"Terörist Demirtaş'ın tiyatrosuna gideceğinize Diyarbakır'a gelin"
Gündem
"Terörist Demirtaş'ın tiyatrosuna gideceğinize Diyarbakır'a gelin"
Çocukları terör örgütü PKK mensupları tarafından dağa kaçırılan HDP Diyarbakır İl Başkanlığı önünde oturma eylemi yapan acılı baba Süleyman Aydın, HDP'nin eski Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın yazdığı 'Devran' adlı öyküsünün tiyatrosuna katılan CHP'lilere tepki gösterdi. Aydın, 'Terörist Selahattin Demirtaş'ın tiyatrosuna gideceğinize Diyarbakır'a gelin' diyerek sitem etti.
IHA
İBB'de işten çıkarılan işçi açtığı davayı kazandı: 4 aylık maaşı da ödenecek
Gündem
İBB'de işten çıkarılan işçi açtığı davayı kazandı: 4 aylık maaşı da ödenecek
Ekrem İmamoğlu'nun göreve başlamasının ardından İBB'den çıkartılan işçiler arasında yer alan Cengiz Taşkın işe iade için açtığı davayı kazandı. Mahkeme Taşkın'a 4 aylık brüt ücret olan 23 bin 291 lira 16 kuruş ödenmesine de hükmetti.
DHA
İmamoğlu canlı yayında kendini yalanladı: 'Ben depremi tetikler' demedim
Gündem
İmamoğlu canlı yayında kendini yalanladı: 'Ben depremi tetikler' demedim
Katıldığı televizyon programında Kanal İstanbul ile alakalı konuşan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, kanalın olası bir İstanbul depremini tetikleyeceğini söyledi. İlerleyen dakikalarda yayına bağlanan Prof. Dr. Celal Şengör, kanalın İstanbul depremine etkisi olmayacağını ve tetiklemeyeceğini dile getirdi. Programda konuyla alakalı referandum tartışmaları da yapılırken 'Referandumdan İstanbullular, 'evet istiyoruz' derlerse ne olur?' şeklindeki soruya İmamoğlu, 'Referandum işi çözer mi? Çözmez. Büyükşehire ait alanı vermeyeceğiz. Hukuksal mücadelemizi vereceğiz.' diye cevapladı.
Diğer
Bir haftada bin işçiyi kovdular
Gündem
Bir haftada bin işçiyi kovdular
CHP’li üç büyükşehir belediyesi işçi kıyımını hızlandırdı. İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, yılın ilk haftasında bine yakın işçiyi sokağa attı. CHP’nin kıyımına uğrayan işçi sayısı 9 ayda 13 bini geçti.
Yeni Şafak
İBB'nin şirketi Kültür A.Ş. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı kitaptan çıkardı
Gündem
İBB'nin şirketi Kültür A.Ş. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı kitaptan çıkardı
İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin iştiraklerinden Kültür A.Ş. tarafından yayımlanan 'Dünya Mirası İstanbul' kitabının 2. baskısında değişikliğe gidildi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın da yer aldığı eski yönetimin sunuş yazılarının ve künyenin olduğu sayfa kitaptan çıkarıldı.
Yeni Şafak
Tekno-milliyetçiliğin yükselişi: Yerli ve milli otomobil
Tekno-milliyetçiliğin yükselişi: Yerli ve milli otomobil

Ulusal aidiyet “Türkiye’nin otomobili” ifadesiyle yansıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan da “60 yıllık bir rüyayı gerçekleştirerek tarihi bir güne tanıklık ediyoruz” diyerek bunu pekiştiriyor. Otomobilimiz “yerli ve milli”. Teknoloji etrafında bir vatanperverlik oluşuyor. Sosyologlar, birçok milliyetçilik biçiminden bahseder. Etnik milliyetçilik, sivil milliyetçilik, maritime/deniz milliyetçiliği, banal milliyetçilik… Ama bizim Türkiye’de şu an yaşadığımız bir tekno-milliyetçilik. Yani bir teknoloji üretimi etrafında, yeniden milli kimliğin güçlenmesi ve vatanperverliğin derinleşmesi ortaya çıkıyor. Aslında Fransızlar Renault, Almanlar Volkswagen (halk vagonu/halk arabası), İngilizler Land Rover, Japonlar Toyota, İtalyanlar Fiat gibi otomobil markalarıyla özdeşleşiyorlar. Araba markaları ve toplumlar arasındaki bu özdeşim, tekno-milliyetçiliğin varlığına işaret ediyor.

