Ramazan özel sayfa
  • İFTARA KALAN SÜRE 00:00:00
Aynı kafa…
Aynı kafa…

Trump’ın Suriye’den çekilme kararını değerlendiren CHP’nin Dış İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Ünal Çeviköz “Askeri güç kullanmaya karşı olduklarını” söyledi!

Video: Aynı kafa…


TSK, Fırat’ın doğusunda harekâta hazırlanırken yapılan bu açıklama; CHP’nin, YPG-PKK’ya bir kere daha koltuk çıkması anlamına geliyor…

Kılıçdaroğlu da, Türk Ordusu’nun harekâtı devam ederken “Afrin’in şehir merkezine girilmesini doğru bulmuyorum” demişti.

Üç yıl önce, hendeklere yerleşen PKK’lı teröristlere “Arkadaşlar” diye seslenen bir genel başkanın yönettiği CHP’den bahsediyoruz: Yani, nedir? Suriye’nin kuzeyinin teröristlerden temizlenmesini istemedikleri için TSK’nın askeri harekâtına karşı bu lafları ediyorlar!

CHP, PKK’nın siyasi uzantısı olan HDP ile “stratejik müttefik”tir. Siyasi işbirliği ve ortaklık içindedir…

Sadece Özgür Özel’in “HDP ile gönül ittifakımız var” cümlesi bile bu iki parti arasındaki birlikteliğin boyutunu anlatmaya yetiyor.

*

Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP’si; Türkiye’nin milli menfaatlerinin “karşısında konuşlanmış” bir partidir!

ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey’in “Suriye’nin kuzeydoğusuna yapılacak herhangi bir operasyonun kötü bir fikir olduğunu düşünüyoruz” şeklindeki açıklamasıyla (19 Aralık) CHP’li Çeviköz’ün “Askeri güç kullanılmasına karşıyız” yollu beyanı ikiz kardeştir!

YPG’yi terörist olarak görmeyen Haydut Devlet’in James Jeffrey’si, aslında -Suriye’nin kuzeydoğusunun teröristlerden temizlenmesinin “kötü bir fikir” olduğunu söylemiş oluyor!

Eh, CHP de aynı fikirdedir…

TSK’nın askeri harekâtını istemediklerini açıklamak suretiyle aynı istikamette olduklarını gösteriyorlar.

Ana Muhalefet Partisi, Amerikan ağzıyla konuşmayı “görev” biliyor!

SARI KOVBOY’UN ÇEKİLME KARARI

Trump’ın Suriye’den çekilme kararı; Washington’da malum istifalarla birlikte kaynamaya yol açtı.

Beyaz Saray’dakilerin, yönetimdekilerin “çekilme planından haberdar olmadığı” ortaya çıktı.

Diğer bir yandan; ABD’nin Batılı müttefiklerinden de itirazlar, şikâyetler, sızlanmalar yükseldi.

ABD’nin Suriye’de geldiği nokta, şu an itibarıyla hiç kuşkusuz bariz bir yenilgidir. Çıkmazdalar. Uncle Sam, zordadır! Türkiye, kararlıdır ve ABD’yi duvara dayamıştır.

Bununla birlikte; ABD’nin Suriye’de gerçekten havlu atıp atmadığı hususu, henüz netleşmiş değildir.

Köşedeki antrenörünün, grogi vaziyetteki boksörü için “havlu atıp atmadığını” takip etmek zorundayız!

Washington’ın “President Trump”tan ibaret olmadığı aşikârdır. ABD için “verilen sözlerin” bir hükmü, kıymeti yoktur.

Sarı Kovboy’un “bir öyle; bir böyle” açıklamaları da malum! Yarın çıkıp “Vazgeçtim” demeyeceğinin garantisi var mıdır?

Pentagon’un Suriye politikasının Donald Trump’tan farklı olduğu da bilindiğine göre; son tahlilde, ABD’nin “ne yapacağı” konusunda, temkinli olmak gerekiyor.

İlan ettikleri 100 günlük çekilme süresi yeterince uzundur! ABD’nin Suriye’den çekilme takvimi daha da uzarsa, ne olacak? Bölgedeki üslerinin ve silahlarının belirsiz akıbetini de buna ekleyelim…

Ezcümle, Türkiye ABD’nin çekilme sürecinin seyri ile meşgul olmaksızın, buna bağlı kalmaksızın “bir an evvel” askeri harekâta başlamalıdır.

Bu vakte kadar zaten epeyce bir gecikme yaşandı.

Washington, Ankara’yı mütemadiyen oyaladı.

