Ekipleri alarma geçiren kayıp çocuk dolapta bulundu
Gündem
Ekipleri alarma geçiren kayıp çocuk dolapta bulundu
Van'da kaybolan 6 yaşındaki çocuk, jandarma, AFAD, polis ekipleri ve vatandaşları alarma geçirdi. Ekipler arama yaparken evin dolabından çıkmasıyla birlikte çığlıklar yükselince herkes eve koştu. Çocuğun dolapta uyuya kaldığı ortaya çıktı.
IHA
Bir temsil olarak dünya
Bir temsil olarak dünya

Yaşanan her şey, yaşayan ya da haberdar olan herkes için bir hayat dersidir. Anlamaya, anlamlandırmaya, hayata ve insana dair o dersleri almak, bir ibret, bir tefekkür vesilesi, bir ilham olarak kendimize katmak durumundayız. İnsanın tekâmülü için bu gereklidir. Ve esasen bir yönüyle etrafında olup biten, şahidi olduğu her şey tekâmülü için insanın kıyılarına vurur. Bu da insanlar olarak tarafımıza bir lütuf, istifademize sunulan bir nimettir. Bunun idrakinde olmak ve yaşanan her şeye bu gözle bakmak icap eder. Aksi halde hakikatin çaldığı kapıyı açmamış, birimize ve hepimize sunulmuş bir hayır-şer temsilinden nasipsiz kalmış oluruz.

Video: Bir temsil olarak dünya


“Sadece görmek istediğin şeyleri görüyorsun” dedi gözlüklü olan. “Evet, çünkü bu geceleri deliksiz uyumamı sağlıyor” diye karşılık verdi buna bıyıklı olan. Bir süre yüzüne öylece baktı ve imalı bir ifadeyle “Sadece geceleri mi?” diye sordu gözlüklü olan.

Sadece geleceğinden değil, geçmişinden de kaçamazsın. Her olan şey hayatta izler bırakır. Elbette insanda da… Bunlarla yüzleşmekten kaçar, anlamaya çalışmaz, içine sindiremezsen, teşhisi konmamış bir şizofreniyle ömür boyu yaşamak zorunda kalırsın. Zihnini kurcalayıp duran soruları, huzurunu kaçıran fısıltıları duymamak için sürekli yüksek sesle konuşman gerekir ama bu da uzun boylu işe yaramaz. Çünkü insanın içinde, onun farkında olsun ya da olmasın hakikatten bir pay vardır. O pay aynı zamanda insanın mayasıdır. Bu sebeple ki insan ne zaman hakikate arkasını dönse huzursuz olur. Çünkü kendi özüne, mayasına, hamuruna, hakikatine aykırı davranmış olur. Yanlışta ısrar ederse içindeki o gerilim büyür, büyüdükçe daha büyük huzursuzluk verir. O noktada yanlış yanlışı doğurur, insan kendisine huzursuzluk verenin daha önce yaşadıkları, şahit oldukları, içinde tortulaşan şeyler olduğunu sanarak bugününü geçmişinden kaçırmaya çalışır. Oysa kaçtığı bilincidir; aidiyeti, toprağın derinliklerine uzanarak kendisini besleyen kökleridir. İnsanın bilincinden kaçarak sığınabileceği tek yer bilinçsizliktir.

“Dünyaya gelmek saldırıya uğramaktır. Doğan bebek havanın ciğerlerine olan saldırısının verdiği acıyla haykırır. Soğuk saldırır bize, sıcak saldırır. Açlığın, hastalığın, korkunun saldırılarını savuşturma yoluyla yaşarız, hayatta kalırız. Yaşıyor olmak, savaşıyor olmaktan başka bir şey değildir. Bir gün son nefesimizi verdiğimizde bize yapılan ilk saldırıyı tamamen püskürtmüş oluruz. Savaş bitmiştir” diyor üstad İsmet Özel, ‘Waldo Sen Neden Burada Değilsin?’de.

