10 milyonuncu yolcuya sürpriz karşılama
Hayat
10 milyonuncu yolcuya sürpriz karşılama
İstanbul Havalimanı'nın 10 milyonuncu yolcusu olan öğretmen Esra Yeşilöz, İzmir yolculuğu öncesi büyük bir sürpriz ile karşılaştı. Bilet ve bagaj işlemlerini yaptığı sırada, bir anda yanında patlayan konfetiler ve bando ekibinin müzik şovuyla neye uğradığını şaşıran Yeşilöz, '10 milyonuncu yolcu olmuşum. Çok şaşkınım. Hiç beklemiyordum. Çok teşekkür ediyorum' dedi.
DHA
10 milyonuncu yolcuya sürpriz karşılama
Ekonomi
10 milyonuncu yolcuya sürpriz karşılama
İstanbul Havalimanı'nın 10 milyonuncu yolcusu olan öğretmen Esra Yeşilöz, İzmir yolculuğu öncesi büyük bir sürpriz ile karşılaştı. Bilet ve bagaj işlemlerini yaptığı sırada, bir anda yanında patlayan konfetiler ve bando ekibinin müzik şovuyla neye uğradığını şaşıran Yeşilöz, "10 milyonuncu yolcu olmuşum. Çok şaşkınım. Hiç beklemiyordum. Çok teşekkür ediyorum" dedi.
DHA
10 milyonuncu yolcuya sürpriz
Hayat
10 milyonuncu yolcuya sürpriz

İstanbul Havalimanı'nın 10 milyonuncu yolcusu olan öğretmen Esra Yeşilöz, İzmir yolculuğu öncesi büyük bir sürpriz ile karşılaştı. Bilet ve bagaj işlemlerini yaptığı sırada, bir anda yanında patlayan konfetiler ve bando ekibinin müzik şovuyla neye uğradığını şaşıran Yeşilöz, "10 milyonuncu yolcu olmuşum. Çok şaşkınım. Hiç beklemiyordum. Çok teşekkür ediyorum" dedi.

DHA
İstanbul’un zam şampiyonu belli oldu
Ekonomi
İstanbul’un zam şampiyonu belli oldu

İTO 2019 Mayıs ayında fiyatı en çok artan ve azalan ürünleri açıkladı. 242 ürünün 97’sinin perakende fiyatı artarken, 38 ürünün fiyatı düştü, 107 ürünün fiyatı ise değişmedi. Mayıs ayının zam şampiyonu ise sigara oldu.

IHA
Meteoroloji'den İstanbul dahil 7 ile sağanak uyarısı
Gündem
Meteoroloji'den İstanbul dahil 7 ile sağanak uyarısı

Meteoroloji Genel Müdürlüğü tarafından yapılan son değerlendirmelere göre; bazı illerde sağanak yağışın etkili olması bekleniyor. İstanbul'da öğleden sonra gök gürültülü sağanak yağış tahmin ediliyor. Giresun, Kütahya, Eskişehir, Ankara ve Çankırı çevreleri ile Van'ın doğu kesimlerinde de yağış bekleniyor.

Yeni Şafak
İstanbul Havalimanı’nı dünya alkışlıyor
Ekonomi
İstanbul Havalimanı’nı dünya alkışlıyor

İGA Genel Müdürü Kadri Samsunlu, dünyanın en büyüklerinden olan İstanbul Havalimanı’na yönelik eleştirilere tepki gösterdi. Samsunlu, “İstanbul Havalimanı’na küresel havacılık devleri dahil 66 havayolu şirketi uçuyor. Bütün dünya bizi alkışlıyor, içeriden birileri acımasızca eleştiriyor” dedi.

Yeni Şafak
Sahiciliğin lezzeti gidince, “şehre” Ramazan gelmedi!
Sahiciliğin lezzeti gidince, “şehre” Ramazan gelmedi!

Hangi üniversiteyi tercih edelim?” diye sorulunca, “önce İstanbul” diye cevap veririm, her zaman.

Önce İstanbul; çünkü İstanbul bütün uğradığı tecavüze ve maruz kaldığı yıkıma rağmen hâlâ Türkiye’nin kalbi ve hâlâ dünyanın en güzel şehri.

Video: Sahiciliğin lezzeti gidince, “şehre” Ramazan gelmedi!

