Okumak alışkanlık değil ihtiyaçtır
Hayat
Okumak alışkanlık değil ihtiyaçtır
Salih Zeki Meriç, kendini tamamen kitaplara adamış bir yazar ve yayıncı. O, bu alanda aktif olarak çalışıyor. Yedi yıldır radyoda ‘Kitap Dünyası’ adlı programı, dergilerde kaleme aldığı yazılar ve yaptığı söyleşiler ile birçok mecrada kitabı konuşuyor ve konuşturuyor. Meriç, “Okumayı bir alışkanlık olarak değil bir ihtiyaç olarak görmemiz lazım“ diyor.
Yeni Şafak
İthal edilen cihaz 5'te bir maliyetle üretildi
Ekonomi
İthal edilen cihaz 5'te bir maliyetle üretildi
İnönü Üniversitesi Malatya Teknopark'ta bir firma, mikroskoplarda numune incelemek için kullanılan lamların üzerine bilgi yazan ve ithal edilen cihazı, üniversite-sanayi iş birliğiyle 5'te bir maliyetle üretti.
AA
Kitap okuyana dondurma bedava
Hayat
Kitap okuyana dondurma bedava
Kırıkkale’nin Yahşihan ilçesinde "Kitap Okuyana Dondurma Bedava" kampanyası başlatan Belediye Başkanı Osman Türkyılmaz, makamındaki kitapları valize doldurup dondurma aracıyla parklarda oynayan çocuklara önce kitap okutup sonra dondurma ikramında bulundu.
IHA
“Hasan Aycın Çizgilerinde Görselin İnşası”
“Hasan Aycın Çizgilerinde Görselin İnşası”

Yazımın başlığı, Mete Çamdereli’nin birkaç gün önce raflara çıkan Çizgiyi Okumak adlı kitabının (Ketebe Yayınları), alt başlığıdır.

Video: “Hasan Aycın Çizgilerinde Görselin İnşası”


Kitaba takriz yazan Cemal Şakar, bazı ilişkilerin bir ortak payda etrafında geliştiğinden bahisle, Hasan Aycın’ı merkeze alarak onun kendisinin, benim ve Çamdereli’nin ortak paydamız olduğunu belirtmiş ve Hasan Aycın çigilerini müştereken anlama gayretimizi de ifade den bu durumu şu sözlerle çerçevelemiştir:

“Yolun başında hiç düşünmediğimiz, hesaplamadığımız bir şey oldu ve üçümüz de Hasan Aycın’la ilgili birer monogfrafi yazmış olduk. Ömer’inki kavramlardan hareketle, özellikle imge ve simgelerin merkeze alındığı bir çözümleme oldu. Benimkisi, çizgileri belirli kategorilerde toplayıp anlamın derdine düşmekti. Mete’ninki çizgileri bir yöntem dahilinde okumak oldu. Sanki bu üç kitap yan yana konulduğunda kendi eksikliklerini birbiriyle tamamlayacak bir yapı arz ediyor; tıpkı birbirimizle ilişkilerimizde olduğu gibi. Dikkatli okur, kitaplar arasındaki ortak payday rahatlıkla görebilecektir.”

Benim, Şakar’ın ve Çamdereli’nin Hasan Aycın çizgilerini anlama ve bunları yazıya aktarmadaki niyet ve istikametimiz, yer yer daha özel hikayeleri ihtiva ediyor olsa da, sonuç Şakar’ın dediği gibidir. Son tahlilde müşterek olan söz konusu hikayede Osman Bayraktar’ın, İsmet Özel’in ve hassaten Abdüssamet Özlük’ün, yazma cihetinden değilse de çizgide ısrarı ve çizgilerini görürülüğe çıkarması cihetinden, Hasan Aycın’ın sanat hayatına dahil olduklarını özellikle belirterek, Çamdereli’nin kitabındaki farklara dönmeliyim:

Şakar ve ben, yazı uğraşısı bakımından birer alaylıyız, Çamdareli ise kelimenin tam karşılığıyla bir mekteplidir. Filoloji okudu, yüksek lisansını dilbilim alanında yaptı; çeşitli üniversitelerde dilbilim, gösterebilim, iletişim ve halka ilişkiler dersleri verdi ve bu alanlarda kitaplar yazdı.

Aramızdaki fark önce bakış açısı ve dolayısıyla yöntem farkı olarak işte buradan başlıyor.

