Ramazan özel sayfa
  • İFTARA KALAN SÜRE 00:00:00
G20 Japonya zirvesinde açıklanan bildiride neler var?
G20 Japonya zirvesinde açıklanan bildiride neler var?

Japonya’nın Osaka şehrinde 28-29 Haziran’da gerçekleşen 14’üncü G20 zirvesi sona erdi. Açıklanan zirve bildirisinde küresel ekonomi, ticaret ve yatırım, inovasyon, enerji ve çevre, kadın, kapsayıcı ve sürdürülebilir ekonomik büyüme konularında atılması gereken adımlarda yol haritası belirlendi.

Video: G20 Japonya zirvesinde açıklanan bildiride neler var?


Açıkçası tüm G20 zirvelerinde olduğu gibi bu zirvede de gelişmiş ülkeler ile gelişmekte olan ülkeler arasında bir bilek güreşi vardı ve bu durum bir sonraki zirvede de muhtemelen devam edecek.

Şöyle ki; gelişmiş ülkeler sahip oldukları ekonomik üstünlüğü sürdürmeye, siyasi gücü ve uluslararası kurumlardaki etkinliklerini devam ettirip mevcut kazanımlarını korumaya çalışırken, gelişmekte olan ülkeler de artan ekonomik güçleri ve dünya GSYH’sine katkıları doğrultusunda dünya ticaretinden daha fazla pay almak ve adil gelir dağılımı için kıran kırana mücadele ediyor.

PEKİ G20 ZİRVE BİLDİRİSİNDE ÖNE ÇIKAN HUSUSLAR NE OLDU?

Son yıllarda başta ABD ve Çin arasında devam eden korumacılık refleksi, dünya ticaretine ve ekonomik büyümeye olumsuz etkileri nedeniyle yerini bu defa serbest ve adil bir küresel ticaret politikasına bıraktı. Gelişmiş ülkelerin lehine olan bir küresel ekonomi yerine daha adil ve eşit ticari ekosistem şartları oluşturmak için çabaların artırılması konusu, güçlü bir şekilde vurgulandı.

Bunun için de ABD, Çin ve diğer ülkeler arasında var olan ticaret sorunlarına yani korumacı ticaret konusuna ve ticaret savaşlarına açıklanan sonuç bildirisinde yer verilmedi. Hatta, Çin-ABD liderleri arasında zirvede gerçekleşen birebir görüşmede ticaret görüşmelerine devam etme konusunda görüş birliği dile getirildi.

Ticaretin ve yatırımların artırılması için, ülkelerin ticaret pazarlarını açık tutacaklarını ve bu konuda atılacak adımları ve reformları destekleyecekleri belirtildi.

Geçen yıl Arjantin’de gerçekleştirilen zirvede Dünya Ticaret Örgütü’nün bugünkü etkin olmayan haliyle kendisi için belirlediği amaçlarına ulaşamadığı dolayısıyla Dünya Ticaret Örgütü’nde reforma ihtiyaç duyduğu belirtilmişti. Ancak bu konuda nasıl bir adım atılacağı konusunda çok net bir yol haritası olmadığı da biliniyor.

Bakalım Dünya Ticaret Örgütü’nde, reformlar hayata geçecek mi?

Diğer yandan, 2008 yılında küresel ekonomik kriz dolayısıyla uluslararası kurumların daha kapsayıcı olması ve dünya ekonomik güç dengesinde temsiliyetin artırılması için başta IMF’de başlatılması öngörülen reformlardan bahsedilmişti.

2008 yılından sonra gerçekleşen zirvelerde gündemde olan reform istekleri pek de hayat geçmedi. Bu bildiride de ülkelerin borç, finansman konusundaki sorunlarına vurgu yapılırken ve bu kurumların uluslararası etkinliğinden bahsedilirken bu kurumlardaki temsiliyetten yani değişen ekonomik güç dengesinin zorunlu kıldığı temsiliyet meselesinden bahsetmiyorlar artık.