TSK’nın askeri harekâtı, daha fazla gecikmemelidir.

Her geçen günün “muhtemel aksi gelişmeleri, yeni riskleri, sürpriz atakları barındırdığı” unutulmamalıdır.

UTANMADAN BİR DE “TAKDİR” BEKLİYOR

Sarı Kovboy Trump’ın “çekilme” kararıyla birlikte söylediği şu sözler de dikkat çekti: “Trilyonlarca dolar akıtıyoruz. Üstelik yaptıklarımız da takdir edilmiyor. Ortadoğu’nun polisi olmaktan bıktık!”

Haydut Devlet, Ortadoğu’da bunca katliam yaptı. Müslümanları hedef aldı. Milyonların kanlarını döktü. Masumları, sivilleri, çocukları taammüden öldürdü. Sayısız insanın hayatlarını kararttı. Ortadoğu’yu mahvetti.

Haydut Devlet’in Başı; şimdi kalkmış, “Amerika’sının bu yaptıklarından ötürü” bir de takdir bekliyor!

Meteoroloji: Doğu Karadeniz'de fırtına etkili olacak
Gündem
Meteoroloji: Doğu Karadeniz'de fırtına etkili olacak
Doğu Karadeniz'in iç kesimlerinde kuvvetli rüzgar ve fırtına beklendiği bildirildi. Soba ve doğal gaz kaynaklı zehirlenmeler başta olmak üzere yaşanabilecek olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunması istendi.
AA
Doğunun güzel tacı Antakya
Hayat
Doğunun güzel tacı Antakya
Gastronomi turizminin en gözde şehirlerinden biri olan Hatay, Araplar arasında da ‘doğunun güzel tacı’ olarak tanımlanıyor. Bu hafta rotamızı özel soslu döneri, Ortadoğu yemekleri, meyveli kebapları, künefesi, haytalı tatlısı ile damaklarda unutulmaz lezzetler bırakan Hatay’a çeviriyoruz.
Yeni Şafak
Fırat’ın doğusuna
tam saha operasyon
Gündem
Fırat’ın doğusuna tam saha operasyon
Fırat’ın doğusu temizlenmeden huzur bulamayacağımızı söyleyen MHP lideri Bahçeli, tam saha bir operasyon yapılmasının hayati olduğunu vurguladı.
Yeni Şafak
Meteorolojiden yurt geneli için sis ve buzlanma uyarısı
Gündem
Meteorolojiden yurt geneli için sis ve buzlanma uyarısı

Meteoroloji Genel Müdürlüğünden yapılan açıklamaya göre, Türkiye'nin iç ve doğu kesimlerde sabah saatlerinde yer yer sis ve pus hadisesiyle birlikte Doğu Karadeniz'in iç kesimleri ve Doğu Anadolu'da buzlanma ve don olayı bekleniyor.

AA
Temizleyeceğiz
Gündem
Temizleyeceğiz
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Fırat’ın doğusuna yönelik harekatı ABD’den gelen “çekiliyoruz” açıklamasından sonra beklemeye aldıklarını söyledi. Erdoğan, “Tabii bu ucu açık bir bekleme süreci değil. Önümüzdeki aylarda Suriye’de hem PKK unsurları hem DEAŞ kalıntılarını ortadan kaldıracak bir harekat tarzı izleyeceğiz” dedi.
Yeni Şafak
* ABD gerçekten çekilecek mi, yoksa bu taktik manevra mı? * Türkiye’siz oyun kurulamaz, bunu herkes kabul edecek! * İran sınırından Akdeniz’e kadar hiçbir ‘oyalama’ kabul edilemez
* ABD gerçekten çekilecek mi, yoksa bu taktik manevra mı? * Türkiye’siz oyun kurulamaz, bunu herkes kabul edecek! * İran sınırından Akdeniz’e kadar hiçbir ‘oyalama’ kabul edilemez

ABD çekilsin ya da çekilmesin Türkiye “terör koridoru” dediğimiz bölgeye müdahale etmek zorundadır. ABD’nin ya da bölgesel ortaklarının, DEAŞ ya da PKK’nın ajandası ne olursa olsun, Türkiye kendi ajandasını uygulamak zorundadır.

