Cübbesine düğme diken görmek istiyorsanız merdiven boşluklarında oturanlara bakın
Cübbesine düğme diken görmek istiyorsanız merdiven boşluklarında oturanlara bakın

Çocukluk sloganımızdı, “Anca beraber, kanca beraber” derdik bir işi birlikte yapıp yapmamak için.

Avukatlık Yasası’ndaki değişiklik önceki gece Adalet Komisyonu’ndan geçti. Geçti geçmesine de tartışma bitmedi. Bitmeyecek gibi de…

“Çoklu baro sistemine geçiş” olarak da tanımlanan yeni yasal düzenleme şimdi Meclis Genel Kurulu’nda.

Avukatlık Yasası’nın değiştirilmesine ilişkin tartışmalarda baktığım iki yer var. Birincisi Türkiye Barolar Birliği (TBB) ve Başkanı Metin Feyzioğlu, diğeri 3 büyük baro. İstanbul, Ankara, İzmir Barosu.

Başından bu yana, “Cumhurbaşkanımız ile görüştüm. Anlattım. Meclis’te muhataplarımızla görüştüm. Çoklu baroya karşıyım. Avukatlık yasasındaki değişiklik için teklif, öneri ve tenkitlerimizi muhataplarımıza söylüyoruz” diyen bir Barolar Birliği Başkanı Feyzioğlu var.

Bir de ne pandemi dinleyen ne sosyal mesafe hesap eden ne de “diyalog kapısı”nı hafif de olsa aralayan 3 büyük baro ve başkanları.

Henüz taslak metin bile ortada yokken hükümet ve Meclis ile görüşme imkanını zorlayan Metin Feyzioğlu’nun aksine doğrudan “sokak” ve eylem yolunu seçen İstanbul Barosu ve yandaşları yani.

Ankara’ya yürüyüşe geçen baroların temsilcilerinin polis ile çatışmalarını konu edinmeyeceğim. Ama Meclis’te tartışmaya açılan Avukatlık Yasası’ndaki değişiklikle ilgili baro başkan ve temsilcilerinin gidip tartışmaya katkı vermek yerine Meclis önünde “eylem” yapmaya kalkışmalarını not etmek isterim.

Çünkü maksatlarını açık etmişlerdir.

Türkçede güzel bir deyim var: “Maksat üzüm yemek değil bağcı dövmek.”

Baro temsilcilerinin maksatlarının kesinlikle yeni düzenlemeye katkı vermek ya da doğrudan tezlerini Meclis’te dile getirmek değil, yasa yapıcıyı ve idareyi toplum nezdinde “otoriterleşiyor” ya da “tek tipleştiriyor” tezi üzerinden eleştirmek.

O yüzden ilk günden bu yana ne açılan diyalog kapılarından girdiler, ne tezlerini gidip komisyonlarda savundular ne de çıkıp açık açık ne istediklerini söylediler.

Slogan atıp, “Savunma hakkı yok ediliyor” diye bağırmaktan başkaca bir şey yapmadılar.

“LÜTFEN GELİN KOMİSYONDA GÖRÜŞLERİNİZİ SÖYLEYİN” DENDİ ORALI OLMADILAR

Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu, yasa teklifinin komisyonlarda görüşülmeye başlandığında tuttu meslektaşlarına bir çağrıda bulundu.

“Baro başkanlarına sesleniyorum, TBMM’de komisyona çağrıldınız gelmediniz, yine aracılık edelim lütfen gidin konuşun” dedi.

Ne gezer. Kulak tıkadılar. Görmezden, duymazdan geldiler.

Feyzioğlu, “Diyalog imkanının reddedilmesini doğru bulmuyorum. Diyalog kurmadan dava kazanabiliyor muyuz ki kendi mesleki davamızı kazanalım” diye de bir soru attı ortaya…

