İzmir'de, 276 kaçak göçmenin yakalandığı tankerin batma tehlikesi varmış
Gündem
İzmir'de, 276 kaçak göçmenin yakalandığı tankerin batma tehlikesi varmış
İzmir'in Narlıdere ilçesi açıklarında, yasa dışı yollardan Yunanistan'a gitmeye çalışırken yakalanan 276 kaçak göçmen ile 8 organizatörün geçiş için kullanacağı tankerin, motor bölümünün su aldığı ortaya çıktı. Yola çıkılması durumunda tankerin, kısa sürede batmasının muhtemel olduğu belirtildi.
DHA
Cumhurbaşkanı Erdoğan işaret etmişti: Ekim alanı iki katına çıktı
Ekonomi
Cumhurbaşkanı Erdoğan işaret etmişti: Ekim alanı iki katına çıktı
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kenevir üretimine ilişkin yaptığı açıklamanın ardından çiftçiler harekete geçti. Türkiye’nin kenevir üretim merkezi olarak belirlenen Samsun’un Vezirköprü ilçesinde talep artınca ekim alanı da iki katına çıktı.
IHA
Menzili niye bin km değil?
Menzili niye bin km değil?

Rüzgâr esse, yerli ve millî olmasını isterim.

Kar yağsa, ay doğsa, ayın şavkı yerdeki kar üstüne vursa, o engin beyazlık üstünde biri yürüse ve ilk ayak izleri açan kişi olsa, o kişinin de, yerdeki beyazlığın da yerli ve millî olmasını tercih ederim.

Hele bir ürün, önemli bir hamle söz konusu ise, tereddüdün gölgesi bile düşmez.

*

Ne var ki herkes aynı fikirde değil.

“Yerli ve millî” dendiğinde, “olmaz öyle şey” deyip itiraz edenler, hesap kitap yapmadan mümkün olmadığını ileri sürerek karşı çıkanlar var.

İlk yerli otomobil hakkında bile anlaşamıyoruz.

Hakikaten hangisi ilk, hangisi ne kadar yerli?

*

60’larda çok kısa sürede Türk mühendisler tarafından yapılan ve benzini bittiği gerekçesiyle boğulan proje Devrim otomobili mi?

70’lerde üretilen Anadol mu?

80’lerde “en iyi yerli” sloganıyla piyasaya sunulan otomobil mi?

Bursa’daki fabrikalarda kırk yıldır ‘yerli’ diye üretilen İtalyan ve Fransız markaları mı?

Yoksa babayiğitlerin üretip geçen gün tanıtımını yaptıkları mı?

*

Gönlüme kalsa, hepsi demeyi ister.

Bir ülkede aynı sektörde birçok marka çıkabilir.

Fakat o kadar romantik olamıyoruz.

İlki tam anlamıyla yerliydi, çok kısa sürede üretilmişti, gerçekleşemedi. Hem otomobiller, hem de yapanlar cezalandırıldı.

Diğerleri montaj.

Sonuncusu ise taş gibi gerçek yerli… Göğsümüzü kabartan bir proje.

*

“Gerçek hayali aştı, ufuklar uzak değil

En olmaz isteklere uzanmak yasak değil” diyen Mehmet Çınarlı’ya rahmet dileriz.

Bu kadarını hayal etmemiştik.

Eleştirmeyi meslek edinenler ve o meslekte nice on yıllarını doldurdukları hâlde, bir türlü emekli olamayanlar, “Yok mu bir babayiğit?” çağrısı üzerine öne atılıp kolları sıvayanlarla dalga geçmeyi, küçümsemeyi seçmişlerdi.

En zarifleriyse “Şimdi bunlar, tutar, benzinli ve dizel araba yapmaya kalkarlar, çağın gerisinde kalırlar” gibi tahmin yürütüp karamsar bir tablo çizmeye çalışıyorlardı.

İyimser bir yaklaşımla destekleyenlerin hayali ise en fazla hibrit otomobile ulaşmaktaydı.

Tanıtım toplantısında gördük ki karşımızda tasarımıyla ve her şeyiyle yüzde yüz yerli, yüzde yüz elektrikli otomobil duruyor.

*

Şiddetle karşı çıkanlar mahcubiyet duydular mı peki?

Ne gezer! Yine aynı tas, aynı hamam devam ettiler.

