Irak'ta hükümeti kurma görevi eski Necef Valisi Zurfi'ye verildi
Dünya
Irak'ta hükümeti kurma görevi eski Necef Valisi Zurfi'ye verildi
Irak Cumhurbaşkanı Salih, hükümeti kurma görevini eski Necef Valisi Adnan ez-Zurfi'ye verdi.
AA
Adnan Oktar Suç Örgütü'ne yeni iddianame: GSM operatörüne sızmışlar
Gündem
Adnan Oktar Suç Örgütü'ne yeni iddianame: GSM operatörüne sızmışlar
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca Adnan Oktar Suç Örgütü’ne yönelik yeni bir iddianame düzenlendi. Yeni itirafçı ve müşteki beyanları, bazı dijital materyallerin çözümü sonrası aralarında örgüt elebaşı Adnan Oktar’ın da bulunduğu 18 isim şüpheli oldu. İddianameye göre tutuklu bulunan şüpheliler, şikayetçilerin şikayetlerini geri almaları için tehdit yoluyla ikna etmeye çalıştı. Özel bir GSM operatöründe çalışan Nilüfer A. isimli örgüt üyesini kullanarak müştekilere yönelik gizli bilgilerin elde edilmeye çalışıldığı ortaya çıktı.
Yeni Şafak
Masonik suç örgütü
Gündem
Masonik suç örgütü
İsrail’in istihbarat örgütü Mossad’a bilgi sızdırmakla da suçlanan Adnan Oktar’ın masonluğa kabulünde İtalya Dışişleri eski Bakanı Franco Frattini aracılık etmişti. İtalyan Büyük Locası Büyük Üstadı Pilloni, Oktar’a “33. derece mason diplomasını” takdim etmiş, Oktar da üstadına, “Emrinizdeyim” demişti.
Yeni Şafak
Tıp dünyasında dönüm noktası: Kanser ortaya çıkmadan önce tespit edilecek
Hayat
Tıp dünyasında dönüm noktası: Kanser ortaya çıkmadan önce tespit edilecek
Bilim insanları, her yıl milyonlarca kişinin ölümüne yol açan kanserle mücadelede, çığır açacak bir açıklama yaptı. 1300 bilim insanının imza attığı uluslararası araştırmaya göre, kanserin ortaya çıkmadan yıllar önce teşhis edilebileceği duyuruldu.
Diğer
Tümörü yok eden şifa kaynağı
Hayat
Tümörü yok eden şifa kaynağı
Sinir otu ya da Damar otu bitkisi ülkemizde kolay yetişme alanı bulan ve insan sağlığı için faydaları saymakla bitmeyen doğal bir şifa kaynağıdır. Fitoterapist Dr. Muammer Yıldız, bu bitkiyi doğal ortamında araştırarak kanser başta olamak üzere birçok hastalığın tedavisinde kullanıldığını açıkladı.
Yeni Şafak
Fuat Doğu Nazi suçlusu Gehlen’in öğrencisi mi?
Fuat Doğu Nazi suçlusu Gehlen’in öğrencisi mi?

Yeniçağ yazarı Arslan Bulut 25 Ocak 2020 tarihli ‘’ABD, Irak’tan değil Türkiye’den çekilir mi?” başlıklı köşe yazısında ’’Şimdi Türkiye’de iktidar destekçileri, bir siyasi projeyi uygulamak üzere Enver Altaylı’nın Fetullah Gülen’e yazdığı mektuplar ve ilişkileri üzerinden hem CHP’ye hem İyi Parti’ye saldırıya geçmiş durumda. İyi de bu adam, sonuçta, 12 Eylül öncesinden beri bir istihbarat görevlisi değil miydi? Bu arada Hergün gazetesi genel yayın müdürlüğü de yapmamış mıydı? Sovyetler Birliği’ni dağıtmak için geliştirilen Yeşil Kuşak projesi gereği, MİT o dönemde zaten CIA ve BND ile birlikte çalışmıyor muydu?