Bildiride öne çıkan önemli bir husus da, dünyada gelir adaletsizliğinin sürekli arttığı ve en yüksek gelir elde eden ve en düşük gelir arasında farkın her geçen gün daha da açıldığı böyle bir dönemde erdemli bir büyüme döngüsü oluşturmak ve özellikle yoksulluğun azaltılması için kişilerin tüm potansiyelini ve kapasitesini kullanabileceği bir toplumu gerçekleştirmek amacı öne çıkan bir vurgu oldu.

Bu vurgu hem kalkınma hem de kapsayıcı ve sürdürülebilir bir büyüme için özellikle düşük gelirli ülkeler için çok önemli bir husus.

Ayrıca, çevre konusunda “3E+S” formülü (Enerji Güvenliği, Ekonomik Etkinlik ve Çevre artı Güvenlik) hem ülkelerin enerji arz güvenliklerini sağlamak hem de bunu farklı yollarla daha uygun koşularda sağlamak için vurgulanan önemli bir diğer husus.

Sonuç olarak, her G20 zirvesi bir sonuç bildirisi ile tamamlanıyor. G20’nin kurumsal bir yapısı olmaması ve bildiride yer alan hususların yerine getirilmediğinde ülkeler için herhangi bir yaptırım olmaması nedeniyle açıklanan deklarasyonun nasıl bir sonuç vereceği konusunda soru işaretleri olabilir.

Ancak dünya ekonomisinde yüksek GSYH’ye sahip gelişmiş ve gelişmekte olan 19 ülke ve AB’nin olduğu bu zirvelerde, birçok kritik konunun tartışılması ve liderlerin birebir görüşmelerde birçok konuda çözüm önerilerini dile getiriyor olmaları oldukça önemli.

Erdoğan bastırdı istediğini aldı-Trump görüşmesinin perde arkası
Erdoğan bastırdı istediğini aldı-Trump görüşmesinin perde arkası

Tokyo

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile G-20 zirvesini izlemek üzere geldiğimiz Osaka’da, Japonya’nın öncelikli gündeminin Trump’ın buraya gelmeden önce yaptığı açıklamalar olduğunu fark etmemiz uzun sürmedi.

Video: Erdoğan bastırdı istediğini aldı-Trump görüşmesinin perde arkası


Manşetlerde, ABD Başkanı’nın Japonları bir kere daha ‘yerinden hoplatan’ şu sözleri vardı:

“Japonya saldırıya uğrarsa biz 3. Dünya Savaşı’na gireriz. Onları canımızla, paramızla koruruz. Ama biz saldırıya uğrarsak Japonya yardım etmek zorunda kalmaz. Saldırıyı Sony televizyonlarından izleyebilirler.”

1951’de yapılan anlaşmayla Japonya’nın güvenliği ABD’ye bırakılmıştı.

Trump şimdi bu anlaşmanın üzerinde ‘tepiniyor’, “Biz sizi sürekli korumaya mecbur muyuz” anlamında sözler sarf ediyor, bu son açıklamasında olduğu gibi ‘iğnelemeler’ yapıyor, bu yeni durum da zaten ulusça pimpirikli bir halk olan Japonları paniğe sevk ediyor.

S-400 MESELESİNDE ERDOĞAN İSTEDİĞİNİ ALDI

Gezi sırasında kendisini takip ettiğimiz Cumhurbaşkanı Erdoğan ve ekibinin Japonya gezisinin öncelikli gündem maddesi ise Trump ile yapılacak görüşme ve S-400 meselesiydi.

Görüşmenin yapılacağı Cumartesi sabahı asansörde karşılaştığımız Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, bir gün önce yapılan diğer görüşmelere atıfla “İyi geçti” dedikten sonra, Trump buluşmasını kastederek “İnşallah bugünkü de iyi geçer” demişti.

-Acaba Trump kritik görüşmede S-400 konusunda nasıl bir yaklaşımda bulunacaktı?

-Acaba şapkadan yeni bir tavşan çıkarır mıydı?