Ve “Buradan sesleniyorum, hala çok geç değil, İstanbul Barosu, Ankara Barosu, İzmir Barosu Sayın Başkanı, dün komisyona davet edildiniz, gitmediniz. Bugün yine aracılık edelim, lütfen gidin ve konuşun. Biz TBB olarak komisyondayız. Pandemi şartlarında Meclis kurumlardan bir temsilci alıyor. Biz temsilcimizi gönderdik ancak sayın başkanlarımızın Meclis’e gelmeleri üzerine komisyonla temasa geçtim. 3 başkanımızın gelip 10’ar dakika konuşma yapması istendi. ‘3 başkanı da siz belirleyin’ dedik. Ankara, İstanbul, İzmir Barosunun başkanının konuşması lazım ancak kapıda bekleyen 20 ya da 25 baro başkanımız var, değerli dostlarımız, ‘Ya hep birlikte gireriz ya da girmeyiz’ dediler. Böyle bir diyalog imkanının, böyle bir dert anlatma imkanının reddedilmesini doğru bulmuyorum” dedi.

“Aranızdan 3 temsilci seçin ve gelin komisyonda tezlerinizi savunun” deniyor. “Hayır” deniyor. TBB yani en üst çatı örgüt temsilcileri komisyonda yerini alıyor “onları tanımayız” diye slogan atıyorlar.

Peki soru şu: Türkiye’nin üç büyük barosu ve bazı mevzularda tartışmalı hale gelmiş baroları ne istiyor?

Cevap belli: Kurduğumuz düzeni bozdurmayız. Ne ekonomik olarak ne idari olarak ne de sosyal statü olarak elde ettiklerimizden vaz geçmeyiz.

“Milletin değerlerine hakaret edeceğiz siz de buna ses çıkarmayacaksınız. Terörü öven, teröristi kutsayan, meşru kamu gücünün, meşru terörle mücadelesini eleştireceğiz siz de sesinizi çıkarmayacaksın” diyorlar.

Yasama, yasa yapar, yürütme onu uygular, örgütlü ya da örgütsüz toplumun tüm bireyleri de buna uyar. Velev ki cüppeli olun.

Yargı mı? Yargı da yapılan yasalar üzerinden adalet tesis edir! Milletin değerlerini aşağılamaz, milli mücadeleyi sekteye uğratma gayretine girmez.

Ha bu arada cübbesine düğme diken avukat arıyorsanız 28 Şubat’ta üniformalı askerin verdiği brifingde oturacak yer bulamayan cüppelilerin merdiven boşluğundaki görüntülerine bir bakın.

Bakın kim daha önce cübbesine düğüme dikmiş?

***

Not: Görüntüyü bulamayanlar bizim arşivimize müracaat edebilir!

Yargıtay dur dedi: FETÖ'nün darbe girişimi sanığı eski korgeneral Metin İyidil hakkındaki beraat kararı bozuldu
Gündem
Yargıtay dur dedi: FETÖ'nün darbe girişimi sanığı eski korgeneral Metin İyidil hakkındaki beraat kararı bozuldu
Yargıtay 16. Ceza Dairesi, istinaf mahkemesinin duruşma açmadan tartışmalı şekilde beraatına karar verdiği eski korgeneral Metin İyidil hakkındaki kararı bozdu. Yüksek mahkeme, İyidil'in darbeye yardım suçundan cezalandırılması gerektiğine hükmetti. İstinaf mahkemesinin “ağırlaştırılmış müebbet” cezasını kaldırması sert tepkilere yol açmıştı.
Yeni Şafak
Sesi on yıllar öncesinden gelen barolar…
Sesi on yıllar öncesinden gelen barolar…

2011 Aralık ayının başlarında Ankara’da bir otel salonunda yaşanan ‘kırmızı kartlı’ protesto eylemini kaç kişi hatırlıyor acaba?

Hatırlayamayanlar için o gün, o günkü adıyla Doğan Haber Ajansı’nın geçtiği haberin ilgili bölümlerini aktaralım:

“Adalet Bakanlığı, Türkiye Barolar Birliği ve Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) tarafından düzenlenen ‘Arabuluculuk Uygulamaları Uluslararası Çalıştayı’ İstanbul Barosu avukatları tarafından protesto edildi.

İstanbul Barosu Başkanı Ümit Kocasakal ve CHP Milletvekili Mahmut Tanal’ın da aralarında bulunduğu yaklaşık 50 avukat, konferansın düzenlendiği otel önünde toplandı.

Arabuluculuğa karşı olduklarını basın açıklamasıyla belirten grup daha sonra otele girmek istedi.”

