Ramazan özel sayfa
  • İFTARA KALAN SÜRE 00:00:00
Dostum, dostum, dostum
Dostum, dostum, dostum

Doğrudur inanç, tekeden süt çıkartır ama aklınızı kullanır, hangi değişimin ne gibi sonuçlar doğuracağına kafa yorarsanız. Yoksa var olan teke de elden çıkar gider haberiniz dahi olmaz. Başınızı duvarlara vursanız da çare yoktur, iş işten geçmiştir. Mesela modernleşeceğiz diye bunca gayret gösterir, insanımızı büyük şehirlere doldurur ama neler olacağını hesap edip ona göre önlem almazsanız, önce siz, sonra evlatlarınız öyle bir değişirsiniz ki, “muhafazakârlık” adına koymaya çalıştığınız onca direnç hiçbir işe yaramaz, mücadele ettiklerinizle her bakımdan aynı olur çıkarsınız, ruhunuz dahi duymaz. Mesela son yirmi yılda insan ilişkilerinde, toplumsal cinsiyet planında olup biten değişiklikleri, erkeklik algısının tamamen farklılaştığını, eski arkadaşlık ve dostluk anlayışından eser dahi kalmadığını görmez, görmek istemezsiniz. Görenler yazmaya çalışırlar ama ne çare kendileri yazar, kendileri okurlar, onları dinleyen olmaz.

Video: Dostum, dostum, dostum


Modernlik tüm geleneksel kavramlar ve bağlar gibi yakın arkadaşlıkları da tarumar etti. Her şey gibi ilişkileri de araçsal akla bağladı. Haz ve çıkarın her şey olduğu dünyada, erdemlerde benzerliğe dayalı, karşılıksız, hakiki dostluğa pek yer kalmadı. Modern zamanlarda arkadaş sayısında ve derinliğinde bir azalma olduğunu, eski dostlukların yerinde yeller estiğini araştırmalar gösteriyor. Haydi, tamam, modern batıda böyle ama bize ne oluyor? Dostluğu, erdemli olmayı her şeyin üstünde tutan geleneksel yaşam tarzımızın mirası nereye gitti? Hırs, çıkar, mevki-makam, istikbal hesapları uğruna birbirinin kuyusunu kazan; ondan bir adım önde olabilmek için, birlikte yol yürüdüğü, “arkadaşım”, “dostum” dediği kimseye her türlü kötülüğü yapabilecek tıynetteki insan tipi ne vakit bu kadar çoğaldı? Arkadaşlığa, dostluğa geleneksel bakışımızı, buna rağmen bu alanda hayatlarımızda olup biten olumsuzlukları bu köşede hep yazdık, bir kez daha yazalım.

“Her şey gönülde cereyan ediyor. İnsanları cima değil gönül döllüyor. Gönül çocukları onun için ayrı oluyor. Tasavvufta, yol evlâdı olmak, bel evlâdı olmaktan onun için mukaddemdir… Peygamber-i Ekber, ‘Önce selâm, sonra kelam’ buyuruyorlar, ‘Önce refîk, sonra tarîk’ buyuruyorlar”... Rahmetli Fethi Gemuhluoğlu üstadımıza bu cümleleri söyleten muhteşem bir dini kültürümüz var. Sağdıçlık, kirvelik, musahiplik, ahretlik gibi bizi birbirimize zimmetleyen geleneksel kurumların bulunduğu; sevginin, bağlılığın, güveninin insan ilişkisi için temel olduğu, insanların kendilerini başkasına emanet etmeyi daha çocukken öğrendiği bir yaşam kültüründen geliyoruz.

