Irkçı adam, Müslüman anneyi çocuklarının gözü önünde öldüresiye dövdü: İnsan utandıran kalleş saldırısı kamerada
Dünya
Irkçı adam, Müslüman anneyi çocuklarının gözü önünde öldüresiye dövdü: İnsan utandıran kalleş saldırısı kamerada
Tataristan'da çocuklarıyla parkta yürüyen Müslüman bir anne yoldan geçen bir kişi tarafından defalarca tekmelendi. Çocukların gözü önünde yaşanan olayda anne, kendini korumaya çalışsa da adamın tekme ve yumruklarına karşı koyamadı ve defalarca yere düştü. Çocuklar ise ne yapacaklarını bilemeyerek korkuyla olayı izledi.
Yeni Şafak
İzmir'de, 276 kaçak göçmenin yakalandığı tankerin batma tehlikesi varmış
Gündem
İzmir'de, 276 kaçak göçmenin yakalandığı tankerin batma tehlikesi varmış
İzmir'in Narlıdere ilçesi açıklarında, yasa dışı yollardan Yunanistan'a gitmeye çalışırken yakalanan 276 kaçak göçmen ile 8 organizatörün geçiş için kullanacağı tankerin, motor bölümünün su aldığı ortaya çıktı. Yola çıkılması durumunda tankerin, kısa sürede batmasının muhtemel olduğu belirtildi.
DHA
Mülteciler ve çocukları kimin umurunda?
Mülteciler ve çocukları kimin umurunda?

Avrupa’da kayıp mülteci ve göçmen çocukları ile ilgili yazım, beklediğimden çok daha fazla ilgi gördü. Zaten mülteci kabul etme konusunda her türlü tedbiri alan Avrupa’nın hasbelkader ülkeye girebilmiş mültecilerin çocukları konusunda sergilediği büyük lakaytlık, kayıp çocukların sayısında en çarpıcı yansımasını buluyor.

Bu konudaki yazımla ilgili gelen sorulardan biri raporun bu konuda Türkiye’nin durumuna dair ne söylüyor olduğuydu. İstanbul Milletvekili ve AKPM Üyesi Serap Yaşar’ın hazırladığı raporda Türkiye’de özellikle kaybolan bir mülteci çocuk istatistiğine yer verilmemiş. Ya kaydı tutulmamış veya bu konuda kayıp çocuk oranı normal yerleşik insanların çocuk kayıplarından anlamlı bir farklılık göstermiyordur.

Avrupa’daki mülteci çocuklar konusunu gündeme getiren bir rapora bir Türk milletvekilinin imza koymuş olması, mülteci konusunda dünya ülkeleri arasında tartışmasız en insani yaklaşımı sergileyen Türkiye’ye yakışırdı. Neticede haklarını savunamayacak durumda olanların, gerçekten zulme maruz kalmış, mağdur ve mehcur edilmiş insanların derdini dert etmek insan olmanın en temel şartlarından. Onu dert etmeyen kendine insan demesin zaten diyeceğiz, ama ne yazık ki dünya tam da insan görünümlü böyleleriyle dolu.

Rapor aslında Avrupa’da kayıp mülteci çocuklarla ilgili çok çarpıcı, acı ve net bir tablo ortaya koyuyor. Kimsenin dikkat etmediği, nasılsa mültecidir deyip en lakayt yanlarımıza çarpıp geri giden gerçekliğiyle bu duruma biraz insani yanımızı kaşıyıp dikkat kesildiğimizde, mesela onların yerine kendimizi bir nebze koymayı başardığımızda durumun vahameti hissediliyor.

Bir dostumuz okuduğu ve “Büyük bir felaket. Bu korona kadar acı bir vaka bu trajik durum” diye nitelediği bu durum üzerine sormuş: “Bu raporun neticesinde her hangi bir cezai sorumluluk var mı kaybın oluştuğu ülkeler için? Yoksa sadece kayıp olduğu tespitinden öteye gitmiyor mu? Kız veya erkek sayıları belli mi? Peşini bırakmamak gerekmez mi? Netice nasıl hasıl olacak?”

Doğrusu AKPM’de oylanarak kabul edilmiş olan bu raporun kendisi bundan sonra AİHM’ne bu konuda yapılacak başvurularda karara varmak üzere referans alınacak bir yasama niteliğinde. O yüzden bu raporun kendisi başlı başına bu konunun gündeme gelmesi, bir duyarlılığın oluşması açısından bir hayli önemli. Serap Yaşar’ın bu konuyu biraz daha ileriye taşıması ve AKPM bünyesinde daha genel bir rapor için kolları sıvaması daha iyi olsa da, bu haliyle bile bu işlevi yerine getiriyor.