Haber şu cümlelerle devam ediyor:

“Ancak kapıdaki güvenlik görevlileri engel oldu. CHP Milletvekili Mahmut Tanal uzun süre uğraşmasına rağmen kapıyı açamadı.

Bunun üzerine avukatlar otelin arka bölümünde bulunan kapıya yöneldi. Avukatlar burada da güvenlik görevlilerinin engellemesiyle karşılaştı.

Yaşanan arbede sonrası avukatlar otele girmeyi başardı.

Daha sonra ellerindeki kırmızı kartlarla sempozyumun düzenlediği salona giren avukatlar katılımcıların önüne kartları bıraktı.

Bir anda onlarca avukatı karşılarında gören katılımcıların oldukça şaşkın oldukları görüldü. Avukatlar salon içinde sloganlar eşliğinde tur attı.”

Bunları okurken birçoğunuz macera filmi izleyen bir seyirci gibi haberin aksiyonel kısımlarına takılmış olmalısınız.

Böyle bir eylem biçimiyle ilgili farklı tartışmalar da yapılabilir.

Bunu demokratik hak sınırları içerisinde bulanlar da olabilir, mahalle kabadayılarının ‘mekân basması’ gibi saldırganca bir tutum biçimi olarak görenler de.

Burası böyle olmakla birlikte toplamda o gün orada olanların ne anlama geldiğini güncel tartışmalar üzerinden ele almak bugün için daha kıymetli görünüyor.

Bir defa 2011’de sert ve curcunalı yöntemlerle yapılan o gösterinin hiç de haklı gerekçelere sahip olmadığı bugün daha iyi anlaşılıyor.

O günlerde üzerinde fikir egzersizi yapılan, ilerleyen yıllarda yargı sistemine yeni bir yöntem olarak giren arabuluculuk ve uzlaştırma sisteminin ne kadar işe yarar bir fikir olduğu 9 yıl geçtikten sonra su götürmez bir gerçek olarak karşımızda duruyor.

Haziran 2020 rakamlarını verelim:

“Arabuluculukta 932 bin, uzlaştırmada ise yaklaşık 756 bin olmak üzere yaklaşık 1,7 milyon dosyada taraflar mahkemeye gitmeden anlaşmaya vardı.”

Politik bir yönü, hatta ideolojik niteliği olmayan, bütünüyle hukuk sisteminin işleyişini ilgilendiren bir arayışa, görünürde siyasetle ilgisi bulunmayan, hukuk sisteminin kurumsal bir parçası olan, Türkiye’nin en büyük barosunun verdiği tepki biçimini anlatan bir hikâye okumuş oldunuz.

Türkiye’de barolara yüklenen misyonu 1960 darbesinden sonra ortaya çıkan iklim ve kurulan vesayetçi yapıyla ilişkilendirmek yanlış bir fikir değildir.

Bu da mı öyle diyenleriniz çıkabilir.

Evet, bu da böyle. Çünkü öyle bir düzen kurulurken avukatlar topluluğunu ortak amaçlar doğrultusunda yönetecek yapıların oluşturulması düşünülemeyecek bir şey olamazdı.

Meclis gündemine getirilen çoklu baro düzenlemesi Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu’nu iki arada bir derede bırakmış gözüküyor.

Feyzioğlu’nun, bir süredir yargıyla ilgili çalışmalarda hükümetle ‘senkronize’ halde hareket ettiği biliniyor.

Bununla birlikte çoklu baro meselesi gündeme geldiği günden beri, bu çalışmaya karşı çıkan bir tutum sergiliyor.

Ancak karşı çıkış argümanlarına baktığımızda ‘hukuk dilinin’ ötesine geçen o malum dil burada da karşımıza çıkıyor.

Feyzioğlu, barolar adına 2017 Nisan ayında yapılan anayasa oylaması öncesi o referandumda neden “Hayır” denmesi gerektiğini belirten 8 maddelik zehir zemberek bir açıklama yapmıştı.

O maddelerden biri, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin gelmesi halinde bunun Türkiye’nin “bölünme tehlikesini daha da artıracağı” iddiasında bulunuyordu.

İlginç bir şekilde, çoklu baro düzenlemesiyle ilgili görüşleri sorulan Feyzioğlu, burada da benzer bir dil kullanıyor.