Farsça “dost” sözü dilimize geçip bizim haline gelmeden önce, “arkadaş” demişiz yakınlarımıza, Sırtını, gözünün göremediği, düşmanın yanaşacağı arkanı yaslayacağın manasında… “Arkadaş” dediğimiz kişiyi, aynı karnı paylaştığımız kardeşten (karındaş) bile yeğ tutmuşuz. Aynı yolu yürüdüğümüzde arkadaşlık makamı daha da kıymetlenmiş, yoldaşlığa yükselmiş. Yoldaşlığı yücelten yoldur lakin yoldaş olmadan yol, manasını tam bulamaz. Bu nedenle olsa gerek, yol evladı olmanın bel evladı olmaktan evla olduğu anlayışını çarçabuk benimsemişiz. Zaman içinde arkadaşlar arasında farklılıklar olduğunu gördükçe, gündelik dilde kelimeler arasında kendiliğinden bir hiyerarşi oluşmuş, “dost” kelimesi, bize kardeşimizden bile daha yakın olanlar için kullanılmaya başlanmış, “arkadaş” bir adım geriden gelmiş.

“Dost” ve “arkadaş” arasında pek ayrım yapılmayan batı kültüründen yazan Wilhelm Schmid “Arkadaşlıkta Saadete Dair” kitabında (İletişim Yayınları) Aristo’nun 2500 yıl önce yaptığı arkadaşlık türleri ayrımının bugün de hala geçerli olduğunu söylüyor. Arkadaşlığın bir türü, beraber eğlenmeye odaklanır, diğer türünde ise çıkar ve fayda esastır. Hakiki arkadaşlık ise bu ikisinden de çok farklı; tüm hesaplardan uzak, ruhların birbirine gerçekten dokunabilmesini amaçlıyor, benzer erdemlere sahip olmaya dayanıyor ve birçok saadete vesile oluyor. Bütün bunlar doğru ve bugün için de geçerli.

Schmid, ayrıca yakın arkadaşlığın aşka benzerliğini vurguluyor ve bu ikisini kıyaslıyor. İkisinde de çok güçlü bağlar var, ikisinde de duygusal yönlenmemiz belirleyici, akli tercihlerin kıymeti harbiyesi pek yok. Ama çoğu zaman arkadaşlık, aşka ağır basıyor. Katılıyorum. Bana öyle geliyor ki, dostluk da aşk gibi insan varoluşunun daha çocukluk da kökleşmiş temel koreografisinde sağlam bir yere sahip. Sanki rekabeti de öğrenmek zorunda kaldığımız aile ortamında kardeşlik hisleri kana kana yaşanamadığı için kalbimizde “ideal kardeşlik” için bir yer açılıyor ve hayatımızın içinde ruhları ruhumuza değen, ortak erdemler de buluştuğumuz az sayıdaki insanı o makama yerleştiriveriyoruz. Yeniden, üstelik bu kez idealleştirerek kardeşleşiyor, dost oluyoruz. Yani bünyemiz, varoluşumuz dostluğa müsait... Bunlar, güzel sözler ama biz tekrar gerçeklere gelelim. Çok şükür, toplumumuzun bağrında sessiz sedasız hala dostluklar, güzel arkadaşlıklar sürüyor. Ama gidişatımız, gidişat değil. Onu da bilelim ve başımızı iki elimizin arasına alıp düşünelim.

Ne durumdayız?
Ne durumdayız?

Başarısını kendinden, başarısızlığını başkalarından bilen insanların sayısı her zaman çoktur. Kıskanç olurlar. Sabır gösterip katlanmak gerekir. Öte yandan şunu da biliyor, yaşıyoruz: Çalışkanlık ve fedakârlık sonucunda ortaya çıkan başarıyı herkes hazmedemez. Kiminin de aklı almaz. Altında yahut arkasında bir şey arar.

Video: Ne durumdayız?


Bazılarına bir imkânı devrederler. Kimi de sıfırdan bir imkân oluşturur. Hangisi daha kıymetli diye sormamıza gerek yoktur. Zorlukla beraber gelenin güzelliği başkadır.