Önce İstanbul; çünkü şehir en iyi öğretmendir.

Şehir insandır çünkü; hem insanın aynasıdır hem de insanın eseri. Şehir insanla konuşur. İnsana konuşur.

Duyar mı insan şehrin konuşmasını?

Ruhu varsa, ruhsuzlaşmamışsa, elbette duyar.

ÖNCÜ HOCALARIN DİZİNİN DİBİNE OTURMAK!

Ama ben üniversite tercihimi şehre göre yapmadım; insana göre yaptım; şehre şeklini ve ruhunu veren insana göre.

Bir hocanın peşine takıldım: Çağımızı en iyi anlayan, gün geçtikçe nasıl bir dehâ olduğu daha da çok anlaşılan Jean Baudrillard’ın öğrencisi olmuş Oğuz Adanır’ın peşine takıldım ve soluğu İstanbul yerine İzmir’de aldım.

Oğuz Hoca, yalnızca Baudrillard’ın öğrencisi olmamıştı Paris’te. Freud’den sonraki ve Freud’ü en iyi eleştiren psikanalistlerden birinin, Jacques Lacan’ın; film estetiği ve psikolojisi üzerine ciltler dolusu kitaplar yazmış Jean Mitry’nin; ve film semiyolojisinin kurucusu Christian Metz’in de öğrencisi olmuştu.

Böyle bir hocanın dizinin dibine oturulurdu.

CAHİT ZARİFOĞLU’NUN BÜYÜK RÜYALARI VE TÜRKİYE’NİN SAHİCİ, SAMİMİ YILLARI...

Oturdum ama hep oturmadım; yaz tatillerini 5 aya çıkararak İstanbul’da rahmetli Yücel Çakmaklı Ağabey’in Ajans 1400 adlı film şirketlerinde çalıştım 1980’lerin ilk yarısında.

Bir iki tane film şirketi vardı “yerli” ve “millî” bu ülkede o zamanlar! Sadece bir iki tane!

Şimdi çok da, ne işe yarıyor ki, diye sormakta da haklısınız tabii!

Dün bir iki film şirketimiz vardı kalbimiz gibi baktığımız, yüreğimizi katarak çalıştığımız ve yaşattığımız... Bu bir iki film şirketinin öncü insanlarının samimiyeti, sahiciliği, dürüstlüğü, yaratıcılığı, hakikatliliği her şeye bedeldi; yaptığımız bütün güzel şeylerin kaynağı idi.

Ajans 1400’de Erdem Beyazıt Ağabey de vardı; Şenol Demiröz Ağabey de, Ahmet Beyazıt, Tuncay Öztürk ve Cahit Zarifoğlu Ağabey de.

Şenol Ağabey hariç hepsi dâr-ı bekaya göçtü bu öncü, güzel insanların.

Sözü getireceğim yer şurası: İş yerimiz Mecidiyeköy’ün merkezindeydi. Akşamları Cahit Ağabey’le beraber çıkardık işten. Cahit Ağabey koluma girer, kolumu sımsıkı kavrar, benimse her yanımı, bütün vücudumu terler basar, büyük rüyalarını anlatırdı bana yolda otobüs durağına gidinceye kadar... Zaman zaman durur, gözümün içine bakarak konuşurdu...

Bu unutulmaz zamanların en unutulmaz anları nedense Ramazan dönemlerine ait olanlardı: Oruçlu oruçlu, Cahit Ağabey’in anlattığı büyük rüyalar, sanki gerçekmiş, gerçekleşecekmiş gibi gelirdi bana. Ya da şöyle söyleyeyim: Cahit Ağabey o kadar içten, o kadar yürekten, o kadar inanarak anlatırdı ki rüyalarını, inanmamak imkânsız gibi bir şeydi.

RAMAZAN’IN VE SAHİCİLİĞİN LEZZETİ HER YERE SİNERDİ...

Sadece Cahit Ağabey’in Ramazan’da anlattığı o büyük rüyaları sahici değildi; Ramazan’lar da sahiciydi, çok güzeldi, lezzet verirdi. Sahiciliğin, samimiyetin lezzeti!

Akşam üzeri, iftara 40-45 dakika kala tıka basa dolan otobüsteki yerimizi aldığımızda, herkesin ağzının, yüzünün, gözlerinin, ruhunun oruçlu olduğunu görürdüm.