Ayrıca raporda yine bu konuda alınması gereken bazı tedbirler de bütün AB hükümetlerine hitaben öneriliyor. Raporun tespitlerine göre çocuklar daha güvenli bir bölgeye ulaşmak için insan kaçakçılarından faydalanmaktadır. Çocukların kaçakçılara yüksek meblağ ödemesi gerekiyor. Bu çocuklar, çoğunlukla yasal olmayan işçilik, fuhuş veya uyuşturucu satıcılığı gibi suçlara bulaşarak para elde etmeye çalışıyor. Avrupa’da kaybolan ve ailelerinden ayrı kalan çocukların sayısının 100 bin civarında olduğu tahmin ediliyor. Çocuklar, cinsel istismar, tecavüz, insan kaçakçılığı, şiddet, kölelik ve organ mafyası tehdidiyle karşı karşıya kalıyor. Çocukların can kaybının önlenmesi ve kayıp çocukların kayıt altına alınarak aileleri ile yeniden bir araya gelmeleri için açılacak adımlar belirlenmelidir. Bu adımların bazıları:

1. Çocukların korunmasına ilişkin özel gereksinimler göz önünde bulundurularak temel hak ve ihtiyaçları karşılanmalıdır,

2. Ebeveynlerine, aile üyelerine ve arkadaşlarına, bir çocuk mülteci veya göçmen kaybolduğunda çocuk koruma hizmetleri ve polise başvurmak için gerekli olan bilgilendirmeler yapılmalıdır,

3. Göçmen ve mülteci çocukların kaybolma durumlarıyla ilgili araştırmalar desteklenmeli ve geliştirilmelidir,

4. Polis ve adli makamlar arasındaki uluslararası iş birliğinin, çocuk mültecilerin ve göçmenlerin ortadan kaybolmasını önlemek amacıyla arttırılması gereklidir,

5. Kayıp çocukları bulmaya yardım eden sivil toplum kuruluşlarının çalışmaları desteklenmelidir,

6. Kaybolan çocuk mülteci ve göçmenler, Interpol’ün sarı bültenlerine dahil edilmeli ve Schengen Bilgi Sistemi’nde ihbar konusu yapılmalıdır,

7. Mülteci ve göçmen çocukların mümkün olduğunca aileleriyle birlikte kalması sağlanmalıdır,

8. Basın, görsel-işitsel ve sosyal ağlar dâhil olmak üzere ulusal ve bölgesel medyanın, mülteci ve göçmen çocukların ortadan kaybolması ile ilgili durum hakkında tetikte olması ve farkındalığın arttırılması gereklidir.

9. Kayıt altındaki çocukların özel korunmaya ihtiyacı var. Belgesiz olanlar da yasalardan ve korunmadan tamamen yoksun durumda bulunuyor. Çocukların suç örgütlerinin elinde yok olup kaybolmalarına engel olmak, çocukların göçmen ve mülteci olarak koruma ve bakımdan yararlanmalarını sağlamak konularında ulusal parlamentolar ve hükümetlerin de sorumluluklarını yerine getirmeleri gerekiyor…)

10. Refakatsiz çocuk mülteciler ve göçmenlerin, ebeveynlerinin bakımı ve korunmasının dışında oldukları için özellikle savunmasız olduğu ve bu bağlamda, üye devletlerin şunları sağlamaları gerektiği belirtilmiştir:

a. Mülteci ve göçmen çocukları aileleri ile yeniden birleştirmek amacıyla ebeveynlerini bulmak için aktif araştırmalar yapılması.

b. Refakatsiz çocuk mültecilere ve göçmenlere atanan vasilere, bir çocuk kaybolduğunda hemen çocuk koruma hizmetleri ve polisle bağlantı kurmak için etkili ve kolay erişilebilir mekanizmalar (yardım hatları gibi) sağlanması.

Bu önerilerin AB üyesi devletlere hitaben böyle bir raporla önerilmiş olması yine de çok önemlidir.

“Avrupa’da kayıp mülteci ve göçmen çocuklar”
“Avrupa’da kayıp mülteci ve göçmen çocuklar”

Avrupa Birliğini son yıllarda en çetin imtihana tabi tutan konulardan birinin mülteciler olduğunu biliyoruz. Mülteciler karşısında AB son zamanlarda bütün değerleriyle, kriter ve yönetim kalitesiyle tam bir dağılma yaşadı.

Gerçi, caizse bu noktada takdir etmemiz lazım ki, AB bu tehlikeyi öngörmüyor değildi. Ardarda bir kaç mülteci dalgasının koca bir Birliği ne hale getirebileceği noktasında bir öngörü vardı ki, oluşturulan bütün refah toplumunun ve coğrafyasının etrafına kalın güvenlik duvarları örmeye de başlamışlardı.

