Bombalanan fabrikanın enkazında yaşıyorlar: Buraya sığınmaktan başka çaremiz kalmadı
Dünya
Bombalanan fabrikanın enkazında yaşıyorlar: Buraya sığınmaktan başka çaremiz kalmadı
İdlib merkez ve bağlı kentlere rejim ve Rusya'nın saldırıları sürerken bölgeden kaçan aileler yine rejim tarafından bombalanan zeytinyağı fabrikasının enkazına sığınarak yaşam mücadelesi veriyor. Oğlunun rejim güçleri tarafından öldürüldüğünü belirten Muhammed Esma, “Esad rejiminin bombardımanından kaçarak enkaz haline gelmiş eski bir fabrikaya sığındık. Ben dul bir kadınım, maddi imkansızlıklardan dolayı çadır alamadığımız için bu harabe fabrikaya yerleştik. Oğlum, Esad rejimi tarafından öldürüldü. Biz buraya Esad rejiminin şiddetli bombardımanlarından kaçıp geldik, gerçekten şu an çok korkuyoruz ama burası geldiğimiz bölgeye göre nispeten daha güvenli, buraya sığınmaktan başka çaremiz kalmadı" dedi.

IHA
''Zalim Esad döktüğü kanların bedelini damla damla ödeyecektir''
Gündem
''Zalim Esad döktüğü kanların bedelini damla damla ödeyecektir''
MHP Lideri Devlet Bahçeli partisinin grup toplantısında konuştu. Soçi mutabakatının önemini vurgulayan Bahçeli, ''mutabakata uyulmadığı taktirde İdlib patlayacak, zalimler ve katiller kaçtıkları yere kadar kovalanacaktır. Bu şartlarda Türkiye'nin geri adım atması düşünülemeyecektir. Zalim Esad döktüğü kanların bedelini teker teker ödeyecektir'' ifadelerini kullandı.
Tvnet
TSK, rejim hedeflerini çok namlulu roketatarlar ile vurdu
Dünya
TSK, rejim hedeflerini çok namlulu roketatarlar ile vurdu
Türk Silahlı Kuvvetleri, Suriye'nin İdlib kentinin Serakib ilçesinde bulunan rejim hedeflerini vurmaya devam ediyor. TSK, Esad rejimi hedeflerini çok namlulu roketatarlar (ÇNRA) ile vurdu.
IHA
TSK konvoyu İdlib'in Cabal el Zaviye bölgesinde görüntülendi
Dünya
TSK konvoyu İdlib'in Cabal el Zaviye bölgesinde görüntülendi
Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK), Esad rejiminin saldırılarını yoğunlaştırdığı İdlib'de sivilleri korumak ve rejim güçlerinin ilerleyişini durdurmak için bölgeye askeri sevkiyatını sürdürüyor. TSK tarafından gönderilen bir konvoy, İdlib'in Cabal el Zaviye bölgesinde görüntülendi.
IHA
Suriyeli babadan acı yakarış: Çocuklarım soğuktan ölmesin diye dileniyorum
Dünya
Suriyeli babadan acı yakarış: Çocuklarım soğuktan ölmesin diye dileniyorum
Suriye'de Esad rejimi ve Rus savaş uçakları sivilleri hedef almaya devam ederken, bölgeden ayrılan halk zorlu hayat şartlarında yaşam mücadelesi veriyor. Suriyeli bir babanın yürek sızlatan yakarışı ise bu yaşamı gözler önüne seriyor. Suriyeli baba, “Soba istiyoruz. Diyeceksin dileniyor, evet kardeşim dileniyorum çocuklarım soğuktan ölmesin diye dileniyorum, 60 yaşındaki hasta anam ölmesin diye dileniyorum. Varil bombaları altında ölmeyen çocuklarım, soğuktan donarak ölecek diye korkuyorum' dedi.
Yeni Şafak
İdlib’den kaçan bir milyon insanı farkedemeyen Rus teknolojisi
İdlib’den kaçan bir milyon insanı farkedemeyen Rus teknolojisi

İdlib’den kendi attığı kör bombalar yüzünden evleri yıkılan, birçok yakınını kaybeden ve kendi canlarını kurtarmak için Türkiye’nin yolunu tutan bir milyon insanın şu kış ortasında yaşamakta olduğu trajediyi görmezden gelen Rusya Savunma Bakanlığı yaşanan krizin sebebini pişkince “Türkiye’nin ılımlı muhalifleri teröristlerden ayırmaması” olarak koymuştu.

