Washington Post'tan çağrı: Halid bin Selman'ı dışlayın
Dünya
Washington Post'tan çağrı: Halid bin Selman'ı dışlayın
Washington Post Yayın Kurulu, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman'ın kardeşi olan ve ülkesinin Washington Büyükelçiliği görevini yürüten Halid bin Selman'ın Cemal Kaşıkçı cinayetinin örtbas edilmesine yardım ettiğini savunarak Halid'in toplumdan dışlanması çağrısında bulundu.
AA
ABD ve Suudi Arabistan arasında yol ayrımı mı?
ABD ve Suudi Arabistan arasında yol ayrımı mı?

Kaşıkçı cinayeti S. Arabistan devletinin bütün imkanları kullanılarak işlendiyse de, suçu irtikap edenlerin, devlet içindeki konumları ne olursa olsun, devletten teorik olarak ayırt edilebilirlerdi. Bu cinayetin S. Arabistan devletine mal edilmeyecek şekilde sürecin idare edilmesi devletin cinayete karışanları hangi düzeyde olursa olsun adalete teslim etmesiyle mümkün olabilirdi. Ancak geldiğimiz aşamada S. Arabistan devlet olarak bu şansı giderek kaybediyor.

Video: ABD ve Suudi Arabistan arasında yol ayrımı mı?


MBS’nin olayın baş sorumlusu ve azmettiricisi olduğuna dair baştan itibaren var olan kanaatler her kesimde gittikçe pekişiyor ve pekiştikçe S. Arabistan devletine karşı bu durum ciddi bir baskı unsuruna dönüşmeye başlıyor. MBS’in zamana oynayan tutumunun hiçbir işe yaramayacağı zaman geçtikçe işlerin aleyhine daha fazla dönmesiyle anlaşılıyor.

“Zamanla herkes bu olayı unutur biz de bastırırız biraz daha parayı imajımızı da düzeltir, hatta istediğimiz gibi ekstra-imaj da yaparız” beklentisi yerini bulmuyor. Veliaht Prensin G20 Zirvesinde ilk defa deneme imkanı bulduğu bu siyaset hiç beklemediği şekilde kendi aleyhine bir kampanyanın üstüne benzin dökmüş oldu. Arjantin’den önce Mısır ve Tunus’ta ardından Cezayir ve Moritanya’da karşı karşıya kaldığı muamele işlerin her geçen gün daha da sarpa saracağını gösteriyor.

Arada Amerikan Kongresi’nde CIA başkanının yaptığı bilgilendirme üzerine Cumhuriyetçisinden Demokratına bütün üyeler nezdinde oluşan kararlılığı da hesaba katmak gerekiyor. Yine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürütmekte olduğu soruşturmada Veliaht Prensin en yakını iki kişi hakkında kırmızı bültenle yakalama kararı çıkartılması, bu cenahta da henüz hiçbir şeyin tükenmemiş olduğuna dair güçlü bir işaret verdi.

Kaşıkçı olayının uluslararası ilişkiler boyutunda nasıl bir rol oynamaya başladığına, bilhassa S. Arabistan’a kimden ne tür baskılara konu olduğuna dair Beril Dedeoğlu’nun dünkü yazısı çok anlamlı, okumanızı tavsiye ederim.

Bu olayın S. Arabistan’a bazı siyasetlerinde baskı yapma fırsatı veriyor olduğunu duymak, “zaten bunlar hep birlikte hareket etmiyor muydu?” sorusunu haklı olarak sordurabilir. Gerçekten de S. Arabistan’ın ABD ile bağımlılık ilişkilerinin mahiyetini belki bu saatten sonra biraz daha gerçekçi bir biçimde sorgulamamız gerekiyor. Ne kadar birlikte hareket ediliyor olursa olsun, hiç bir şey ne tamamen ABD’nin istediği gibi ne de S. Arabistan’ın istediği gibi yürüyor. Ama bu işbirliği içinde bazen birbirlerini ikisinin de başta beklemediği, hesaplamadığı durumlara sürükleyebiliyor.

Doğrusu ABD’nin gündeminde şu anda sorgulanan şey, SA’nın müttefikliğine duyulan aşırı güvenle Ortadoğu’da nasıl bir batağa saplanılmış olabileceğidir.