Yüksek güvenlik duvarları ve anlayışı AB’nin herşeyden önce mültecilere karşı kurduğu bir tedbirdi. Çünkü Avrupa’nın geçmişinde yabancı düşmanlığı, faşizm, insan sömürüsü noktasında bugünkü bütün iddiaların aksine çok karanlık sayfalar var. Daha yetmiş yıl önce bütün ekonomik sorunların nedenini bir azınlık olan Yahudilere ve Çingenelere yükleyerek onları en acımasız bir biçimde tasfiye etmeye tevessül etmiş, bu yolda milyonlarca insanı soykırıma tabi tutmaktan çekinmemiş bir Avrupa tecrübesi var.

Mülteciler Avrupa için çetin bir imtihan ve yine takdir etmek lazım ki AB içinde bilhassa Almanya bu acı geçmiş tecrübelerinden dersler almaya çalışmış ve aynı duruma düşmemek için bir hayli çaba sarf etmiş bir ülke. O yüzden bugün Suriyeli mültecileri kabul etme konusunda kim ne derse desin takdir edilesi bir performansla bir milyonun üstünde mülteciyi ülkesine kabul etmiştir. Bu mültecilerin ülkesinde yol açacağı yabancı düşmanlığı, sağ siyasi söylemlerin yükselişi gibi sorunları da göze alarak yapmıştır bunu.

Ancak diğer AB ülkeleri bu konuda aynı yükü ve sorumluluğu paylaşmamış oldukları halde orada da yabancı düşmanlığı ve sağ hareketler yine de yükselmekten geri durmamıştır.

Mülteciler en savunmasız halleriyle, sadece hayatta kalmalarına yetecek temel imkanların arayışıyla sığınıyorlar bir ülkeye. Bu halleriyle son derece dezavantajlı insanlar. Yasal konumları belirsiz, psikolojik olarak zaten zayıf ve ezik, mağdur ve mazlum durumdalar. O yüzden mültecilik bir insan hakkı olarak değerlendirilmiş ve mültecilere davranışta belli bir kalite üstünde durmak artık uluslararası bir norm olarak düşünülmüştür.

Tabii mültecilerin sadece ekmek ve aş bulma sorunları olmuyor bir de kendi güvenliklerini sağlama sorunları noktasında da ciddi bir savunmasızlık sorunuyla karşı karşıya oluyorlar. Bizzat sığındıkları ülkelerin yönetimleri tarafından zayıflatıldıkları için, mesela kendi çocuklarını koruyamamak gibi bir durumla karşı karşıya kalabiliyorlar.

İstanbul Milletvekili Serap Yaşar, Avrupa Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM) Üyesi olarak Avrupa Polis Örgütü (Europol)’ün, 2016 yılı başında hazırladığı raporda, 10 binin üzerinde mülteci çocuğun AB ülkelerine geldikten sonra kaybolduğu bilgisinden hareketle Avrupa’da kayıp Mülteci ve Göçmen Çocukların durumunu araştıran bir rapor hazırladı. Hazırladığı rapor AKPM Genel Kurulu’nda oylanarak kabul edildi.

Serap Yaşar’ın bu raporu hazırladığı AB’nin bugünkü zemininde sadece Almanya’da 2017-2019 yılları arasında tespit edilen kayıp mülteci çocuk sayısı 11 binin üstünde. Bu rakam, Fransa’da 6 bin; İtalya’da 2018-2019 yılları içinde 20 bine yakın; İspanya’da sadece 2018 yılında 9218; İsveç’te 2009-2019 yılları arasında 4659; Hollanda’da 2015-2019 yılları arasında 1600; İngiltere’de 2015-2016 yılları arasında 1337 olarak gerçekleşmiş. Diğer bütün ülkelerle birlikte değerlendirildiğinde Avrupa’da neredeyse her iki dakikada bir çocuğun kaybolduğu tahmin edilmekte ve küresel olarak ise günde kayıtlı bir göçmen çocuğun kaybolduğu ya da öldüğü rapor edilmektedir.

Bu gerçekten de korkunç bir rakam. Mültecilerin, sığındığı Avrupa ülkelerinde nasıl bir saldırıya, sessiz sedasız maruz kaldığını gösteren çok acı bir tablo. Mülteci geride bıraktığı acıların üstüne sığındığı ülkede de kendisini vuran başka acılar.. Bu çocuklar nasıl kayboluyor? Kimler kaçırıyor, hangi amaçlarla kullanıyor çocukları? Bir kısmının organ mafyalarının eline düştüğü hemen tahmin edilebiliyor, diğer bir kısmı ne tür istismarlara maruz kalıyorlar?

