Volkswagen ve Ford’dan ortaklık anlaşması
Ekonomi
Volkswagen ve Ford’dan ortaklık anlaşması
Almanya merkezli Volkswagen AG ve ABD merkezli Ford Motor Co yeni bir pickup kamyoneti modeli üzerinde çalışmak üzere ortaklık anlaşması imzaladı.
DHA
Gerçek bir hikaye: Oxford İngilizce Sözlüğü nasıl ortaya çıktı?
Hayat
Gerçek bir hikaye: Oxford İngilizce Sözlüğü nasıl ortaya çıktı?
Türkiye'deki sinema salonlarında bu hafta 2'si yerli 10 film vizyona girecek. Filmlerin içinde en dikkat çeken yapım ise Mel Gibson'ın başrolünde yer aldığı ve gerçek bir hikayeyi konu edinen "Deli ve Dahi". 19. yüzyılda Oxford İngilizce Sözlüğü'nün on bin kelimelik ilk baskısını hazırlamaya koyulan James Murray'in hikayesini anlatıyor.
AA
Ford Rusya'daki binek otomobil piyasasından çıkıyor
Ekonomi
Ford Rusya'daki binek otomobil piyasasından çıkıyor
Ford yeniden yapılandırma kapsamında Rusya'daki binek otomobil piyasasından çıkacak. Yeniden yapılandırılacak Ford Sollers ticari araçlara odaklanırken, binek otomobil üretimi Haziran 2019 sonuna kadar sona erecek.
Reuters
Zenginlik ve zühd, şeriat ve hakikat dinde ikilik midir?
Zenginlik ve zühd, şeriat ve hakikat dinde ikilik midir?

Tasavvufun mahiyeti ve tarihi söz konusu olduğunda, hemen herkes tanım ve ayrım olarak zühd ile şeriat ve hakikat kelimelerini dile getiriverir.

Video: Zenginlik ve zühd, şeriat ve hakikat dinde ikilik midir?


Bu öyle bir yaygın ezber ve tereddütsüz bir uzlaşmadır ki, zühdte bir abartı, şeriat ve hakikat ayrımıyla dinin özünde bir çelişkinin uçlandırılmak isteniyor olabileceği kimsenin aklına gelmez. Her iki konudaki tarihsel zemin de zaten bu manada mantıksal bir kuşkuya düşülmeyecek şekilde oluşturulmuştur.

Buna göre, 1-hızla gerçekleşen fetihlerde elde edilen ganimetler hazine odalarına sığmayınca sokaklara taşmış, bunların içinde yüzmek zorunda kalan Müslümanlara dini esasları hatırlatmak için dini bütün birilerince zühd övgüsüne başvurmak, 2-başka toplumların daha kolay Müslüman olmalarını sağlamak üzere, şeratın sertliğini metafizik gerçeklikle gidermek ve dolayısıyla özü itibariyle onunla çelişmeyen hakikati ikinci bir yol (nefeslenme alanı) olarak benimsetmek zorunlu hale gelmiştir.

Hal böyle olunca her iki durumu birden içine alan şehirleşmenin muhtemel etkileri gözardı edilmiş ve doğrudan buna bağlı olarak muhabbetten ticarete kadar ilişkilerin yeniden kurgulanmasıyla ortaya çıkan sorunlar oldum olası halının altına süpürülmüştür.

Oysa ki, Lewis Mumford’un kentlerin Batı’da ortaya çıkışıyla ilgili şu tespitleri, yeni kurulan ya da din esaslı yaşantının içine çekilerek yenileştirilen İslam şehirlerini de kapsamaktadır:

“Kentlerin ortaya çıkmasıyla birlikte (...) O zamana kadar dağınık ve örgütsüz olan birçok işlev sınırlı bir alanda bir araya getirildi ve topluluğun bileşenleri dinamik bir gerilim ve etkileşim durumunda tutuldu. Kent surlarının çevrelediği kapalı mekan içinde neredeyse zorunlu olarak ortaya çıkan bu birlik içinde, kent öncesinin yerleşik yapıları –tapınak, pınar, köy, pazaryeri, müstahkem yer- kent içinde meydana gelen genel büyüme ve büyük sayıların yoğunlaşması sürecine katıldılar ve yapısal bir farklılaşma yaşayarak kent kültürünün sonraki tüm aşamalarında varlığını sürdürecek olan birtakım biçimler kazandılar. Kent, kutsal ve dünyevi güçteki büyümeyi somut olarak ifade etmenin bir aracı olarak ortaya çıkmakla kalmadı, bilinçli bir çabanın çok ötesine geçen bir tarzda, yaşamın tüm boyutlarını genişletti. Kozmosun bir temsili, cenneti yeryüzüne indirmenin bir aracı olarak hayatına başlayan kent, mümkün olanın simgesi haline geldi. Ütopya, kentin ilk yapısının ayrılmaz bir unsuruydu ve tam da bu yüzden, ideal bir tasarımdan yola çıktığı için kent daha düşük beklentilerle yetinen, çalışma alışkanlıklarının ve günlük umutlarının ötesine geçme çabası göstermeyen, daha ayakları yere basan bir tarzda yönetilen küçük topluluklarda çok uzun zaman atıl kalabilecek olan yeni gerçeklikleri yaratmayı başarmıştır.” (Tarih Boyunca Kent)

