İki pazar arasında şaşırtan fiyat farkı
Ekonomi
İki pazar arasında şaşırtan fiyat farkı
İstanbul'da iki pazar arasında kilo başına sebze ve meyvede fiyat farkı 14 liraya kadar çıkıyor. Bunun nedeni ise fiyatları 200 bin TL'ye kadar çıkan tezgah fiyatlarından kaynaklanıyor. Neredeyse ortalama bir dükkan fiyatına eşit tezgah fiyatlarının günlük kiraları ise 500 TL'yi bulunuyor. Getirisinden kaynaklı ünlü isimlerin dahi bu alana yatırım yaptığı belirtiliyor.
Yeni Şafak
İki pazar arasında 14 liralık şaşırtan fark
Ekonomi
İki pazar arasında 14 liralık şaşırtan fark
İstanbul'da iki pazar arasında kilo başına sebze ve meyvede fiyat farkı 14 liraya kadar çıkıyor. Bunun nedeni ise fiyatları 200 bin TL'ye kadar çıkan tezgah fiyatlarından kaynaklanıyor. Neredeyse ortalama bir dükkan fiyatına eşit tezgah fiyatlarının günlük kiraları ise 500 TL'yi bulunuyor. Getirisinden kaynaklı ünlü isimlerin dahi bu alana yatırım yaptığı belirtiliyor.
Yeni Şafak
Bakliyat da tanzimde
Ekonomi
Bakliyat da tanzimde
İstanbul ve Ankara’da sebze-meyve fiyatlarını dengeleyen tanzim noktalarında bakliyat satışı da başladı. Haftanın 7 günü açık olan tanzimde tezgaha girecek nohut, yeşil mercimek ve pirinç 2 kg’lık paketler halinde Toprak Mahsülleri Ofisi’nden temin ediliyor.
Yeni Şafak
Bakliyat fırsatçıları
Ekonomi
Bakliyat fırsatçıları
Tanzim satış sebze-meyve fiyatlarını aşağı çekerken bakliyat, pirinç ve bulgurdaki hormonlu etiketler yerinde duruyor. Rami Kuru Gıda Hali’ndeki küçük bir araştırma toptancı ile market fiyatları arasındaki uçurumu ortaya koyuyor. Rami’de nohut 4,8-11,5 lira, kuru fasulye 5-9 lira, mercimek 3,70 lira, pirinç 4-7 lira ve bulgur 2,4-3 lirayken marketlerde fiyatlar yüzde 30-40 daha yüksek.
Yeni Şafak
Hasta bezinde de haksız fiyat artışı tespit edildi
Ekonomi
Hasta bezinde de haksız fiyat artışı tespit edildi
Edirne'de yapılan denetimlerde haksız fiyat artışlarının sadece gıda maddeleri, meyve ve sebzede değil hasta bezi gibi ürünlerde de olduğu tespit edildi. Edirne Ticaret İl Müdürü Altun, "Örneğin tespit ettiğimiz fahiş fiyatlı ürünlerden elma, markete gelişi 3,10 lira, satışı 5.99 lira. Yani yüzde 98 civarında fiyat artışı var" dedi.
AA
Yeniden tanzim edelim
Yeniden tanzim edelim

Markette alışveriş yapan bir vatandaş, kasiyere çıkışıyor, “fiyatlar ucuzladı, demek ki sizin yüzünüzden artmış.”

Televizyonda yanımda oturan siyasetçi, “fırsatçılar, fahiş fiyatla mal satanlar aradan çıktı fiyatlar düştü” diyor.

Video: Yeniden tanzim edelim


Büyük market sahipleri her ürünün üzerine zorunlu olarak koydukları etiketlere şunu yazıyor: “Domates maliyet 4.32 TL, satış 3 TL, patlıcan maliyet 7.16 TL satış 4.50 TL. Sadece 1 Kg alabilirsiniz.”

Tanzim satış yerlerindeki etiketler toptan hal satış fiyatlarından daha ucuz.

Hükümet fırsatçılardan, hükümete operasyon çekenlerden şikayetçi.

Resmi raporlar fiyatları yükselten bir kesim olduğunu tespit ediyor.

Çiftçi ürettiği maldan kar etmediğini söylüyor.

Komisyoncu %8 karla satıp, elinde avucunda bir şey kalmadığından dertli.

