Altı dilde hainlik: FETÖ’nün gerçek yüzü dünya kamuoyuna tüm açıklığıyla anlatılacak
Gündem
Altı dilde hainlik: FETÖ’nün gerçek yüzü dünya kamuoyuna tüm açıklığıyla anlatılacak
Terör örgütünün gerçek yüzünü açıklayan, İçişleri Bakanlığı’nın hazırladığı FETÖ kitabı 6 dile çevrildi. Tarihçesi, hedefleri, teşkilatlanma ve hareket tarzının anlatıldığı kitapta, örgütün nasıl bir tehdit olduğu vurgulandı. Kitap yabancı muhataplara verilecek.
Yeni Şafak
MEB'den yeni adım: Yüz yüze eğitime katılacak özel öğrenciler için okuma yazma seti
Gündem
MEB'den yeni adım: Yüz yüze eğitime katılacak özel öğrenciler için okuma yazma seti
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), 21 Eylül'de yüz yüze eğitime başlayacak anaokulu ve ilkokul 1'inci sınıf düzeyindeki özel gereksinimli öğrenciler için, okuma yazma sürecini eğlenceli hale getirerek, kolaylaştıracak 6 kitaplık bir set hazırladı.
DHA
Sivrisinek, rüzgâr ve hırsız
Sivrisinek, rüzgâr ve hırsız
İlkokul okuma kitaplarımızın birinde sivrisinek ile rüzgâr hikâyesi vardı. Hikaye, diplomasi alanında da geçerli görünüyor:Bir gün küstah bir sivrisinek rüzgâra kafa tutmaya başlamış. Rüzgârla alay ediyor, onu aşağılamaya çalışıyormuş. Rüzgârsa sivrisineği umursamıyor… Bundan cesaret alan sivrisinek işi azıtmaya başlayınca rüzgâr azıcık esmiş, sivrisinek bir çatı kirişine sığınmış, rüzgârla oradan eğlenmeye devam etmiş. Buna öfkelenen rüzgâr ilkin poyraz, ardından fırtına, kasırga olmaya devam e...
Fransa'da ders kitaplarında PKK güzellemesi: Türkiye Zeytin Dalı Harekatı ile Afrin bölgesini işgal etti
Dünya
Fransa'da ders kitaplarında PKK güzellemesi: Türkiye Zeytin Dalı Harekatı ile Afrin bölgesini işgal etti
Fransız hükümeti bu yıl 11’inci sınıflarda okutulan tarih kitabında PKK/PYD propagandası yapıyor. Ders kitabında silahlı teröristlerin resimlerine yer verilirken Türkiye’nin Zeytin Dalı Harekatı için “Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı Afrin kenti ve bölge işgal edildi” deniliyor.
Yeni Şafak
Bir bina, bir kitap, bir film
Bir bina, bir kitap, bir film

Üç meselem var bugün… Üçünü de birbirine bağlayan ortak mekân ise Kahramanmaraş.

İlki bir bina… Kahramanmaraş’ın tam kalbinde yer alan sarılı, kırmızılı, mavili bu bina, googleda “dünyanın en saçma binası” araması yapıldığında ilk sonuç olarak çıkıyor karşınıza.

1994 yılında İl Özel İdaresi olarak yapılan bu binanın şehre yaptığı en büyük kötülük çirkinliği değil. Vaktiyle “mimari ödül” kazanan bu bina, heyula gibi varlığı ile şehrin ölçeğini bozuyor. Şimdi yeniden gündemde bu bina... Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi, bu binayı yıkıp çevresi de dâhil olmak üzere şehre bir kent meydanı kazandırmaya karar vermiş.

Şehirlerin ölçeği vardır elbet. Seneler, hatta yüzyıllar içerisinde oluşan bu ölçek, peş peşe verilen kötü kararlarla yerle yeksan olabilir. Dolayısıyla bir turizm değeri olarak pekâlâ pazarlanabilecek olan “dünyanın en saçma binası”, bir başka büyük değeri, yani şehrin ölçeğini bozduğu için yıkılmalı ve yerine şehre “insana göre bir meydan” kazandırılmalı.

