Ramazan özel sayfa
  • İFTARA KALAN SÜRE 00:00:00
Bakırköy Belediyesi çalışanları Başkan Bülent Kerimoğlu'nu protesto etti
Gündem
Bakırköy Belediyesi çalışanları Başkan Bülent Kerimoğlu'nu protesto etti
Bakırköy Belediyesinde çalışan memurlar, Başkan Bülent Kerimoğlu'nun yerel seçimlerden bu yana toplu sözleşmeyi yenilemediği için eylem yapmıştı. Çalışanlar, üyesi olduğu Tüm Bel-Sen sendikası ile yaptığı toplantıda talepleri yerine getirilene kadar eylemlerde süreklilik kararı aldı. 23 Eylül Çarşamba günü yapacakları ikinci eylemin kararlaştırılmasından sonra ilk eylemden sonra çalışanların ödemelerini yapmayan Bakırköy Belediye Başkanı Bülent Kerimoğlu belediye binası içinde alkışlar ve sloganlarla protesto edildi. Kerimoğlu hak, hukuk ve adalete davet edilirken çalışanlar “zafer direnen emekçinin olacak” diye slogan attı.
IHA
Aday memurların ve memur adaylarının bilmesi gerek kritik bilgiler
Aday memurların ve memur adaylarının bilmesi gerek kritik bilgiler
Kamu kurum ve kuruluşlarında görev yapan aday memurlarla memur olmak isteyen adayların bilmesinde fayda olduğunu düşündüğümüz konuları başlıklar halinde açıklamaya çalışacağız.1- Memur adayının, üç üst dereceye atanması mümkün müdür?Devlet memuriyetine giriş derece ve kademeleri öğrenim durumuna göre belirlenmiştir. Örneğin liseyi bitirenler 13/3 derece ve kademeden, 2 yıl süreli yüksek öğrenim mezunları 10/2’den, 4 yıllık yüksek öğrenim mezunları ise 9/1’den başlamaktadır.Bu giriş derece ve kad...
4 bin lira maaşla çalışan memurun 35 taşınmazı, 2 milyon 380 bin hesap hareketi çıktı
Gündem
4 bin lira maaşla çalışan memurun 35 taşınmazı, 2 milyon 380 bin hesap hareketi çıktı
Adana’da üç yılda zimmetine 3 milyon 181 bin 657 lira para geçirdiği öne sürülen biri kadın 5 zanlı tutuklandı. 4 bin lira maaş alan mutemedin aralarında tarla, tuvalet gibi 35 taşınmazı olduğu, 3 yıllık hesap hareketinin ise 2 milyon 380 bin lira olduğu öne sürüldü.
IHA
Tunceli'de polis aracı kaza yaptı: 1 polis memuru yaralandı
Gündem
Tunceli'de polis aracı kaza yaptı: 1 polis memuru yaralandı
Tunceli'nin Ovacık ilçesinde meydana gelen trafik kazasında 1 polis memuru yaralandı. Olay yerine gelen sağlık ekiplerince araçtan çıkarılan polis memuru, Tunceli Devlet Hastanesine kaldırıldı.
AA
Memur ödemesinde esas alınan aylıkla, kesintide esas alınan aylık niçin farklı?
Memur ödemesinde esas alınan aylıkla, kesintide esas alınan aylık niçin farklı?

Memurlara yapılan ödemeye zaman zaman aylık, zaman da maaş kavramının kullanıldığını görürüz. Memura ödeme yapılırken uygulanan aylık kavramıyla ceza verirken uygulanan aylık kavramı verilen görüşlerle birbirinden farklılaşmaktadır ve uygulama birliği henüz sağlanamamıştır. Bu nedenledir ki uygulamada kullanılan aylık kavramı kadar muğlak olan başka bir kavram yoktur. İsterseniz öncelikle aylık kavramını izah edelim.

Aylık kavramı nedir?

Aylık kavramından bahsedildiğinde ilgili personelin gösterge ve ek göstergesinin toplamının memur maaş katsayısı ile çarpımından oluşan tutar anlaşılmalıdır. Nitekim en yüksek devlet memuru aylığı denilince de “Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanı”nın gösterge ve ek göstergesinin toplamı olan 1500+8000 = 9500 rakamı esas alınmaktadır. Buna göre en yüksek devlet memuru aylığı 9500*0,154461= 1.467,37 TL anlaşılmakta ve uygulama da bu yönde yapılmaktadır.

