Kaçıyorlar
Dünya
Kaçıyorlar
Rejim güçleri son 3 ayda girdikleri köyleri boşaltarak kaçmaya başladı. Muhalifler, İdlib’in güneyinde Cebel Zayiye bölgesinde operasyonu tamamlayarak 9 köyü daha aldı. Benzer tablo Hama’nın Al Ghab bölgesinde yaşandı. Hava avantajını kaybeden rejim burada da 9 köyü bıraktı. Çatışmalar stratejik Serakib ilçesinde yoğunlaştı.
Yeni Şafak
Şam’da gayrimeşru imza
Dünya
Şam’da gayrimeşru imza
Libya ve Suriye’de kendi halklarına karşı insanlık suçu işleyen Hafter terör örgütü ile Esad rejimi sözde işbirliği protokollerine imza attı. Halkları nezdinde meşruiyetini kaybetmiş iki tarafın imza attığı 46 protokolde Türkiye’ye karşı işbirliği öne çıkıyor. İmzalanan protokoller arkasında BAE ve Rusya’nın olduğu değerlendiriliyor.
Yeni Şafak
Zalimler, ancak Güç’ten anlar!
Zalimler, ancak Güç’ten anlar!

Perşembe gecesinden beri milletçe yastayız. Aziz vatanımızın yiğit evlatlarının, şehitlerimizin intikamı misliyle alınmaya devam ediyor.

Rusya ile İran destekli Kahpe Şam Rejimi “ağır kayıplar” veriyor.

İç savaşın başladığı 2011’den bu yana “en ağır kayıplarını” yaşıyorlar.

***

TSK’nın İdlib’te başlattığı Bahar Kalkanı Harekâtı başarıyla sürüyor ve “netice alana kadar” da devam etmelidir.

-Barış Pınarı Harekâtı gibi yarıda kesilmemelidir.

***

Moskova’nın düzenbazlığı malum: İdlib’le ilgili diplomatik görüşmeler devam ederken, askerlerimiz hedef oldu!

Esad Rejimine verilen süre zarfında yani Şubat ayı boyunca, İdlib’teki askerlerimiz mütemadiyen saldırıya uğradı ve birbiri ardına şehitler verdik…

Geçen haftaki kahpe saldırıda şehit olan otuz altı askerimizle birlikte Şubat ayı başından bu yana elli üç şehidimiz var.

Zalim Şam rejiminin zayiatı ise 2.600 civarında…

***

Zalimler, ancak Güç’ten anlar!

Türkiye’miz, artık kendi işini kendisi görmelidir.

Aynen ABD gibi Rusya’ya da güvenilmeyeceği bir kez daha tescillendi.

Bu iki devletin verdikleri sözlerin ve taahhütlerin; oyalamadan, numaradan, oyundan, göz boyamadan ibaret olduğu çoktan anlaşılmış durumdadır.

SÖZDE MUTABAKATLAR

Barış Pınarı Harekâtı bölgesinde ABD ile Münbiç için de Rusya ile yapılan mutabakatların “kasten ihlal edildiğini” asla unutmayalım…

Mutabakatların kâğıt üzerinde kaldığı iki bölgede de PYD-YPG-PKK’lı teröristler halen daha temizlenmiş değildir: hem askerlerimiz hem de siviller teröristlerin saldırısına uğramaya devam ediyor!

Haydut ABD’nin sözünde durduğu görülmemiştir.

Keza Rusya’nın da “masada başka, sahada başka davrandığı” yani “oynadığı” mutabakat ve anlaşmaları her defasında itina ile ihlal ettiği aşikârdır.

BATI’DAN “TİMSAH” GÖZYAŞLARI

İdlib’te yaşadığımız büyük acının ardından gerek NATO’dan gerekse Amerikan makamlarından gelen “destek” mesajlarının zerrece kıymeti, samimiyeti ve inandırıcılığıyoktur.

Bu beyanlar, bir nevi “timsah gözyaşlarıdır!”