Ne yapacağı önceden tam olarak kestirilemeyen, çelişkiye düşme korkusu yaşamayan birisi için, üstelik bu kişi ABD Başkanı ise, bunlar zihinleri kemirip duracak türden sorulardı.

Doğrusu, Trump’ın Ankara için sempatik cümleler kuracağı yönünde bir beklenti vardı herkeste ama daha da fazlasını yapıp Türkiye’nin tezlerini savunmasını, dillendirmesini kimse aklından bile geçirmiyordu.

Türkiye’ye adil davranılmadığını söyledi, selefi Obama’ya göndermelerde bulundu.

Şöyle dedi:

“Türkiye’nin Patriotları almasına izin vermediler. Obama yönetimi izin vermedi, Bu sebeple başka füze almak zorunda kaldılar. Bence kendilerine adil davranılmadı. Başka füzeleri alınca, S-400’leri alınca ‘Bizimkileri alın’ dediler.”

BUNDAN İYİSİ ŞAM’DA KAYISI

Bu sözler, Erdoğan için tabir yerindeyse “Bundan iyisi Şam’da kayısı” niteliğindeydi.

Görüşme bittikten birkaç saat sonra sorularımızı cevaplamak üzere bulunduğumuz salona gelen Cumhurbaşkanı’nın keyfi yerindeydi.

G-20 maratonunun yoğunluğuna dikkat çektikten sonra Trump görüşmesine atıfla “Sonu iyi bitti” dedi.

S-400’lerden bahisle, “Öyle zannediyorum ki, herhangi bir sıkıntı olmadan bu işi aşacağız” deyip konuyu bağladı.

Gelelim 35 dakikalık görüşmenin içeriğine dair kulis bilgilerine.

Kameralara açık kısımda Trump, Türk heyetini Holywood yıldızlarına benzetmişti.

Toplantıya geçildiğinde ise, kendi ekibini nasıl ‘zapt ettiğine’ dair iğneleyici laflar ediyor.

Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton’u gösterip, “İşleri ona bıraksak bütün dünyayı işgal edecek” diyor.

Trump görüşme öncesi S-400 konusunda Türkiye’nin haklılığına vurgu yapan sözlerini içeride de tekrarlıyor.

Yalnız bir yerde “Haklısınız ama bizim de kanunlarımız var” diye bir cümle kullanıyor.

Beyaz Saray açıklamasında Başkan Trump’ın S-400 konusunda Erdoğan’a endişelerini ilettiği verisi vardı.

Ama görüşmede bulunan Türk heyetinde yer alan bir isim bunu yalanladı.

Trump’ın böyle bir beyanının olmadığını, Beyaz Saray’ın muhtemelen görüşme öncesi hazırlanan bir metni duyurduğunu dile getirdi.

Tuhaf bir durum.

Benzerlerine daha önce rastlamadık değil tabii.

Belli ki, ABD kurumsal yapısı, bastırmaya devam edecek, Suriye meselesinde olduğu gibi Trump’ın laflarının altını boşaltıp, allem edip, kallem edip kendisini istedikleri çizgiye çekmek için bütün yolları yine deneyecekler.

“LİDERLER DİPLOMASİSİ SONUÇ VERİYOR”

Trump’ın S-400 meselesinde Türkiye’nin tezlerini dillendiren bir noktaya gelmesinin de bir perde arkası var.

Ankara, başka meselelerde olduğu gibi bu alanda da bir süredir “Trump üzerinden ilerleme” stratejisi uyguluyor.

Strateji, Erdoğan’ın pazarlık yetenekleri ve bu konudaki güçlü performansı üzerine kurulu.

Kendisine sempatiyle yaklaştığını gizlemeyen Trump’ı ikna edip, kurumsal direnişe karşı başkanlık gücünü kullanmasını sağlama ve o kanaldan ilerleyerek kriz konularında Türkiye lehine çözümler üretme amacı güdülüyor.

Erdoğan’ın yakın kurmaylarından biri Cumartesi günü yapılan görüşmeyi bu stratejinin “üçüncü seansı” olarak nitelendiriyor.

