2. Dünya Savaşı'ndan kalan mühimmat patladı
Dünya
2. Dünya Savaşı'ndan kalan mühimmat patladı
Avustralya'nın Newcastle şehrinde ilginç bir olay yaşandı. 2. Dünya Savaşı'ndan kalan bir mühimmat patladı. Patlama sonucunda 2 kişi yaralandı.
AA
Yaşasın analar, babalar, çocuklar
Yaşasın analar, babalar, çocuklar

İstanbul her şeyde birinci. Nüfusta, ticarette, ihracat ve ithalatta, suçta, vergide, gelirde… Deniz sayısı bile çok. Birçok şehrin denize kıyısı yok ama İstanbul’un Marmara’sı var, Karadeniz’i var, bir de ikisi arasındaki Boğaz’ı var.

Video: Yaşasın analar, babalar, çocuklar


Bu kadar birincilik yetmez gibi, gelir dağılımındaki eşitsizlik konusunda da ilk sırada. En zenginler de burada, en fakirler de. İkisi arasındaki uçurumun en fazla olduğu şehir İstanbul.

Büyük, daha fazla büyürken, küçük zaman içinde daha fazla küçülüyor demektir.

Kapitalizmi iliklerine kadar yaşayan, nefes alırken ‘kapi’, verirken ‘talizm’ diyecek kadar derinden hissedenlerin sayısı da gittikçe artıyor.

*

İşin garip yanı, ayrım da yok.

Hiçbir kesim, kendini dışarıda tutamamış maalesef.

Sağcısı, solcusu…

Dinlisi, dinsizi…

Köylüsü şehirlisi…

Müslümanı, Ermenisi, Yahudisi, Urumu hep aynı durumda.

Bu ne anlama gelir?

Paylaşmayı bilmediğimizin resmidir.

Gemisini kurtaran kaptan, denize düşenlere aldırış etmiyor, onları geride bırakıp dumanını savura savura uzaklaşıyor.

*

Hâlbuki bu tablo daha şık hale getirilebilir.

İnsanlar, insanlara, insan gibi davransa, hep beraber insanca yaşarlar.

(Biraz, tiyatrocuların tiyatro tarifine benzedi ama ne zararı var?)

«

Sadece “insan gibi” davranmak bile yeterli.

Gibisi dahi dünyayı güzelleştirir, memleketi güzelleştirir.

Ya tam olarak ‘insan’ olunursa?

*

Abant İzzet Baysal Üniversitesi öğrencilerinin çıkardığı Yazı’yorum dergisinin ilk sayısında, Emine Kara “Babamın ayakkabıları” başlıklı bir portre yazmış.

Kısmen bakalım, belki ilaç niyetine geçer.

*

Kısılmış ve kızarmış gözlerinde bir şeylerin yorgunluğu okunur babamın. (…)

Kaşlarının hemen bitişiğinden yukarıya doğru halkalanan o kıvrım ve kırışıklıkları görünce, zamanın bir adamın üzerinden hangi ağırlıkta geçtiğini anlar insan. Hafif seyrelmiş saçlarının beyazları olduğu gibi, dökülen kısımları da sakalına taşınmıştır sanki. (…)

Babam gülümsediğinde sanki ağaçların yarıdan yukarısı görünmez olur. Çünkü o gökyüzü gibi gülümser. Onun her tebessümü, ‘gülümserlik’ katar bakana. Çok konuşmaz. Aldığı terbiye gereği nasihat eder bir duruşu vardır; yumuşak. Sesinde “Söylediklerimi yaparsan huzurun olur” tınısı vardır. Annem bu sesi duyduğunda, yukarıda bahsettiğim gibi gülümser. Yıllar ve zamanın taşıdığı tüm ağırlıklar onların üzerinden geçtikçe, onları birbirine o kadar benzetmiştir ki biri konuşurken öbürünü arar gözlerin, diğeri sustuğunda nedenini karşıdakinde bulmak ihtiyacı hissedersin.

(…)

Yoksulluk yıllarında kız kardeşim ve ben okula giderken, babam da işe giderdi. Yağmurlu günlerde biz babamın dönüşünü camda değil, evin girişinde beklerdik. Ayakkabıları ıslanmış mı diye bakmak için. Çünkü sadece bir çift ayakkabısı vardı; birkaç helal lokması ve bir de ailesi…

İşte bu ayakkabılar dünyanın tüm kilitlerinden ve şifrelerinden ve hatta tüm güvenlik sistemlerinden daha güvenlidir. Tüm dağlardan daha sağlam bir duruşu vardır bu ayakkabıların kapı önünde. İster tozlu veya çamurlu, ister eski yıpranmış olsun, her zaman asil ve kale surları gibi dayanıklıdır. Ağırdır.