Video: * ABD gerçekten çekilecek mi, yoksa bu taktik manevra mı? * Türkiye’siz oyun kurulamaz, bunu herkes kabul edecek! * İran sınırından Akdeniz’e kadar hiçbir ‘oyalama’ kabul edilemez


2003 Irak işgalinden bu yana, Irak ve Suriye’de olanların tamamı Türkiye’nin aleyhine olmuştur, öyle de devam edecektir. Bu olaylara konjonktürel bakan herkes yanılmıştır, yine yanılacaktır. ABD ve müttefikleri, Türkiye’nin çok kararlı olduğunu gördükleri anda, hep yeni bir oyalama taktiği geliştirmişlerdir, bunu yine yapacaklardır.

Bölgede Trump’tan daha büyük bir oyun oynanıyor

Taktik manevralara inananlar hazırlıksız yakalanmıştır ve yine öyle olacaktır. Bölgenin hafızası, coğrafi ve tarihi derinliği dışında sığınabileceğimiz, güç alabileceğimiz hiçbir kaynak yoktur. Ne zaman bu kaynaktan beslenip hareket ettiysek kazandık, ne zaman bunun dışında seçenekleri öne aldıysak bedel ödemişizdir.

Trump’ın “çekilme” kararı, PKK’da paniğe yol açsa da, ABD’de iç siyasi sarsıntı yapsa da, Savunma Bakanı istifa etse de, ABD yerleşik sistemi ile terör örgütleri arasındaki ortaklık Türkiye ve bütün bölgeyi tehdit etmeye devam edecektir. Trump çekilmek istese de o yerleşik sistem kendi oyununu oynamaya devam edecektir. Öyle görünüyor ki, ABD yerleşik sistemi Trump’tan daha büyük bir oyunun peşinde. O zaman oyunlarını görelim, izleyelim.

ABD bu bölgede tutunamayacak: Bu yüzden güneyde yeni eksen kurdu

Ama şunu bilelim: Ne oyun oynarlarsa oynasınlar ABD’nin bu bölgede kalma şansı yoktur, olmayacaktır. Onlar umutlarını çoktan kaybettiler. Suriye’nin kuzeyinden Akdeniz’e ulaşma hesapları Afrin’le kesildi. Türkiye’nin Irak’ın kuzeyindeki operasyonlarıyla kesildi. Doğu ve batı kapıları kapatıldı.

İşte tam bundan sonra ABD, S. Arabistan, İsrail, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Mısır güneyde yeni bir eksen kurdular. Kuzeyden umutlarını kestiler. PKK ve diğer terör örgütlerine ne kadar destek verirlerse versinler kuzeyde tutunmaları zaten mümkün olmayacaktı.

Zor oyunu bozar: Elini nereye uzatabiliyorsan o kadar güçlü olursun

Hep söyledim; Gün gelir Türkiye, İran, Rusya, bölgedeki vatansever örgütler hatta Şam yönetimi, Suriye’nin kuzeyindeki işgal için omuz omuza savaşmak zorunda kalabilirler.

Eğer biz, Fırat Kalkanı’nı yapmasaydık, Afrin’e müdahale etmeseydik, bugünkü sonuçlar ortaya çıkmayacaktı. Türkiye çok daha vahim durumda kalacaktı. Onlar Hatay’a dayanıp Akdeniz’e geçmeye çalışacaklardı. Eğer bugün “çekilme” tartışılıyorsa bunun gerekçelerinden biri Afrin’e müdahaledir.

Bu, şu demektir: Zor oyunu bozar. Elini nereye uzatabiliyorsan o kadar güçlüsün. Güvenliğini ve geleceğini başkalarının inisiyatifine terk etmiyorsan büyük devletsindir, geleceğe yürüyorsundur. Öyleyse Fırat’ın Doğu’suna yönelik ilgimizin, hesaplarımızın hiçbir ülkenin inisiyatifine terkedilemeyeceği açıkça ortadadır.

İran sınırından Akdeniz’e ana güvenlik ilkemizdir..

Türkiye böyle bir devlettir. Şartlar ne kadar kafa karıştırıcı olursa olsun, bölgede kendisini dışarıda tutan bütün senaryoları sıfırlayabilecek bir ülkedir. Türkiyesiz coğrafya inşa etmek mümkün değildir. Bu, önümüzdeki dönemde daha da bariz görülecektir. İran sınırından Akdeniz’e kadar hiçbir yabancı gücün, hiçbir terör örgütünün hâkimiyet kuramaması Türkiye’nin ana hedefidir, güvenlik ilkesidir.

Cumhurbaşkanı Erdoğan Trump’a zaman tanıdı..

