Ramazan özel sayfa
  • İFTARA KALAN SÜRE 00:00:00
Anne dostu doğum elbisesi: Mahremiyete dikkat ediyor
Hayat
Anne dostu doğum elbisesi: Mahremiyete dikkat ediyor
Geliştirdiği 'Dikey Doğum Koltuğu' projesi ile uluslararası alanda dört tane ödül alan Op. Dr. Ayşe Duman, anne dostu ürünlere bir yenisini daha ekledi. Tasarladığı Hubla Doğum Elbisesi ile anne adaylarının doğum sürecinde mahremiyetlerine dikkati çeken Duman, 'Kadının mahremiyetine saygı gösterilmesi kendini güvende hissetmesinin önemli unsurlarından biridir. Aksi durumda, yani mevcut kıyafetlerle kadın kendini güvende hissetmez. Bu durum doğum yolculuğunda anne ve bebek üzerinde olumsuz tesir oluşturur' dedi.
Yeni Şafak
Boşanamadığı kocasına attığı çanta silah sayıldı: Doğum gününde cezaevine girdi
Gündem
Boşanamadığı kocasına attığı çanta silah sayıldı: Doğum gününde cezaevine girdi
Adana’da 6 yıldır boşanamadığı eşine duruşma öncesi fırlattığı çanta silah sayılan Meryem Karalök,
"basit yaralama" suçundan 5 ay hapis cezası alınca doğum gününde cezaevine girdi. Karalök, "Kocamdan 17 yıl şiddet gördüm. Kolumu kırdı, beni döverken karnımdaki çocuğumu öldürdü ve sıcak su dökerek beni yaktı. 5 yıl bitti 6’ncı yıla girdi hala ayrılamadım. Hala mahkemem sürüyor. O buna bu kadar şey yaptı ama bir gün cezaevine girmedi. Ben ise bir çanta atmayla cezaevine girdim" dedi.
IHA
Paraya kavuşan boşuyor boşanıyor
Paraya kavuşan boşuyor boşanıyor

İki uçtan birinde ısrar etmek diğer ucu besler, sonun da aşırılıklar yer değiştirerek devam eder.

Örf âdet dedikleri şey dini de bastırarak veya dînî kisveye bürünerek cemiyette hakim olunca bid’atlar, hurafeler, din istismarları alıp başını gidiyor. Bunlarla mücadele ve ıslah faaliyeti de oldukça zor hale geliyor; bir bid’atı, bir hurafeyi, örfte adette yerleşmiş sünnete aykırı bir uygulamayı değiştirmek isteseniz, dinin farzları ve haramları çiğnendiğinde gösterilenden daha sert ve yaygın tepki ile karşılaşıyorsunuz.

Video: Paraya kavuşan boşuyor boşanıyor


Benin okuyup öğrendiğim kadarıyla İslam hukukuna göre kadın ister evli, ister bekar, ister çalışan, ister çalışmayan olsun onun geçimi, para kazanmak için çalışmaya mecbur olmaksızın duruma göre erkek akrabası ve kocası tarafından sağlanacaktır. Kadın aç ve açık kalma korkusuyla bir yerlerde çalışıp para kazanma mecburiyetinde kalmayacaktır. Bundan sonrasında kadının ev dışında çalışmasının başka ferdî veya sosyal sebepleri olabilir, bu sebepler ve ihtiyaçlar çalışmasını meşru hale getirebilir.

Kadına evlilik hayatı içinde haksızlık edildiğinde, zulme, baskıya, işkenceye, köleleştirmeye maruz kaldığında ne yapacak?

Kadın boşandığı takdirde baba evine dönmesinin de ayrılıp geçimini sağlamasının da imkansız veya zor olması halinde ya bu zulme katlanarak dünyada cehennem hayatı yaşayacak, ya intihar edecektir. Bu durum eskiden beri İslam dünyasında ve ülkemizde zaman ve mekana göre azlık veya çokluk bakımından değişse de var mıdır, vardır.

İşte bu iki uçtan biridir. Dinden kadın aleyhine sapışın getirdiği ifrattır, aşırılıktır.

Diğer ucu, bir başka aşırılık ise yukarıda tasvir ettiğim duruma tepki ve isyan olarak gelişen aşırılıktır. Bu uçta da kadınlar dinden sözde kadın lehine saparak pek çok kırmızı çizgiyi çiğniyor, mesela ev işlerini beraber yapmayı, çocuğa beraber bakmayı bırakın çocuğu erkeğin doğurmasının yollarını arayacak hale geliyorlar. Cinsel eşitlik çerçevesinde söylenen ve uygulanan birçok fıtrat dışı rezaletler de bu uçta gerçekleşiyor.

Yazının başlığına dönersek:

Kadının meşru ve makul ihtiyaçlarını -onu çalışmaya mecbur etmeden- sağlama vazifesi ihmal edilince ve kadın boğaz tokluğuna köle gibi kullanılınca (bunların olduğu yer ve zamanlarda) ortaya bir fikir atıldı: Kadının bu zulümden kurulmasının çaresi ekonomik özgürlüğe kavuşmasıdır.