Kimi dost edinir, kimi adam toplama telaşında olur. Toplanan dağılır, dağılmıştır. Dostluk ise her daim tazedir. İki cihanı da yakından ilgilendirir. Buraya bir okuma parçası alalım: “Hz. Dâvûd (a.s.) Hakk’a (c.c.) yalvarıp dedi ki: İlâhî! Dünyada sultan denen kulların ve onların hazineleri var. Pekiyi, senin hazinen nerdedir? Ferman geldi: Ey Dâvûd! Benim hazinem, mü’min kullarımın gönülleridir.” (Dr. Hayati Bice, Hoca Ahmed Yesevî, sayfa 281)

Yanlış başlayanın doğruyu bulması vakit alır. Hem fazladan yorulur, hem de başkalarına yorgunluk verir. Kibir denilen illete bu civarda da rastlıyoruz. Kusur olarak gördüğümüz bir şeyi düzeltmeye çalışırken daha çok hata yapabiliriz. Kaynak vermeden yazalım ki başka anlamlara gelmesin. Yazarımız küçük bir yanlışa değiniyor: “Bir az da dikkatsizlikten bir çok hatalar meydana gelmiştir.” Böylece bu kısa cümlede üç yanlış birden yapmış oluyor. Doğru nerede kaldı?

Ne kadar dikkatli bakarsak bakalım, bazı şeyleri göremeyiz. Ancak isterlerse ve nasibimizde varsa, kendilerini gösterirler.

İnancımız şudur: Dünya yük, Allah büyük. Hayat, uzun bir yürüyüşün, soluksuz bir koşunun adıdır. Geçtiğiniz insanları araçlarla taşıyıp önünüze koyabilirler. Sonuç değişmez. Bir şey olmamıştır ve olmaz.

***

Ömrümüz boyunca sayısız insan tanırız. Kimi üzer, kimi sevindirir. Aziz hatıralar ile derin pişmanlıklar aynı evde oturur.

Bazı insanlar insanları yiyerek beslenirler. Emekleri zimmetlerine geçirerek ilerleme yoluna giderler. Başarınızda hak iddia ederler. Hayatınızı ipotek altına almaya çalışırlar. Dürüstlük ve samimiyet, hepsini etkisiz kılacak güçtedir.

İnsan tercihlerinden oluşur. Birini seçtiğimiz zaman diğerini dışlamış veya karşımıza almış olmuyoruz. Düşmanlık edemeyiz. Ben bunu sever veya seçerim, sen şunu. Seçimlere evvela bu pencereden bakıyoruz.

Devam edelim. İyilik, yalnızca insanlara yardım etmek değildir. Maddî ve manevî olarak sevindirmek vs. Düzgün ve dürüst bir insan olmamız da başkalarına iyiliktir. Nasıl biri olduğumuzu sahiden biliyor muyuz? Kendimizi merak etmeliyiz.

Süleymaniye’deki asırlık sığla ağacına uğradım geçen gün. Şunu yazdırdı bana: “Bütün gün ayaktasın, yorulmaz mısın?” Konumuzla ilgisi nedir bunun? İhtiraslarımız, hırslarımız ve hınçlarımız bütün gün ayakta. Gönlümüz yoruldu, yoruluyor. Mübarek sözdür bu: “Göz uyur, gönül uyumaz.” Sanki gönlümüzü de uyutuyoruz.

Gıdaları, eşyaları saklama ve koruma koşulları vardır. Kendimizi korumanın şartlarına dikkat etmezsek, çabuk bozuluruz. O halde soralım: Ne durumdayız?