Cumhurbaşkanı Erdoğan, dünkü konuşmasında Türkiye’nin duruşunu net biçimde ortaya koydu. Trump’la görüşmenin sonuçlarına zaman tanıdı ama Türkiye’nin ana hedefini de net biçimde ortaya koydu. Bu kuşakta, PKK ve DEAŞ’ı temizleyecek kapsamlı yol haritasının netleştiğini duyurdu, harekete geçeceğini açıkça ilan etti.

ABD çekiliyor diye Türkiye’nin bu operasyondan vazgeçmesi mümkün değildir. Çünkü ABD, bu bölgede Türkiye’ye verdiği hiçbir taahhüde sadık kalmamıştır, kalmayacaktır. Çünkü ABD’nin kendi içinde yaşadığı tutarsızlık bize güven vermemektedir. Pentagon sanki bağımsız irade gibi hareket etmekte, ABD’nin Suriye’deki birliklerini Beyaz Saray değil İsrail yönetmektedir.

Karşımıza Arap gücü, Peşmerge gücü dikmek isteyen var

Fırat’ın Doğusu’na müdahale edilmelidir. Özellikle “çekiliyoruz” açıklamasından sonra bu daha kararlı biçimde yapılmalıdır. Çokuluslu istilânın tetikçileri olan örgütlere yönelik “acımasız müdahale” şarttır. Bu kuşakta karşımıza bir Arap gücü, bir Peşmerge gücü dikmeye çalışanların oyunu da aynı şekilde bozulacaktır. O koridoru Türk-Arap sınırı yapmaya, iki dünyayı birbirinden koparmaya dönük planlar da çökecek.

Taktikler değil, jeopolitik hesap

Taktikler değil, jeopolitik hesaplar çarpışıyor. Bu hesapların her birinin ömrü en az yüz yıllıktır. Biz bu bölgeye işte böyle bir tarihi derinlikten bakıyoruz. Eğer bu bir “göstermelik çekilme” ise, bir haftada anlaşılır. Çok beklemeyiz, kimse merak etmesin...

Bahardan geriye kalan…
Bahardan geriye kalan…

Birbirinden ilginç tesadüflerin ve tatsız rastlantıların coğrafyası olan Ortadoğu’da, geçtiğimiz 16 Aralık günü, dikkat çekici bir resmî ziyaret gerçekleşti. Sudan Devlet Başkanı Ömer el Beşir, beraberinde kalabalık bir heyetle, Suriye’nin başkenti Şam’a ayak bastı. Havaalanında Beşşar Esed tarafından törenle karşılanan Sudan Devlet Başkanı, 2011’den bu yana Suriye’yi ziyaret eden ilk Arap lider olarak kayıtlara geçti. Ömer el Beşir ve Beşşar Esed’in, karşılıklı olarak “Arap ülkeleri arasındaki dayanışma ve yardımlaşma” temasına vurgu yaptıkları belirtildi. Liderlerin üzerinde anlaşmaya vardığı bir prensip de, “ülkelerin bağımsızlığına saygı duyulması ve iç işlerine kimseyi karıştırmamaları” şeklinde açıklandı.

Video: Bahardan geriye kalan…


Sudan Devlet Başkanı Ömer el Beşir’in Şam ziyareti, —Rusya’nın Hartum’a 1,5 milyar dolar muadili nakit para pompaladığı iddialarını bir kenara koyarsak— Arap yönetimlerinde Beşşar Esed iktidarına karşı bir kabul ve konsensüsün oluşmaya başladığının ilk somut işareti. Zira, bölge dengelerini bilenlerin de takdir edeceği gibi, Sudan Devlet Başkanı’nın Suudilerin izni veya onayı olmadan Şam’ı ziyaret edebilmesi, mevcut şartlarda imkânsız. Rusya’nın ekonomik yardımı bile, Hartum’un ‘özgür’ karar almasına yetmez. Ömer el Beşir, Şam’da boy gösterdiğine göre, bunun Riyad’ın göz yummasıyla gerçekleştiğini düşünmek en doğrusu.

Umman, Cezayir ve Mısır gibi en başından beri Şam’dan yana tavır alan ülkelerin yanında, Arap Birliği’ni oluşturan diğer üye ülkeler de politikalarını değiştiriyor veya yumuşatıyor. Suriye olaylarının başlangıcında sert bir muhalif tutum takınan Katar bile, komşularının kendisine karşı başlattığı ablukanın etkisiyle, şimdilerde İran’a epey yaklaşmış durumda. El Cezire televizyonu, uzun süredir “Suriye devrimi” temalı haberler yerine, “Yemen’deki Suudi zulmü”ne odaklanan yayınlar yapıyor. Birleşik Arap Emirlikleri’nin, Şam’a müzakere için gönderdiği bir diplomatını artık “kalıcı” hale getirdiği, büyükelçiliğini de yeniden açmayı planladığı belirtiliyor.

