Çocuklarımızı, kamburluktan korumanın 7 püf noktası
Çocuklarımızı, kamburluktan korumanın 7 püf noktası
Okulların açılması ile birlikte çocuklarımıza binen yükler, tekrar başladı. Duruş bozuklukları içerisinde Skolyoz kadar farkında olunmasa da, “kamburluk” ta çocuklarımızın omurga yapısını son yıllarda artan oranlarda etkiliyor.
Diğer
İş dünyasında yeni program heyecanı
Ekonomi
İş dünyasında yeni program heyecanı
Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, merakla beklenen 3 yıllık Yeni Ekonomik Program (YEP)’ı açıkladı. İş dünyası açılanan yeni ekonomi stratejisi ile ilgili umut dolu mesajlar yayınladı. MÜSİAD Genel Başkanı Abdurrahman Kaan, Yeni Ekonomi Programı’nın çok iyi çalışılmış bir paket olduğunu belirtti.
Yeni Şafak
Ceviz oyunu
Ceviz oyunu

Güz mevsimi, üzümlerin, incirlerin, cevizlerin hasadının yapıldığı dönemdir.

Cevizler olgunlaştığında, her eve en az birkaç küfe ile taze ceviz gelir. Yeşil kabukları çıkarılır, eller kınalanmış gibi olur. Kimsenin aklına eldiven kullanmak gelmez. Zaten eldiven pahalı ve nadir bulunan bir şeydir.

Video: Ceviz oyunu


Cevizlerin yeşil kabuklarını çıkarma işlemine bizim memlekette ‘gabucaklama’ veya ‘gabıcaklama’ denilir. “Kabuklarını çıkarma işi” diyeceklermiş, aceleye gelmiş de çabucak söyleyivermişler gibi.

Evden çıkarken ceplerine bir iki avuç ceviz dolduran çocuklar, sokakta arkadaşlarıyla ceviz oynamaya başlar.

İki türlü ceviz oyunu vardır.

Biri gezerek oynanan “Kafa-karış”, diğeri sabit bir yerde oynanan.

Kafa karışta, her çocuğun seçip ayırdığı en sağlam ceviz, ‘kafalık’ olarak isimlendirilir.

Rakibin uzaktaki cevizine nişan alarak atılan kafalık, eğer rakip oyuncunun kafalığını vurursa veya bir karış mesafesinde yaklaşırsa, ondan bir ceviz kazanır.

Uzak düşerse, atış sırası rakip oyuncuya geçer.

Sabit bir yerde oynanan ceviz oyununda, toprak zemine çivi veya taşla bir daire çizilir.

Beş metre kadar öteye de düz bir çizgi. O çizgiye ‘kale’ denir, daireye ‘mors’.

Mors içine birer veya ikişer ceviz koyan oyuncular (en az iki veya üç dört kişi olabilir), kafalıklarıyla kaleye atış yaparlar. Kale çizgisine en yakın atan, ilk oynama hakkı kazanır.

Mesafe yakınlığına göre sıralama yapılır.

*

Sonra kaleye ayak ucuyla basarak, morstaki cevizlere atış yaparlar. Morsta bulunan cevizleri vurup, dairenin dışına çıkaran çocuk, çıkardığı cevizin sahibi olur ve bir atış hakkı daha kazanır. Son oyuncu da kaleden atış yaptıktan sonra, diğer atışlar, kafalıkların bulunduğu yerden yapılır.

İki türlü atış yapmak mümkündür. Ya morstaki cevizlere, ya rakiplerin kafalıklarına. Kafalığı rakip oyuncu tarafından vurulan çocuk, oyundan çıkmış olur. Az sonra yeni başlayacak oyuna kadar kenarda bekler.

Atış sırasında mors içindeki cevizlerden bir veya daha fazlasını mors çizgisi dışına çıkaran fakat kendi kafalığı morsun içinde kalan oyuncu da saf dışı kalır.

Kafalığını alarak, kenara çekilir. O atışta çıkmış olanlar cevizler tekrar morsa koyulur.

Kafalık cevizlerin, her çocuk için büyük değeri vardır. Onu morsa koymak mümkün değildir. Ta ki daha iyi bir ceviz bulana kadar.