KONUYU SAĞLIKLI TARTIŞABİLMEK

Bu durumda kafalar iyice karışıyor ve aradığımız sorunun cevabını bir türlü bulamıyoruz: Fiyatları kim, nasıl yükseltiyor?

Daha zor bir soru geliyor: Peki ne yapmak gerekir?

Kaç gündür konuyu anlamak için her kesimle konuşuyorum ve meselenin son derece geniş, kapsamlı ve karmaşık olduğunu anlamış durumdayım.

Bir kere konuyu açık, net ve verilere dayalı şekilde tartışabilmek için, “hain, hükümete operasyon çekenler, fırsatçı” gibi suçlamaları bir kenara bırakmak gerek. İnsanlar haklılığını anlatırken bile çekiniyor.

Aslında şu anda Tarım, Ticaret, Maliye bakanlıkları sektörün yetkilileriyle konuşuyor. Sıkıntıları dinliyor, tartışıyorlar. Sağlıklı bir durum.

Lakin medyadaki tartışmaların son derece sağlıksız ve rencide edici olduğunu belirtmem gerek.

SORUNLARIN TAMAMINI GÖRMEK

İşin aslı, fotoğrafın tamamını görerek bir politika belirlemekten geçtiğini bu sorunda da görüyoruz.

Yani patlıcanın fiyatını arttıran tek bir faktör yok.

Hükümetin dediği gibi (az da olsa) fırsatçılar var ama sektörün dediği gibi ortada sağlıklı bir politika olmazsa sorun çözülemez.

Çözüm için dinlediklerimi şöyle özetleyeyim:

Sağlıklı bir tarım politikasıyla, üretim ve tüketim sorunlarını ortadan kaldırmalıyız.

Çiftçi yanlış gübrelemeden toprağını verimsiz kullanmaya, ürününü nasıl satacağından hangi ürünü ekmesi gerektiğine kadar, her konuda bilinçlendirilmeli.

İhracat, iç tüketim ve üretim dengesi için sağlıklı politikalar üretilmeli. Fiyatları arttıran fire, çürüme, depolama, nakliye, paketleme maliyetlerini en aza çekmek için yeni sistemler ve teknolojiler devreye sokulmalı. Sağlıklı istatistiklerin elde edilmesi için sağlıklı kayıtlar oluşturulmalı.

Ve her şeyden önemlisi, Türkiye’nin çok güçlü bir tarım politikası olmalı.

Sağlıklı bir ticaret politikası hayata geçmeli.

Bir ürünün tarlada satışından başlayarak hallere, oradan satış zincirinin tüm halkalarına ve nihayet markete, pazara kadar tüm kesimler göz önüne alınarak bir ticaret politikası üretilmeli.

Her yere açılan on binlerce market zinciri, binlerce avm, semt pazarları, tanzim satış noktaları, hepsi bir ticari politika etrafında yeniden düzenlenmeli. Bu gereksiz yoğunlaşmanın piyasayı bozduğu, tekelleşme yarattığı, üretimden fiyatlanmaya, haksız rekabete kadar her şeyi etkilediği görülmeli.

Sağlıklı bir maliye politikası üretilmeli.

Tarladan başlayarak, son tüketiciye kadar, her şeyin kayıt altına alınması gerekir. Kar/zarar dengesi iyi denetlenmeli. Artan döviz kurları, maliyetler hesaba katılmalı.

Piyasada kayıt dışı üretim ve satış kontrol altına almadan piyasada rekabetin oluşmayacağı ve denge kurulamayacağı görülmeli.

Haksız kazanç sağlayan, fırsatçı, spekülasyon yapan varsa maliye bunları ortaya çıkaracak sistemler kurmalı…

Bunlar fotoğrafın tamamını oluşturan sorunlardır ve aslında fiyatların artmasına neden olan şey de budur.

SİSTEMİ YENİDEN ‘TANZİM’ EDELİM

Spekülasyon yapanlar olabilir. Haksız kazanç elde eden de olabilir. Ancak zarar eden, haksız yere suçlanan, anlaşılmayan, dinlenilmeyenler de olabilir. Devletin görevi, hükümete operasyon çeken varsa onu yargı önüne çıkarmak ve haksız yere suçlanan varsa onu da korumaktır.