Babamın ayakkabıları hangi renge bürünürse ve hangi makam halılarının üzerine gezinirse gezinsin, onlar her zaman adaleti, hakkaniyeti ve iyi niyeti temsil eden bir adamı taşımışlardır sırtında.

Bu sıcacık yüzün, sapasağlam duruşun, yumuşacık seslenişin ve huzur katan aydınlık gülümserliğin altında ezilen ve eriyen insan; bazen bu hoşluk yitip gidecek olursa ne olurdu diye düşünmeden edemez.

Fakat annem, bu soru hiç sorulmamışçasına kurar cümlesini:

“Ayakkabısı kapının önünde dursun da para pul istemez.”

*

Bilmem, bir yere varabildik mi? Varmışızdır herhalde.

Diyorum ki yaşasın ‘az’ın da ‘çok’un da, ‘var’ın da ‘yok’un da kıymetini bilen analar, babalar, çocuklar.

Oyun oynamayı
bile bilmiyorlar
Dünya
Oyun oynamayı bile bilmiyorlar
Uluslararası Mülteci Hakları Derneği’nin Azez’de düzenlediği ‘Sınırsız Şenlik’te görev alan üniversite öğrencileri, savaşın çocuklarının acılarına yakından tanık oldu. Gönüllü öğrencilerden Betül Cebeci çocukların oyun oynamayı bile bilmediklerini anlattı: “Ellerine top verdiğimizde ne yapacaklarını bilmiyorlar. Hepsi çocukluklarını unutmuş.”
Yeni Şafak
Mücadeleyi kaybettik
Dünya
Mücadeleyi kaybettik
Yemen’de devam eden iç savaş, ülkedeki kıtlığı facia boyutlara ulaştırdı. Nüfusunun üçte birinin insani yardıma muhtaç olduğu ülkede insanlar, yiyecek hiçbir şey bulamadıkları için “ot ve yaprak” yemeye başladı.
Yeni Şafak
Periler çok farklı
Spor
Periler çok farklı
A Milli Kadın Basketbol Takımımız, Dünya Kadınlar Basketbol Şampiyonası B Grubu’ndaki ilk maçında Arjantin’i 26 sayı farkla devirdi. Millilerde Tilbe, attığı 13 sayıyla maçın yıldızı oldu. Ay-yıldızlılarımız, gruptaki ikinci maçında bugün TSİ 22.30’da Nijerya ile karşılaşacak.
Yeni Şafak
Engelli oğluna şiddet uygulayan baba: Bir anda oldu
Hayat
Engelli oğluna şiddet uygulayan baba: Bir anda oldu
Ordu'da engelli oğluna şiddet uygulayan baba konuştu. Cani olmadığını söyleyen baba Ali Çiçek: "Daha önce böyle bir olay olmadı. Burada bana bir anda vurunca, göz kızgınlığı ile bir anda yaşandı. Böyle bir haberin yayılması ve cani olarak gösterenler, gerçekleri bilmiyor. Yanlışlıkla da olsa yaptığım şeyden pişmanım. Gözüme uyku girmedi” dedi.
IHA
İslâm Bilim Tarihi'ne damga vuran icatlar TEKNOFEST'te
Teknoloji
İslâm Bilim Tarihi'ne damga vuran icatlar TEKNOFEST'te
İstanbul Yeni Havalimanı’nda gerçekleştirilen TEKNOFEST İstanbul Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivali’ne katılan Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi (FSMVÜ), Müslüman bilim insanlarının icatlarını kurduğu stantta sergiledi.
DHA
TEKNOFEST'teki büyük yarış dünya basınında
Teknoloji
TEKNOFEST'teki büyük yarış dünya basınında
Teknoloji odaklı birçok etkinliğe ev sahipliği yapan TEKNOFEST'te, Kenan Sofuoğlu motosikletiyle; F16, özel jet Challenger 605, Formula-1 aracı, Tesla P100 DL, Lotus Evora 430 GT, Aston Martin The New Vantage ile çok özel bir yarış yapmıştı. Yarış dünya basınında da büyük yankı buldu.
Diğer

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.