Yani ABD Başkanı Osaka’ya gelmeden önce S-400 konusunda bir fikir edinmişti ve bu fikir, Erdoğan’ın daha önce kendisine dönük yürüttüğü ‘ikna sürecinin’ bir sonucuydu.

Konuştuğum Türk yetkili, bu son durumu “Liderler diplomasisi sonuç veriyor” sözleriyle açıkladı.

Sonuç?

Trump görüşmesinden arzu edilen, hatta belki daha fazlası elde edildi diyebiliriz.

En azından S-400’ler gelene kadar geçecek süre için Ankara’nın eli Cumartesi günü öncesine göre daha güçlenmiş görünüyor.

Pazarlıkta çetin olmayı severim
Dünya
Pazarlıkta çetin olmayı severim
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Trump ile G-20’deki görüşmesinin çok olumlu havada geçtiğini, ABD Başkanı’nın S-400 ve F-35 meselesinde Türkiye’ye destek verdiğini söyledi. Erdoğan, Trump’ın “Erdoğan çok çetin biri” sözlerini hatırlatan gazetecilere de, “Pazarlıkta çetin biriysem -ki severim- bu iyi bir şey” karşılığını verdi.
Yeni Şafak
Trump’ın kızı Ivanka’nın liderlerle konuşmaya çalıştığı anlar
Dünya
Trump’ın kızı Ivanka’nın liderlerle konuşmaya çalıştığı anlar
ABD Başkanı Donald Trump'ın kızı Ivanka, sosyal medyada alay konusu oldu. Fransa Cumhurbaşkanlığı'nın sosyal medya hesabında paylaştığı videoda Ivanka'nın liderlerle konuşmaya çalıştığı görülüyor.
Diğer
Türkiye S-400'de haklı
Dünya
Türkiye S-400'de haklı
Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Trump’ın merakla beklenen görüşmesine sürpriz itiraf ve özeleştiriler damga vurdu. ABD Başkanı Trump, Türkiye’nin S-400 krizinde haklı olduğuna vurgu yaparken, “Erdoğan, Obama yönetiminden Patriot almak istedi fakat verilmedi. Obama döneminde Türkiye’ye adil davranılmadı” dedi.
Yeni Şafak
Osaka’da Türkiye rüzgarı esti
Osaka’da Türkiye rüzgarı esti

OSAKA

Japonya’nın Osaka kentindeki G-20 zirvesi sona erdi. 2 gün boyunca, “iklim”, “ticaret”, “mülteci sorunu” ve “terörizm ile mücadele” konularını tartıştı dünyanın en büyük 20 ekonomisine sahip ülke başkanları ve başbakanları.

Video: Osaka’da Türkiye rüzgarı esti


Türkiye özellikle mülteci sorunu ve terörizmle mücadele konusunda kendi tezlerini en yüksek sesle dile getirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın zirvede özellikle bu iki konuda farkındalık oluşturduğunu söylesek yanlış olmaz.

TRUMP TÜRK TEZLERİNİ KENDİ ADAMLARININ YÜZÜNE BAKA BAKA TEKRARLADI: TÜRKİYE’YE ADİL OLMADIK

Zirvenin Türkiye için bir başka anlamı daha vardı elbette. O da uzun zamandır yüz yüze görüşmeyen iki liderin, Amerika Başkanı Trump ile Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın buluşması.

Trump ile Erdoğan’ı ilk gün Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun’un paylaştığı fotoğraf karesiyle gördük.

O fotoğrafı yorumlarken birçoğumuzun aşırı iyimser olduğunu, bu iyimserliğin gerçekle örtüşmediğini sandık. Oysa dün gerçekleşen asıl görüşmenin basına açık kısmında ve sonrasındaki iki liderin basın toplantısında o fotoğrafın bile ilerisine geçildiğine şahit olduk.

Özellik Trump’ın Türkiye tezlerini doğrulayan söz ve duruşu ile karşılaştık.

Ayrıntılarını gazetemizin sayfalarındaki haberlerde gördünüz.