Tespiti Kahramanmaraş’tan hareketle genele teşmil etmek gerekirse… Boğucu bir hal aldı şehirlerimiz. Ve şehirlerimizi bu hale şu ya da bu kişiler değil, yöneticiler ve mimarlar getirdi. Mesele sosyal medyadan eleştiri yapmak olunca “şehirlerimiz mahvoluyor şarkısı” çağıran mimarlarımıza bu bakımdan çok şaşırdığımı da söylemiş olayım. Yahu arkadaş. O projeleri, hem de “ödül alarak” siz çizdiniz. Sizin “büyük hoca” dediğiniz adamlar çizdi. Sadece Kahramanmaraş’ta da değil üstelik. Mersin, Kayseri, Kocaeli vd. “büyük mimar imzalı” heyula gibi, ölçeksiz binalarla dolu. Biraz özeleştirinin vakti geldi de geçiyor zannımca.

Gelelim ikinci meseleye. Yani Kahramanmaraş yolculuğum esnasında okuyup bitirdiğim Aytekin Yılmaz imzalı “Son Diktatör” kitabına. Vadi Yayınları’ndan yayınlanan bu kitap, “Türkiye’nin en saçma terör örgütü” olan PKK’yı içeriden ele alan çok ama çok önemli bir kitap.

Aytekin Yılmaz, PKK’dan 10 yılı aşkın süre içeride yatmış, PKK’nın hapishanelerde kurduğu “akıl dışı düzen”i en ince detaylarına kadar yazmış bir isim. Bence kitabın iki büyük başarısı var. İlki, Kürt kimliğini önemseyen bağlılarını “ilkel milliyetçi kişilik” olarak tanımlayan PKK’nın zamanla nasıl bir “Kürt ırkçısı yapı”ya dönüştüğünü bütün çıplaklığı ile anlatması. İkincisi ise zaman zaman Türk medyasında bile “özgürlük savaşçıları” olarak lanse edilen PKK’nın nasıl da baskıcı, faşist, otoriter bir “tek adam rejimi” ile yönetildiğini belgelemesi.

PKK koğuşlarında dilediğiniz kitabı gönlünüzce okumak yasak mesela. Sebebi “devrimci kişilik zarar görebilir.” Yine aynı koğuşlarda gündüz on dakika bile olsa uyumak yasak. Sebebi “gerilla hep uyanık olacak.” Koğuş mutfağından kuru soğan alıp ekmeğinizin arasına koyup yemek de yasak hatta. Sebebi “iki soğan bir mermi eder. Dağdaki gerillanın mermi parasını yemeyin.”

Dahasını söyleyeyim. Eşcinselliği büyük bir coşkuyla savunan HDP’nin aksine PKK koğuşlarında eşcinsel tutuklular büyük bir coşkuyla “infaz ediliyor.” Her türden eşcinsel ilişkiyi “yoz ilişki” olarak tanımlayan PKK, eşcinsel üyelerini öldürüyor içeride.

Bu önemli ve bence herkesin okuması gereken kitaptan, hücresine çiçek ekmek isteyen bir mahkûmun sorgusundan dehşet verici bir alıntı ile bitireyim bu bahsi: “Evet, çiçeklere karşı bir zaafım olduğu doğrudur. Çiçekleri ve yeşili, bahçeyi seviyorum. Eğer ortamımızda çiçeklerimiz olursa günlük yaşamımızın daha güzel geçeceğini düşünüyorum. Ama örgüt ve arkadaşlar bunu doğru bulmuyorsa kararlarına saygım var. Söz veriyorum bundan böyle bir daha bahsini etmeyeceğim.”

Hani PKK “çevreci örgüt” olarak lanse edilmişti ya birileri tarafından. İşte Aytekin Yılmaz, apoletlerini söküyor o çevreciliğin. Koğuşta, dünyasını güzelleştirmek için çiçek ekmek isteyen mensubunu “küçük burjuva ahlakına sahip olmak”la suçlayan bir gerzeklik biçimidir PKK, bir gram fazlası değil.

