Ramazan özel sayfa
  • İFTARA KALAN SÜRE 00:00:00
Muhalefeti motive etmek
Muhalefeti motive etmek

Konsensus Araştırma Şirketi’nin Başkanı Murat Sarı, HDP seçmeninin % 25’inin, partisinin adayının olmadığı yerlerde sandığa gitmeyeceğini tespit ettiğini söylemişti yaklaşık bir ay önce. Çok dikkatimi çekmişti.

Video: Muhalefeti motive etmek


İstanbul’da, özellikle kritik yerlerdeki başkan adaylarıyla görüştüm. En çok dikkat çektikleri konulardan biri, muhalefet cephesinin motivasyonunun yüksek olduğu yönündeki tespitiydi.

Kürt kökenli seçmenlerin yoğun olduğu yerlerde HDP tabanını merak ediyordum. Zira bazı ilçelerde seçim sonucunu etkileyecek oranda fazla oyu var HDP’nin. Tabii Büyükşehir’i de.

O ilçelerdeki başkan adayları da HDP teşkilatında ve tabanında bir konsolidasyon gördüklerini, sahada sıkı çalıştıklarını ifade ettiler.

Bunun üzerine araştırma şirketlerinin bir kısmını aradım. Son dönem anket yapanlarda, HDP seçmeninin önemli illerde % 85 oranında sandığa gideceğini tespit edenler var. Murat Sarı bu durumun çok fazla değişmediğini düşünüyor. Ama sahada bulunanların kanaati öyle değil.

HDP TABANI SON DÖNEMDE KONSOLİDE OLDU

Antalya, Mersin, Adana, İstanbul, Bursa, İzmir, gibi yerlerde sandığa gidip AK Parti karşıtı adaya oy vereceğini söyleyen ve bunun için çalışan HDP seçmeninde artış var.

Bu durumu tetikleyen şey, son 15 günde Cumhur İttifakı liderleri ve önemli sözcülerinin oldukça sert bir biçimde HDP’ye yüklenmesi olsa gerek.

İşin ilginç yanı ise Ankara hariç, HDP’ye yönelik agresif seçim stratejisi izleyen başkan adayı pek yok. Hatta ‘HDP oylarına talibiz’ imasında bulunan AK Parti adayları bile var.

Beka meselesi üzerinden HDP’yi bu denli ‘düşmanlaştırmanın’ iki amacı olabilir. Ortada duran seçmeni, kötüyü göstererek Cumhur İttifakı’na çekmek, milliyetçi muhafazakar oyları konsolide edip, tahkim etmek.

İTTİFAKLARDA DİĞER ADAYA OY VERME SORUNU VAR

Bu stratejinin ne kadar başarılı olduğunu en kesin sandıkta göreceğiz tabii. Ancak anketlerde sandığa gitmeme ve kararsız kalma oranı en çok milliyetçi muhafazakar oylarda gözüküyor. Ayrıca MHP tabanının, kendi partisinin adayları olmayan bazı yerlerde sandığa gidip oy verme oranını %55 olarak tespit eden araştırma şirketleri bulunuyor.

Bu tespiti sahada test etme imkanım da oldu. Bu yazıyı yazdığım Erzurum’da, Ağrı’da, daha önce gittiğim Antalya, Sakarya ve İstanbul’da birçok AK Partili aday, MHP seçmeninden oy almada ciddi endişeleri olduğunu ifade ettiler bana.

Aynı şekilde AK Parti seçmeninde kendi adayı olmayan bazı yerlerde sandığa gidip oy verme oranlarında da bir düşüş tespit ediliyor.

Yani iktidar cephesinde tabanı konsolide etme stratejisinin tam başarıya ulaştığını söylemek zor. Bu benim ve araştırma şirketlerinin tespiti. Gerçeği sandıkta öğreneceğiz.

Bu arada CHP, İYİ Parti, Saadet ve diğer partilerde başka adaylara oy vermede benzer sorunlar yaşandığını da belirtmeliyim. Sanırım ittifak kültürü henüz oturmadı seçmende.