SA’nın aynı anda hem İran hem İhvan hem de demokrasi karşıtlığını, verdiği bütün finansal desteğe rağmen ABD’ye çok pahalıya pazarlamış olduğu anlaşılıyor. S. Arabistan ile İran karşıtlığında ve İsrail’le ilişkileri normalleştirme aşkına girilen yol arkadaşlığı ABD’yi Ortadoğu coğrafyasında Yemen’deki katliamların, demokrasi karşıtı darbelerin, sistematik insan hakkı ihlallerinin ve Kaşıkçı cinayetinin de suç ortağı haline getirmiş oluyor. Beril Dedeoğlu da bütün bu süreci şu cümleyle özetliyor: “Suudiler, ABD’den aldıkları gücü ABD’ye de zarar verecek şekilde kullandılar.”

Şu anda ABD’de herkes bunun farkında ve bu pozisyondan dönüş yolları aranıyor. Bu arayış MBS’ın geleceğini de belirleyecek gibi görünüyor.

Sean Penn’in Kaşıkçı Belgeseli

Kaşıkçı olayı sadece siyasetin değil sanat dünyasının da ilgisini çeken bir konu haline gelmiş bulunuyor. Bu saatten sonra sinemadan edebiyata, şiirden müziğe bir çok kesimin konu ile ilgisini farklı üretimlere yönelteceğini söylememiz mümkün. Epey şiir yazıldı, epey hikaye yazıldı bu konuda. İlgi çoğalıp çeşitlendikçe konunun ciddi bir zihniyet ve atmosfer değişimine yol açacağını beklememiz gerekiyor.

Geçtiğimiz Salı günü Oscar ödüllü ünlü Hollywood aktörü Sean Penn, Kaşıkçı cinayeti üzerine karar verdiği bir belgeselin ön hazırlıkları için Türkiye’ye geldi. Aslında bu ziyareti çok önceden planlanmış ve benden 20 gün önce görüşmek üzere randevu da alınmıştı. Ancak Penn’in evi California’daki büyük yangının çıktığı yere çok yakın olduğu için uzun süre kendi evine girememiş ve annesinin evi de yangından az da olsa etkilenmiş olduğu için ziyaretini ertelemek durumunda kalmıştı.

Sean Penn genellikle kendi ülkesinin haksız politikalarına muhalefetiyle bilinen aktivist yanı da olan duyarlı bir sanatçı.

Trump yönetiminin para karşılığı bu cinayeti örtbas etme yönünde sergilediği tutumu ülkesi adına utanç verici bulmuş, buna karşı tepkisini ortaya koymak üzere bu işe soyunmuş. Bu işin adalet yerini buluncaya kadar gündemde kalması gerektiğine inanmış ve bu işin cereyan ettiği yerleri, olayın içindeki aktörleri birebir dinlemek ve belgesel filmine hazırlık yapmak üzere Türkiye’ye gelmiş.

Kendisini AK Parti Genel Merkezi’ndeki odamda ağırladım. O oda zaten Hatice Cengiz’den Kaşıkçı’nın konsolosluğa birkaç saat önce girip hala çıkmamış olduğuna dair ilk telefonu aldığım ve yetkilileri konudan haberdar etmek üzere bütün telefon trafiğini yürüttüğüm ortamdı. Bunu duyduğunda Penn’in bütün ortamı dikkatle nasıl ayrı bir duyarlılıkla incelemeye çalıştığına şahit oldum.

Sean Penn’in sanat ve siyaset aktivizmi, doğrusu beni fazlasıyla etkiledi. Hangi konumda olursa olsun inandığı değerler adına bir şeyler yapma adına sergilediği sorumluluk ve duyarlılık büyük takdire şayan bir şey. Belki soranlar olur diye ben söyleyeyim, olaya asla ticari yaklaşmadığını ifade etmek üzere belgeselden bir gelir olacaksa bunu Kaşıkçı adına kurulacak bir vakfa veya bir faaliyete bağışlayacağını ifade etmiş durumda.

Tabi Penn’in bu ziyaretinin ve belgesel kararının duyulması üzerine SA ve BAE’ye bağlı troll ordusu ve medya hemen büyük bir karalama kampanyasına başladı. Kampanyada Penn’in ne gizli Müslümanlığı ne terör destekçiliği ne de İhvancılığı bırakılmış.