Halen Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı olarak görev yapan Fahrettin Altun, 2016 yılında Sabah Gazetesi’nde MİT eski Müsteşarı M.Fuat Doğu’nun ‘Ben MİT Müsteşarlığı yapmadım. CIA’nın Şube Müdürlüğü’nü yaptım. Bir CIA yetkilisi gelse, beni Sinop’a götür derse oraya götürmek ile memurum’ dediğini yazmadı mı? O dönemde MİT’in maaşlarını bile ABD’nin ödediği ortaya çıkmadı mı? Şimdi neyi konuşuyoruz. Şu anda Türkiye ABD yörüngesinde değil mi? FETÖ’nün ayak takımına operasyon yapıldı, başları ABD’de geziyor. FETÖ’nün darbe girişimi sayesinde Türkiye’nin yönetim sistemi değişti, şimdi rejim değişikliği için halkın şartlandırılması süreci başladı. Medreseler resmen açılmış gibi konuşmalar yapılıyor? ABD Türkiye’de ne yapmak istiyordu?

Tam da bugün yapılanları istiyordu!” demiş.

Mehmet Fuat Doğu 27 Ağustos 1962 tarihinde Kurmay Albay rütbesi ile MAH reisi olarak atanmış. Bu görevde 25 Ağustos 1964 tarihine kadar kalmış ve aynı tarihte Sivas 59.Tümen Komutanlığı’na verilmiş. 1 Mart 1996 tarihinde ikinci defa MİT Müsteşarlığı’na tayin edilmiş bu görevi de 23 Temmuz 1971 tarihine kadar sürmüş. Aynı yıl korgeneral rütbesiyle TSK’dan emekli olmuştur. 7 yıl Lizbon Büyükelçiliği görevinde bulunmuş Haziran 2004 yılında ise vefat etmiştir. O dönem Sabah Gazetesi yazarı olan Fahrettin Altun, 29.12.2016 tarihli yazısında Fuat Doğu’nun bu sözleri yaklaşık 30 yıl önce TBMM Darbeleri Araştırma Komisyonu Başkanvekili Selçuk Özdağ’a itiraf ettiğini yazmış. Altun’a göre Fuat Doğu’nun 12 Eylül’den 5-6 yıl sonra, henüz genç bir siyasetçiyken Selçuk Özdağ’a yaptığı bu itiraf eski Türkiye’de MİT ve CIA ilişkisinin nasıl organik ve hatta hiyerarşik bir ilişki olduğunu gözler önüne seriyor. Türkiye 1952 yılında NATO’ya kabul edildi. Türkiye’de ilk Gladyo(Kontrgerilla) şubesinin NATO üyeliğiyle eş zamanlı olarak 4 Nisan 1952 yılında açıldığı veya NATO’nun gizli ordusunun kurulduğu bilinmektedir. 1953’te kurulan ve Ankara Bahçeli Jussmatt (Amerikan askeri yardım heyeti) binasında faaliyet gösteren kontrgerilla karargahının adı Seferberlik Tetkik Kurulu’ydu ve kuruluş amacı, düşman kuvvetlerinin saldırısı ve yurdun bazı bölümlerini ele geçirmeleri halinde düşman kuvvetlerine karşı gayri nizami savaşa girecek mukavemet grupları örgütlemekti. “Düşman”ın kim olduğu belliydi. Sistemi tehdit edenler ve özellikle sosyalistler ve komünistler baş düşmandı. MAH veya sonrasında MİT Başkanı olan Fuat Doğu’nun NATO gizli ordularının kurulmasında etkin rol üstlenen Nazi suçlusu General Gehlen’in öğrencisi olduğu ve CIA ile ilişkili olduğuna yönelik ciddi iddialar söz konusudur. Esasen asıl olan MİT ve CIA arasındaki resmi olarak organik ve hiyerarşik ilişkiden çok NATO’nun gizli orduları içindeki illegal hiyerarşik ilişkiden söz edilebilir sanırım. (GLADYO)

ABD BAŞBAKAN MENDERES’İN TELEFONLARINI DİNLEYEN GÖREVLİLERİ MAAŞA BAĞLAMIŞ

1956 yılında dönemin Başbakanı Adnan Menderes, MAH ile ilgili dinleme iddialarını araştırmak üzere Başbakanlık Müsteşarı Ahmet Salih Korur”u görevlendirmişti. Korur araştırmaları sonucunda, Türkiye’ye dinleme istasyonu kuran Amerikalıların, dinleme servisinde görev alan memurları özellikle de telefon dinlemesi görevlilerini maaşa bağladıklarını, Menderes’in telefonlarının dinlenmesi olayının arka planında ise ABD ajanlarının bulunduğunu tespit etmişti.