MUHALEFETİ MOTİVE ETMEK

Peki bu stratejinin yan etkisi oldu mu? İşte bunu en çok HDP tabanında görüyoruz. Saha gözlemlerine çok güvendiğim bir araştırma şirketi başkanı, şu anda İstanbul’da en sıkı çalışan örgütün HDP olduğunu söylüyor.

Hatırlayın, aslında Cumhur İttifakı daha önceki iki seçimde de vardı ve oyları düşmemişti, hatta artmıştı. Ama o zaman Erdoğan ve Bahçeli çok dikkatli bir dil kullanmış ve HDP’yi yok saymışlardı adeta.

Bu arada gerginlikten CHP seçmeni ve teşkilatı içinde kendi iç çekişmelerini unutup, seçime asılanlar son düzlükte arttı. Tansiyonu, suçlamayı, hafif yollu tehditleri arttıran Cumhur İttifakı’na karşı, Millet İttifakı’nda partisine, adayına, oyuna sahip çıkma duygusu daha çok kabardı. Örnek Ankara.

Zaten karşıtlık stratejisinin doğal sonucu budur. Bu stratejiyle kendi tabanını da, karşı tarafı da konsolide edersin. Kimin tabanı çoksa o kazanır.

Buradaki sorun Millet İttifakı’nın bu kez yüksek oya sahip olması. Her iki taraf aynı düzeyde konsolide olsa bile, birçok şehirde bu durum AK Parti ve MHP adaylarının aleyhine olabilir. Adana, Antalya, Bursa, Mersin, Balıkesir, İstanbul gibi.

HDP’Yİ YOK SAYSAYDI NE OLURDU?

İki önemli araştırma şirketinin başkanıyla şöyle bir simülasyon yaptık: Eğer AK Parti, HDP’yi yok saysaydı, CHP’ye ayarında yüklenseydi ve her zamanki gibi kendi projelerini, hizmetlerini anlatsaydı ne olurdu?

İkisinin kanaati de çok önemli değişim olacağı yönünde.

Ben de aynı kanaatteyim. Bir kere İstanbul böyle diken üstünde olmazdı. HDP’nin % 10’luk oyu bu kadar konsolide olmazdı. CHP kendi iç sorunlarıyla daha çok uğraşırdı. Yorgun olan seçmen yüksek gerilimden bu kadar negatif etkilenmezdi.

Bu simülasyonun sonucunu da yine sandıkta göreceğiz.

Ancak gördüğüm o ki, Cumhur İttifakı kendi tabanını konsolide ederken, daha çok muhalefeti motive etmiş gibi.

31 Mart’ta Kürt oylarının dağılımı nasıl olacak?
31 Mart’ta Kürt oylarının dağılımı nasıl olacak?

Selahattin Demirtaş 31 Mart’a günler kala cezaevinden ses verdi:

“Bütün halkımıza, tabanımıza çağrım ve varsa azıcık hatırım, ricam şudur ki, gerekirse bağrınıza taş basın, ama mutlaka sandığa gidip ‘Faşizme hayır’ anlamına gelecek oyunuzu kullanın” dedi.

“Azıcık hatırım varsa” ifadesi hendek kazma günlerinden kalan hayal kırıklığının bir dışavurumu olsa gerek.

Video: 31 Mart’ta Kürt oylarının dağılımı nasıl olacak?


Suriye’deki Rojava projesini Türkiye’ye taşıyıp, Güneydoğu’yu koparma girişiminin o günlerdeki aktif destekçilerinden biri idi Demirtaş.

Amaç, “Devrimci Halk Savaşı” jargonuyla, halkı sokaklara döküp, devleti çaresiz kalma ya da orantısız güç kullanma yönünde tercihe zorlayan bir girişimdi o günlerde yaşananlar.