Otomobil devleri 'çevre dostu araç' üretiminde gaza bastı
Ekonomi
Otomobil devleri 'çevre dostu araç' üretiminde gaza bastı
Son yıllarda artan çevre duyarlılığına otomotiv sektörü de kayıtsız kalmazken, dünyaca ünlü lüks araç üreticilerinin birçoğu "çevre dostu" araçlar üretmeye ağırlık verdi.
AA
240 günde yok olan kaşık yaptılar
Teknoloji
240 günde yok olan kaşık yaptılar
Meksika menşeli BioFase adlı şirket, çevre dostu bir işe imza attı. Günümüzde birçok kişinin bildiği ve kimi zaman kullanmayı tercih ettiği plastik kaşık ve çatalın yerine muadili olması adına doğada kalmayacak bir ürün geliştirdi. Üstelik bunun için 240 günün yeterli olacağını belirtti.
Yeni Şafak
Bu hafta Oscar adayı film vizyonda
Hayat
Bu hafta Oscar adayı film vizyonda
Türkiye'deki sinema salonlarında bu hafta biri yerli 5 film vizyona girecek. Bu yıl 91. kez düzenlenecek Oscar ödüllerinde "Yabancı Dilde En İyi Film" kategorisinde Lübnan adına yarışacak "Kefernahum" Türk izleyicisi ile buluşacak. Beyrutlu bir gencin, yoksulluk ve şiddet ortamında var olma mücadelesini ele alan filmin yanı sıra aksiyon, dram, komedi türünde filmler bu hafta vizyona giriyor.
AA
Haftanın filmleri
Hayat
Haftanın filmleri
Bu hafta Türkiye sinema salonlarında 4'ü yerli olmak üzere 8 film sinemaseverlerle buluşacak. Mustafa Uslu'nun yapımcılığını üstlendiği senaryosunu Gürkan Tanyaş kaleme aldığı Çiçero bu haftanın en iddialı yerli filmi olarak dikkat çekiyor. Tarih ve biyografi türündeki filmde "Çiçero" kod adıyla bilinen casus İlyas Bazna'nın hikayesini konu ediniyor. Cannes Film Festivali'nde Altın Palmiye'ye layık görülen Arakçılar filmi de bu hafta vizyonda olacak filmler arasında. Tokyo'da yaşayan bir ailenin geçim sıkıntısını anlatan film aile bireylerinin başına gelenleri anlatıyor.
AA
Huawei P30 Lite ortaya çıktı
Teknoloji
Huawei P30 Lite ortaya çıktı
Huawei’in P30 Lite modelinin tasarımı ortaya çıktı. Çinli teknoloji devi Huawei’in 2019 yılında tanıtacağı bütçe dostu modeli P30 Lite, tasarımı ve bomba özellikleri ile yine hayranlarının beğenisini toplayacak.
Yeni Şafak
Dünyayı dostluk kurtaracak, eğer kurtulacaksa
Dünyayı dostluk kurtaracak, eğer kurtulacaksa

Tuz ekmek hakkı bilene, sofra kurmasan da olur. Ilık bir tas çorba yeter, rızkım buymuş der içerim…

Bu topraklara ulu bir çınar gibi kök salmış, büyük ozanlardan biri olan Barış Manço’nun sözleriyle başladık. Barış ve dostluk mesajlarıyla yüklü bu eserinde kadir kıymet bilmekten bahseder ozanımız.

Video: Dünyayı dostluk kurtaracak, eğer kurtulacaksa


Dostluk deyince akla ilk gelen isim şüphesiz Fethi Gemuhluoğlu’dur.

Onu tek kelime ile tanımlamak gerekirse, ‘dostluk’ ile karşılaşırız.

Bu kavram, onun hayatını bütünüyle kapsamaktadır.

Dünyayı güzelleştiren insanlardan biri olarak, bize bıraktığı bu miras, yarınlara da kalacak.

*

Fethi Gemuhluoğlu’nun dostluk felsefesinden yola çıkılarak bir kısa film festivali düzenlendi.

En başta Cumhurbaşkanlığı himayesi olmak üzere, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Sinema Genel Müdürlüğü ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi destekleriyle gerçekleşen Uluslararası Dostluk Kısa Film Festivali, o kıymetli kavramın öneminin daha iyi idrak edilmesine vesile olacaktır.

Üç gün süren film gösterimlerinin ardından ödül töreni gerçekleşti.

CRR Konser Salonunda Anjelika Akbar’ın piyano konseriyle başlayan programda ödüller açıklandı ve kazanan yönetmenlere takdim edildi.

*

Festival Başkanı Faysal Soysal, 80 ülkeden 800’den fazla başvuru geldiğini açıkladı ve şöyle söyledi: “Sanıyorum başka bir ülkede böyle bir festival bu kadar ilgi görmezdi. Çünkü Türkiye’nin özellikle son yıllarda insani yardım, paylaşma ve dostluk konusunda dünyaya örnek, öncü olduğu ortadadır.”