Ve gelelim son meseleme. Haberini Kahramanmaraş’ta aldığım ve beni son derece heyecanlandıran “Altın Tren” filmine yani. Azerbaycan-Türkiye ortak yapımı olarak hayata geçecek bu film, Kurtuluş Savaşı esnasında Azerbaycan Türklerinin Anadolu’ya yolladığı yardımın hikâyesine odaklanıyor. Filmin Azerbaycan-Türkiye ortak yapımı olması ayrı heyecan nedeni, yüksek bütçe ile son derece kaliteli şekilde çekileceğinin ilan edilmesi ayrı heyecan nedeni… Fakat en çok heyecanlandığım mesele “kendi hikâyemizi anlatma cesareti gösterdiğimiz” filmlerimize bir yenisinin daha eklenecek olması. 2021 Martında çekimleri başlayacak; Kazım Karabekir, Mustafa Kemal ve Neriman Nerimanov’un organize ettiği bu yardımın olağandışı öyküsünü merakla bekliyorum.

Adana'da sokak ortasında güpegündüz eşkıyalık: Satmak istediği dua kitabını almayan engelliyi gasbetti
Gündem
Adana'da sokak ortasında güpegündüz eşkıyalık: Satmak istediği dua kitabını almayan engelliyi gasbetti
Adana'da akılalmaz bir olay meydana geldi. 24 yaşındaki Bahadır Yıldız, durakta oturarak otobüs bekleyen engelli Doğan K.'ya dua kitabı satmak istedi. Ancak bu isteği geri çevrilince öfkeden deliye dönen Yıldız, genci bıçak tehdidiyle gasbetti. Yaşananlar dehşet anları cep telefonu kamerasıyla görüntülendi.
DHA
Şiraze: Kitap kültürüne özel bir dergi
Şiraze: Kitap kültürüne özel bir dergi

İstanbul Ticaret Odası Yayın Kurulu üyelerinden Münir Üstün’ün, sosyal medyadan düzenli olarak paylaştığı yayın bilgilerinin sonuncusuna göre, bandrol: 2.254.662; ilk kez basılan kitap: 640.477; tekrar basılan kitap: 1.614.185; kültür yayınları: 881.563; eğitim Yayınları: 1.348.124, ithal yayınlar: 24.975 adettir.

Bunun tercümesi ise şöyledir: Koronanın doğurduğu psiko-ekonomik olumsuz şartlara, baskı maliyetlerindeki artışa, dağıtım problemlerine... rağmen yayıncılık sektörü, kendi kulvarında, hatırı sayılır bir rakamsal artışla ilerlemeyi sürdürüyor.

Nitelik ayrımına tabi olmaksızın her hareketin hakkı berekettir. Dolayısıyla, edebî kitaplar esasında eleştirinin varlığını sürdürmesi, eleştiriyi talep edecek nitelikteki kitapların yayımlanmasıyla; editörlükten çeviriye, kaliteli ve uygun fiyatlı kitapların üretilmesiyle, bunlara rahat erişilmesine... kadar birçok meselelerin aşılmak maksadıyla gündemde tutulması da yayımcılık hareketine tabi bir bereketle kaimdir.

Bu ikili süreç, aynı zamanda kitap kültüründeki sürekliliğin sağlanmasına yöneliktir. Çünkü kültür, eylemenin ve üretmenin birlikteliğinden doğar. Kökenindeki tarla tarımı anlamına göre içerik kazanan kültür, bu manada ekme, yetiştirme ve hasat etmede devamlılığı gerektirir.

Bu vesileyle kitap kültürü teriminin yanlış çağrışımlarından biri bertaraf etmiş olalım: Kitap kültürü, kitabın serüvenini izleme esasında arkeolojik, medenileşme süreçlerini öğrenme esasında ise sosyolojiktir. Bizim yukarıda kast ettiğimiz esasta ise kitap kültürü, kitap yayıncılığıyla eş-zamanlı ve eş-güdümlü olarak yürüyen müşterek bir çabanın yerli yerinde, kendi şartlarında ve zamanında sürdürülmesidir ki, bunun en etkin aracı ve en doğru adresi de dergiciliktir.

Buradan bakıldığında, geçmişte kitap kültürü terimine yaslanılarak çıkartılan dergilerin istikrarsızlığından şu sonuca varılabilir: Kimileri kitabın arkeolojisini, kimileri sosyolojisini, kimleri de sektörel reklam pastasının yağmalanmasını öne aldıkları için asıl işlevlerinden uzakta ölmeyi seçmişlerdir.

Bugün itibariyle elimizin altında, zikrettiğimiz bu tasnifleri dışlayan; yürüyen hayattan kültürü, mevcut olanından geleceğin kültürünün doğru inşa edilmesinde pay sahibi olmayı arzulayan bir dergi var: Şiraze!