NATO ve ABD tandemi; PKK’lı teröristlerin hem Türkiye’de hem de Suriye’deki saldırıları sonucunda şehitler verdiğimizde kapalı kapıların ardında “ellerini ovuşturuyor!”

Dahası, o teröristleri; aziz vatanımızın yiğitlerine, askerlerimize saldırtan NATO & ABD’nin ta kendisidir!

Yani, nedir? İdlib’te “Denize düştük” diye yılana sarılacak değiliz!

-Asla, sarılmamalıyız!

-Böyle bir tercih, fevkalade vahim bir yanlış olur!

Türkiye, mütemadiyen düşmanlık gördüğü NATO ve ABD’ye asla güvenemez, güvenmemelidir…

“Her güvendiğinde” başına neler geldiği bellidir!

15 Temmuz’da FETÖ eliyle askeri darbeye girişen ve Müslüman Türkiye’yi işgal etmek isteyen NATO ve ABD’dir!

***

Vatanımıza öncelikli tehdit NATO’dan ve ABD’den geliyor!

Terör örgütlerini -FETÖ’yü, YPG-PKK’yı ve IŞİD’i- Türkiye’ye saldırtanlar bunlardır.

“NATO’dan Türkiye’ye kuvvetli destek” gibi laflar yahut başlıklar; bizleri yanıltmasın, bu sahte repliklerin hiçbir hükmü yoktur.

NATO ve ABD “fırsatçı” davranmaya yelteniyor.

Mesela, ABD’nin NATO’daki Daimi Temsilcisi Kay Bailey Hutchison, Suriye’deki son gelişmelere atıfta bulunarak…

“Türkiye’nin, Rusya’nın S-400 füze savunma sisteminden vazgeçeceğini umduklarını” söyledi!

Yani?

“Gelin bize yazılın; yeniden kontrolümüze girin” demeye getiriyorlar!

***

Bu Amerikan Kahpeleri, Türkiye’mizin güvenliğini sağlamasını asla istemiyor!

Hadise şudur: Bir yandan Müslüman Türkiye’yi işgale kalkışacaksın; bir diğer taraftan da Türkiye milli menfaatleri doğrultusunda her adım attığında “bunu her türlü engellemeye çalışacaksın!”

Siyasilerimizin -maalesef- her defasında ısrarla “Dostumuz, müttefikimiz, ortağımız vs.” diye andıkları ABD, işte budur!

ABD’nin azılı düşmanımız olduğu gerçeğini “hiç kimse” değiştiremez!

İÇERİDEKİ ESAD’ÇILAR

Şubat ayı boyunca İdlib’te elli üç şehit verdikten sonra dahi; Şam Rejimine, Zalim Esad’a tek laf dahi edemeyenlere de dikkat buyurunuz!

Bunlar yıllardır “Ankara, mutlaka Esad’la bir araya gelmeli, görüşmeli, uzlaşmalı” diye yırtınanlardır!

Rusya ile İran’ın himayesindeki Esad Rejiminin “nasıl bir düşman olduğunu” halen daha kabullenmiş değillerdir!

Avrupa paniğe kapıldı
Avrupa paniğe kapıldı

ASELSAN mühendislerini yıllar önce öldürenlerin, kendi açılarından ne kadar isabetli davrandıkları, bugün daha iyi anlaşılıyor.

Son derece önemli projelerde çalışan genç, başarılı, çalışkan ve hepsinden önemlisi ülkesini çok seven mühendislerimizin kimi arabasında, kimi sokakta, kimi evinde suikasta uğramıştı.

Ülkemiz için onlar kadar şevkle çalışan ve onların bıraktığı yerden devam eden çalışma arkadaşları, büyük işlere imza attılar.

Bahar Kalkanı Operasyonu sırasında kullanılan silahlarımızın, büyük çoğunlukla millî ve yerli oluşu, milletimiz için iftihar vesilesidir.