Çınarlı’nın mısralarına devam edelim.

“Uçuyor rüzgâr gibi altımdaki küheylân / Ne kadar dizginlesem yavaşlayacak değil.”

Şair sanki bugünleri görmüş.

Onun aşk şiiri olarak yazdığı, bizim milletçe başka bir aşkımızın terennümü olmuş durumda.

Eleştiriyi aşıp, işi düşmanlığa vardıranları da unutmamış, onların gayretlerinin geçersizliğini şöyle anlatmış: “Gül yaprağına döndü tekmesi düşmanların / Sunulan zehir değil, saplanan bıçak değil.”

*

Akıl ve mantık dışı eleştirilerle karşımıza dikilenlerin, ne kadar zavallı duruma düştüklerini görmenin keyfi de bir başka doğrusu.

“Kaportası da varmış… Bilinen diğer suv araçlara benziyor… Taklit edilmiş… Hiç beğenmedim... Biz yapamayız… Olmamış… Olmaz da zaten… Seri üretime geçemezler… Hatalı yaparlar, kısa süre sonra bütün araçları geri çağırır bunlar…” Temenniye bakar mısınız? Aklınca dalga geçmeye çalışıyor.

Ah canım benim… Sen bu kafayla devam et, bakalım nereye kadar gideceksin.

Yakında şu tür eleştiriler gelebilir:

- Tekerleri diğer araçlar gibi yusyuvarlak. Hâlbuki dört köşeli veya elips olabilirdi…

- Direksiyonu da o şekil. Madem yeni bir araç yapılacak, o da üçgen şeklinde yapılabilirdi…

- Yarım saatte şarj oluyormuş. Niye bir dakikada dolmuyor?

- Menzili de 500 kilometreymiş. Niye 1000 kilometre değil?

Son maddeye cevap verelim. Sen kenarda az bekle, onu da yaparız koçum.

İzmir Narlıdere Yerel Seçim
  Sonuçları 2019 - CANLI
İzmir Narlıdere Yerel Seçim Sonuçları 2019 - CANLI
Seçim 2019 İzmir Narlıdere seçim sonuçları ne durumda? 31 Mart 2019 yerel seçim sonuçlarında hangi parti öne geçti İzmir Narlıdere ilçesinde partilerin oy oranları, canlı seçim sonuçları ve sandık sonuçları. İzmir Narlıdere belediye başkanlığı seçim sonuçları en hızlı şekilde Yeni Şafak seçim sonuçları sayfasında!
Yeni Şafak
Binali Yıldırım, mızmız kedi ve millet kütüphanesi
Binali Yıldırım, mızmız kedi ve millet kütüphanesi

Ak Parti İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Binali Yıldırım ile ilgili bir haber geçen gün bir çok gazetede yer aldı. Kucağındaki kediyi okşayan başkanın bu sempatik görüntüsü dikkatimi çektiği için haberi dikkatli bir gözle okudum. Seçim çalışmalarını Küçükçekmece’de sürdüren Sayın Binali Yıldırım’la alakalı haber şu cümlelerle sona eriyor:

Video: Binali Yıldırım, mızmız kedi ve millet kütüphanesi

“Yıldırım, ardından Küçükçekmece Çamlık Millet Kütüphanesi’ni açtı. Yıldırım, hiç çivi kullanılmadan ahşaptan inşa edilen ve elli bin kitaba ev sahipliği yapacak Çamlık Millet Kütüphanesi’nin açılışını yaptı. Yıldırım, bu sırada çevrede bulunan ‘Mızmız’ isimli bir kediyi fark edince kucağına alıp sevdi.”

Binali Bey’in bu kedili fotoğrafı bana bir zamanlar adı “Kedili Kütüphane”ye çıkan Beyazıt Devlet Kütüphanesi’ni ve kırk yıl hafız-ı kütüplüğünü (müdürlüğünü) yapan büyük kitabiyat âlimi İsmail Saib Sencer Hoca’yı hatırlattı. Kitaplara duyduğu muhabbet kadar, kedi sevgisiyle de tanınan büyük kültür adamını – geliniz – yakından tanımaya çalışalım.

