan askeri yardım heyeti) binasında faaliyet gösteren kontrgerilla karargahının adı Seferberlik Tetkik Kurulu’ydu ve kuruluş amacı, düşman kuvvetlerinin saldırısı ve yurdun bazı bölümlerini ele geçirmeleri halinde düşman kuvvetlerine karşı gayri nizami savaşa girecek mukavemet grupları örgütlemekti. “Düşman”ın kim olduğu belliydi. Sistemi tehdit edenler ve özellikle sosyalistler ve komünistler baş düşmandı. MAH veya sonrasında MİT Başkanı olan Fuat Doğu’nun NATO gizli ordularının kurulmasında etkin rol üstlenen Nazi suçlusu General Gehlen’in öğrencisi olduğu ve CIA ile ilişkili olduğuna yönelik ciddi iddialar söz konusudur. Esasen asıl olan MİT ve CIA arasındaki resmi olarak organik ve hiyerarşik ilişkiden çok NATO’nun gizli orduları içindeki illegal hiyerarşik ilişkiden söz edilebilir sanırım. (GLADYO)

ABD BAŞBAKAN MENDERES’İN TELEFONLARINI DİNLEYEN GÖREVLİLERİ MAAŞA BAĞLAMIŞ

1956 yılında dönemin Başbakanı Adnan Menderes, MAH ile ilgili dinleme iddialarını araştırmak üzere Başbakanlık Müsteşarı Ahmet Salih Korur”u görevlendirmişti. Korur araştırmaları sonucunda, Türkiye’ye dinleme istasyonu kuran Amerikalıların, dinleme servisinde görev alan memurları özellikle de telefon dinlemesi görevlilerini maaşa bağladıklarını, Menderes’in telefonlarının dinlenmesi olayının arka planında ise ABD ajanlarının bulunduğunu tespit etmişti.

15 Temmuz Kalkışma tarihinden iki gün önce Ankara’ya geldiği belirlenen Altaylı’nın darbe girişiminden 4 ay önce de “iç karışıklık ve halkı ayaklandırmaya” yönelik faaliyetler yürüttüğü iddianamede yer aldı. İddianamede, şüphelinin 18 Şubat 2016’da Türkiye’de bir askeri darbe ortamı hazırlanmasına yönelik rapor hazırladığı ifade edildi. Altaylı’dan ele geçirilen dokümanlar içinde “A Search for Truth-Gerçeği Aramak” isimli bir rapor olduğu, bu raporun ayrıntılı zaman çizelgesi bölümünde ise darbe girişiminin gerçekleştiği önemli yerlerin, harita üzerinde işaretlendiği ifade edildi. İddiaya göre, eski MİT’çi Altaylı’da bulunan dokümanlar arasında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘Hedef olarak tespit edildiği’ne ilişkin belge ve 15 Temmuz gecesi kaldığı Marmaris Koyu’nun haritası da çıktı.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.