Türkiye’de toplum epeydir iç çekişmeler, büyük terör dalgaları, FETÖ darbe girişimi gibi ciddi sorunlarla boğuşuyor. Halk küresel müdahalelere maruz kaldığına inanıyor. İçsel sarsıntılar, kutuplaşmalar ve derin ihtilaflardan geçiyor. Adeta kolektif bilincin parçalanan partiğini yaşıyoruz. Ortak bir toplumsal tahayyül etrafında halkalanmak zorlaşıyor. Hiçbir şeyde geniş bir uzlaşmaya varamıyoruz. Din, tarih, ahlak, adalet konularında derin bir şüphe içerisindeyiz. Toplum olarak septik bir ruha savrulduk. Ama Türkiye Otomobil Girişim Grubu’nun geliştirdiği milli ve yerli araba projesiyle beraber toplumda yeni bir heyecan doğuyor. Birbirine karşı ciddi mesafeler içinde olan partiler, kesimler ve aktörler bu tema etrafında yakınlaştılar. Gelecek Parti Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu tebriklerini belirtiyor. CHP’li İBB İmamoğlu, bu teşebbüsü kutladı. Sosyal medya muharebelerinde çarpışıp duran post-modern kabileler, “biraz duralım galiba iyi şeyler oluyor” diyerek baltalarını bırakıyor. Milli aidiyet, bir teknoloji etrafında tekrar canlanıyor. Ortaklık bilincinin milli temelleri otomobil üretimi üzerinden yeniden yükseliyor.

Milli araba etrafında çeşitli çevreler ve meslek grupları daha şimdiden seferber olmaya başladı. Ekonominin milli bilinç etrafındaki hareketliliğidir bu. Nitekim bir grup taksici esnafı, 30 bin araba siparişini verdi. İstanbul Taksiciler Esnaf Odası (İTEO) Başkanı, “Sektör olarak çok heyecanlıyız. Uzun zamandır beklediğimiz bir projeydi. Nasıl ki yerli ve milli bir yazılım bilinci ile bugüne kadar hareket ettiysek, aynı bilinci değerli yolcularımızı taşıdığımız araçlarımız için de taşıyoruz. Ülkemiz adına bir dönüm noktası oluşturacak yerli otomobile bu anlamda destek olacağımızı şimdiden açıklamak istiyoruz. Yerli otomobil görmemize gerek yok, 17 bin araca şimdiden talibiz” diyor. Başka bir dernek 5 bin almaya talip olduklarını söylüyor. Ankara Esnaf ve Sanatkarlar Odası da otomobil çıktığında ilk tercihlerinin olacağını söylüyor. Ayrıca özel şirketler, sivil toplum kuruluşları, kamu kurumları, spor kulüpleri ve tüketicilerin de siparişleri ile birlikte Türkiye’nin Otomobili’ne talep şimdiden 100 bini aşmış bulunuyor.

Toplumda ciddi bir heyecan, pozitif bir seferberlik ve güzel umutlar doğuyor. Bütün bunlar otomobil etrafında oluşan milli dayanışmayı anlatıyor. Kurumlar, gruplar ve insanlar milli ve yerli teknoloji etrafında birleşiyorlar. Türkiye bir makine üretmenin ötesine geçerek yeni bir tahayyülü yaşıyor. Çoğul ve atomize hikayeler içinde ortaklık bilincinden uzaklaşan toplum, şimdi bir otomobil üretimi ile ortak bir hikayeye dahil oluyor. Buradan dayanışma ve birlik şuuru doğuyor. Kutuplaşma, segmentleşme ve derin farklılaşma döneminden sonra milli bilinç yükseliyor.