15 Temmuz Kalkışma tarihinden iki gün önce Ankara’ya geldiği belirlenen Altaylı’nın darbe girişiminden 4 ay önce de “iç karışıklık ve halkı ayaklandırmaya” yönelik faaliyetler yürüttüğü iddianamede yer aldı. İddianamede, şüphelinin 18 Şubat 2016’da Türkiye’de bir askeri darbe ortamı hazırlanmasına yönelik rapor hazırladığı ifade edildi. Altaylı’dan ele geçirilen dokümanlar içinde “A Search for Truth-Gerçeği Aramak” isimli bir rapor olduğu, bu raporun ayrıntılı zaman çizelgesi bölümünde ise darbe girişiminin gerçekleştiği önemli yerlerin, harita üzerinde işaretlendiği ifade edildi. İddiaya göre, eski MİT’çi Altaylı’da bulunan dokümanlar arasında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘Hedef olarak tespit edildiği’ne ilişkin belge ve 15 Temmuz gecesi kaldığı Marmaris Koyu’nun haritası da çıktı.

Adnan Polat: Arda Turan konusunda karar başkan ve yönetimin
Spor
Adnan Polat: Arda Turan konusunda karar başkan ve yönetimin
Galatasaray eski Başkanı Adnan Polat, yıldız futbolcu Arda Turan’ın transferi ile ilgili yaptığı açıklamada, kararın Galatasaray başkanı ve yönetimin kurulunun olduğunu ve ne karar alırlarsa alsınlar herkesin saygı göstermesi gerektiğini söyledi. Polat, sarı-kırmızılıların daha önce de ikinci yarıya 10 puan geride başlayıp, şampiyon olduğunu söyledi.
IHA
Bir gün, üç karınca geldi hücreme
Bir gün, üç karınca geldi hücreme

Eni üç, boyu dört adım olan hücresinde, dört duvar arasında aylarca kimse ile iki kelime konuşamadı.

Yemek getiren erlerin bile yüzüne bakması, merhaba demesi, hatta tebessüm etmesi yasaktı.

Demir parmaklıklı küçük bir pencere vardı. Oradan deniz görünüyordu. Arada bir görünen martılarla konuşup dertleşirdi.

Adanın baş gardiyanı yarbay bir gün içeri gelmiş ve onu küçük pencerenin yanında görmüştü. Çok sinirlenerek, camların yağlı boya ile kapatılmasını emretmişti. Artık ışık bile iğne ucu kadar yerden zor sızıyordu. Dışarısı görünmez olmuştu.

Dünya ile bütün irtibat kesildi.

İncecik ışık huzmeleriyle sessizce dertleşmekteydi çaresiz.

Hücredeki o adam, Başbakan Adnan Menderes.

27 Mayıs 1960 darbesiyle devrilmiş, Yassıada’ya gönderilmişti.

*

Bir gün hücresinde üç karınca görür. Beklediği üç dost çıkagelmiş gibi sevinir.

“İnsan, en büyük nimetlerin, hiç farkına varamadığımız küçücük zenginlikler olduğunu bilemiyor. Göz açıp kapayabilmek, nefes alabilmek, birine ‘Merhaba’ diyebilmek, adım atabilmek büyük lütuf imiş” diye düşünür.

Rızkının peşinde olan o üç minik karınca, Menderes’i ne kadar sevindirdiklerini bilemeyeceklerdi. “Keşke her gün gelseler” diye geçirir içinden, “Keşke her gün onlara bir şeyler desem.”

*

Adanın komutanı, emrindekilere şöyle söylemiştir: “Bunlara elinizden gelen kötülüğü yapın.”