Yayın periyodu 2 ay olarak planlanan derginin ilk sayısı, elan raflardadır.

Editörlüğünü M. Sedat Sert’in, genel yayın yönetmenliğini Kudret Ayşe Yılmaz’ın, yayın danışmanlığını -kendisini Yeni Şafak’taki köşe yazılarından da tanıyacağınız- Necmettin Turinay’ın üstlendiği Şiraze’nin yayımlanma nedeni editöryal yazıda, şu cümleler eşliğinde net bir şekilde verilmiştir:

“Her gün onlarca yeni kitap çıkmakta. Bu kitapların içeriğinden okuyucuların haberdar olması çok güç. Bunları tahlil edip tenkit süzgecinden geçirerek okura sunma ihtiyacı ortada. Ayrıca yayınlanan her kitabın nitelikli olduğunu söylemek de mümkün değil. Bu noktadan hareketle; hem eskimeyeni hatırlatarak hem de yeniyi takip ederek önemli görülen kitapları okuyuculara sunan, kitap için dertlenen, kitabı rehber edinen, kitabı merkeze alan bir dergiyi ilgililere takdim etmeyi amaçlıyoruz.

Dergimizin içeriğini; kitap tahlil ve tenkit metinleri, kitaba ve okumaya dair yazılar, kitap haberleri, tekrar yayınlanması veya tercüme edilmesi gereken kitaplar, kitaba dair söyleşiler, dosya konusu, vefa köşesi, yeni çıkan kitaplar, eskimeyen kitaplar vd. oluşturacaktır.

Nitelikli eserleri okuyucuya ulaştırmak, okuma kültürüne ve seçici bir okur kitlesinin teşekkülüne katkı sağlamak için gayret edeceğiz.”

Editörlük hakkındaki dosya soruşturmalarına cevap verenler de dahil, Şiraze’deki ilk imzalar şunlardır:

Ahmet Özcan, Alaattin Karaca, Ali Ayçil, Ali Utku, Alparslan Babaoğlu, Atabey Kılıç, Beşir Ayvazoğlu, Emine Altınkaynak, Enver Gülşen, Erhan Karasüleymanoğlu, Ertuğrul Alpay, Fuat Başar, Güray Süngü, Hakan Yılmaz, Hamdi Akyol, Hasan Çelebi, Hüseyin Kutlu, İbrahim Tenekeci, İrfan Kelkitli, M. Uğur Derman, Mehmet Fatih Birgül, Mehmet Nuri Yardım, Metin Savaş, Mevlüt Çam, Mustafa Özçelik, Necmettin Turinay, Osman Karatay, Ömer Lekesiz, Sabri Koz, Sefer Göltekin, Şerif Aydemir, Taşkın Takış, Yıldırım Türk, Yusuf Turan Günaydın, Zeki Gürel, Zeynep Şenel ve Zeynep Ulviye Özkan.

Bir de Vefa Köşesi ihdas ederek, ilkin Uğur Derman’ı ağırlayan Şiraze, omurgasını oluşturan yazılar itibariyle de yine köşe tarzını benimsemiş görünüyor.

Bu ihdasıyla da, istikrarlı bir yayıncılık yapacağını umduğumuz Şiraze’ye başarılar diyoruz.

Kontrolsüz bir alan: Çocuk kitapları
Hayat
Kontrolsüz bir alan: Çocuk kitapları
Eğer bir çocuk kitabında 'örseleyici' ifadelerin yer aldığı ortaya çıkınca yayıncılar durumu örtbas etmek ve kendi bilgileri dâhilinde olmadığını ispatlamak için kitabı yayından kaldırıyor. Elbette çocukların bilişsel, sosyal ve duygusal gelişimini olumsuz etkileyen bu kitaplar yayınlanmaya devam etmemeli. Fakat bu kitapların müstehcen ifadeler içerdiği sosyal medyada gün yüzüne çıkana kadar yayıncıların ne yazık ki durumdan bihaber. Yaşananlar çocuk edebiyatının ne kadar da kontrolsüz olduğunu gözler önüne seriyor.Gerek kullandığı üslup gerekse yazım teknikleri ile ebedi bir eser olmayan bu kitapların önüne geçmek gerçekten de çok mu zor? Gelin birlikte inceleyelim.
Yeni Şafak

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.