Demirtaş da gün aşırı Kürtleri sokağa davet ediyor, bu çağrıları kimse iplemeyince son çare olarak “Hiç olmazsa balkonlardan, pencerelerden ses verin” diye sesleniyordu.

Nihayetinde o çağrılar da sonuçsuz kaldı.

Rojava’yı Türkiye’ye taşıma projesi devletin, hükümetin kararlı tutumu ve Kürtlerin sağduyusu sayesinde hedefine ulaşamadı.

Demirtaş da, düşünce ifade etmenin çok ötesine geçen eylemsel tahrikleri nedeniyle bugün “Hatırım için oy verin” diye seslendiği yere gönderildi.

“KÜRTLERİN İRADESİNİ PEŞKEŞ ÇEKMEK İSTİYORLAR”

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, önceki gün Ağrı mitinginde, Kürt oylarını ‘Babasının malı’ olarak görenleri kast ederek önemli bir açıklama yaptı.

“Kürt kardeşlerimizin iradesini Batı’da CHP’ye, İyi Parti’ye peşkeş çekiyorlar” dedi.

Bu ifadelerin, Kürt oylarını istenilen adrese ‘Tıpış tıpış gitmeye’ zorlayan anlayış sahipleri için kullanıldığını düşünecek olursak, içi dolu bir beyanat olarak görebiliriz.

“Tıpış tıpış gideceksiniz” ifadesini CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 2014 Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde Ekmeleddin İhsanoğlu’nun adaylığına ‘Mırın kırın’ eden ‘Sahillerdeki CHP seçmeni’ için kullanmıştı.

2015 Haziran seçimlerinden beri de HDP yönetimlerinin Kürtlere mütemadiyen aynı muameleyi çektiğine tanıklık ediyoruz.

Binde üç oy alabilen marjinal sol hareketlerle milletvekili listelerini doldurup, Kürtleri “Mecbur oy vereceksiniz” seçeneğiyle baş başa bırakma tutumu diyoruz buna.

2015 seçimleri öncesinde HDP’den milletvekilliği yapmışlığı olan bir isimle konuşurken kendisinin bu durumu “HDP Kürtlerin partisi olmaktan çıkmıştır” cümlesiyle ifade ettiğine şahitlik etmiştim.

AK PARTİ ADAYLARI KÜRTLERDEN NE KADAR OY ALABİLECEK?

Kürt oyları, sadece seçimden seçime hangi partiye yöneldiği sorusuyla değil, Türkiye’nin bütünlüğünün ne kadar sağlam bir zeminde ilerlediği sorusuyla da üzerinde durmayı ziyadesiyle hak ediyor.

Siyasi bölünmelerin fiziki bölünmelerin bir önceki aşaması olduğuna dair dünya örneklerini gözümüzün önüne getirdiğimiz takdirde, bu meselenin salt bir oy hesabıyla değil, ‘Stratejik niteliğiyle de’ önem kazandığını görüyoruz.

Günümüz şartlarında bu ‘çimento’ vazifesini bir tek Ak Parti’ye verilen oylar temsil ediyor.

Ak Parti’nin Kürtlere dönük asimilasyon politikalarına son vermiş parti ‘madalyasını’ elinde tutması, bir de özellikle muhafazakar Kürtlerin PKK/HDP tarafından asimile edilememiş olması, bunun iki temel gerekçesini oluşturuyor.

HDP yönetiminin sadece kaybettirmeye odaklı seçim taktiklerinin geri planında da asıl bu gerekçe var.

Yani, Tayyip Erdoğan ve Ak Parti’nin varlığı ve Kürt oyları için çekim merkezi olma niteliğine karşı gösterilen öfke, nefret duyguları.

Bu durumda Kürt oylarının stratejik niteliğinin, Ak Parti kadrolarına ilave sorumluluklar getirdiğini ise bilmem söylemeye gerek var mı?

Özellikle sosyal medya kazanı içinde, PKK ile mücadeleyi Kürtlerle mücadele torbasına sokmaya çalışan hoyratça örneklerle şu geçen birkaç sene içinde karşılaşmadığımızı söylemek mümkün değil.