Oyun bittiğinde, bazı çocuklar ellerindeki cevizleri kaybetmiş olsa da, hep beraber cevizleri kırıp yerler. Üten, ütülen hepsi bir arada.

CİLLİ VE GAZOZ KAPAĞI

Aynı oyun kurallarıyla cilliler (misketler) ve gazoz kapakları ile de oynanır.

İki farkı vardır cilli ile oynanan oyunun.

Mors daire değil, üçgen şeklinde çizilir. Ve oyun sonunda cilliler ve gazoz kapakları yenilmez.

Gazoz kapağı oyununda da mors yuvarlaktır.

Atış yapılmak için kullanılan ise, yassı bir taş, bir kiremit parçası veya eski ayakkabılardan koparılmış topuk yahut tabandan özenle kesilip kenarları düzeltilmiş kösele parçasıdır.

Ona da ‘sade’ adı verilir. Sadesi sağlam olan, iyi atış yapan, gazoz kapaklarını toplar.

Kafa karış tarzı, cilli ve gazoz kapakları ile de oynanır.

Atışlar sade ile yapılır. Rakibin sadesini vuran veya bir karış kadar yaklaşan kazanır.

Mesafeyi, atışı yapan her çocuk, kendi karışıyla ölçer.

Gazoz kapağı, en düşük değere sahiptir.

Meyveli gazoz, yöreye göre ya iki sade gazoz kapağı eder, ya üç, ya beş.

En değerlisi ise meyve suyu kapağıdır.

Bira kapakları ise hiçbir çocuğun nezdinde değerli sayılmaz.

Oyuna dâhil edilmezler.

Kahvehane yakınlarında kapak toplayan çocuklar, bira kapağına rastlayacak olursa, dönüp bakmaz ve iğrenç bir şey görmüş gibi yüzünü buruşturur.

Hâlbuki o da aynı metalden yapılma, onun da kenarları aynı şekilde tırtıklı.

Fakat değeri sıfır. Hatta sıfırın bile altında.

Bu kararı kim vermiştir, nasıl vermiştir?

Nasıl bu kadar kesin çizgilerle uygulanmıştır ve her ülkenin tarafına aynı şekilde nasıl yayılmıştır?

Çocuklar neden, “kapaksa kapak” dememişlerdir?

Epeyce düşünülmesi gereken bir husustur bu ve kanaatimce son derece önemlidir.

5 yaşındaki çocuk annesinin hayatını kurtardı
Hayat
5 yaşındaki çocuk annesinin hayatını kurtardı
Fransa’nın başkenti Paris’te 5 yaşındaki bir çocuğun annesinin baygınlık geçirmesi üzerine acil servisi arayıp yardım talep etmesi takdir topladı. Telefonda annesini kendini kötü hissedip düştüğünü dile getiren çocuk adresini ve annesinin bilgilerini kusursuz bir şekilde verdi.
IHA
Kaybolan Muhammed'in annesiyle duygulandıran kavuşma anı
Gündem
Kaybolan Muhammed'in annesiyle duygulandıran kavuşma anı
Bursa'nın İnegöl ilçesinde, evinin önünde oynarken kaybolan Muhammed Kılıçer (5), polis tarafından bulundu. Ekipler tarafından evine götürülen çocuğun, koşarak annesinin kollarına atılması duygulu anlar yaşattı.
DHA
Ekipleri alarma geçiren kayıp çocuk dolapta bulundu
Gündem
Ekipleri alarma geçiren kayıp çocuk dolapta bulundu
Van'da kaybolan 6 yaşındaki çocuk, jandarma, AFAD, polis ekipleri ve vatandaşları alarma geçirdi. Ekipler arama yaparken evin dolabından çıkmasıyla birlikte çığlıklar yükselince herkes eve koştu. Çocuğun dolapta uyuya kaldığı ortaya çıktı.
IHA
Bir temsil olarak dünya
Bir temsil olarak dünya

Yaşanan her şey, yaşayan ya da haberdar olan herkes için bir hayat dersidir. Anlamaya, anlamlandırmaya, hayata ve insana dair o dersleri almak, bir ibret, bir tefekkür vesilesi, bir ilham olarak kendimize katmak durumundayız. İnsanın tekâmülü için bu gereklidir. Ve esasen bir yönüyle etrafında olup biten, şahidi olduğu her şey tekâmülü için insanın kıyılarına vurur. Bu da insanlar olarak tarafımıza bir lütuf, istifademize sunulan bir nimettir. Bunun idrakinde olmak ve yaşanan her şeye bu gözle bakmak icap eder. Aksi halde hakikatin çaldığı kapıyı açmamış, birimize ve hepimize sunulmuş bir hayır-şer temsilinden nasipsiz kalmış oluruz.