Meşhur Türk tarihçilerinin yanı sıra, Avrupalı Doğubilimciler (şarkiyatçılar) bir ortak noktada birleşiyorlar; Beyazıt Devlet Kütüphanesi’nin müdürü allame İsmail Saib Hoca’nın kafasının içi, müdürlüğünü yaptığı kütüphaneden daha zengindi, diyorlar. Türk ilim adamlarının büyük bir bölümü de, merhum için “Kütüphanedeki kütüphane” sözünü kullanıyorlar. Memnuniyetle belirteyim ki adı İsmail Saib Hoca’yla özdeş hale gelen bu kitap hazinesinde ben de birkaç defa konuşma yapıp oradaki manevi havayı yakından hissettim.

Efendim, bu ülkenin yetiştirmiş olduğu dört dörtlük bir kütüphaneci olan İsmail Saib Sencer, eski adı “Darülfünun” olan İstanbul Üniversitesi’ndeki hocalığından ayrılmak zorunda kalınca Beyazıt Devlet Kütüphanesi’nin ikinci müdürü olarak burada göreve başladı. Devir Cumhuriyet devri olmasına rağmen, “Biz böyle geldik, böyle gideriz!” diyerek vefat edene kadar sarığını, cübbesini çıkarmadı, yani Osmanlı ilmiye kıyafetini 1930’lu yıllarda da giymeye devam etti. Daha da şaşırtıcı olanı şu ki, kendisine en büyük saygıyı ve ilgiyi Cumhuriyet Halk Partisi’nin o zamanki Milli Eğitim Bakanı Hasan Âli Yücel gösterdi. Bakan Bey, Hoca’nın karşısında el pençe divan durmayı, bir nevi şeref telakki etti. Bu sözlerimizin doğruluğunu Yücel’in kaleme aldığı bir kitap ispatlıyor. Hasan Âli Yücel, “Mevlânâ’nın Rubaileri” isimli eserine Hazreti Pir’in elyazısını da ilave ediyor. Bakan Bey, tarihi özelliği ve güzelliği olan bu yazıyı nasıl keşfettiğini anlatırken sözü ünlü kütüphanecimize getiriyor ve şunları söylüyor: “Şimdiye kadar Mevlânâ’nın el yazısını, basılmış, basılmamış hiçbir yerde görmemiş ve görene de tesadüf etmemiştim. Rubaileri bastıracağımı kendisine söylediğim müderris (profesör) Şerefeddin Bey, Umumi Kütüphane’nin müdürü muhterem Üstad İsmail Saib Efendi’nin bu hususta malumatı olduğunu bana söylediği zaman, manevi kemaline büyük saygı beslediğim bu büyük bilginimize gittim. Her zamanki tevazuu ile kendisinde bulunan bir kitabın içinde Mevlânâ’nın el yazısı olduğunu ve kitabı getireceğini söyleyince çok sevindim. Bu sevincin kıymetini, büyük insanların büyük ruhlarına kıymet verenler kolay takdir ederler.”

1932 yılında Remzi Kitabevi tarafından yayımlanan bu kitabın sayfalarını sizler de çevirirseniz hem bu satırları kaynağından okumuş olursunuz, hem de Gönüller Sultanı Hazreti Mevlânâ’nın el yazısına nazar ederek gözlerinizi dinlendirirsiniz.

Bu sahanın büyük uzmanlarından kabul edilen Abdülbaki Gölpınarlı’nın ifadesiyle İmam-ı Gazali kadar mütekellim, Fahreddin-i Razi kadar müfessir, Mevlânâ kadar âşık, Hacı Bayram-ı Veli kadar vukuf ehli olan İsmail Saib Sencer, aynı zamanda tam bir hafıza şampiyonu idi. Başı sonu eksik bazı yazmaları hafızasından tamamladığına yakın dostları şahitlik ediyor. Sadece Gölpınarlı değil, o devrin diğer büyük ilim adamlarıyla birlikte meşhur tarihçileri de İsmail Saib Hoca’nın ne büyük bir allame olduğu – iftiharla – dile getiriyorlardı. Mesela Ord. Prof. Dr. İsmail Hakkı Uzunçarşılı Hoca’nın vefatından sonra, Türk Tarih Kurumu’nun yayın organı olan “Belleten”de yayımladığı bir makalede, “On yedinci yüzyılın mütebahhir âlimi (ilmi okyanuslar kadar engin olan bilgini) Kâtip Çelebi; hocamız, üstadımız İsmail Saib Sencer’in yanında, ancak bir ilk okul öğrencisi kalır” diyordu.