Aylık kavramının memurlara ödenen zam, tazminat ve diğer ödemeleri kapsamadığı bilindiği için yapılan bazı kanuni düzenlemelerde 657 sayılı Kanun’da geçen aylık kavramının yanında diğer her türlü ödemeler veya zam ve tazminatlar gibi kavramlara yer verildiği görülmektedir. Yani aylık kavramının içerisine gösterge ve ek göstergenin dışındaki ödemeler girmemektedir.

Maaş ise memurlara yapılan bütün ödemeleri içine alan bir kavramdır.

Aylık kavramı memurun lehine veya aleyhine uygulanırken değişmektedir

Memura yapılan ödemelerde aylık kavramının içerisine gösterge ve ek göstergesi dikkate alınırken aleyhine olan durumlarda ise memura yapılan bütün ödemelerin esas alınması benimsenmektedir. Bu durumu örnekle açıklamak gerekirse; Vekalet aylığı ödemesinde gösterge ve ek gösterge esas alınmaktadır. Yine vekaleten yapılan görevlerde duruma göre zam ve tazminat farkları ayrıca ödenmektedir.

Yine 657 sayılı Kanun’un 121. maddesinde yer alan; “Üstün başarı belgesi verilenlere, merkezde bağlı veya ilgili bakan ve illerde valiler tarafından uygun görülmesi hâlinde en yüksek Devlet memuru aylığının (ek gösterge dâhil) % 200’üne kadar ödül verilebilir” ifadesindeki aylık kavramına gösterge ve ek gösterge ilave edilerek hesaplama yapılmaktadır. Dolayısıyla hiç kimse burada yer alan ifadeden en yüksek Devlet memuruna yapılan bütün ödemeleri anlamamaktadır.

Konuyu uzatmamak için daha fazla örneğe yer vermeye gerek olmadığını düşünüyoruz.

Memurun aleyhine olan aylıktan kesme cezasında ise aylık kavramına memura ödenen bütün unsurların yani taban aylık, kıdem aylık, zamlar ve tazminatların ya da ücret ve tazminatların dahil edildiğini görüyoruz. Halbuki kanunda geçen ifade aynen şudur: “Aylıktan kesme: Memurun, brüt aylığından 1/30 - 1/8 arasında kesinti yapılmasıdır.” Eğer kanun koyucu bütün ödemelerin aylık kavramına dahil olmasını isteseydi metni ona göre yazardı.

Memurun cezalandırıldığı durumlarda aylık kavramına böyle bir gizem oluşturulmasını anlamak mümkün değildir. Çünkü, hem ödül maddesinde hem de ceza maddesinde yer alan aylık kavramı aynıdır. Sorunun kaynağında ise tartışmalı konuların mevzuat düzenlemesi yerine görüşlerle çözülmeye çalışılması yatmaktadır. Halbuki memurun cezalandırılmasında daha müşfik ödüllendirilmesinde ise daha cömert bir yol seçilmesi gerekirdi. Maalesef uygulama tam tersi yönde işletilmektedir.

Devlet Personel Başkanlığı “aylık” kavramını nasıl tanımlıyor?

(Mülga) Devlet Personel Başkanlığı’nın 14.06.2013 tarihli ve 9600 sayılı görüşünde 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’ye tabi memur ve sözleşmeli personel hakkında yapılan disiplin soruşturmaları sonucu verilen aylıktan kesme cezasına konu olan aylığın nelerden oluştuğu sorusuna verilen cevaplarda şu ifadelere yer verilmiştir; Diplin soruşturmaları sonucu verilen aylıktan kesme cezasına esas olan tutarın, 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararname eki I sayılı cetvele tabi devlet memurları için gösterge ve ek gösterge rakamı toplamının bütçe kanunlarıyla tespit edilen katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak brüt tutardan, II sayılı cetvele tabi sözleşmeli personel içinse brüt sözleşme ücretinden oluşması gerekmekte olup, bu miktar üzerinden disiplin cezasında öngörülen oranda kesinti yapılması gerektiği belirtilmiştir.