Hükümetin vatandaşı önceleyen refleksini anlayabiliyoruz. Ancak tüketiciyi koruduğumuz kadar, üreticiyi ve perakendeciyi de korumazsak, sistem bir süre sonra çöker. O zaman pahalı satacak sebze bile bulamayabiliriz.

Şu anda tanzim satış noktaları ve marketler zararına satış yapıyor. Vatandaşların sadece bir kısmı bu ucuz ürünü alabiliyor. Ancak herkesin hemfikri olduğu şey, bu sürdürülebilir bir çözüm modeli değildir. Hükümet de birkaç aylığına bu sistemi çalıştırdığını söylüyor.

O zaman daha uzun vadeli, kalıcı ve fotoğrafın tamamını dikkate alan bir çözüme ihtiyacımız var.

Yani sistemi yeniden ‘tanzim’ edelim derim.

Tanzim satış meselesini anlamaya çalışalım
Tanzim satış meselesini anlamaya çalışalım

Siyasete, gündemimize, mutfağımıza ve cüzdanımıza etki eden tanzim satış meselesini tartışıyoruz bir haftadır.

Bir çoğumuzun kafası karışık.

Ucuz sebze aldığı için halkımız durumdan memnun. Ancak tartışma bununla bitmiyor.

Video: Tanzim satış meselesini anlamaya çalışalım


Bir haftadır durumu gözlemekle kalmadım. Bir de konunun tarafları ve uzmanlarıyla konuştum.

Market zincirlerinin sahipleri, komisyoncular, kabzımallar ve ekonomistler.

Sanırım meseleyi anladım. O yüzden sizinle paylaşıyorum.

FİYATLARI YÜKSELTEN FIRSATÇILAR KİM?

Ortada iki görüş var.

Birinci görüş, hükümetin dillendirdiği görüştür:

‘Sebze meye tarlada çok ucuza üretiliyor, ancak arada “birileri” bu fiyatı yükseltiyor. Bu nedenle vatandaş pahalıya sebze meyve yiyor.’

“Birilerinden” kasıt ise oldukça ağır ithamları içeriyor. ‘Fırsatçılar, haksız kazanç elde eden komisyoncular, hükümete operasyon çekmek isteyenler, seçimi etkilemeye çalışanlar…’ böyle gidiyor.

Bu yüzden aradaki o “birilerini” devreden çıkartıp, üreticiden direkt tüketiciye mal temin ederek, piyasadaki fahiş fiyatları indirmek, enflasyonu dizginlemek mümkün. Tanzim satışlar bu nedenle kuruluyor. Görüş bu.

Gerçekten de İstanbul ve Ankara’da kurulan tanzim satışlarda market ve manavlardan daha ucuza sebze satıldı ve fiyatlar düştü.

Bu nedenle hepimiz ortada haksız kazanç olduğuna, birilerinin fırsatçılık, spekülatörlük yaptığına ve hükümete operasyon çektiğine inandık.

O zaman bu “birileri” dediğimiz ve fiyatların artmasına etki ettiğini düşündüğümüz kişileri arayıp bulayım dedim.

MARKETÇİLER: ASLINDA ZARAR EDİYORUZ

Piyasanın en büyüklerinden olan birkaç marketin sahiplerini ve yöneticilerini aradım. Öyle doğrudan sordum: “Piyasadaki fiyatları siz mi yükseltiyorsunuz?”

Hepsinin anlattıkları aşağı yukarı aynıydı ve şöyle özetlenebilirdi:

‘Biz aslında sebzeden kar etmiyoruz. Bunu resmi fatura ve işletme sistemimiz SAP üzerinden de ispatlayabiliriz. Müşterilerimiz sebze meyve alırken aynı zamanda diğer mallarımızdan da alsın diye buna katlanıyoruz.

Zararı şöyle açıklayalım: Vergiler, çalıştırdığımız binlerce işçi, nakliye ve diğer masraflarımızın işletme giderleri % 20 civarı ürüne yansır. Buna % 7 KDV ekleyin. Ürünler müşteri tarafından seçildiği için % 7 fire oluyor. Bunu da koyarsak toplamda %34 giderimiz var. Ancak biz bunu sadece %25-28 oranında ürüne yansıtabiliyoruz. Yani aslında biz %5 zararına satıyoruz sebzeyi. Hadi diyelim zarar değil de sıfır kar olsun. Yine de fiyatı yükselten de, fırsatçılık yapan da biz değiliz. Tüm marketlerde durum aşağı yukarı aynıdır.’