Eski Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Ömer Arısoy, “Kısa filmleri, iyi bir kitabın çarpıcı özeti olarak gördüğünü” ifade etti.

Festivalin Genel Sanat Yönetmeni Lütfi Şen de konuşmasında Fethi Bey’in düşünce ufkuna dikkat çekti. “Anadolu’nun bu mayasını dünyaya taşımak zorundayız. Bu festivalin kaybedeni yok. Dostluk için atılan her adım çok önemli. İlk yılı olmasına rağmen, tahminlerin üzerinde katılım oldu. Bu büyük bir adım. Dünyayı dostluk kurtaracak.”

*

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür Daire Başkanı Rıdvan Duran da Mevlana’nın “Dost, acı söyleyen değil, acıyı tatlı söyleyebilendir” cümlesiyle başladığı konuşmasında rahmetli Fethi Bey’in gönül adamlığı, samimiyeti ve inceliğine dikkat çekerek, sözünü “her şeyden önemlisi dostluğu ile hafızalara kazınan mümtaz bir insandır” diyerek tamamladı.

*

Gecenin en güzel yanlarından biri de vefaya dairdi.

Türk sinemasına büyük emekleri geçen üç sanatçıya Ömür Boyu Dostluk Ödülleri takdim edildi.

Sinema ve tiyatro sanatçısı Süleyman Turan, yapımcı ve yönetmen Biket İlhan ile yönetmen Reis Çelik’e verilen o ödüllerin, son derece anlamlı olduğunu düşünüyorum.

*

Reis Çelik, kürsüde gençlik yıllarından Fethi Bey’e dair hatıralarından bahsetti.

O gençlik yılları ki ülke sağ-sol çatışması yüzünden yangın yerine dönmüş halde. Her gün on-on beş kişi öldürülüyor.

Solun büyük isimlerinden biri de Ruhi Su.

Çevresinde bulunan gençlerden biri olan Reis Çelik, şöyle anlattı:

“Ne zaman bir konuda başımız sıkışsa, ‘Fethi Gemuhluoğlu’nu arayın’ derdi. Bir defasında büyük bir konser düzenleyeceğiz, salon konusunda problem çıktı. Yine onu aramamızı söyledi. Ben de sanıyorum ki Fethi Bey, bizim cenahın büyüklerinden biri. Aradık. Gelin görüşelim dedi. Gittik hemen. Bizi çok sıcak karşıladı. Odasına baktım, “Allah Allah, burası hiç de solcu birinin odasına benzemiyor” diye düşündüm. Salon konusunu kolayca halletti. Sonra orada yaşadığım şaşkınlığı Ruhi Su’ya anlattım. ‘Evladım’ dedi, ‘Dostluklar, siyasetin üstündedir.”

*

Birincilik ödülüne İran’dan “The Sea Swells” filmiyle Amir Gholami, ikinciliğe Kazakistan’dan “The Last Teacher” filmiyle Alan Rakhmetaliyev, üçünlüğe ise İran’dan “Hedieh” filmiyle Sahar Sotoodeh değer görüldü.

Mansiyon ödüllerinden biri Fransa’dan “Arthur Rambo” kısa filmiyle yönetmen Guillaume Levil’e, diğeri ise Türkiye’den “Naftalin” filmiyle Furkan Daşbilek’e verildi.

Törende “Fethi Gemuhluoğlu Özel Ödülü”nü de Türkiye’den “Gümüş” filmiyle Deniz Telek aldı.

Bu ödülü Fethi Gemuhluoğlu takdim etti. Rahmetlinin torunu.

*

Birincilik kazanan kısa filmin, dostluktan ziyade barış temalı olduğunu belirtmek gerek. Jüri, barış ve dostluğun ayrılmaz ikili olduğuna dikkat çekmek istemiş gibi.

Bu arada Fethi Bey’in soyadının “Gemihlioğlu” olmadığını da not düşelim.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.