Peki çalışıp kazanarak ekonomik özgürlüğüne kavuşan kadın ne yaptı?

Ne yazık ki, bu imkan yalnızca kadının zulümden kurtulmasını sağlamadı, ortada çekilemez bir durum bulunmadığı halde nefse yenilerek hürriyeti seçme sonucunu da doğurdu.

İstatistikler, giderek evlenmelerin ve evlilerde çocuğun azaldığını, boşanmaların ise çoğaldığını gösteriyor.

Yakın zamanda bir tanıdık bir hususa dikkatimi çekti: Diyanet kadrosunda çalışan hanımlarda da boşanmalar gittikçe artıyormuş! Eğer bu tespit doğru ise durum daha da vahim demektir; çünkü din, kültür, medeniyet, değerler için vazgeçilemez kurum olan ailenin devamı boşanmaların değil, evlenmelerin ve iyi aile terbiyesi almış çocukların artmasına bağlıdır. Buna örnek olacak kişiler yapmaya değil de yıkmaya örnek oluyorlarsa yandık demektir!

Birçok bakımdan farklı olan iki şahsın bir ömür boyu nispeten mutlu olarak bir yastığa baş koymalarının şartları nedir?

Ortada bir zaruret yok iken boşanmaların aileye ve cemiyete getirdiği zararlar nelerdir?

Bu iki soruya cevap vermek için yazmaya devam edelim.

Önceliğimiz neden çalışan sigortalı kadınların çocuğu?
Önceliğimiz neden çalışan sigortalı kadınların çocuğu?

I-

Ülkemizin dostu ile düşmanını, Barış Pınarı Harekatının aynasında, olanca berraklığı ile gördüğümüz günlerden geçiyoruz. Hepimizin üzerinde ağır bir iklim var. Bu ağır iklimi biraz olsun hafifletmek için her birimiz yapmakta olduğumuz işi en iyi şekilde yapmaya devam etmeliyiz. Ama yaptığımız işi en iyi şekilde yaparken; çatışmanın odağındaki siviller için, Türk askerinin ayağı taşa değmeden bir an önce harekatı başarı ile tamamlayıp kışlasına dönmesi için, duayı duaya ekleyerek yaşamak zorundayız. Ve elbette “burada” selamı çoğaltarak. Ayrılıkların, farklıkların değil, ortak duyuşların, duruşların altını çizerek. Yaralarımızı bütünlenerek sarmak zorundayız.

Kendi verdiğimiz tepkiyi/desteği merkeze alarak, başkalarını bizim gibi olmaya zorlayıcı söylemlerden zinhar sakınalım. Aile meclislerinde, dost meclislerinde çatışmacı dilden uzak duralım; ülkemizin huzuru için neler yapabiliriz, bize düşen nedir sorusuna cevap arayalım. Gençleri sorumluluk bilinci ile yetiştirmeyi ana meselemiz sayalım. Lütfen.

Harekatlar, savaşlar biter gündelik hayat devam eder. Gündelik hayat her şartta devam eder. Önemli olan nasıl devam ettiğidir. Nasıl devam ettiği sorusuna cevap verecek ölçüler, dar gelirlilerin, yaşlıların, çocukların, gençlerin, engellilerin, kadınların toplumdaki yeridir. Bunlara ilaveten artık sığınmacıların ve mültecilerin dahi toplumdaki yerini düşünmek, iyileştirmek, ülkemiz için, yani kendi yarınımız için önemlidir.

Gündelik hayat devam eder. Bazen sabahlar ağıt ile başlar bazen şairin dediği gibi “akşamlar bir roman gibi ” biter.

II-

Pazartesi günü sosyal medya gündeminin bir yanı Barış Pınarı Harekatına kilitlenmiş iken bir yanı da aşağıda dikkatinize sunacağım habere kilitlendi.

Haber şöyle:

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile Avrupa Birliği (AB) Delegasyonu, 0 - 60 aylık çocuklarını kreş, anaokulu veya gündüz bakımevine gönderen, sigortalı çalışan 10 bin 250 kadına, her ay 650 lira civarında destek sağlayacak.

Öncelikle üzerinde durmamız gereken husus, her türlü sosyal hizmet harcaması için devletin imkanlarının iyi değerlendirilmesi olmalı. Kendimize örnek olarak Avrupa’nın, İskandinav Ülkeleri’nin yol haritasını alamayız.

Devletin yeterli bütçesi var ise bunun sigortalı çalışan kadınlara pay edilmesinden önce sigortasız çalışan/ çalışamayan kadınların çocuklarının eğitimde fırsat eşitliği kapsamında kreş ve ana okullarında bakımına harcanması gerekiyor diye düşünüyorum.