Bugüne kadar hem vatanperverlik hem de milliyetçilik çeşitli değerlere ve ideolojilere dayanarak gelişiyordu. Şimdi çok daha farklı bir milliyetçilik tarzı ortaya çıkıyor. Tekno-milliyetçiliktir bu. Bunun etrafında yeni tarih, yeni rüya ve yeni gelecekten bahsediliyor. Toplum da buna koşuyor. Aslında toplum kutuplaşma ve cedelleşmekten yoruldu. Bunu aşmak için büyük, umutlu ve ortaklaşa bir gelecek tahayyülüne denk düşen bir teknolojiye yönelimsellik içinde (Husserl’in kulakları çınlasın!). Burada otomobil bir meta olmanın ötesinde imgesel bir varlığa dönüyor. Milliğin ve yerliliğin imgesi… Otomobil vatanperverliğini yaşıyoruz. Şahsen bunun “hilal” adıyla da sembolleşmesinin iyi bir tercih olacağını düşünüyorum.

Şeyh Muhyiddin’den seçilmiş sözler
Şeyh Muhyiddin’den seçilmiş sözler

Hakikat, daima tek bir şeyin hakikati olsa da, onun dile getirilmesi olarak güzel söz, yeni hakikatlere pencere açması, hakikatin hayat ve beyan esasında kapsamının genişletilmesi bakımından çok katlı, çok boyutlu bir yapı arz eder

Zira her güzel söz verimlilik, bolluk, bereket, ihsan, nimet, bağış, kerem anlamında tekvinî olarak tevhide ve çokluğa tabidir. Bu manada her söz “kün”den bir öze ve “besmele”den bir biçime sahiptir.

Ecdadımız söz konusu öz ve biçimi dikkate alarak, daima güzel sözü kayda geçirmeye, yenilerini söyleyerek onu çoğlatılmaya gayret etmişlerdir. Hatta kimileri, en güzel sözleri seçip derlemek suretiyle, hem ilgililerine bir hizmet sunmuşlar, hem de başkalarının söylediklerini kayda geçirmek (hıfzetmek) suretiyle, güzellikte onları aşan (tekrarlamaktan kaçınan) yeni bir imkan ve yönelim elde etmişlerdir.

Bugün bizler de gerek mezkur derlemelerden, gerekse yeni okumalarımızdan, güzel sözler elde etmeye devam etmekle kalmıyor, şu devir itibariyle sosyal medya diye adlanadırılan sanal alanlarda onları paylaşarak, çok hızlı bir şekilde yayılmalarına da katkıda bulunuyoruz.

Elbette, hemen her güzel söz ilk söylenişi itibariyle, belirli bir bağlama aittir ve paylaşılması o bağlamda (dolayısıyla sözün kendisinde) bir yaralamayı göze almakla mümkündür. Ama sözün kaderi (hilkati, yapısı) hep böyle değil midir zaten?

Ben de cehlimle ulaştığım bu husustan cesaret alarak, Şeyh Muhyiddin’in sözlerinden, nasipse zaman zaman alıntılar yapacağım. Bununla, onun sözlerini mümkün olabildiğince bağlamında sabit tutmaya ve sosyal medyadaki muhtemel yağmalasına karşı onun doğrusunu nakletme cihetinden kısmen engel olmaya çalışacağımu umuyorum:

Şeyh Muhyiddin’den esas alacağım ilk eser, Fütûhât-ı Mekkiyye’dir. Ekrem Demirli tarafından Türkçe’ye çevirilmiş ve Litera Yayıncılık tarafından 2006 – 2012’de 18 cilt halinde yayınlanmıştır.