Tam burada durdurdum konuşanları ve ölümcül soruyu yapıştırdım:

“Peki tanzim satışlardan sonra sizdeki sebze fiyatları da düştü. Demek fiyatınız biraz yüksekmiş ve daha ucuza da satabiliyormuşsunuz.”

‘Hayır daha çok zararına satıyoruz anlamına gelir bu. Çünkü vatandaş tanzim satıştaki fiyatı bizde göremeyince tepki gösteriyor. Biz de biraz daha zararına satışı göze aldık. Ancak buna rağmen bazı ürünleri tanzim satış rakamlarına vermemiz imkânsız. Ne kadar dayanırız buna bilmiyoruz. Marketler kanun gereği alış ve satış fiyatını etikete yazmak zorundadır. Bugün gidin bakın, birçok üründe zararına sattığımızı etiketlerde göreceksiniz.”

Marketlerin görüşü böyle.

HAL VE KOMİSYONCULAR: BİZ DE FİYATLARI YÜKSELTMİYORUZ

O zaman hal ve komisyoncular bu fiyatları artıyor olabilir mi? Onlara da aynı soruyu sordum. Fiyatları siz mi yükseltiyorsunuz?

‘Burası Antalya’nın Kumluca ilçesi. Türkiye’nin sebze ihtiyacı neredeyse buradan karşılanır. Sebze fiyatları, belediyenin hal müdürlüğü, komisyoncular, alıcı tüccarlarla ortak belirlenir. Borsa gibi. Ve hal müdürlüğünün internet sitesinden yayınlanır. Bunun üzerine kimse mal satamaz.

Bu yıl hava şartları, hortum ve sel gibi doğal afetler yüzünden üretim çok düştü. Buna ihracat da eklenince, iç piyasaya mal vermek çok zorlaştı. Bu da fiyatları arttırdı. Bir komisyoncunun ürünlerdeki kar payı %8’dir. Buna vergiler ve işletme masraflarımız dahlidir. Bizim sattığımız ürüne marketler nakliye ve fire masraflarını ekler. Bu da normaldir. Yani fiyatları yükselten, fırsatçılık yapan biz değiliz. Her şey belediye halinin kontrolünde.’

Burada konuştuğum kişiyi yine durdurdum ve sordum.

“Ancak tanzim satış noktalarında sebze fiyatları marketlerden daha ucuz nu nasıl oluyor?

‘Bizim sattığımız ürün Türkiye’deki en düşük fiyattır neredeyse. Bu da internet sitesinde günlük olarak yayınlanır. Şimdi onları karşılaştırın. Eğer bizim fiyatımızdan daha düşük, hatta aynı fiyata satanlar varsa, bilin ki zararına satıyor demektir.’

Hemen http://hal.kumluca-bld.gov.tr sitesine girdim fiyatları aldım. Sonra da tanzim satış noktalarına gidip oradakileri karşılaştırdım.

Tablo şöyleydi:

Domates: Tanzim 3 TL, Hal 2,8 TL

Salatalık: Tanzim 4 TL, Hal 4.7 TL

Çarliston biber: Tanzim 6 TL, Hal 4.5 TL

Sivri biber: Tanzim 6 TL, Hal 7 TL

Patlıcan: Tanzim 4,5 TL, Hal 5,5 TL

Eğer tanzim satış noktaları ürünleri Kumluca halinden alıyorsa bu durumda bazı ürünlerden hiç kar edilmezken, bazılarından zarar edildiği anlaşılıyor. Belki de daha ucuz yerlerden temin etti, bilemiyoruz.

Fiyatlar niye arttı, kim arttırdı sorusunda marketler, hal ve komisyoncuların görüşleri böyle.

O zaman fiyat artışında başka etkenler olabilir mi? Yarın da bu konudaki ikinci görüşü yazayım.

Sebze ve meyveler jeotermal enerji ile kurutuluyor
Ekonomi
Sebze ve meyveler jeotermal enerji ile kurutuluyor
Kütahya’nın termal ilçesi Simav’da, kent merkezinin ısınması, kaplıca turizmi ve seracılık sektöründe kullanılan jeotermal enerji, sebze ve meyve kurutma tesislerinde de kullanılmaya başlandı.
IHA

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.