Zulüm, işkence ve dayak…

Selâm yok, tek kelime etmek yasak; dışarı bakmak, arada bir bahçeye çıkmak bile mümkün değil.

Mahkeme başkanı “Sizi buraya tıkan irade böyle istiyor” diye konuşmuş, hadisenin kendini aşan yanını açık etmiştir. Daha ne olsun?

O mahkemeden adalet beklenebilir mi?

O lânetli adada insanlıktan, merhametten, insaftan bahsedilebilir mi?

Vicdanlar tatile çıkmış, dönüş biletleri de iptal edilmiş.

*

İdam hükümleri en baştan verilmiş olduğu hâlde, dünyanın en adaletsiz mahkemesi, eziyetli bir müsamere tarzında sürüp gitmekteyken, Menderes hücresinde eski günleri hatırlar.

Arkadaşlarıyla Millî Mücadele yıllarını, kurdukları Ay-Yıldız Çetesi ile Yunan’a kök söktürmelerini, Galip Hoca ismiyle Ege yöresinde dağı taşı dolaşan Mahmut Celâl (Bayar), Mustafa Kemal ile görüşmelerini… Usulen, sadece beş dakika için gelmiştir Paşa. Başlangıçta yüzü asıktır; kahve ve sigara ikramını kabul etmez. Çünkü karşısındaki genç adam aleyhinde çok tezvirat yapılmıştır.

Fakat görüşme dört saat sürer. Memleket meseleleri hakkında konuşurlar. Ziraatten, kooperatiflerden, sanayiden, kredi konularından bahseder, çareler sunar Menderes.

Paşa dört kahve içer, bir paket sigarayı bitirir.

Daha sonra Mustafa Kemal Atatürk, “Şayanı dikkat bir genç” diye bahseder ondan ve milletvekili olmasını ister.

*

Hücredeki Başvekil Menderes için, eskileri hatırlamaktan başka teselli yoktur. Gençlik dönemini hatırlar. Çakırbeyli Çiftliği’ni. Oradaki arazileri köylülere dağıtmasını. Kendine az bir arazi bırakmasını…

“Sabahları gün ‘doğuyorum’ diyorken kır bir ata bindiğim gibi dörtnala ufuklara koşuyordum. Şimdi ‘Bir şey anlat, ama tek bir şey’ deseler, o ânları demek isterim. At ile birlikte toprağı döğüşümü, yamaçlara sarışımı ve bereketli tarlalara tümseklerden bakışımı… Ben acele edip de dolu-dizgin yetişmesem, güneş doğmayacak sanırdım. Hey gidi günler.”

*

Üstad Gürbüz Azak’ın “Ege’nin Efeleri” kitabında işte bunlar anlatılıyor.

En başta, hücresinde cellâdını bekleyen Adnan Menderes, sonra diğer efeler.

Demirci Mehmet, Çakıcı Mehmet, Gökçen Efe, Gümüş Diş, Emir Ayşe, Yörük Ali…

Okumaya gücü yetene, yakın tarihimizin anatomisi.

Efe deyince, kanun kaçağı, devlet ve millet düşmanı akla gelmesin.

Efeler yol kesip köy basan, gariban yolcuyu ve köylüyü soyan değildir. Dahası bunları koruyup kollayandır. Efe, sekiz ile iki yüz arası Kızan’ın başı olup; vakar sahibi, saygıdeğer ve güvenilir kişidir.

Efeler, varlıklı ağaları daima hayra ve sevaba davet eder. Yetime, öksüze arka çıkmalarını hatırlatır. O yüzden de çok sevilir ve adlarına çokça türkü yakılır.

Bir de Efe kılıklı, basit ve acımasız yol kesiciler, haraç yiyiciler vardır ki, gerçek efelerin en büyük düşmanı onlardır. Bunların “Çalıkakıcı” diye anıldığını ve küçümsendiğini anlatır yazarımız.

Darbe yapıp Menderes, Zorlu ve Polatkan’ı asanlar, o sahte efelerden daha beter çıkacaklardır.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.