Şeyh Muhyiddin diyor ki:

“Müminlerin seçkinlerinin takip ettiği Allah’a giden yol dört kısımdır: Dürtüler, çağrılar, ahlak ve hakikatler.” (FM, 1:79)

Konuşan, öğrendiği şeyden haber verendir. (FM, 1:241)

Akıl, Hak’tan alır nefse verir, nefis akıldan alır ve ondan fiil meydana gelir.” (FM, 1:255)

“Hak ile kullar arasında inayetten başka bağıntı, hükümden başka sebep, ezelden başka vakit yoktur. Bunun dışında ise sadece körlük ve karıştırma vardır.” (es-Sünhaci’den nakl., FM, 1:256)

“Bazen gülme ve sevinme, kabul etme ve razı olmak anlamına gelir.” (FM, 1:269)

İtaat öncedir, günah sonra.” (FM, 1:346)

“Topraktan olması nedeniyle Adem’e doğası gereği tevazu verilmiştir. Büyüklenirse kendisine ilişen ve Adem’in de içerdiği ateş unsuru sayesinde kabul ettiği bir durum nedeniyle büyüklenir.” (FM, 1:381)

“Selam bir duadır.” (FM, 1:411)

“Hz. Peygamber, efendisinin dövdüğü bir cariyeye şöyle demiş: ‘Allah nerededir?’ Kadın göğü işaret etmiş. Bunun üzerine Hz. Peygamber, kadının işaretini (delil) kabul edip, sahibine şöyle demiştir: ‘Onu azad et, çünkü mümindir.” (FM, 2:77)

“Ebu’l-Bedr şöyle dedi: ‘Ebu’s-Suud, başka hiç kimseden duymadığım şu mısrayı sürekli tekrarlardı:

Ayağını ölüm batağına yerleştirdi

Dedi ki ona: Tabanının altındaki yeniden diriliştir

O şöyle derdi: Beş vakit namaz ve ölümü beklemekten başka bir şey yok! Bu sözün altında büyük bir bilgi yatar. Yine şöyle derdi: Allah karşısında adam, evcil bir kuş gibidir: dolu bir ağız, koşan bir ayak!” (FM, 2:89)

“Hz. Peygamber: Ümmetim içinde sezgi sahipleri var ise, Ömer onlardan biridir.” (FM, 2:125)

Niyet, toprağın bitirdiği şeyler için yağmur gibidir. Niyet zatı yönünden tek, konusu –ki niyet edilen şey demektir– itibariyle farklıdır.

Netice ise niyete değil, niyetin ilgili olduğu şeye göredir. Çünkü niyetin payı, fiile yönelmek ya da onu terk etmektir.” (FM, 2:150)

“Öfke, kalbin karanlığıdır.” (FM, 2:157)

“Yaygı üzerine otur. (...) Yayılmaktan sakın!” (FM, 2:215)

Genç, yaratıklara muamele ederken, imkanı ve kudreti ölçüsünde gücünü Hakkı razı edecek şekilde harcayan kimsedir.” (FM, 2:249)

“Sabır aydınlıktır. Tasa nefsin karanlığıdır.” (FM, 2:291)

Adalet, alemin iyiliğinin kendisinde bulunduğu bir imkandır.” (FM, 2:311)

Hareketi çok olan kimseye, her şeyin lüzumsuzu daha hızlı ulaşır.” (FM, 2:332)

“İnsan uyuduğunda, uyuduğu hale göre berzah alemine göçer.” (FM, 2:345)

Düşünceler, beşincisi olmayan dört kısımdır: Rabbânî düşünce, melekî düşünce, nefsî düşünce ve şeytanî düşünce.” (FM, 2:355)

Görüş ayrılığı, karşı tarafın görüşünü anlamamaktan ve lafızların anlamını araştırmamaktan kaynaklanır.” (FM, 2:385)

İBB’de kıyım sürüyor
Gündem
İBB’de kıyım sürüyor
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun Kanal İstanbul kıyımı sürüyor. Çevre Koruma ve Kontrol Daire Başkanı Prof. Dr. Fuat Alarçin ve Deniz Hizmetleri Müdürlüğü yetkililerinin görevden alınmasının hemen ardından İSKİ Planlama Şube Müdürü Ahmet Şahin de görevden alındı.
Yeni Şafak

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.