Yukarıda da belirttiğimiz gibi, kitapları kadar kedileri de seven İsmail Saib Efendi’nin müdürlüğü zamanında Beyazıt Devlet Kütüphanesi’nin adı, “Kedili Kütüphane”ye çıkmıştı. Hoca kitap okurken kucağına yerleşen, omzuna çıkan, sarığına tüneyen bu sevimli yaratıkları rahatsız etmemek için, bazen saatlerce yerinden kımıldamıyordu. Kütüphanecilerin efendisi olan bu büyük bilgin, 1940 yılının Mart ayında vefat edince hem etrafında pervane olan ilim âşıkları, hem kitaplar yetim kaldılar. Kedilerini mi soruyorsunuz, onlar da hocanın vefatına tekaddüm eden günlerde birer birer öldüler. Abdülbaki Gölpınarlı’nın oğlu Yüksel Gölpınarlı’nın sahaf dükkânında dinlemiştim. Kedilerin hepsi ölüp de tek bir kedi kalınca dostlarından biri, duyduğu şaşkınlığı dile getiriyor. İsmail Hoca, arta kalan kediyi göstererek şu kısa ve anlamlı cevabı veriyor:

O, bizi bekler, diyor. Gerçekten de “Kedili Kütüphane”nin müdürü de Hakk’ın rahmetine kavuşunca o tek kedi de Hazretin ayak ucunda ölüyor.

İsmail Saib Hoca’nın ilmine, ahlakına ve faziletine âşık olan ve dizinin dibinden ayrılmayan bir şarkiyatçı vardı ki, adı Oskar Reşer’di. Daha sonra Müslüman olup Osman Reşad adını alan bu Alman mühtedisi, Hoca vefat edince, “İsmail Saibsiz bir dünya yaşanmaya değmez!” diyerek intihara teşebbüs etti. Merhum Mahir Hocamız “Yılların İzi”nde bu konuya temas ediyor.

İşte içinde bulunduğumuz Mart ayı, bu büyük kütüphanecimizin vefat yıldönümü. 22 Mart’ta, önce Merkezefendi’deki kabri ziyaret edilecek sonra da 40 yıl müdürlüğünü yaptığı Beyazıt Devlet Kütüphanesi’nde sempozyum düzenlenecek. İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nün tertiplediği, benim de konuşmacı olarak katılacağım bu programa, kütüphaneler şehri olan İstanbul’un müstakbel Belediye Başkanı Binali Bey’i de davet ediyorum.

Dokuz Eylül Üniversitesi profesörü kazada hayatını kaybetti
Gündem
Dokuz Eylül Üniversitesi profesörü kazada hayatını kaybetti
İzmir'in Narlıdere ilçesinde meydana gelen trafik kazasında, Dokuz Eylül Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi Dekan Vekili Prof. Dr. Gürbüz Büyükyazı yaşamını yitirdi.
AA
Türk romanının fotoğrafını çektik
Hayat
Türk romanının fotoğrafını çektik
Ketebe Yayınları’ndan çıkan 40 Soruda Türk Romanı isimli kitap, Türk romanının gelişiminden bu güne kadar yapılan tartışmaları, tarihsel seyrini ve tekniğini inceliyor. Kitabı hazırlayan Prof. Dr. Mehmet Narlı, “Ortaya koyduğumuz bu çalışmanın Türk romanını bütün boyutlarıyla özetlediğini söylemek zor tabii. Ama bu çerçevede yapılmış çalışmalara bakarak netliği ve çözünürlüğü oldukça yüksek bir Türk romanı fotoğrafı çektiğimizi söyleyebilirim” diyor.
Yeni Şafak
Cüneyt Arkın
yoğun bakımda
Hayat
Cüneyt Arkın yoğun bakımda
Yeşilçam’ın usta oyuncusu Cüneyt Arkın, yaşadığı solunum sıkıntısı nedeniyle hastaneye kaldırıldı. Medical Park Silivri Hastanesi Başhekimi Halil Narlı, Arkın’ın tedavisinin yoğun bakım ünitesinde devam ettiğini söyledi.
Yeni Şafak

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.