Gazeteci Sevilay Yılman’ın sorusu üzerine söylediği şeylere bakalım:

“Karşıyım ve yanlış buluyorum… Çünkü endişeliyim… Çoklu sistem mezhepçi, etnikçi, marjinal baroların türemesine yol açacak bir sistemdir. Ve dünyanın da hiçbir yerinde böyle bir sistem yoktur. Sadece İngiltere’de çoklu baroya benzer bir düzen vardır ama o sistem İngilizlerin 1000 yıllık geleneğinin bir sonucudur.”

Türkiye’nin mevcut şartlarında etnikçi, mezhepçi gibi korkutma cümleleri çok gerilerde kalmış argümanlar.

Muhalefet partileri üç sene önce yapılan anayasa değişikliğini, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni başka bir sürü yönden eleştiriyorlar.

Ancak, “Türkiye’nin bölünme tehlikesini artırdı” diyene henüz rastlamış değiliz.

Metin Feyzioğlu da çoklu baro sistemiyle ilgili endişe beyanında bulunurken geçmişteki öngörülerini yeniden gözden geçirse iyi olacak sanki.

Diploması olmadığı halde doktorculuk oynayan Metin Hara'ya şok: Zorla getirtilecek
Gündem
Diploması olmadığı halde doktorculuk oynayan Metin Hara'ya şok: Zorla getirtilecek
Düşünce gücü, enerji gibi konuları içeren kitaplarıyla bilinen yazar Metin Hara, 5 yıla kadar hapis istemiyle yargılandığı davanın ikinci duruşmasına katılmadı. "Diploması olmadığı halde hasta tedavi etmek veya tabip unvanını takınmak" suçundan yargılanan Hara hakkında, zorla getirme kararı çıkarıldı.

DHA
Gaziantep mercimekte ithalatın önünü kesecek
Gündem
Gaziantep mercimekte ithalatın önünü kesecek
Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, Şahinbey’e bağlı Hacıköprü Mahallesi’nde 500 çiftçiye verdikleri 60 ton sertifikalı mercimek tohumunun hasadına katıldı. Şahin, “Mercimeğin ithalatının önüne geçmek için çiftçilere yardımlarımız sürecek” dedi.
Yeni Şafak
Kocaeli'de sel suları arasında sırtında köpeği ile kalan kadını ekipler kurtardı
Gündem
Kocaeli'de sel suları arasında sırtında köpeği ile kalan kadını ekipler kurtardı
Kocaeli'de aşırı yağış ve toprak kayması sonucu mahsur kalan 53 yaşındaki Kadriye Şahin'i sırtındaki köpeği ile belediye ekipleri kurtardı.
IHA
RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin'den 'maaş' açıklaması: Hayret ve esefle takip ediyorum
Gündem
RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin'den 'maaş' açıklaması: Hayret ve esefle takip ediyorum
Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Başkanı Ebubekir Şahin, "Hiçbir zaman 4 maaşım olmadı. Kurumumdan aldığım maaşla beraber sadece bir yerden yönetim kurulu maaşı almaktayım. Zaten aksi de kanunen mümkün değildir" ifadelerini kullandı. Tamamen gönüllü olarak ve hiçbir gelir elde etmeksizin fedakarlıkla yürüttüğü Türkiye Wushu Kung Fu Federasyonu üyeliğinin manipüle edildiğini vurgulayan Şahin, sanki bu görevden bir gelir elde ediyormuş gibi gündeme getirilmesini hayret ve esefle takip ettiğini ifade etti.
AA
Başkanlığı düştü: CHP'li Sarı'ya Yargıtay'dan kötü haber
Gündem
Başkanlığı düştü: CHP'li Sarı'ya Yargıtay'dan kötü haber
Personelinin maaşını 20 ay ödemeyen ve hakkını isteyenlere “Deyyus” diyen CHP’li Erdek Belediye Başkanı Hüseyin Sarı’nın yargılandığı “İhaleye Fesat Karıştırma” dosyasında Yargıtay son sözü söyledi. Yargıtay 5.Ceza Dairesi CHP’li Sarı’nın kararını onayladı. Bu kararla Sarı’nın başkanlığı düştü. Yeni başkan seçilecek.
Yeni Şafak

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.