Penn’in Arap Baharı sürecini desteklemiş olduğu da biliniyor. O yüzden bu troller tarafından hem benim hem de kendisinin Tahrir Meydanı’nda ayrı ayrı resimlerimiz yan yana konularak bir algı üretilmeye çalışılmış. Kime nasıl bir mesaj verir böyle bir kompozisyon, malum.

Sean Penn’in Kaşıkçı cinayetine bu şekilde gösterdiği ilginin, başka örneklerle devam edeceğine dair haberler ve bilgiler var.

Bu örnekler olayın boyutlarının çok daha artacağının da işaretleri. Zamanı geldiğinde bu gelişmeleri de paylaşacağız.

Selman için çember daralıyor: Sırada Magnitsky adımı var
Gündem
Selman için çember daralıyor: Sırada Magnitsky adımı var
İstanbul'daki Suudi Arabistan Başkonsolosluğu'nda öldürülen ve cesedinin başına ne geldiği konusunda çeşitli sorular türetilen gazeteci Cemal Kaşıkçı cinayeti Veliaht Prens Selman için sonun başlangıcı olma noktasında hızla ilerliyor. CIA Başkanı Haspel'in ardından MİT Müsteşarı Fidan'ın da ABD Senatosu'na 'reddedilemeyecek kadar gerçek' bilgiler sunmasının ardından delegelerin büyük çoğunluğu cinayetin 1 numaralı isminin Veliaht Prens Selman olduğu görüşünde birleşti. Senatonun bir sonraki adımının Magnitsky yasasını Selman için işletmek ve ilk etapta milyarlarca dolar mal varlığını dondurmak olabileceği üzerinde duruluyor.
Yeni Şafak
Kaşıkçı'nın cesedi aranmıştı: Yalova'daki villanın akıbeti belli oldu
Gündem
Kaşıkçı'nın cesedi aranmıştı: Yalova'daki villanın akıbeti belli oldu
Gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın öldürülmesine ilişkin MİT ve Emniyet birimleri tarafından koordineli yürütülen çalışmalar kapsamında, Yalova'daki bir villada da arama yapılmıştı. Kaçak olduğu gerekçesiyle yıkılıp yıkılmayacağı merak edilen merak edilen villanın akıbeti belli oldu.
Yeni Şafak
Cemal Kaşıkçı belgeseli için Türkiye'ye gelen oyuncudan AK Parti'ye ziyaret
Hayat
Cemal Kaşıkçı belgeseli için Türkiye'ye gelen oyuncudan AK Parti'ye ziyaret
Hollywood oyuncusu ve yönetmen Sean Penn, Cemal Kaşıkçı belgeseli çekmek üzere geldiği Türkiye'de AK Parti Genel Başkan Danışmanı Yasin Aktay'ı ziyaret etti. Aktay, Sean Penn ile çektirdiği fotoğrafı Twitter hesabından paylaştı.
Yeni Şafak
Prens Selman'ı suçlayan Kaşıkçı tasarısı ABD Senatosunda
Dünya
Prens Selman'ı suçlayan Kaşıkçı tasarısı ABD Senatosunda
ABD'li bir grup senatör, Suudi Veliaht Prens Muhammed bin Selman'ın Cemal Kaşıkçı cinayetinden sorumlu tutulmasını öngören tasarıyı Senatoya sundu. Tasarıda Muhammed bin Selman'ın Yemen'deki insani kriz, Katar'a uygulanan abluka ve diğer muhaliflere uygulanan baskıdan dolayı da sorumlu tutulması çağrısı yapıldı.
AA
21 numara
beklemede
Dünya
21 numara beklemede
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Cemal Kaşıkçı soruşturmasında 15 kişilik suikast timi ve 3 Suudi konsolosluk görevlisinin ardından cinayeti doğrudan Prens Muhammed’e bağlayan 2 isim hakkında daha yakalama kararı çıkardı. Prens’in yardımcıları Asiri ve Kahtani ile birlikte şüpheli sayısı 20’ye yükseldi.
Yeni Şafak
ABD'li ünlü aktör Cemal Kaşıkçı için İstanbul'da
Gündem
ABD'li ünlü aktör Cemal Kaşıkçı için İstanbul'da
Cemal Kaşıkçı cinayetine ilişkin belgesel hazırlayacağı ifade edilen ABD'li aktör Sean Penn, cinayetin işlendiği Suudi Arabistan'ın İstanbul Başkonsolosluğunda çekim yaptı.
AA

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.