Bu kaygısızlığa karşı, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Türklerle Kürtlerin kardeşliğini temsil eden ‘Lisan-ı Hal’ini’ çok önemsediğimi belirtmek isterim.

On gün önce televizyon yayını yaptığımız Ak Parti İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Binali Yıldırım’ın da Kürtlere dönük ‘Pozitif dil’ konusunda deyim yerindeyse ‘Çırpındığına’ tanık oldum.

Belki biraz da MHP ittifakı nedeniyle ‘Lisan-ı Hal’in’ ‘Lisan-ı Kal’in’ önüne geçtiğini düşünebiliriz.

Burası böyle olmakla birlikte, mesele Kürt oylarının stratejik niteliği ise, MHP’nin, Devlet Bahçeli’nin işin bu yönüne kıymet vermediğini, ya da tepki gösterme ihtimalini düşünmek, hem akıllara hem vicdanlara ters düşüyor.

Yazının başlığında 31 Mart’ta Kürt oylarının adresi neresi olacak sorusunu sorduk ama bu sorunun detaylı analizine gelemedik.

Kısmetse yarın devam ederiz.

3'ü de sırtını Kandil'e dayadı
Gündem
3'ü de sırtını Kandil'e dayadı
CHP, İyi Parti ve Saadet’in listesinde 340 PKK’lı ve HDP’linin yer alması gündeme bomba gibi düştü. “İttifak” ortada olsa da işbirliğinin büyüklüğü herkesi şaşkınlığa çevirdi. 3 partinin listesinde evinde yaralı PKK’lıları tedavi edenler, polis ve askere molotof atanlar bile var.
Yeni Şafak
* PKK ile CHP’yi, Saadet’i, İyi Parti’yi bir araya getiren kim? * Şu an durdukları yerin bir adım sonrası Türkiye’yi felç etmektir. * Gelin bu ülkeyi yarı yolda bırakmayalım..
* PKK ile CHP’yi, Saadet’i, İyi Parti’yi bir araya getiren kim? * Şu an durdukları yerin bir adım sonrası Türkiye’yi felç etmektir. * Gelin bu ülkeyi yarı yolda bırakmayalım..

Nasıl oluyor da, hiç bir araya gelemeyecek olanları tek çatı altında toplayabiliyorlar? Onları birleştiren irade kimin iradesi, onları kaynaştıran hedef kimin hedefi?

Nasıl oluyor da, bugüne kadarki bütün siyasi ilkeleri bir kenara itip, siyasi kimlikleri yok sayıp ortak bir amaç etrafında toplanabiliyorlar, yeni bir siyasi amaç ve kimlikle kendilerini tanımlayabiliyorlar?

Video: * PKK ile CHP’yi, Saadet’i, İyi Parti’yi bir araya getiren kim? * Şu an durdukları yerin bir adım sonrası Türkiye’yi felç etmektir. * Gelin bu ülkeyi yarı yolda bırakmayalım..


Nasıl oluyor da, seçmenden bile utanarak, kendilerine dayatılan kişileri gizli gizli aday yapabiliyorlar? Elindeki silahı bu ülkeye doğrultanları, bu ülkenin amaç ve hedeflerine savaş açanları, bu ülkenin meclisini ve insanını bombalayanları, onlarca yıl bu ülkede kan dökenleri ortak ilan edebiliyorlar?

PKK İLE CHP’Yİ SAADET’İ, İYİ PARTİ’Yİ KİM BİR ARAYA GETİRDİ?

Onları kim bir araya getirdi, onlara kim bu adayları dayatıyor, onlara kim siyasi ilkelerini unutturup Türkiye’yi zayıflatma rolü veriyor? Arkada ne tür pazarlıklar döndü, dönüyor?

HDP ile, PKK ile CHP’yi Saadet’i, İyi Parti’yi hangi düşmanlık, neyin düşmanlığı ya da hangi amaç tek cephede topluyor?