Arap Birliği, 2011’de Suriye’nin üyeliğini askıya almıştı. Birliğin Mısırlı Genel Sekreteri Ahmed Ebul Ğayt, geçtiğimiz aylarda yaptığı bir açıklamada, “Suriye’nin üyeliğinin askıya alınması kararı, fazla aceleci bir karardı. Bunun gözden geçirilmesi gerektiğini düşünüyorum” diyerek, Suriye’nin yeniden birliğe dönmesine yeşil ışık yakmıştı.

Tüm bu gelişmeleri göz önüne aldığımızda, Sudan Devlet Başkanı Ömer el Beşir’in, “Arap Baharı” adı verilen bölgesel türbülans sürecinin başlangıç yıldönümüne —17 Aralık— saatler kala soluğu Şam’da alması, bölgemizdeki eski statükonun ve dengelerin yeniden tesis edilmeye başladığının da bir işareti.

***

“Arap Baharı” neydi? 2011’den bu yana, bu soruyu soranlar aşağı-yukarı iki ana kampa ayrılmış durumdalar. Birinci tarafa göre, “olan-biten her şey Batılıların komplosu.” İkinci taraf ise, “Yaşanan devrimler, halkların dirilişinin habercisi” noktasında. Oysa hakikat, bu ikisinin karışımından ibaret. Onur, özgürlük, ekmek ve adalet için ayağa kalkan milyonların haklı taleplerinin, her ülkenin kendi içindeki dengeler çerçevesinde farklı biçimlerde bastırıldığı, dış istihbarat örgütlerinin kendi menfaatlerine göre gidişata yön verme yarışına giriştikleri bir süreci yaşadık, yaşıyoruz. Doğal ve kendiliğinden başlayan bir hareketlenmenin, vakit geçtikçe dışarıdan daha fazla müdahaleye uğradığı, hedeflerinin saptırıldığı ve nihayet akim bırakıldığı bir süreç… “Arap Baharı” bu yönüyle ne tamamen “komplo” ne de tamamen “diriliş.”

Bugün karşımızdaki tabloda bir yenilgiler ve yanılgılar manzarası olduğu açık. Ancak durum böyle diye, milyonlarca insanın sokaklara dökülmesine ve can vermesine yol açan problemler de ortadan kalkmış değil. Coğrafyamızda hâlâ adaletsizlikler, zulümler, baskıcı yönetimler, yolsuzluklar, insan onuruna yakışmayacak muameleler, kaynak israfı, yabancı tasallutu ve daha birçok maraz, insanların ufuklarını kesif bir dumana boğmuş durumda. “Arap Baharı”nda dile getirilen taleplerin öyle ya da böyle bastırılması, bu taleplerin bir gün yeniden canlanmasına ve gelecek nesillerin yeniden onur ve şerefleri için ayağa kalkmasına engel olmayacak. Tarihin bize verdiği azim bir derstir bu.

“Arap Baharı” sürecinin kazananı durumundaki ülkeler, siyasî yorumlar ve çevreler, coğrafyamızdaki problemler halledilmediğinde, günün birinde daha büyük patlamaların yaşanacağından şimdiden emin olmalı. Örneğin Suriye’de, hiç de uzak olmayan bir gelecekte, halkta biriken öfke, kin ve hayal kırıklıkları bir infilaka dönüşecek. Bu, güneş gibi ortada bir hakikat. Savaşın kazananlarının, “Bu halk hangi şeylerden rahatsızdı ki, ayaklandı?” sorusunu sorması ve cevabını bulması şart.

***

Suriye savaşında yıkılmış bir caminin fotoğrafının üzerine, “Birileri elinize silah verip, ülkenizin yönetimini devirmenizi isterse, bu manzara aklınıza gelsin” yazmak, olayları açıklamaya yetmiyor. Bu cümle, halkın haklı şikâyetlerini, on yıllardır maruz kaldığı aşağılanmayı ve yabancıya el açacak kadar çaresiz kalışını gözden kaçıran bir tuzak aslında. Coğrafyaya yabancıların müdahalesi kadar, yabancıların bu coğrafyada nasıl yer bulabildiğini ve halkların neden yabancıdan medet umar hale geldiğini de konuşabilmek gerekiyor. Tarihi ve coğrafyayı doğru anlamak gibi bir kaygımız var ise.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.