Bu silahlarımızı tek tek ismen saymak dahi, bu sütunu doldurur.

Karşımızdakilerin elinde bulunan silahlar da kılıç kalkan değil ama arada ciddi bir fark var. Bizimkiler Türk ordusu.

“Ölürsem şehit, kalırsam gazi” inancıyla yürüyen, “Ya Allah” deyip atılan yiğitlerden bahsediyoruz; çapulcu sürüsüyle bir olur mu hiç?

Cephede yaralanıp hastanede tedavi gören kahramanlarımız, bir an önce iyileşip yine arkadaşlarının arasına katılmak istiyor.

*

Fransız basını, “Türkler savaşmayı unutmamış” demiş.

Aslında tam anlamıyla savaş sayılmaz bizimki. Bir nevi tatbikat yapıyoruz. Gerçek mermilerle.

*

Suriye, bugüne kadar bir milyondan fazla vatandaşını öldürdü. Hâlâ bombalamaya devam ediyor. Fakat görünen o ki, asıl maksadı öldürmek değil.

Bizim topraklarımıza doğru sürmek daha çok işine geliyor.

Tam anlamıyla bir püskürtme operasyonu.

Böylece hem kendine alan açıyor, hem Türkiye’nin başına dert.

Eğer asıl hedefi öldürmek olsaydı, konvoy hâlinde yollara düşenlerin üstüne de bomba yağdırırdı.

Sınırımıza yığılan Suriyeliler, Beşşar Eset’in en etkili silahına dönüştü.

*

Bu tablo bir günde meydana gelmedi.

Yavaş yavaş oluştu ve buraya varacağı önceden belliydi.

O sebeple Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, aylar önce göçmenler konusunda açık tavır sergiledi.

Sözünde durmayan, yardım vaatlerini gerçekleştirmeyen, bu sorunun sadece bize ait olduğunu düşünen Avrupa ülkelerini çok evvelden uyardı.

Cumhurbaşkanımız, Batıdaki kapılarımızın açılmasından bahsettiğinde, rahat koltuklarında yan gelip geğiren Avrupalı liderler, işin ciddiyetini kavrayamadılar.

Şimdiyse pek az göçmen sınırları zorladı ve Avrupa telâşa kapıldı.

“Aaa, gerçekmiş… Erdoğan şaka yapmıyormuş…”

Ne şakası?

Bugüne kadar Erdoğan’ın şaka yaptığını gördünüz mü?

*

Batı tarafımızda iki komşumuz var. Yunanistan ve Bulgaristan.

Keşke Almanya ve Fransa olsaydı komşularımız. Onların yanında Hollanda ve Belçika da yer alsaydı. Nasıl da şık dururdu, bir düşünün.

*

Paniğe kapılan, sınırları zorlayanlara karşı elinden geleni yapacağını duyuran ve insanlık dışı muamele eden, uluslar arası sözleşmeleri bile göz ardı eden Yunanistan, dün itibariyle ateş açtı ve bir Suriyeli öldü.

Doğrusu bunu endişeyle bekliyorduk. Hiç de sürpriz olmadı.

Dahası, tek atışlarla yetinmeyeceğini, yaylım ateşi bile açabileceğini hesaba katmak gerekir.

Zira, aralarında kadınların ve çocukların hatta bebeklerin de bulunduğu göçmenlerin üzerine gaz bombası atan, sis bombası atan bir devletten her şey beklenir. Otomatik silahla tarasa şaşırmayız.

Hâlbuki o göçmenler ne Yunanistan’da ne de Bulgaristan’da kalmayı düşünüyor. Asıl hedef, Batı Avrupa ülkeleri. Dakika başı panik butonuna basanlar…

*

Güney sınırımıza Nato hava savunma sistemleri kurulması gündeme geldiğinde, Yunanistan hemen karşı çıkmıştı. Şimdi kapılar açılınca, vetosunu geri çekmiş. Sabah şerifleriniz hayrolsun.