Kendilerine İslâmcı diyenler, milliyetçi diyenler, Türkiye’nin kurucu partisi diyenler, nasıl oluyor da dağdakilerle, ömürler boyunca Türkiye ile mücadele edenlerle omuz omuza verip, hangi “düşman”a karşı güç birliğine giriyor?

Bunun sadece bir seçim, sadece belediye başkan adaylığı meselesi, sadece bir yerel seçim kampanyası olduğunu mu sanıyorsunuz? Gerçekten öyle mi sanıyorsunuz?

SURİYE’NİN KUZEYİNDE KURULAN CEPHENİN SİYASİ AYAĞI BUNLAR..

Eğer bu ülkede “bekâ meselesi yoktur” diyorsanız, bunun sadece seçim propagandası olduğunu sanıyorsanız, bu formülü de, bu birleşmeyi de, “Türkiye Ekseni’ne karşı kurulan bu cepheyi de açıklamak zorundasınız?

Bize, millete, bu ülkeye, tarihe açıklamak zorundasınız?

Suriye’nin kuzeyinde kurulan cephenin siyasi ayağını bu birleşme ile kuranların, bir sonraki adımının ne olabileceğini görmüyor muyuz?

Bu cephe, 15 Temmuz için ne diyor, Afrin müdahalesi için ne diyor, MİT TIR’ları meselesi için ne diyor, Fırat’ın Doğu’su için ne diyor, Suriye’nin kuzeyinde kurulmak istenen “Türkiye cephesi” için ne diyor?

Bugüne kadar hiçbirinden bu konularda ülkemizin, milletimizin yararına tek kelime duymadık. Niye duymadık? Kandil’deki adam onlara destek mesajları açıklarken nasıl duyacaktık, nasıl böyle bir açıklama beklerdik?

“İNTİKAM, İNTİKAM” DİYENLER BU MİLLETE ÇOK ACILAR YAŞATTI..

Erdoğan’a düşmanlığı dışında tek bir siyasi söylem duymadık. Türkiye’nin ortak iyiliği için, gücü için, kuvveti için, büyümesi ve güçlenmesi için kendilerinden tek kelime duymadık.

“İntikam, intikam” diye bağırıp çağıranların, bu ülkenin, bu toprakların tarihinde ne büyük yıkımlara yol açtığına, ne büyük tarihsel kırılmalara sebep olduğuna, yüzyıllardır devam eden siyasi tarihimizde bu topraklara ne acılar yaşattığına kaç kez tanık olduk?

Erdoğan’dan intikam almak isteyenlerin, kimlerin intikamını dillendirdiğini, neden “Türkiye Ekseni”nin karşısında yer aldığını, ellerine tutuşturulan ajandanın kimlerin ajandası olduğunu sanıyorsunuz?

MERKEZDEN KOPTULAR: ÇEVREDE TOPLANIP MERKEZİ VURACAKLAR..

Kırk yıldır PKK ile bu ülkeyi kim durduruyorlarsa onların, 15 Temmuz’da bu ülkeyi kim parçalamak istediyse onların, bugün dört bir taraftan İslâm coğrafyasını kim çevreliyorsa onların, “Türkiye’yi durdurma” adına kim bütün bölgeyi harekete geçiriyorsa onların ajandası bu.

Bu cephenin içinde yer alan siyasi partiler, Türkiye’nin merkezinden koptular, çevreye saçıldılar, bu coğrafyaya yeni harita taslakları dayatanların dilini kullanır oldular.

O irade; işte çevreye saçılanları topluyor, bir içeriden yapılanmaya gidiyor, bütün terör örgütleriyle siyasi partileri buluşturuyor, Türkiye’nin merkezini zayıflatacak, dağıtacak bir proje uyguluyor.