Sigortalı çalışan kadınların çocukları için kreş ve çocuk yuvası kurumlar için mecburi tutulması, 650 tl destekten daha önemli. Denilecektir ki evler ile çalışılan kurumlar arasındaki mesafe bu yöntemin pratik olmasına engel,

özellikle İstanbul için bu mümkün görünmüyor . Doğru. İstanbul için konuşacağımız bütün sorunların öncelikle beş İstanbul projesi üzerinden konuşmak durumundayız. İstanbul, içerisinden en az beş şehir çıkaracak yapıyı çoktan aştı. Keşke bu tartışmaların yapıldığı 90’lı yıllarda İstanbul’un bölümlendirilmesi gerçekleştirilebilmiş olsaydı.

Nüfusu 20 milyona dayanmış hiçbir şehri hasarsız yönetmek mümkün değildir.

Ama merkeze İstanbul’u alıp diğer şehirlere projeksiyonu İstanbul üzerinden yapacak olursak sağlıklı çözümler teklif etmiş olmayız.

Kadınların çalıştırılmasına karşı olan bazı kesimler, “sosyal hizmet” yardımlarını kadınları çalıştırmaya özendirmek olarak değerlendiriyor.

Hangi kesim olursa olsun konuşmamız gereken konu; kadınların çalışması ya da çalışmaması değil, kadınların kendisi ve çocukları için sağlıklı ortamlarda nasıl çalışabileceği meselesi olmalı.

Toplumsal konular kişilerin tercihine tavır alıcı bir şekilde ortaya konursa ortaya çözüm değil çatışmacı bir yapı çıkar. Henüz bekar olan ya da karısı çalışmayan erkeklerin, her gün ısrarla çalışan kadınlara karşı aşağılayıcı bir dil kullandığı sosyal medya ortamı, sorunların anlaşılmasını engelleyen bir atmosfer inşa ediyor.

Sosyal medyanın sorun çözücü değil sorun çıkarıcı yapısına rağmen aşama aşama düşünelim lütfen: Sigortalı çalışan kadın meselesi ilden ile değişir.

İstanbul’da çalışan bir kadın ile diyelim ki Kayseri ya da Batman’da çalışan kadının gündelik hayat rutini, imkanları ve imkansızlıkları birbirine yakın değil. İstanbul’da yaşayan kadınlar, iş ile ev arasındaki mesafe ve toplu taşımanın insani değerleri yitirmiş, yük taşır gibi insan taşıyan ortamından dolayı, aşırı yorgun ve gergin. İstanbul’daki kadın için bütçesine ilave edilecek 650 Tl değil çocuğunun bakımını ve eğitimini gerçekleştirecek küçük ölçekli yuvalar ve okullar daha işlevseldir.

Mesele çocukların daha iyi şartlarda yaşaması yarınlar için hazırlanması ise o zaman niye önceliğimiz sigortalı çalışan kadınların çocukları oluyor?

Çocukların sağlıklı bir ortamda büyüyebilmesi için ekransız ama akranlı ortamlarda bulunması gerekiyor.

Evler o eski bildiğiniz evler değil artık, dolayısıyla annenin evde olması, “evde” annenin varlığına delalet etmiyor.

Buse Naz Çakıroğlu'ndan gümüş madalya: Dünya ikincisi oldu
Spor
Buse Naz Çakıroğlu'ndan gümüş madalya: Dünya ikincisi oldu
Dünya Kadınlar Boks Şampiyonası 51 kilo finalinde milli sporcu Buse Naz Çakıroğlu, Rus rakibi Liliya Aetbaeva'ya mağlup olarak gümüş madalya kazandı.
AA
Jandarma Kadın Astsubaylar 'Barış Pınarı'nda görev almak için hazırlar
Dünya
Jandarma Kadın Astsubaylar 'Barış Pınarı'nda görev almak için hazırlar
Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademisinde eğitim alan Jandarma Kadın Astsubay adayları, hem fiziksel hem de zihinsel olarak arazi şartlarına tam anlamıyla hazırlanıyorlar.
IHA
İş çıkışı durakta otobüs bekleyen 3 kadına otomobil çarptı
Gündem
İş çıkışı durakta otobüs bekleyen 3 kadına otomobil çarptı
Çanakkale’nin Biga ilçesine bağlı Karabiga beldesinde, iş çıkışı durakta otobüs bekleyen 3 kadına otomobil çarptı. Olayda 3 kadın da hayatını kaybetti.
IHA
Emine Bulut cinayeti davası başladı: Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası isteniyor
Gündem
Emine Bulut cinayeti davası başladı: Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası isteniyor
Kırıkkale'de eski eşi Emine Bulut'u 10 yaşındaki kızının yanında boğazından bıçaklayarak öldüren sanık Fedai Varan, hakim karşısına çıktı. Sanık Fedai Varan da dosyadaki delillerin avukatına verilmediği gerekçesiyle susma hakkını kullanacağını ifade etti. Emine Bulut'un kızı F.B.V (10), duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile başka bir salondan bağlandı. Annesinin babasına hakaret edip etmediğinin sorulması üzerine de F.B.V, "Onu hatırlamıyorum. O kişi benim babam değil, bunu da söylemek isterim" dedi.

AA

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.