Video: Bir temsil olarak dünya


“Sadece görmek istediğin şeyleri görüyorsun” dedi gözlüklü olan. “Evet, çünkü bu geceleri deliksiz uyumamı sağlıyor” diye karşılık verdi buna bıyıklı olan. Bir süre yüzüne öylece baktı ve imalı bir ifadeyle “Sadece geceleri mi?” diye sordu gözlüklü olan.

Sadece geleceğinden değil, geçmişinden de kaçamazsın. Her olan şey hayatta izler bırakır. Elbette insanda da… Bunlarla yüzleşmekten kaçar, anlamaya çalışmaz, içine sindiremezsen, teşhisi konmamış bir şizofreniyle ömür boyu yaşamak zorunda kalırsın. Zihnini kurcalayıp duran soruları, huzurunu kaçıran fısıltıları duymamak için sürekli yüksek sesle konuşman gerekir ama bu da uzun boylu işe yaramaz. Çünkü insanın içinde, onun farkında olsun ya da olmasın hakikatten bir pay vardır. O pay aynı zamanda insanın mayasıdır. Bu sebeple ki insan ne zaman hakikate arkasını dönse huzursuz olur. Çünkü kendi özüne, mayasına, hamuruna, hakikatine aykırı davranmış olur. Yanlışta ısrar ederse içindeki o gerilim büyür, büyüdükçe daha büyük huzursuzluk verir. O noktada yanlış yanlışı doğurur, insan kendisine huzursuzluk verenin daha önce yaşadıkları, şahit oldukları, içinde tortulaşan şeyler olduğunu sanarak bugününü geçmişinden kaçırmaya çalışır. Oysa kaçtığı bilincidir; aidiyeti, toprağın derinliklerine uzanarak kendisini besleyen kökleridir. İnsanın bilincinden kaçarak sığınabileceği tek yer bilinçsizliktir.

“Dünyaya gelmek saldırıya uğramaktır. Doğan bebek havanın ciğerlerine olan saldırısının verdiği acıyla haykırır. Soğuk saldırır bize, sıcak saldırır. Açlığın, hastalığın, korkunun saldırılarını savuşturma yoluyla yaşarız, hayatta kalırız. Yaşıyor olmak, savaşıyor olmaktan başka bir şey değildir. Bir gün son nefesimizi verdiğimizde bize yapılan ilk saldırıyı tamamen püskürtmüş oluruz. Savaş bitmiştir” diyor üstad İsmet Özel, ‘Waldo Sen Neden Burada Değilsin?’de.

Dünyayı insandan bakarak mı anlamlandıracağız; yoksa insanı dünyadan bakarak mı anlamaya çalışacağız? Bu ikilemin bizi getireceği yer kaçınılmaz olarak insanın mı, dünyanın mı daha büyük olduğu sorusudur. Dünya dünyadan ibarettir, başı ve sonu vardır. Oysa insan dünyadaki insandan ibaret değildir. Bedeni toprağa gidince insan orada bitmez, ruhuyla ebediyete göçer. Yeni zamanlarda insanı dünyaya sıkıştırmaya çalıştığımız, ebediyete ait boyutunu görmezden geldiğimiz için güdük, huzursuz, tıkanmış bir ‘insanlık’la karşı karşıya kalıyoruz.

Herkesin tıkanıp kaldığı yerde varlığıyla hayata nefes aldıran insanlar da var.

“Dünyayı kalbine koyma” dedi meczup, “kalbini dünyaya koy!

Hamilelikte alınan kilolar çocuğun sağlığını etkiliyor
Hayat
Hamilelikte alınan kilolar çocuğun sağlığını etkiliyor

Hamilelikte alınan kiloların çocuğun sağlığını etkilediği ifade edildi. Yapılan araştırmalarda, hamilelikte önerilen kilonun altında ya da üstünde kilo almanın, ileride çocuğun sağlığını olumsuz etkileyebileceği belirlendi.

AA

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.