Yayınevi kuran 
kitaplar, külliyatlar ve aydınlar
Hayat
Yayınevi kuran kitaplar, külliyatlar ve aydınlar
Türkiye’de yayıncılık biraz da büyük yazar ve şairlerin kendi kitaplarını çıkarmak için kurdukları yayınevleri etrafında şekillenir. Necip Fazıl Kısakürek’in Büyük Doğu’su, Nurettin Topçu’nun Hareket’i, Sezai Karakoç’un Diriliş’i gibi pek çok örnek sıralamamız mümkün.
Yeni Şafak
Yalandan medet ummak…
Yalandan medet ummak…

Ülkemiz medyasının eleştiriyi en çok hak eden yanı; ‘tarafsızlık’ ilkesini çoktan terk etmesidir herhâlde… Diğer kusurları da çoğunlukla buna bağlı gelişiyor zaten… Şu dört alana yatırım yapmaması mesela: Ar-Ge, Pazarlama İletişimi, İnsan Kıymetleri, Kurumsal Yönetim İlkeleri…

‘Haberi farklı kaynaklardan doğrulatma’ ilkesinin uygulanmaması, son 30-40 yılın hikâyesidir aslında. O yatırımlar yapılmadığı için kendiliğinden tezahür etmiştir. 1970’lerin sonunda haberi iki kaynaktan alınan görüşle ele aldığımız hâlde “Neden 3’üncü bir taraftan görüş almadınız?!” diye Abdi İpekçi’den fırça yediğimizi hatırlarım…

Şimdilerde çok sık karşımıza çıkıyor… Tek bir haber kaynağıyla konuşulmuş ya da oradan gelen bilgi, belge, açıklama olduğu gibi kabul edilmiş… Sorgulama, karşıt görüşe başvurma yollarına gidilmeden ‘haber’ diye sunulmuş… Bu kaynak da çoğunlukla medya organının desteklediği siyasi partiden doğru geliyor…

Oysa İletişim fakültelerinde gazeteci adaylarına, haberi en az iki farklı kaynaktan doğrulatmaları öğretiliyor… Dikkat edelim, iki değil… En az iki…

Bugünse, “Faklı kaynakları geçtik, bari yalan söylemeyin” diye sızlanıyoruz…

Böyle bir ‘habere’ geçenlerde yine taraf tutma ve yalan konusunda ‘kadran kırmış’ bir TV kanalının ana haberinde denk geldik… Kanal muhabiri, İŞKUR’un önüne gitmiş ve iş başvurusu yapanlarla röportajlar yapmış… Bu kişilerden biri de evde ekmek olmadığı için termosuna çay doldurmuş; “Beklerken bari çay satıp ekmek parası kazanayım” demişmiş…

Çok üzücü, izleyen herkesi derinden etkileyecek ve tabii hükümet aleyhine düşünmeye ve davranmaya sevk edecek bir haber… Peki, doğru mu?

Eski alışkanlık… Tek kaynaktan gelen bilgiyle yetinemediğimiz için haberin yüzeyini biraz kazıdık. Şunlar çıktı:

İŞKUR önünde çay satan bu beyefendi, en son 2015 yılında iş aramış. Ondan beri kaydı yokmuş…

Eşi, temizlik personeli olarak çalışıyormuş…

Üniversite mezunu ve birlikte yaşadığı genç kızı üzerine kayıtlı 2004 model Peugeot marka araba varmış…

Nisan ayı sonunda aileye, bir vakıf tarafından 300 TL gıda ve nakit yardımı yapılmış…

Beyefendi, kira ve fatura borçlarının ödenmesi için de bir başvuru yapmış; o da değerlendirme aşamasındaymış…

Nasıl? İyi, değil mi?.. Allah cümlemizi bu tür medya melanetinden korusun…

YALIN BİR TOPÇU ANALİZİ…

Sigortacılık sektöründe üst düzeyde yöneticilik yapan bir dostumuzdan gelen mektubu sizlerle paylaşmak istedim. Bir konu ancak bu kadar yalın anlatılabilir. Şöyle yazmış arkadaşımız:

“…Nurettin Topçu’yu tanıtmanız, anlatmanız, kendi açımdan gerçeği arama yolculuğunda önemli bir mihenk taşı oldu.

Onun dört kitabındaki makaleler, düşün ve felsefe yazıları, gerçekten bugüne kadar farklı boyutlarıyla düşünüp aslında tam da istediğim şekliyle ifade edemediğim, hatta deyim yerindeyse ete kemiğe büründüremediğim birçok fikri yaklaşımın olgunlaşmasına, hatta vücut bulmasına neden oldu diyebilirim.

Nelerdi bunlar;

1. 20. yüzyıl Batı felsefesinde nelerin eksik olduğunu gördüm. Otuzlu yaşlarda hayranı olduğum, Jean Paul Sartre’ın tam olarak neyi ıskaladığını anladım.

