Ramazan özel sayfa
  • İFTARA KALAN SÜRE 00:00:00
Çocuk dostu saraylar projesi hayata geçiyor
Gündem
Çocuk dostu saraylar projesi hayata geçiyor
Cumhurbaşkanlığı Milli Saraylar İdaresi Başkanlığı çocukların tarihi Saray, Kasır, Köşk ve Müzelere yönelik ilgisini artırmak amacıyla “Çocuk Dostu Saraylar” projesini hayata geçiriyor.
Yeni Şafak
Gemuhluoğlu varsa savaş yok
Hayat
Gemuhluoğlu varsa savaş yok
Bir neslin yetişmesinde pay sahibi olan Fethi Gemuhluoğlu’nun dostluk felsefesinden yola çıkan Uluslararası Dostluk Kısa Film Festivali’nde Yaşam Boyu Dostluk ödülü Reis Çelik’e takdim edilecek. Çelik, Ruhi Su’nun ağzından Gemuhluoğlu’nu anlattı: “Gemuhluoğlu gibi dostlarınız olursa dünyada savaş kalmaz.”
Yeni Şafak
Hem ekolojik hem ekonomik
Teknoloji
Hem ekolojik hem ekonomik
Erzurum'da 3 akademisyen, moleküler biyoloji ve genetik alanında yaptığı çalışma sonucu, "çevre dostu laboratuvar ürünleri" geliştirdi. Diğer laboratuvarlar tarafından testlerde kullanılması planlanan ürünler deney maliyetlerini de azaltacak.
AA
Yeniden çalışmamız gereken
Yeniden çalışmamız gereken

Erol Göka Hocamız ne güzel yazdı: “Güvenilir değilsen o kadar yalnız kalıyor yahut kendini öyle hissediyorsun.” Tercih edilen değil de içine düşülen yalnızlıktan kurtulmanın birinci yolu, güvenilir insan olmaktan geçiyor. Mümin kelimesinin anlamlarından biri de budur: Kendisinden emin olunan.

Video: Yeniden çalışmamız gereken

Şahitliğimizdir: İnsanlar arasındaki itimat duygusu her geçen gün zayıflıyor. Kalbî muhabbet azalıyor. Dostlar arasındaki sohbetlerde bile “aramızda kalsın” uyarısı yapmak ihtiyacı duyuluyor.

Yirmi yıllık bir müessese düşünelim. En eski çalışan ise bir yıllık olsun. Aklımıza ne gelir? Demek ki burası huzurlu, adaletli bir işyeri değil. Bu yüzden kimse durmuyor. İnsanlar işbaşı yapıyor, biraz çalışıyor, ortamı gördükten sonra oradan ayrılıyor. Yani sıkıntı var.

Şahsen insan ilişkilerine de böyle bakıyorum, bakmalıyız. Yirmi yıldır edebiyatın veya çeyrek asırdır siyasetin içinde. Fakat hiç kıdemli arkadaşı yok. Sürekli çevre felaketi yaşıyor. Ancak onu tanımayan, evveliyatını bilmeyen yeni isimlerle geçici münasebet kurabiliyor. Elbette bir müddet. Nasıldı o söz? Sarımsağı gelin etmişler, kırk gün kokusu çıkmamış.

Kendimize sormamız gereken ana soru: İnsanlar bizi tanıdıkça uzaklaşıyor mu, yakınlaşıyor mu?

KALP MEDENİYETİ

Dost o kişidir ki yanında güvende olursunuz. Ondan size kötülük gelmeyeceğini bilirsiniz. Kalbî dostluklarda kâr zarar hanesi yoktur. Bunu söylüyoruz ama dostlar birbirini aşağı çekmez, yukarı çıkarır.

Dostluk tornavida, pense yahut kartvizit değildir. Onu kullanamayız. Dostluğu kullanmamak, erdemli bir davranıştır.

Bize “hayır” diyemeyen insanlardan sürekli bir şeyler istemek, bir zaman sonra, karşı tarafta gönül yorgunluğu oluşturur.

İnsan başkalarındaki değişimi görür de kendi dönüşümünü göremez. Şöyle deriz: O çok değişti.

Dostluk ile şüphe asla yan yana gelmez, beraber olamaz. Dostlarından kuşku duyan, dost olamamış demektir.

Dostluk, iki insan arasında kurulan kalp medeniyetidir.

Dostluk, dostluğu çağırır. Benzer mizaçlar, ortak dertler, müşterek duygular birbirini bulur. Bir, iki derken, sonunda kalıcı bir muhit, sağlam bir meclis oluşur.

Dostlarımızı yolda bulmadık ki yolda bırakalım. Daha önce yazmıştık, tekrar edelim: Dost, hayatla ve emekle beraber gelendir.

Atalarımız “bin dost az, bir düşman çok” demiş. Düşman düşmanın olsun. Nihayetinde her kuş kendi cinsiyle uçar. Akbaba sürüsünün içinde serçenin ne işi var?

Güvenilir değilseniz, başkalarına da güvenemezsiniz. Dost olamayan, dost bulamaz. İtimat ve dostluk; yeniden çalışmamız gereken başlıklardan biri de budur.

Renk körlüğü
Renk körlüğü

“Ne acayip” dedi beyaz saçlı adam acı acı gülümseyerek, “konuşmak bizi o kadar meşgul ediyor ki konuştuklarımızı anlamaya hiç vaktimiz kalmıyor!”