Hazine ve Maliye Bakanlığı “aylık” kavramını nasıl tanımlıyor?

Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğü’nün 20.03.2017 tarihli ve 2761 sayılı görüşünde brüt aylık daha geniş olarak yorumlanmıştır. Bu görüşte; 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125’inci maddesi gereği disiplin soruşturmaları sonucunda memurlara verilen aylıktan kesme cezası uyarınca yapılacak olan kesintinin hesabında, ek gösterge, taban aylığı, kıdem aylığı, varsa yabancı dil tazminatı, makam, temsil ve görev tazminatları, diğer zam ve tazminatlar ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin ek 9’uncu maddesinde öngörülen ek ödemenin aylık ile birlikte dikkate alınması; anılan Kanun Hükmünde Kararname’nin ek 9’uncu maddesine göre ücret ve tazminat ödemesinden yararlanan personel bakımından da aylıktan kesme cezası uyarınca yapılacak olan kesintinin söz konusu ödemeler üzerinden yapılması gerektiği ifade edilmiştir.

Uygulama nasıl olmalıdır?

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 43’üncü maddesinin değişik (B) bendinde; “Bu kanuna tabi kurumların kadrolarında bulunan personelin aylıkları, hizmet sınıfları, görev türleri ve aylık alınan dereceler dikkate alınarak bu kanuna ekli (I) ve (II) sayılı cetvelde gösterilen ek gösterge rakamlarının eklenmesi suretiyle hesaplanır” hükmü yer almaktadır.

Danıştay Beşinci Dairesi’nin E:1987/ 2391, K: 1989/338 sayılı kararında ise aylık ücret kavramının, gösterge (ek gösterge dahil) rakamlarının genel bütçe kanununda o yıl için tespit edilen katsayı ile çarpılması sonucunda bulunacak miktarı ifade ettiği belirtilmektedir.

Dolayısıyla yukarıda yer verilen açıklamalar uyarınca; Aylıktan kesme cezasına devlet memurunun gösterge ve ek göstergesinin aylık katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak brüt tutardan disiplin cezasında öngörülen oranda kesinti yapılmasıdır.

Diğer yandan, Açıklamalı 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu kitabında (N. Kardoğan, S. Kahramanoğlu, M. Ünver, s. 240) brüt aylık kavramından aylık gösterge ve ek gösterge rakamlarının memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımından oluşan tutarın anlaşılması gerektiği belirtilmiştir. Dolayısıyla uygulamanın yeniden gözden geçirilmesinin yararlı olacağını düşünüyoruz. Aksi takdirde ödülde farklı, cezada farklı bir uygulama gibi garip bir durum ortaya çıkar.

Ayrıca, 666 sayılı KHK ile getirilen düzenleme sonrasında ödemelerin farklı unsurlar üzerinden yapılması ise konuyu daha farklı bir boyuta taşımıştır.

Görüleceği üzere, aylık kavramı oldukça farklı anlaşılmaya müsaittir. Nitekim, aylık kavramını DPB ile Hazine ve Maliye Bakanlığı farklı farklı anlamışlardır. Bu konunun çözümü içinse tartışmalı konuların görüşlerle çözülmeye çalışılmasından vazgeçilerek torba kanunlardan birisinde küçük bir düzenleme ile sorunu kökten çözmek gerekmektedir. Sizce de 657 sayılı Kanun’u düzeltmeye bir yerlerden başlama zamanı gelmedi mi?

Kritik bir Danıştay kararı ve memurlar açısından önemli etkileri
Kritik bir Danıştay kararı ve memurlar açısından önemli etkileri

Danıştay’ın vermiş olduğu şaşırtıcı kararlar zaman zaman bizleri hem güldürür hem de derin derin düşündürür. Memurlar açısından önemli etkileri olan bu kararlardan birini bugünkü yazımızda paylaşacağız.