Avrupa ülkelerinden peş peşe telefonlar geldiğini açıkladı Cumhurbaşkanımız Erdoğan. Ne güzel...

Doğrusu, son günlerde benim telefon kendi kendine kapanmaya başladı. Gelen telefonlardan birini ben alsam, ne iyi olur. Aziz şehitlerimizin ailelerini, başsağlığı dilemek için rahatça arayabilirim.

Terör ittifakının hedefi Türkiye
Dünya
Terör ittifakının hedefi Türkiye
Türkiye’ye karşı kurulan terör ittifakı Şam’da bir araya geldi. Hafter terör örgütünün üst düzey temsilcileri, Cumartesi akşamı Şam’da Esad rejimi ile “Türkiye’ye karşı işbirliğini” görüştü. Görüşmelerin BAE-Rusya koordinasyonuyla gerçekleştirildiği iddia edildi. Hafter terör örgütü, rejimin İdlib’i hedef almasına paralel Trablus’a saldırıları yoğunlaştırdı.
Yeni Şafak
Acımız çok büyük: Mehmetçiğin İdlib'de üsse çevirdiği iki bina Rusya’nın desteklediği rejim güçleri tarafından alçakça vuruldu
Gündem
Acımız çok büyük: Mehmetçiğin İdlib'de üsse çevirdiği iki bina Rusya’nın desteklediği rejim güçleri tarafından alçakça vuruldu
Türkiye dün İdlib’de büyük acı yaşadı. Rusya’nın desteğini alan rejim güçleri Mehmetçik’e hava saldırısı düzenledi. Türk askerlerinin askeri üs durumuna getirdiği belediye binası hedeflendi. Bina büyük oranda yıkıldı. Diğer saldıra da Bilyon’da parti binasına düzenlendi. Mehmetçik burada da şehitler verdi. Ayrıca hem üs bölgesine hem de yaralıları almaya giden ambulanslara roket yağdırıldı. Alçak saldırılarda 33 askerimiz şehit oldu, 36 asker de yaralı.
Yeni Şafak
Bombalanan fabrikanın enkazında yaşıyorlar: Buraya sığınmaktan başka çaremiz kalmadı
Dünya
Bombalanan fabrikanın enkazında yaşıyorlar: Buraya sığınmaktan başka çaremiz kalmadı
İdlib merkez ve bağlı kentlere rejim ve Rusya'nın saldırıları sürerken bölgeden kaçan aileler yine rejim tarafından bombalanan zeytinyağı fabrikasının enkazına sığınarak yaşam mücadelesi veriyor. Oğlunun rejim güçleri tarafından öldürüldüğünü belirten Muhammed Esma, “Esad rejiminin bombardımanından kaçarak enkaz haline gelmiş eski bir fabrikaya sığındık. Ben dul bir kadınım, maddi imkansızlıklardan dolayı çadır alamadığımız için bu harabe fabrikaya yerleştik. Oğlum, Esad rejimi tarafından öldürüldü. Biz buraya Esad rejiminin şiddetli bombardımanlarından kaçıp geldik, gerçekten şu an çok korkuyoruz ama burası geldiğimiz bölgeye göre nispeten daha güvenli, buraya sığınmaktan başka çaremiz kalmadı" dedi.

IHA
''Zalim Esad döktüğü kanların bedelini damla damla ödeyecektir''
Gündem
''Zalim Esad döktüğü kanların bedelini damla damla ödeyecektir''
MHP Lideri Devlet Bahçeli partisinin grup toplantısında konuştu. Soçi mutabakatının önemini vurgulayan Bahçeli, ''mutabakata uyulmadığı taktirde İdlib patlayacak, zalimler ve katiller kaçtıkları yere kadar kovalanacaktır. Bu şartlarda Türkiye'nin geri adım atması düşünülemeyecektir. Zalim Esad döktüğü kanların bedelini teker teker ödeyecektir'' ifadelerini kullandı.
Tvnet

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.