İÇ İŞGALCİLER VE GÖZLERİ KARARMIŞLAR ÜZERİNDEN YENİ OLUŞUM DENENİYOR

Çünkü o irade, dışarıda ne kadar fırtına koparsa da, Akdeniz’den İran sınırına ne kadar harita dayatsa da bu ülkenin iradesinin güçlü olduğunu, tarihi kodlarının sağlam olduğunu, omurgasının sarsılmaz olduğunu biliyor.

Dışarıdan saldırdıkça milletin daha bir kenetlendiğini biliyor. Bu yüzden “iç işgalciler”le intikam hırsından gözleri kararmışları, küçük menfaat hesapları yürütenleri zaaflarından yakalayıp zihin karıştırıcı bir “siyasi oluşum” deniyor.

Günlerdir izliyorum: CHP’ye bakıyorum, Saadet’e bakıyorum, İYİ Parti’ye bakıyorum.. Tarihin geçtiği dönem, coğrafyanın yaşadığı sarsıntı, Türkiye’nin içinde bulunduğu zorluklar, milletin ve ülkenin karşı karşıya kalabileceği tehditler, küresel ekonomik sorunlar ve bunların Türkiye’ye yansıması, bunların nasıl üstesinden gelineceği gibi konularda tek cümleleri yok.

Varsa yoksa intikam, varsa yoksa yıkıcı bir söylem. Duymadım, okumadım, bekledim ama yok.

EVET, BU BİR YEREL SEÇİM AMA HERKESİ ELE VERİYOR..

Olmaz, olmayacak, olamaz… Çünkü Türkiye’nin büyük mücadelesinin hiçbir yerinde yoklar. Böyle bir ittifakın, böyle bir cephenin merkezi güçlendirmekten, milleti ve ülkeyi güçlendirmekten çok, “Türkiye’yi durdurma”ya dönük saldırıların arkasındaki güçlere daha yakın oldukları artık gizlenemez bir gerçektir.

Evet, bu bir yerel seçim. Ama herkesin durduğu yeri, kullandığı dili, zihnindekileri, ne kadar Türkiyeli olup olmadıklarını ortaya koyan bir seçim.

ŞU AN DURDUKLARI YERİN BİR ADIM SONRASI TÜRKİYE’Yİ FELÇ ETMEKTİR

Şu an durdukları yerin bir adım sonrası Suriye’nin kuzeyindeki haritadır. Türkiye cephesini normalleştirmektir. İçerde merkezî iktidar alanını zayıflatmaktır. FETÖ meselesini sulandırmaktır.

Türkiye’nin yüz yıl sonraki büyük uyanışını sabote etmektir, durdurmaktır. Yeniden vesâyetin önünü açmaktır. Milletin başını öne eğdirmek, gözlerini ayaklarının uçuna sabitlemektir.

Şu an durdukları yer; seçim sonrası coğrafyada estirilecek fırtınalara karşı Türkiye’yi hareket edemez hale getirmektir. Yeniden içe kapatıp elini zayıflatmak, her yerden uzaklaştırmaktır. Milleti küçük hesaplara, küskünlüklere, öfkelere, kırgınlıklara mahkûm edip zihinleri bulandırmak, özgüvenleri sarsmaktır.

KONUŞTUĞUMUZ HİÇBİR ŞEY O HESAPTAN BAĞIMSIZ DEĞİL..

Evet, bu bir yerel seçim. Ama seçim dahil, hiçbir gelişme, hiçbir hareket, hiçbir söylem artık tek başına bir şey değildir. Bu ülkenin artık sadece kendisiyle sınırlı bir meselesi yoktur.

Türkiye çok büyüdü, çok güçlendi, bölgeselin ötesinde küresel oyuncu oldu. İşte bu oyuncu rolünü sınırlamaktır. Bu yüzden hiç kimsenin durduğu yer, sadece kendisiyle sınırlı değildir.

Sessiz kalmanın, seyretmenin zamanı değildir. Tarihin yeni yükseliş kapılarını açtığı bir zamanda küçük hesaplara boğulmanın zamanı değildir. Bugün konuştuğumuz hiçbir şey, bu büyük hesaptan bağımsız değildir.