Danıştay, “bir yıl 12 ay eder ama 12 ay bir yıl etmez” dedi

Böyle bir soruya nasıl cevap vermemiz gerektiğini Danıştay bize detaylarıyla birlikte öğretmiştir. Danıştay 12. Dairesi, Esas No: 2016/8142 Karar No: 2018/2259 sayılı kararında bizleri şaşırtarak 12 ayın bir yıla eşit olmadığını ispatlamış ve memuriyeti sona erecek memuru kurtarmıştır. Nasıl olduğunu açıklayalım.

Danıştay kararında neler yer alıyor?

Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu, Kayseri Bölge Müdürlüğü’ne bağlı Kervansaray Yurdu’nda koruma ve güvenlik görevlisi olarak görev yapan davacının, 12 ay hapis cezası ile cezalandırılması nedeniyle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 48/A-5 maddesinde sayılan şartı kaybettiğinden bahisle aynı kanunun 98/b maddesi uyarınca memurluğunun sona erdirilmesine ilişkin 30.05.2012 tarihli ve 1983 sayılı işlemin iptali istemiyle açılan davada; davacı hakkında, Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu, Kayseri Bölge Müdürlüğü’ne bağlı Kervansaray Yurdu’nda koruma ve güvenlik görevlisi olarak görev yapmakta iken eşini kasten yaraladığından bahisle Kırşehir Sulh Ceza Mahkemesi huzurunda açılan dava sonucunda, kasten yaralama suçunu işlediğinden dolayı anılan mahkemenin 19.11.2008 günlü ve E:2008/75, K:2008/600 sayılı kararı ile 12 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

Söz konusu kararın Yargıtay tarafından onanarak 21.12.2011 günü kesinleşmesi üzerine davacının, 657 sayılı Kanun’un 48/A-5. maddesinde aranılan kasten işlenen bir suçtan dolayı 1 yıl veya daha fazla ceza almamış olmak şartını kaybettiğinden bahisle aynı kanunun 98/b maddesi uyarınca memuriyetinin sona erdirilmesine karar verilmiştir.

Davacı 12 ayın bir yıl anlamına gelmediğini iddia ediyor

Davacının 12 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, yasada ise memuriyete engel sürenin 1 yıl veya daha fazla hapis cezası ile cezalandırılmak olarak düzenlendiği, cezaların infazı bakımından 12 ayın 1 yıla denk gelmediği iddiaları ile söz konusu işlemin iptali istemiyle dava açılmıştır.

Dava konusu olayda davacının, kasten adam yaralama suçunu işlediğinden bahisle 12 ay hapis cezası ile cezalandırıldığı, söz konusu cezanın onanarak kesinleştiği açık olmakla birlikte; somut olayda uyuşmazlığın çözümüne esas olmak üzere; 12 ay hapis cezası ile 1 yıl hapis cezasından ne anlamak gerektiğinin, dolayısıyla 12 ay hapis cezasının 1 yıl hapis cezası olarak mı değerlendirilmesi gerektiğinin açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Bu açıdan bakıldığında söz konusu cezaların gün, ay ve yıl hesabı yapılarak infazının nasıl gerçekleştirildiğine bakmak gerekmektedir. Nitekim, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Cezanın Belirlenmesi” başlıklı 61. maddesinin 6. fıkrasında, hapis cezasının süresinin gün, ay ve yıl hesabıyla belirleneceği, bir günün yirmidört saat; bir ayın otuz gün, yılın ise, resmî takvime göre hesap edileceği düzenlemesine yer verildiği, bu hesaplama usulüne göre de davacı adına düzenlenen müddetnamede, cezaevine girdiği tarih olan 16.05.2012 tarihinden itibaren her ay 30 gün kabul edilerek 12 ay üzerinden yapılan hesaplama sonrasında toplam cezasının 360 gün, tahliye tarihinin ise 10.05.2013 olarak belirlendiği hüküm altına alınmıştır.