Dünyayı insandan bakarak mı anlamlandıracağız; yoksa insanı dünyadan bakarak mı anlamaya çalışacağız? Bu ikilemin bizi getireceği yer kaçınılmaz olarak insanın mı, dünyanın mı daha büyük olduğu sorusudur. Dünya dünyadan ibarettir, başı ve sonu vardır. Oysa insan dünyadaki insandan ibaret değildir. Bedeni toprağa gidince insan orada bitmez, ruhuyla ebediyete göçer. Yeni zamanlarda insanı dünyaya sıkıştırmaya çalıştığımız, ebediyete ait boyutunu görmezden geldiğimiz için güdük, huzursuz, tıkanmış bir ‘insanlık’la karşı karşıya kalıyoruz.

Herkesin tıkanıp kaldığı yerde varlığıyla hayata nefes aldıran insanlar da var.

“Dünyayı kalbine koyma” dedi meczup, “kalbini dünyaya koy!

Hamilelikte alınan kilolar çocuğun sağlığını etkiliyor
Hayat
Hamilelikte alınan kilolar çocuğun sağlığını etkiliyor

Hamilelikte alınan kiloların çocuğun sağlığını etkilediği ifade edildi. Yapılan araştırmalarda, hamilelikte önerilen kilonun altında ya da üstünde kilo almanın, ileride çocuğun sağlığını olumsuz etkileyebileceği belirlendi.

AA
Yamaç paraşütünde dünyanın gözdesi
Hayat
Yamaç paraşütünde dünyanın gözdesi
Anadolu'nun ortasında Kapadokya ve Ihlara Vadisi'nin oluşmasına katkı sağlayan Hasandağı, yamaç paraşütü alanında hem Türkiye hem de dünyada ön sıralarda yer alacak potansiyele sahip adresler arasında gösteriliyor. Yamaç Paraşütü Dünya Kupası Organizasyonu Başkanı Goran Dimiskovski, "Pilotların, dünyada Hasandağı gibi bu kadar yoğun şekilde uçabildiği çok fazla yer yok" dedi.
AA
Ahilik esnaf dayanışmasının temeli
Hayat
Ahilik esnaf dayanışmasının temeli
Türkiye’nin dört bir yanında kutlanan Ahilik Kültürü Haftası’nın temelinde Osmanlı esnafının ahlakı yatıyor. Geçmişte günümüze miras kalan bu geleneğin kutlanmasında bu zamana kadar etkili olan ahilerin hikayelerini sizler için derledik.
Yeni Şafak
Yozgatlı beşizlerin ilkokul heyecanı
Hayat
Yozgatlı beşizlerin ilkokul heyecanı
Yozgat'ın Akdağmadeni ilçesinde İbrahim ve Özlem Bulut çiftinin 2012'de prematüre olarak dünyaya gelen beşiz çocukları, ilkokula başladı. Öğretmenleri ve sınıf arkadaşları tarafından ilgiyle karşılanan sevimli beşizler İstiklarl Marşı'nın okunması ve saygı duruşunun ardından 1-A sınıfındaki yerlerini aldı.
AA
Şampiyonlara kupaları Erdoğan verdi
Spor
Şampiyonlara kupaları Erdoğan verdi
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Dünya Ralli Şampiyonası'nın (WRC) 10. ayağı Türkiye Rallisi'nin ödül törenine katıldı.
AA
Duvar örmek
Duvar örmek

Bir şey öğrendi. Aldı onu masasının üstüne koydu. Bir şey daha öğrendi, onu da ötekinin yanına koydu. Daha bir çok şey öğrendi, onları da diğerlerinin yanına, üstüne, etrafına koydu. Masanın üstü öğrendikleriyle doldu. Öğrendikçe öğrenme heyecanı artıyordu. Bu heyecan giderek öğrenme hırsına dönüştü. Öğrendiklerini bir şekilde hayatına katamadan bir şey daha öğrenmek, bir şey daha öğrenmek arzusuyla yanıp tutuşuyordu. Öğrendiklerini masanın üstünde yer kalmadığı için yere koymaya başladı. Yanına, öteki yanına, sonra arkasına, etrafına... Giderek öğrendikleri her yeri kaplayarak yükselmeye, bir duvar gibi etrafını sarmaya başladı. Öğrendikleriyle hayatı için ne yapacağını düşünmeye bile vakit bulamadan, bir öğrendiğini başka bir öğrendiğiyle beraber düşünüp bütünleyemeden öğrenmeye hiç durmadan, duraksamadan devam etti. Zamanla çevresinde yükselmeye başlayan duvar aşılamaz hale geldi. Dünyayla, hayatla, olan bitenle, değişen ve değişmeyenle, diğer insanlarla, onların yaşadıklarıyla irtibatı tamamen kesildi. Öğrenme hırsı onu bir kısır döngüye, içinden çıkamadığı bir girdaba sürükledi. Öğrendikleri zindanı oldu.