BİR DE “YERLİ DIŞARIDANLAR” VAR..

Bir de bu çevrelerin dışında, var olan mücadelenin yanında görünüp sessiz hareket edenler, örtülü hareket edenler, daha sinsi ajandaları üslenenler, “yerli dışarıdanlar” var. Ben bunlara “iç işgalciler” diyorum, “muhafazakâr muhalefet”, “muhafazakâr müdahale” diyorum.

Bulundukları yeri, sahip oldukları küçük iktidar alanlarını bu amaçla kullananlar var. Bu tür çift kişilikliler, tarihin en utanç verici sayfalarında yer alırlar. Bu hep böyle olmuştur, yine öyle olacaktır.

GELİN BU ÜLKEYİ YARI YOLDA BIRAKMAYALIM..

Gözlerinizi açın, Türkiye ve coğrafyadaki büyük hesaplara bakın, öyle karar verin. Yüz yıl sonra yeni uyanışı sabote edenlere izin vermeyin. Gerekçeniz ne olursa olsun, hiçbir olumsuz gerekçe bu büyük hesaplaşmadan daha önemli değildir.

Tarih yürür, coğrafya yürür, Türkiye yürür.. Açılan bu kapı yüz yıl daha kapatılamaz. Ama herkesin yaptığı yanına yazılır. Gelin birlikte yürüyenlerden, birlikte yükselenlerden olalım. Gelin bizi önümüze bakmaya zorlayanların hesaplarını bozalım.

Gelin, bin yıldır bu coğrafyada büyük mücadelemize devam edelim. Gelin, bizi yeniden 20. yüzyıla kapatmaya çalışanların defterini dürelim. Gelin bir Selçuklu gibi, bir Osmanlı gibi büyük düşünelim.

Gelin bu ülkeyi yarı yolda bırakmayalım..

CHP Batman'da Demirtaş'ın sesiyle oy istiyor
Gündem
CHP Batman'da Demirtaş'ın sesiyle oy istiyor
CHP, Batman'da terör örgütü PKK'nın siyasi uzantısı HDP'nin tutuklu eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın kendi yazıp seslendirdiği 'Giden Kuşlar' şarkısıyla Batman'da seçim çalışmasını sürdürüyor.
Yeni Şafak
Gül: Milletimiz örtülü ittifaka asla prim vermeyecek
Gündem
Gül: Milletimiz örtülü ittifaka asla prim vermeyecek
Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, "1 Nisan'dan sonra Sayın Yavaş seçilirse Ankara'da belediyeyi HDP yönetecektir. Milletimiz bu anlamdaki kirli, örtülü ittifaka asla prim vermeyecektir" ifadelerini kullandı.
AA
CHP, İyi Parti ve Saadet Partisi'nin listeleri Kandil’e emanet
Gündem
CHP, İyi Parti ve Saadet Partisi'nin listeleri Kandil’e emanet
CHP, HDP, İyi Parti ve Saadet Partisi'nden oluşan Zillet İttifakı, listeleri Kandil'e emanet ederek 340 PKK'lıyı listelerine aldı ve büyük bir ihanete imza attı. Sabah'ta yer alan habere göre işte listelerde tek tek deşifre edilen PKK'lı isimlerden bazıları;
Diğer
Sezai Temelli CHP listesinde HDP'lilerin olduğunu itiraf etti
Gündem
Sezai Temelli CHP listesinde HDP'lilerin olduğunu itiraf etti
HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, geçtiğimiz günlerde katıldığı bir radyo programında ittifak ve HDP'li belediye meclisi üyeleri hakkında açıklamalar yaptı. Sunucunun, 'CHP listesinden bir HDP'li belediye meclis üyesi olabilir mi herhangi bir yerde?' sorusuna, 'Evet vardır. Bazı yerlerde yereller ortak liste çalışması yapmıştır.' yanıtını verdi.
Diğer

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.