Diğer taraftan, 1 yıldan anlaşılması gereken sürenin de 365 gün 5 saat 49 dakika olduğu hususunda tereddüt bulunmadığı, bu durumda, davacının toplam 12 ay hapis cezasının karşılığının toplam 360 gün olması ve 360 günün de 1 yıl olarak kabul edilemeyecek bulunması dolayısıyla davacının kasten işlenen bir suçtan dolayı 1 yıl veya daha fazla ceza almamış olmak şartını kaybettiğinden bahsedilemeyecek bulunması karşısında; davalı idarece aksi yönde tesis edilen dava konusu işlemde hukuka ve mevzuat hükümlerine uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptali yolunda Yozgat İdare Mahkemesi’nce verilen 19/02/2013 tarihli ve E:2012/903, K:2013/118 sayılı kararın temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

Danıştay 12. Dairesi idare mahkemesince verilen karar ve dayandığı gerekçeyi hukuk ve usule uygun olup bozulmasını gerektirecek bir sebep de bulunmadığından temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanmasına karar vermiştir.

Bu kararla birlikte bir yılın 12 ay olduğunu ancak 12 ayın bir yıl olmadığını öğrenmiş olduk. Hadi hayırlısı.

657 sayılı Kanun’un 48’inci maddesinde neler yer alıyor?

657 sayılı Kanun’un 48/A-5 inci maddesinde memur olabilmek için genel şartlar arasında; “Türk Ceza Kanunu’nun 53’üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına ya da affa uğramış olsa bile devletin güvenliğine karşı suçlar, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından mahkûm olmamak” hükmüne yer verilmiştir.

Buna göre kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına mahkûm olanların memur olamayacakları, şayet memur iseler memuriyetlerinin sona ereceğini ifade edebiliriz. İşte Danıştay 12. Dairesi burada yer alan bir yıl ifadesinin 12 aydan farklı olduğunu ve 12 ayın bir yıl anlamına gelmeyeceğinden memuriyetin sona erdirilemeyeceğini karara bağlamıştır. Yani bu kararla birlikte bir yılın 12 ay olduğunu ancak 12 ayın bir yıl olmadığını öğrenmiş olduk. Bakalım bundan sonra Danıştay başka hangi cehaletleri ortadan kaldıracak.

12 ay hapis cezası alarak cezaevine giren bir memurun durumu ne olacak?

Bu olayda olduğu gibi veya taksirle işlenen suçlardan dolayı devlet memurluğu görevine son verilmesi sonucunu doğurmayan, ancak verilen hapis cezası tecil edilmeyen personel hakkında aldığı mahkûmiyet süresince hizmet ilişkisini askıya alınmaktadır. Mahkumiyetin sona erdiği tarihten geçerli olmak üzere hizmet ilişkisinin yeniden başlatılması gerekmektedir. Yerleşmiş yargı kararları bu yönde olup, 10 gün göreve gelmediği gerekçesiyle ilgililerin memuriyetten çekilmeleri yönünde işlem yapılmaması gerekmektedir.

Nitekim, Danıştay 12. Dairesi’nin 11.10.1999 tarihli ve E.1997/3319, K.1999/1785 sayılı kararında taksirli bir suçtan dolayı hüküm giymiş olan kişinin cezaevinde bulunduğu sürede, DMK 137 maddeye göre işlem tesis edilerek, infazın bittiği tarihten sonra göreve dönebilmesinin sağlanması gerektiği belirtilmiştir.

Kadıköy'deki olay: Polislerin gözaltına almaya çalıştığı kadın 'Sigara içtiğim için maske takmadım' dedi
Gündem
Kadıköy'deki olay: Polislerin gözaltına almaya çalıştığı kadın 'Sigara içtiğim için maske takmadım' dedi
İstanbul Kadıköy'de maske takmadığı için polisler tarafından gözaltına alınan Rana B.'nin şikayetçi olduğu polisler görevlerinden alınmıştı. 19 yaşındaki Rana B. polise verdiği ifadede sigara içtiği için maske takmadığını söyledi.
DHA
Kadıköy'de maske takmadığı için bir kadını yaka paça gözaltına alan ilgili polis görevinden uzaklaştırıldı
Gündem
Kadıköy'de maske takmadığı için bir kadını yaka paça gözaltına alan ilgili polis görevinden uzaklaştırıldı
İstanbul Valiliği yaptığı açıklamada Kadıköy'de koronavirüs denetimlerinde maske takmayan bir kadını, gözaltına almaya çalışan polis memurlarının görevden uzaklaştırıldığını bildirdi.
DHA

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.