Serap Yaşar’ın hazırladığı rapor bütün bu soruların peşine düşüyor. Raporda; dünya çapında 2014 ve 2018 yılları arasında günde kayıtlı bir göçmen çocuğun ölü ya da kayıp olduğunun BM tarafından rapor edildiği, bu rakamın buzdağının sadece görünen yüzü olduğu ve çoğu kayıpların kaydedilmediği vurgulanmış. Çocukların, aralarında şiddet, cinsel istismar, insan kaçakçılığı ve sömürünün de bulunduğu tehlikelere karşı özel korumaya ihtiyaç duyduğu ifade ediliyor.

Ayrıca, tüm Avrupa Konseyi üye devletlerinin BM Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne taraf olduklarını ve bu nedenle çocukların refahı için gerekli tüm koruma ve özeni sağlayarak çocukların yüksek yararını başlıca etmen olarak değerlendirmeleri gerektiği hatırlatılmış ve bu bağlamda, üye devletlerin bazı sorumlulukları yerine getirmeleri öneriliyor. Bunun için elbette çocukların korunmasına ilişkin özel gereksinimler göz önünde bulundurularak temel hak ve ihtiyaçların karşılanması gerektiği vurgulanıyor.

Tabii alınabilecek bütün tedbirlerin başında mültecilere bakış açısının değişmesi ve mülteciliğin her zaman herkesin başına gelebilecek insani bir durum olarak değerlendirilmesi geliyor.

Bu bakış açısıyla mülteciye karşı daha empatik bir yaklaşım, ona haklarını daha fazla teslim eden bir hukuki yaklaşım, mültecinin kendini de çocuklarını da koruyup kollayabilecek bir inisiyatif kazandıracaktır. Aksi durumda mülteci çocuklarının bir tür endüstriyel bir ürün gibi değerlendirilip sömürülmesinin önü alınamaz. Çocukları öldüren bir medeniyetten de ne kendine ne insanlığa bir hayır gelir.

Serap Yaşar’ı böyle bir insani konuyu çalışıp AKPM’de oylatarak kabul ettirdiği için tebrik ediyorum.

Van Gölü'nde bir göçmenin daha cesedine ulaşıldı
Gündem
Van Gölü'nde bir göçmenin daha cesedine ulaşıldı
Van'da, 27 Haziran'da göle açılarak kaybolan tekneyi arama çalışmalarında bir kişinin daha cansız bedenine ulaşıldı. Olayla ilgili can kaybı sayısı 8'e yükseldi.
DHA
Bu kadarına da pes! Ünlülerin güzellik sırlarının perde arkası
Hayat
Bu kadarına da pes! Ünlülerin güzellik sırlarının perde arkası
ABD'li oyuncu Sandra Bullock'un yüzüne enjekte ettirdiği 'çocuk derisi' sayesinde genç kaldığını itiraf etmesi ile yer yerinden oynadı. İddiaya göre 'Adrenochrom' adı verilen ve oldukça maliyetli olan bu yöntem, zengin ve ünlü kişiler arasında oldukça popüler. Fakat yöntem başlı başına bir tartışma konusu. Gerçekten de ünlülerin güzelliği için 'kurban edilen çocuklar' var mı? Söz konusu formül, kayıp mülteci çocukların derilerinden mi üretiliyor? Neler olduğunu gelin birlikte inceleyelim.

Yeni Şafak
YouTube'daki çocuk istismarı devam ediyor: Yüzlerce video hala erişime açık
Hayat
YouTube'daki çocuk istismarı devam ediyor: Yüzlerce video hala erişime açık
Geçtiğimiz haftalarda YouTube'daki çocuk istismarı içeren videoların bizzat çocuklar tarafından izlenmesi gündeme bomba gibi düşmüştü. Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı bu içeriklere sahip hesaplara erişim engeli getirmişti. Fakat çocuk gelişimine aykırı olan yeni bir gelişme yaşandı. Aynı özelliklere sahip yüzlerce videonun hâlâ erişime açık olduğu ortaya çıktı. Erişim engeli getirilmesine rağmen nasıl oluyor da bu videolar hala izlenebiliyor? Devlet denetiminden nasıl kurtuluyorlar? Aileler çocuklarını bu tehlikelerden nasıl korumalı? Gelin birlikte inceleyelim.
Yeni Şafak
Trump, göçmen ve çalışma vizelerini yıl sonuna kadar askıya aldı
Dünya
Trump, göçmen ve çalışma vizelerini yıl sonuna kadar askıya aldı
ABD Başkanı Donald Trump, ülkeye göçmen girişi kısıtlamasını, bazı çalışma vizelerini de kapsayacak şekilde genişlettiği ve bu durumu yıl sonuna kadar uzattığı kararnameyi imzaladı.
AA

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.