Tekrar etmeyeceğim ama, Trump, S-400 ve F- 35 konusunda “Türkiye’ye karşı adil olmadıklarını” itiraf etti. Obama dönemine işaret etti. Patroitlerin Türkiye’ye satılmamasının yanlışlığına işaret etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan da “Trump’ın dilinden yaptırım olmayacağını duymuş olduk” dedi.

Trump’ın Erdoğan’a, Erdoğan’ın Trump’a yönelik olumlu görüş ve düşüncelerinin iki ülke arasındaki gergin olan ilişkilerin önümüzdeki dönemde normalleşebileceğini düşünüyoruz.

Hele ki ekonomik hedefler açısından 75 milyar dolarlık hacmin 100 milyar dolara çıkarılmış olması ümitlerimizi yeşertiyor.

Erdoğan ile ilgili beğeni dolu cümleler kuran bir Trump var karşımızda. Öte yandan, “açık sözlü” olduğu için Erdoğan tarafından taktir edilen de...

Bu yüzden iki liderin yüz yüze geldiğinde büyük krizleri aşabilecekleri ümidini taşıyoruz.

Yakın gelecekte Trump’ın Türkiye’yi ziyaret edecek olması ise Türk-Amerikan ilişkilerinde kritik bir eşiktir. O ziyaret birçok meselenin çözümü için başlangıçtır.

Hal böyle olunca, ikili görüşmeler sonrası Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın memnun olup olmadığını merak ediyor insan öyle değil mi?

Kaldığımız otele geldiğinde Cumhurbaşkanının yüzünde ne yorgunluk emaresi ne de gerginlik vardı. Bilakis biz dahil etrafındakilere hal hatır sordu, şaka yaptı. Yüzü mütebessimdi.

Bize, Türkiye’nin tezlerinin Amerikan Başkanı Trump tarafından da kabul görmesini ve hatta Trump’ın neredeyse bire bir Türk tezlerini basın toplantısında dile getirmesini hatırlattı.

ULUSLARARASI ARENADA SİSİ VE MS’YE RAHAT YOK

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın G-20 zirvesinde ısrarla iki konuya değinmesi dikkatinizi çekmişti. Bunlardan ilki Cemal Kaşıkçı cinayeti. Diğeri Mısır’ın seçilmiş cumhurbaşkanı Mursi’nin mahkeme salonunda can çekişerek vefatı.

Anladığımız kadarıyla, Suudi Arabistan’ın Kaşıkçı cinayetini uluslararası camiaya unutturma girişimine dur demek istiyor Erdoğan. Ve her fırsatta Veliaht Prens Muhammit bin Selman’ın (MS) perdeleme çabasına karşılık Kaşıkçı cinayetini dünya liderlerine hatırlatıyor. Yine Mursi’nin can çekişerek hayatını kaybetmesini ve otopsi bile yapılmadan alelacele toprağa verilmesini de gündeme getirerek Mısır’daki Sisi yönetiminin anti demokratik tutumunu hatırlatıyor.

Ne var ki çoğu batı ülke lideri her MS ve Sisi’ye karşı “duygusal” nedenlerle sessizliğini koruyor.

OSAKA’NIN YILDIZI TÜRKİYE

Osaka’daki G-20 zirvesi Türkiye açısından çok başarılı geçmiştir. Hem heyetler arası görüşmelerde hem genel toplantılarda Türkiye dünyaya tezlerini aktarmıştır.

Hele ki Makron’dan, Merkel’e, May’a, Trump’a kadar dünya liderleriyle yapılan başbaşa ve heyetler arası görüşmelerde Türkiye dominant pozisyondaydı.

Türkiye, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı ve heyetlerimizin duruşuyla G-20’nin en zengin ülkelerinden biri olmasa da en aktif ülkelerinden biri olduğunu göstermiştir.

Bunun somut örneği mesela Amerika Başkanı Trump’ın basın toplantısını izleyen uluslararası basın mensubu sayısı ile Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın basın toplantını izleyen medya mensubu neredeyse aynı sayıdaydı. 70’e yakın medya mensubu Erdoğan’ın basın toplantısını izledi. Bu bile tek başına gösteriyor ki Türkiye G-20’de önemli bir aktör.