2. Topçu’nun isyan ahlakı anlayışı ile evrensel ahlaka kattığı yüce değerin üstüne ne ampiristler ne rasyonalistler ve hatta ne de sosyal dayanışmacılar çıkabilmiştir. Nitekim, ABD’nin en zengin eyaleti New York’ta Covid-19 salgınında sokaklarda ölen evsizleri gördüğümde; bu milletin sokaktaki köpeğin, kedinin rızkı var diye nasıl ve neden duyarlılık gösterdiğini idrak etmemi sağladı.

3. İstisnasız pozitivizme bağlılığın aklın üstünlüğü değil, aslında esirliği olduğunu anladım.

4. Kafatasçılıktan kaçınarak milliyetçiliğin nasıl yeniden yorumlanacağını öğrendim.

5. Önce Japonya, sonra Güney Kore ve bugün yaşadığımız Çin’in yükselişinin ardındaki felsefenin, aslında tam olarak Topçu’nun anlattığının bugünkü tezahürü olduğunu anladım. Yani salt güvenlik endişesi üzerinden ortak değer yaratamıyorsunuz.

6. Kalkınmanın, gelişmenin, bağımsız, kendi kendine yeten ve birkaç 100 yıl aradan sonra sözü dinlenen bir ulus olmanın temel koşulunun, millî inanç, maneviyat, ortak ruhi şekillenme olduğunu özümsedim.

7. Aslında Türkiye’nin bugün içinde bulunduğu en köklü sorunsalın kurucu felsefede değil, başta İnönü ile vücut bulan CHP damarı, ardından Amerikan ve kısmen Batı müstemlekesi sarmalından kurtulamamış olmamızı bir kez daha teyit ettim.”

Zihnine sağlık sevgili kardeşim…

Yazdıklarım samimiyetten: Birçok kitabımdan sinema filmi çıkabilir
Hayat
Yazdıklarım samimiyetten: Birçok kitabımdan sinema filmi çıkabilir
Yazar Mustafa Kutlu, Youtube üzerinden ‘Hikayemizin Yarım Asırlık Yerli ve Milli Sesi’ paneline konuk oldu. “Numara yapmak çağımızın alametifarikasıdır” diyen Kutlu, “Samimiyeti hayatın merkezinde görüyorum. Benim herhalde yazdıklarımda etkili olan bir taraf varsa bu samimiyetten ileri geliyordur” şeklinde konuştu.
Yeni Şafak
Çöp toplarken bulduğu 119 bin TL'yi sahibine teslim etti: Bir emeklinin 25 yıllık birikimi çıktı
Gündem
Çöp toplarken bulduğu 119 bin TL'yi sahibine teslim etti: Bir emeklinin 25 yıllık birikimi çıktı
Bursa'nın merkez Osmangazi ilçesinde, bir temizlik işçisinin çöp zannedip atmak için yerden aldığı poşetten çıkan 119 bin lira sahibine teslim edildi. Temizlik işçisi Ahmet Gökçe'nin bulduğu paralar, emekli işçi Nurettin Kılıççı'nın 25 yıllık birikimi olduğu ortaya çıktı.

AA
Nurettin Topçu anısına ödüllü deneme yarışması
Hayat
Nurettin Topçu anısına ödüllü deneme yarışması
Nurettin Topçu anısına ödüllü deneme yarışması düzenleyen Mavera Eğitim ve Sağlık Vakfı, "Fıtratın Çağrısı: İnsan Aslına Dön!" teması ile sahip olduğu değer ve tecrübeleri genç nesilleri aktarmaya devam ediyor. Bu yıl üçüncüsü düzenlenen deneme yarışmasına katılım için son tarih 10 Nisan.
Yeni Şafak
Küp şekerin içinden demir bilye çıktı
Gündem
Küp şekerin içinden demir bilye çıktı
Samsun'un İlkadım ilçesinde yaşayan Ziya Ertekin'in, çayına atmak için kırdığı küp şekerden demir bilye çıktı. Ertekin, "İyi ki şekeri kırmadan çayıma atmamışım. Demir parçayı yanlışlıkla yutabilirdim" dedi.
AA
10 günde pik yapacak
Dünya
10 günde pik yapacak
5 kıtada 20 ülkeye yayılan virüs sebebiyle son 24 saatte Çin’de 38 kişi daha hayatını kaybetti. Can kaybı 170’e çıkarken, virüs bulaşan kişi sayısı ise 8 bine yaklaştı. Ülkede 81 bin 947 kişi de müşahede altında. Çinli uzmanlar virüsün önümüzdeki 10 gün içinde zirve yapacağını duyurdu.
Yeni Şafak
Çin'de yaşayan Nurettin Akçay: Bunlar daha iyi günlerimiz
Dünya
Çin'de yaşayan Nurettin Akçay: Bunlar daha iyi günlerimiz
19 ülkeye yayılarak ölümlere neden olan Koronavirüsü tehlikesi büyüyor. 3 yıldır Çin'de yaşayan doktora öğrencisi Nurettin Akçay son durumu anlattı: 'Günde 20-30 kişinin virüsten hayatını kaybediyor. 10 bin kişi müşahede altında. Uzmanlar hasta ve ölü sayısının artacağını söylüyor. İnsanların üzerinde psikolojik baskı var. Kimse sokağa çıkmıyor her yer kapalı. Sokaklar korku filmlerini andırıyor'.
Yeni Şafak

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.