Video: Duvar örmek

“İnsanlık tarihinde insanların zihninin bu kadar tıka basa doldurulduğu bir başka devir yoktur” dedi profesör. Salondakiler merakla sözü nereye bağlayacağını beklemeye başladılar. Sessizlikle geçen bir kaç dakikanın ardından, “Ve hayatın anlamsızlıkla bu kadar tıka basa doldurulduğu bir başka devir de yoktur” diye devam etti.

İyi bir şey, ihtirasla peşine düştüğümüzde iyiliğini büyük ölçüde kaybediyor. Bu zamanda bilmek arzusu da böyle kör ihtirasların kurbanı olmak üzere. Hepimiz her şeyi bilmek istiyoruz, böyle bir arzumuz var. Oysa bilgi sonsuz... Her şeyi bilme ihtirasıyla peşine takıldığımızda varış yeri olmayan bir yolda yürümeye mahkum etmiş oluyoruz kendimizi. Bu yola giren herkesin tükeneceği açık... Hem de bir yere varamadan... Elde ettiği bilgilerden bir anlam dünyası inşa edemeden... Bu acıklı hal, ömrü boyunca para kazanmak için sürekli çalışıp didinen ve kazandıklarını harcamaya vakit bulamadan hayatı sona eren bir adamın haline çok benziyor. Para sadece bir araç, bu zavallı adamın unuttuğu şey bu... Amaç parayı biriktirmek değil, kazanılan parayı bir değere dönüştürmek... Bilgi için de böyle bu...

Elde ettiği küçük bir bilgiyi tefekkürle büyütüp enginleştirerek kendine bir ömrü dolduracak büyüklükte bir anlam dünyası kuran insanlar var. Uzun tedrisatlardan geçmemiş, kütüphaneler, külliyatlar devirmemişler. Ama koca koca kalabalıklar ürettikleri hikmete bakıp bugün onları bilge diye anıyor. Bir de hiç dur durak bilmeden sürekli bir şeyler öğrenen, bu şekilde çevresinde enformasyon dağları yükselten ama hayata, yanı başındaki insanlık acılarını dahi göremeyecek kadar körleşmiş olanlar var. Elbette bu kadar değil, bunların tersi de var. Hayatı boyunca öğrenmemiş, tefekkür etmemiş, kör cahil kalmış olanlar ya da çok öğrenmiş ve her öğrendiğinin hakkını vermiş olanlar... Evet onlar da var ama sayıları gerçeği tersine çevirecek kadar değil... Gerçek ne? Bilginin bir araç olduğu, amaç olmadığı... Üst üste koyup biriktirmek için değil bilgi... Aksine her öğrendiğimizi zihnimizde ve kalbimizde işleyerek hayata katmak, anlam dünyamızı geliştirmek, insanlığın sıkıntılarına çare üretmek ve bütün bunlarla ‘insan’ın kalıbını insanla doldurabilmek için... Yoksa en iyi ihtimalle, eskilerin söylediği gibi sadece hamallıktır yaptığımız.

Bir bilen, bir yaşayan, öğrendiğini zayi etmeyen, içini anlamla doldurabilmek için hayatını küçük tutan insanlar da var.

“Ha duracağı yeri bilmeyen biri” dedi meczup, “ha şu zavallı dolap beygiri!”

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.