Herkesin elinde yolda oruç açmak için bir şeyler vardı; iftar vaktinde otobüsteysek, asıl şölen o zaman başlardı: Herkes birbirine bir şeyler ikram ederdi: Otobüste, eve dönerken açılan oruç, otobüsü devâsâ bir eve, tabir câizse, kutsal bir mekâna dönüştürürdü.

Herkes oruç tutardı.

Mecidiyeköy’ün göbeğinde hem de!

Lokantalar kapalıydı; açık olanlar perdelerini çekerdi.

Ramazan’ın havası her yere siner, sirayet eder, herkesi sarıp sarmalar, bir potada, kalplerin aynı anda attığı bir rotada buluşturur, ülkeyi bir noktada, oruçta kenetlerdi birbirine.

Orucun havası vardı; bu hava, bu manevî hava herkesi sarıp sarmalar, kanatlandırır, kuş gibi hafifleterek uçururdu... İnsanların gülen gözleri’nden okunurdu bu.

Şimdi, oruçtan da, dolayısıyla bu ramazan havasından da eser kalmadı memlekette.

Şehre Ramazan gelmedi gibi sanki.

Fatih’te, Eyüp’te, Üsküdar’da bile kalmadı bu hava: İnsanlar, fosur fosur sigara içiyorlar! İnadına yapıyorlar bazen. Bu kadar düştü, çözüldü bu toplum!

Oysa oruç, bu toplumun kardeşlik burcu, buluşma noktası, gelecek ufku sunduğu eşsiz güzelliklerle, doyumsuz, benzersiz manevî atmosferle.

Oruçtan da, bu atmosferden de eser kalmadı artık!

Üniversiteler oruç tutmuyor!

Okullar oruç tutmuyor!

Devlet kurumları oruç tutmuyor!

Özel şirketleri söylemek bile gerekmiyor!

ORUÇSUZ KENT, RUHSUZ KENT ŞEHRİN SAMİMİYETİNİ ÖLDÜRDÜ!

Özetle, ülkenin kreması orucu terketti. Orucun tadını, lezzetini, birleştirici, bütünleştirici, kaynaştırıcı gücünü bilmiyor ülkenin kreması.

Orucun manevî havası, ülkeyi bir arada tutuyordu; kalpleri yumuşatıyordu; merhamet merhamet bir sevgi büyütüyordu...

Oruç bitti, şiddet, saygısızlık, ruhsuzluk aldı başını bitti!

Dün şehir, Ramazan’la manevî bir havaya giriyor, arınıyor, kendini gözden geçiriyor, taze bir enerjiyle ve ruhla donanarak yeniden doğuyordu...

Şimdi ölü artık şehir.

Şehir öldü.

Ruhsuz kent, oruçsuz kent, ruhunu gömdü mezara şehrin çoktan...

Ramazan öldü çünkü.

Şehre Ramazan gelmedi gibi geldi gidiyor öksüz, garip ve yetim...

Ramazan geldiğinde şehre, şehir kendine gelecek yeniden.

Oruç, alelade (yememek, içmemek gibi) bir işlemle fevkaladeye ulaşma mevsimi. Bir yükselme iklimi.

Şehre Ramazan gelir mi, yeniden?

Elbette?

Biz kendimize gelebilirsek...

Duvara toslamak üzereyiz: Duvara toslayınca ayıkacağız; fikir ve oluş çilesi çekeceğiz, bedel ödeyeceğiz, Müslümanlığı hakedeceğiz ve kendimize geleceğiz yeniden.

Gelmek zorundayız; çünkü mazlumlar bize bakıyor, tarih bizi çağırıyor...

Vesselâm.

İstanbul Havalimanı'nı Mayıs'ta 5 milyon 228 bin yolcu kullandı
Ekonomi
İstanbul Havalimanı'nı Mayıs'ta 5 milyon 228 bin yolcu kullandı

Mayıs ayında 35 bin 696 uçağın iniş-kalkış yaptığı İstanbul Havalimanı'nı toplam 5 milyon 228 bin 447 yolcunun kullandığı bildirildi. Aynı dönemde toplam işlenen bagaj sayısı ise 3 milyon 390 bin 583 olarak kaydedildi.

IHA

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.