Osaka’dan şimdilik bu kadar. Bir sonraki durağımız nasipse Tokyo. Oradan da izlenimler aktarmayı sürdüreceğiz.

Kediye oyun, fareye ölüm...
Kediye oyun, fareye ölüm...

Osaka’daki G20, ABD’nin Türkiye karşısında herkesin gözü önünde geri bastığı bir zirve olarak not edilmek üzere...

Video: Kediye oyun, fareye ölüm...


‘Üzere’ diyorum, çünkü, Washington’un ‘diğer mahfilleri’ konuşmuş değil, konuşurlarsa ne olur belli de değil.

Ancak bu satırlar kaleme alınırken durum, ABD’nin Türkiye’yi gözden çıkaramadığını gösteriyor...

ABD’nin sözüyle duracak değildi ama bu zirve tarafların son sözleri olacaktı; artık, ‘S-400’ler geldi’ yazılabilir ve teknik menzili dışında politik menzili de hedefe ulaşmıştır...

Bu da, S-400 sembolizminin içerdiği tüm anlamların üzerinde, Türkiye’de Amerika ile ‘kayıtsız şartsız iyi geçinme’ yani ‘teslim’ savunucularının üzerine bir kürek toprak daha atılması anlamına geliyor...

Peki bu açıklamaların ardından ‘yaptırımlar’, F-35’ler ne olacak? Erdoğan’ın, “Sayın Trump bugün bu konuya açıklık getirdi. Böyle bir şeyin olmayacağını da kendisinden özellikle dinlemiş olduk” (AA.) ifadeleri oldukça berrak.

Bu bağlamda en kötü senaryo dahi ‘Türkiye kazanır’ diyor; S-400’ler kurulur, F-35’ler zaman içinde gelir, yaptırımlar uygulanır, ama safahat önemli; Beyaz Saray’a gider, önce uzunca bekletilir, sonra ‘seçilir ve yumuşatılır’. Bütünü, ‘Türkiye kazandı’ demektir.

ABD’nin, Türkiye’yi gözden çıkaramamasının sebepleri ne?

Özel bir yaşam formu gibi şekil değiştirse de ebedi ve gücü sadece artan o meşhur kart.. Jeo-politik!..

***

Bu yüzden G-20 zirvesinde ortaya çıkan tabloyu ayakta alkışlamadan önce-ki haktır-o ayakların bastığı zemini bir tartalım...

16 Mayıs. Rusya Devlet Başkanı Putin; “İran’ın ABD gibi nükleer anlaşmadan çekilmesi nihai amaca uygun olmaz. Biz elbette süreci yakından izleyeceğiz. Ancak Rusya’nın itfaiye ekibi olmadığı bilinmeli. Biz her an her şeyi kurtarmaya yetişemeyiz”...

25 Haziran. Rusya Dışişleri Bakanlığı: “Rusya, dost İran halkı ve devletiyle dayanışma içindedir. ABD hükümeti, bu pervasız eylemlerin neye yol açacağını düşünmek zorundadır. Bu eylemler uluslararası güvenliğin bütün sistemini tehdit etmektedir”...

Yani bir ay içinde Rusya itfaiye üniformasıyla yangına dalmış bulunuyor.

Neden?

***

G-20 zirvesiyle rabıtalı ABD-Rusya-İsrail ulusal güvenlik yöneticilerinin Kudüs’te gerçekleştirdikleri toplantı.

Bu toplantının sonuçları Japonya’da Rusya-ABD liderleri arasında konuşuldu ve bağlandı! Rusya’nın “itfaiye” açıklaması, ABD’ye “birlikte halledelim” davetiydi. İran’ın yanına dönmesi ise, “Suriye’nin aniden alev alma riski”ni engellemek için.

Şu an ABD ve İsrail için bölgedeki temel sorun İran ve diğer ülkelerin bu konudaki pozisyonları.