Video: Renk körlüğü


Sanki uzun mesafeler boyunca yürümüş gibi yorgunuz ama geldiğimiz hiç bir yer yok. Sanki her şeyi çok seviyormuş gibi yapıyoruz ama dünyamız kaskatı, içinde neredeyse hiç sevgi yok. Sanki her düğümün çözümünü biliyormuş gibi konuşuyoruz ama her yaptığımızla, her söylediğimizle düğümler daha da çözülemez hale geliyor. Milyon tane kitap deviriyoruz görünüşte ama o kitaplardan hayata yayılan hiçbir bilgelik yok. Herkes ne kadar doğruluk timsali olduğunu ispat etmenin derdinde, iyi de hayatın fotoğrafına bu kadar eğrilik nereden karışıyor? Sanki aynı derdin dertlisi, aynı yolun yolcusu kocaman kalabalıklarmışız gibi konuşuyoruz; bir küçük kıvılcım yetiyor oysa aramızda koca koca yangınlar çıkartmaya. Aramızdan biri bir diğerine “Yalnız değilsin!” dediğinde, hepimizi üşüten bir yalnızlık rüzgarı esmiyor mu her yanımızda. İktisattan anladığımızda bir yanlışlık yok mu? İnsan harcayarak kim düzen tutmuş, dirlik sahibi olmuş bu cihanda? İçinde ‘gönül’ kelimesinin geçmediği bir tek türkü yok neredeyse bu coğrafyada; ama kim biliyor bugün gönlünün yerini Allah aşkına! “Masum değiliz hiçbirimiz”, eyvallah! Ve fakat masumiyetin hayalini bile kuramayacak kadar kuruyup gitmemizi izaha yeter mi dilimize sakız ettiğimiz bu itiraf kelimeleri. Nasıl acayip bir ticaret ki bizim ticaretimiz, hep zarardayız. Ne menzile varmaz bir söz ki bizim sözümüz, hiçbir yere varmadan hep baştan başlamaktayız.

“Aradığın şey o kitaplarda değil. Aradığın şeyi okuyarak bulamazsın. Sende eksik olan şeyi gözlerinle tamamlayamazsın. Aradığın şeyi yüreğinle bulacaksın. Dünyadaki bütün kitaplar, bütün hesaplar, akıl oyunları, sayfalarca laf sevginin yerini tutmaz. Okuyarak öğreneceksin ama severek anlayacaksın” buyuruyor Hazreti Şems, ne mutlu sevene, ne mutlu anlamaya kalbinden yol bulana...

Vaktiyle güzeli görenler gördüklerini tefekkür ederek, içlerine iyice sindirerek, kendilerine katarak hallerinde, lisanlarında, insanlıklarında görünür kılmaya gayret ederlerdi. Şimdi bir güzellik gören onu kaydederek hemen başkalarıyla paylaşmanın, güzelliği gördüğünü aleme göstermenin, güzelliği ilk gören, ilk farkeden olmanın sosyal getirisini toplamanın derdinde, telaşında... Çünkü elindeki güzelliği pazara sürüp beğenileri topladıktan sonra hiç vakit kaybetmeyip yeni güzellik avına çıkmak icap ediyor. Bu zamanın adeti böyle, sürümden kazanmaya oynanıyor. Dolayısıyla güzellik hiç kimsenin kişiliğinde yerleşmiyor, uzun boylu konaklamıyor, pürtelaş dolaşıma çıkarılıyor. Yine dolayısıyla güzelliğin sürümünden aslında hiç kimse kayda değer bir gerçek kazanç elde edemiyor. Çünkü sürekli el değiştiriyor. Hiçbir elde kök salamıyor, filizlenemiyor, yükselemiyor.

“İnsana özgü bir yeteneksizliktir yaşayamamak. Yoksa hangi balık boğmuş kendini, hangi serçe atlamış camdan?” diyor üstad Fyodor Dostoyevski. Var mı aramızda hayatıyla Dostoyevski’nin haklı olmadığını söyleyebilecek babayiğit?

Renk körü dediğimiz insanlar renkleri görmez değildir, sadece bizden farklı görürler. Asıl renk körlüğü hayatın ve insanın sonsuz çeşitlilikteki renklerini görmemek, görememektir.

Bir rengin içinde bin bir renk gören, çevresine güzellikten bir koza ören insanlar da var.

“Bir kere güzeli gerçekten görse idin” dedi meczup, “bir daha çirkinlik görmez idin!”

Suç ve Ceza'ya büyük ilgi: Biletler şimdiden tükendi
Hayat
Suç ve Ceza'ya büyük ilgi: Biletler şimdiden tükendi
Dünyaca ünlü yazar Dostoyevski'nin ölümsüz eseri "Suç ve Ceza", 15 yıl aradan sonra başkentli sanatseverlerle buluşacak. Raskolnikov'un kendi doğrusu adına işlediği cinayetleri ve vicdanıyla hesaplaşmasını konu edinecek olan oyuna vatandaşlar yoğun ilgi gösterdi. 10 gün öncesinden bütün biletler tükendi.

AA
Eski binadan bin tane insan dişi çıktı
Dünya
Eski binadan bin tane insan dişi çıktı
ABD'nin Valdosta kentinde, eski bir binanın restorasyonu sırasında çok ilginç bir olay yaşandı. Duvarın içine gömülmüş halde bin adet insan dişi ele geçirildi. Dişlerin gizli bölmede bulunduğu ifade edilirken, bu bölmelerin daha önce bu binada çalışan diş hekimleri tarafından yapıldığı öğrenildi.
Diğer
Denizi kirleten gemilere rekor ceza
Hayat
Denizi kirleten gemilere rekor ceza
Mersin Büyükşehir Belediyesi, oluşturulan özel ekip ve alınan yeni araçlarla deniz kirliliğine karşı sürdürdüğü çalışmalar kapsamında, Akdeniz’e atık bırakan 152 gemiye 7 milyon 386 bin lira ceza kesti.
DHA

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.