Hadi Türkiye ılımlı muhaliflerle teröristleri ayıramadı, ki bazen gerçekten bunları ayırmak çok kolay olmayabilir, peki çoluk çocukla teröristi ayırmak çok mu zor? Cumhurbaşkanı Erdoğan aslında bu can alıcı soruları Putin’le olan özel diyalogu düzeyinde sürekli dile getiriyor ve öğrenebildiğimiz kadarıyla Putin bu durumu kabul ediyor ve Erdoğan’a hak veriyor. Ancak ona tabi olan Savunma Bakanlığı’ndan yükselen sözler, Rusya’da da durumun zaman zaman ABD’dekinden farklı olmadığını gösteriyor. Yani Putin’i dinlemeyen, Putin’i hiç dikkate almadan kendi politikasını sahada uygulayan bir silahlı bürokrasi var.

Türkiye’nin ılımlı muhalifleri teröristlerden ayırmaması bahanesine sığınan bu bürokrasi üstüne üstlük bir de Türkiye sınırına doğru giden bir milyon mülteci ile ilgili haberleri de abartılı, hatta uydurma olarak gördüğünü ifade etmiş.

Bakanlık yetkilisi İdlib gerilimi azaltma bölgesindeki sığınmacıların bölgeyi kitleler halinde terk ettiğine dair haberlerin gerçeği yansıtmadığını ve bazı basın yayın organlarında yer alan haberlerin somut bulgulara dayanmadığını, hatta İdlib’deki sakinlerin önemli bölümünün tehlikeli bölgelerden güvenli bir şekilde ayrılarak hükümetin kontrolündeki bölgelere geçtiğini söylemiş.

Tam olarak “ben bombalarım gerisine karışmam, görmem” lakaytlığı ve pişkinliği. Şu iletişim teknolojileri çağında, on binlerce metre yüksekten istediği noktaya odaklanıp hücrelerine kadar analiz edebilen imkânların sahibinin insani meselelere karşı bu lakaytlığı ne kadar ürkütücü?

Bu kadar teknolojiye de gerek yok hâlbuki, İdlib’deki o vahşi icraatlarınızın sonucunu test etmek için. Şu basit soruya cevap vermek yeter de artar bile: Türkiye sınırına dayanmış olan bir milyon insan nereden geldi acaba? Bu kış ortasında bu kadar yetişkin insan karda, buzda çamurda çoluk çocuğunu sonu belirsiz, korkunç bir maceraya keyfinden mi atar?

Olaki “bir milyon” rakamı “bir istatistik olarak” hiçbir duyguyu harekete geçirmiyordur artık, biraz müşahhas örneklerden gidelim, belki daha uyarıcı olur.

Dün Yeni Şafak’ta da, başka ajanslarda da yer alan üç tane hikâye. Benzeri milyonlarcası olan sadece üç tane örnek:

BİR.İman Mahmud Leyla, İdlib’de soğuğa yenik düşen bebeklerden sadece birisi. Dünyaya geleli daha 1,5 yıl olmasına rağmen büyük acılar yaşadı. 4 kişilik ailesi, Esed rejiminin oluk oluk kan akıttığı Doğu Guta’daki Hamuriye köyünden kaçmak zorunda kaldı. Bombalar peşlerini bırakmadığı için birçok kez göç etmek zorunda kaldılar. Son durakları ise Afrin’e 1 saat uzaklıktaki Mareta köyü oldu. Camı, penceresi, banyosu, tuvaleti olmayan, sadece 4 duvardan ibaret sıvasız bir dükkana sığındılar. Ancak minik Leyla’nın küçük bedeni bu acılara daha fazla dayanamadı. Bir sabah kalktığında kızının hareketsiz bir şekilde yattığını gören baba, yavrusunu kucaklayarak yola düştü. Leyla’nın cansız bedeniyle tam 1 saat yol yürüyen baba, hastanede duymak istemediği cevaplar aldı. Doktorlar dünyaya gözleri açık veda eden Leyla’nın donarak öldüğünü söyledi. Kara haberle yıkılan baba, doktorların ‘araba ile evine götürelim’ ısrarına rağmen acısını kucağına alıp 1 saat yürüyerek evine döndü, kızını toprağın bağrına emanet etti.