Mumford’un “kozmosun temsili” vugusuna bağlı olarak, Topkapı Sarayı Bâb-ı Humâyûn’unun iç ve dış kemer alınlıklarına, “Şeytana uymaktan sakınanlara gelince, onlar cennetin has bahçelerinde, pınar başlarında mutlu ve huzurlu bir hayat sürdürecekler. Cennette onlara ‘Burada huzur ve güven içinde yaşayın’ denilecek. Biz Onların kalplerinde (dünyadaki hayattan kalma) kin ve nefretten eser bırakmayacağız. Böylece onlar cennette birbirleriyle can-ciğer arkadaş / kardeş olacaklar, divanlar üzerinde karşılıklı oturup, tatlı sohbetlere dalacaklar. Yine onlar cennette hiçbir sıkıntı ve zahmetle karşılaşmayacaklar, üstelik oradan asla çıkarılmayacaklar.” (Hicr Suresi, 45-48) melindeki ayetlerin işlendiği bilgisini istidraden paylaşıp, zühd ile şeriat ve hakikatin şehirleşmeyle ilişkilendirilmeyişine, ilgili eserlerde sadece yukarıda zikrettiğimiz ezber ve uzlaşmanın bir mahsulü olarak fıkhî ve tasavvufî bir mesele halinde ele alınışına dikkat çekmek istiyoruz.

Oysa ki, bu durum, hayatı doğru okuma konusunda İslam alimlerinin kılı kırka yararcasına yürttükleri ilmî çabaya ters düşmekte ve söz buraya dayanınca, “Yanlışlık (ya da eksiklik) gerçekte onlarda mıdır, yoksa bizlerin onları okumasında ve yorumlamasında mıdır?” sorusunu sormamız kaçınılmaz olmaktadır.

Örneğin, Hacı Bayram Başer’in Şeriat ve Hakikat adlı kıymetli çalışmasında, zühd esasıyla üzerinde ayrıntılı olarak durduğu Muhammed eş-Şeybanî’nin (v. 805) Kitâbü’l-kesb’ini (veya el-Muhasibî’nin Kitabü’l-mekâsib’ini, Amr b. Bahr’ın et-Tabassur bi’t-ticaret’ni) tasavvuf maksatlı okumamız nedeniyle kendimizi dar bir alana sıkıştırmış olamaz mıyız?

Diğer iki soru, şeriat ve hakikat ikiliğinde tasavvuf ehli olalım ya da olmayalım, bunların berzahında bulunmayı neden seçmeyelim?; İbnü’l-Arabî’nin ilahî şeriat ve aklî şeriat tasnifinden hareketle ikisinin berzahında ve her ikisinin de hakkını gözeterek yaşayan, hayatı buna göre kurgulayan bir mümin neden olmayalım?

Yazımıza başlık olan soruyu halen cevaplamadığımızın bilakis soruyu soruyla çoğalttığımızın farkındayız. Soru sormayı bir düşünme tarzı olarak aldığımızda söz konusu problemi en azından kendi cihetimizden aşmayı hedefleyişimizin önündeki engel nedir?

Dine dair kemikleşmiş yanlış ezberlerimizin tümü başlı başına birer engel olabilir mi?

ABD'den S-400 açıklaması: Zor bir mesele
Dünya
ABD'den S-400 açıklaması: Zor bir mesele
ABD Genelkurmay Başkanı Dunford, Türkiye ile ABD arasında bir kriz meselesi haline gelen S-400'lere ilişkin, "Türkiye ile yaşanan S-400 sorununa çözüm bulunacağından umutluyum ama zor bir mesele" açıklamasını yaptı.
Yeni Şafak
Bilim insanları denizden hidrojen yakıtı üretti
Teknoloji
Bilim insanları denizden hidrojen yakıtı üretti
Stanford Üniversitesi’nden bir grup bilim insanı, tuzlu sudan hidrojen yakıtı elde etmenin yolunu buldu. Bu keşifle beraber denizler yenilenebilir enerji kaynağı haline gelecek.
Diğer
Kapış kapış satılan 10 otomobil markası
Teknoloji
Kapış kapış satılan 10 otomobil markası
Otomotiv Distribütörleri Derneği (ODD), topladığı verileri sık sık kamuoyu ile paylaşarak sektör hakkındaki bilgileri taze tutuyor. Dernek, 2019'un ilk iki ayında en çok satılan perakende otomobillerin bir listesini yayınladı. Listenin ilk 10 sırasında yer alan markaları ve satış adetlerini sizin için sıraladık.

Diğer
INF çekilmesi sonrası ilk ABD-Rusya görüşmesi Avusturya'da gerçekleşti
Dünya
INF çekilmesi sonrası ilk ABD-Rusya görüşmesi Avusturya'da gerçekleşti
ABD-Rusya Genelkurmay Başkanları, ABD'nin Avusturya'da Orta Menzilli Nükleer Kuvvetler Anlaşmasından çekilmesinin ardından ilk kez görüştü.
AA

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.