«««

Haritayı anlamlandırmak adına gölge aktör İngiltere’dir. Londra’yı iyi anladığımızda Rusya ve ABD’nin bölgedeki aktüel politikalarını kavrayabiliriz...

Bilindiği gibi İngiltere ve Rusya’nın arası kötü, daha doğrusu berbat. Ancak, G20 zirvesinde sürpriz vardı...

Putin, Trump ve İngiltere Başbakanı Theresa May arasında görüşmeler gerçekleşti. İngiltere yönetimi, tıpkı ABD iç çekişmelerinin bir tarafıymış (!) gibi Trump’ın Rusya’yla iyi ilişkiler kurmasının önünü kesmişti. İngiltere’nin Moskova yolunda Beyaz Saray’a koyduğu engeller o kadar yüksekti ki, Ortadoğu’da neredeyse iki ayrıcalıklı müttefikin boğaz boğaza geldiği olaylar bile yaşandı.

Ancak Başbakan May geçtiğimiz Cuma Putin’den randevu talep etti! Bunun sebebi, İngiltere’nin, ABD-Rusya ilişkilerinin farklı bir safhaya evrildiğini görmesidir. Böylece konumunu güncelleme ihtiyacı hissetti...

Rusya Devlet Başkanı Danışmanı Yuri Uşakov: “Putin-May toplantısı oldukça önemlidir. İngiltere’yle iş birliği kurma konusunda fırsatlar bulunursa bunu son derece iyi karşılayacağız”...

İngiltere-Rusya buluşması günümüzü ve geleceği anlamada kritik bir anahtar. (Örneğin İdlib! Burada İngiltere kimin yanında?)

Peki hangi konularda? Bunu da Putin-Trump görüşmesinde neler konuşulduğunu görerek anlayabiliriz...

***

İki lider-önem sırasına göre-şunları konuştular...

1. İran, 2. Suriye, 3. Afganistan-Ukrayna, 4. Venezuela. Bir ve ikinci konular aynen Kudüs toplantısının hülasası üzerindendir.

Rusya’nın, İran ve bağlı olarak Suriye konusunda ABD ve Avrupalı nükleer anlaşma ortaklarının hassasiyetlerini de göz önünde tutarak bir tür “çözüm ortağı”na dönüştüğünü söyleyebiliriz! Bir komisyon, yol ve takvim ortaya çıkabilir.

Sıkıntı, İsrail’in Irak ve Suriye’deki İran varlığını takıntı haline getirmesi. Çünkü ABD de kimi yönetim odakları, ancak İran’a baskıyla bu kolların kesilebileceğine inanıyorlar. Oysa yeni mekanizmanın çalışabilmesi için İran’a damar yolları açılması gerekiyor.

Bu gıllıgışlı zemin Rusya-ABD güven ortamını da pekiştirmeyi gerektiriyor. Tel Aviv de bu misyonu üstlenebilir. Amerikan müesses nizamına-seçime gidilirken-lobi susturucusu takılabilir! Gelgelelim Eylül’de de İsrail parlamentosu seçimleri var.

Trump’ın Türkiye ziyaretinin karşılığı Putin’in İsrail ziyareti olabilir. Ve böylece “denge” kurulabilir.

İran krizi ve Türkiye krizi yumuşatılarak, ABD ve İsrail seçimlerinden beklentiler/planlar hayata geçirilebilir.

Bunlar bir yandan Şam yönetimin Türkiye’nin İdlib’teki üslerine Rusya’ya rağmen saldırılarını açıklarken Ankara ve Tahran’ın üst üste el almasını izah eder.

İşte Türkiye’nin kazandığı yer bunların toplamı: Yani ne kedi ne de fare...

Uygurlar meselesinin G20 Liderler Zirvesi'nde ele alınması çağrısı
Dünya
Uygurlar meselesinin G20 Liderler Zirvesi'nde ele alınması çağrısı
Dünya Uygur Kongresi Başkanı Rabia Kadir, Uygurlar meselesinin, G20 Liderler Zirvesi çerçevesinde yarın mutlak suretle ele alınacağını ümit ettiğini söyledi.
AA

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.