İKİ. Hammadî ailesi. Aile, Kefr Ruma’dan Maar’ed Mısrin kasabasına göçtü. Killi köyündeki el-Ziya kampına yerleşen aile, derme çatma bir çadır bulabildikleri için kendilerini şanslı hisseden Suriyeliler arasındaydı. Ancak bu buluş canlarını kurtarmaya yetmedi. Geceleri eksi 10 dereceyi gören soğuktan korunmak için çadırın ortasına bir mangal koydular. Yakacakları olmadığı için mangala elbise ve ayakkabılarına atarak tutuşturdular. Baba Sıtayf Hammadî, yavruları Hûr ve Hüda’yı da yanına alarak uyudu; anne de bir köşeye kıvrıldı. Ancak bu son uykuları oldu. Mangaldan çıkan dumandan sızan Hammadî ailesi koyun koyuna can verdi.

ÜÇ. Muhammed Kusay Selce. 16 yaşındaydı ama nereli olduğunu bilen, ailesini tanıyan yok. Suriye içlerinlerinden, bombardımandan kaçarak Maar’ed Mısrin’e geldi. Eski bir tavuk çiftliğinde kalıyordu. Ne yatağı ne de battaniyesi vardı. Pazartesi gecesi beton üzerinde yattığı ölüm uykusundan uyanamadı. Onu bulanlar hastaneye yetiştirdiğinde çoktan can vermişti. Onu geri döndürmek için müdahale eden hemşirenin “Vücudu öyle donmuştu ki iğneyi koluna zor sokabildik” sözleri Selce’nin dramını özetledi. Maarşurin’de kalan zihinsel engelli Ammar el-Süleyman’ın ölümü de soğuktan oldu. Süleyman da soğuktan korunmak için sığındığı çadırda donarak hayata veda etti.

Rusya’nın katil Esed rejimini kurtarmak üzere giriştiği sorumsuzca saldırıların sonucu olarak karşımıza çıkan yüzyılın bu insanlık trajedisinin, toplamda insanlığımızın ne kadar büyük bir tehdit altında olduğunu gösteriyor aslında. İki kutuplu dünyanın iki süper gücünden birinin bugün sadece çıkarlarını düşünen bir katliam makinasına dönüşmüş olduğunun resmidir bu.

Sahi Suriye’de Rusya ve İran neden sadece savaşın ve siyasi çözümün bir parçasıdır? Neden bizzat kendi eylemlerinden doğan bu insani trajedinin çözümünün bir parçası değil? Neden onu bu çözümün bir parçası olmaya davet etmeyi hiç kimse aklına bile getirmiyor?

Dünyamızın insani meselelerinde kendilerinden umut kesilmiş olması onlar için bir ayıp olarak yeter de artar değil mi?

Neredesin Ey İnsanlık!
Dünya
Neredesin Ey İnsanlık!
Rusya, Esed ve İran, dünyanın gözü önünde 21. yüzyılın en ağır insanlık suçuna imza atıyor. Savaşın bütün boyutları tartışılıyor ama sivil insanların, kadınların, çocukların yaşadığı dramlar anlatılır gibi değil. Dünya, insanlık, İdlib’deki çocukların gözünde ve kalbinde anlamsızlaşıyor, yıkılıyor, yok oluyor. İşte size sadece birkaç örnek...
Yeni Şafak
Leyla’nın hesabını kim soracak
Dünya
Leyla’nın hesabını kim soracak
Esed rejimi ile destekçilerinin saldırıları nedeniyle evsiz kalan ve Türkiye sınırındaki kamp bölgesine sığınan 1,5 yaşındaki İman Ahmed Leyla, soğuktan donarak öldü. Hastaneye ulaştırıldığında kalbi duran Leyla gözleri açık şekilde can verdi.
Yeni Şafak

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.