Şakar’ın yöntemini de (müsamahasına yaslanıp) kendiminkine yaklaştırarak söyleyecek olursam, Hasan Aycın çizgileri üzerine düşünürken ve yazarken, kendimden yola çıkarak, yine kendime dönmeyi tercih ettim. Diğer bir ifadeyle, anlama gayretim bende başlıyor ve bende bitiyordu ve bu yanıyla benim anlamam, başkalarının anlamasını gözetmeksizin, anladığımdan kendim emin olma veya giderilmesi zor bir anlama eksikliği nedeniyle acizyet duyma şeklinde sonlanıyordu.

Çamdereli, Çizgiyi Okumak’taki metinlerinde, Hasan Aycın’ın çizmeye devam ettiğini, dolayısıyla onun çizgilerini okumanın ve anlamanın da devam edeceğini belirterek, bizdeki mezkur öznelliği, daha Başlangıç yazısında akademik bir nesnellikle şöyle değiştiriyor:

“Çizginin ifade imkanları sonlu değildir ve varoluş imkanları da sınırsızdır. Çizerin ve muhatabının muhayyilesi de aynı şekilde sonsuz ve sınırsızdır. Her mesaj gibi çizgi de çizerin işlediği o sonsuz ve sınırsız cevherden biçmlenir, kaynak-çizerin muhayyilesini hedef-muhatabına sezdirir ve sezdirdiği imgesel örüntüler muhatabınca yeniden işlenir. Çizginin tekil muhatabı, sürdürülebilir döngüye katılarak onu kendi imgeleriyle besler, olgunlaştırır. Biz de, yöntemsel basamaklar eşliğinde öyle yapmaya çalıştık. Çizgiyi Okumak’ın okuru da öyle yapacak kuşkusuz; çizgiyi kendi imgeleriyle besleyecek, onu kendi imgeleriyle fehim ve idrak edecektir. Bizim okumamızsa okura sadece bir tramplen olacak; ona bir sıçrama noktası olarak destek verecektir.”

Nitekim Çamdereli, Şakar’ın ortak payda vurgusunu da pekiştiren bir yaklaşımla, Bir Metin Olarak Hasan Aycın’ı Okumak’ı öne alıp, bunu izleyen Görsel Anlamda Çizgisel Bir Görsel: ‘Ahir Zaman Ateşi’ başlıklı metnini, İbn Sina’ya ait “Bilinmek istenen bir bilinmeyeni kavramak için, elde edilmiş bir bilinenden başka yol yoktur.” sözüyle destekleyerek, şöyle başlatıyor:

“Görsel ister yazısal, ister resimsel ister görünümsel olsun insanlık tarihi boyunca başat bir iletişim işlevi yerine getirmiştir. Mağara duvarlarından bilgisayar monitörlerine dek uzanan ömrüyle kendi içinde varolmuş kadim bir deneyim ve birikimi özgül bir miras olarak çağlar ötesine taşımıştır.”

“Görseli okuma ya da görselin içindeki tüm verileri irdeleme işlemi de, doğal olarak, böylesi tıka basa dolu bir dağarı omuzlamayı, hiç değilse öncelikle görselin tarihsel donanımına yeterince nüfuz edebilmeyi gerektirir. Görseli okuma edimi başat bir iletişim ediminin söylemini bulgulama uğraşına girişmek değildir yalnızca, metinlerarası ilişkilerden beslenen sıra dışı bir birikimin dilini anlama çabası da göstermektir. Günümüzde sözden, yazıdan sonra üçüncü bir –ya da aşamalandırılmış son- uygarlık dilimine karşılık gelen görsel söylem ya da bütüncül görsellik kültürü, kimi zaman inceleme nesnesinin karmaşıklığından çetrefil okumalara tanıklık ederken, kimi zaman da apaçıklığından yeterince yalın okumalara kapılarını açabilir”

Tek başına bu alıntı Çamdereli’nin okuma yöntem ve tarzındaki farklılıkları anlamak için yeterli olsa gerektir.

Ben de buna bağlı olarak, Şakar’ın Hasan Aycın’ın Çizgisi’nden (İz Yayınları) sonra, Çamdereli’nin Çizgiyi Okumak adlı kitabıyla, Hasan Aycın çizgilerine dair dersimi çalışmayı sürdürmüş oluyorum; her iki dostuma da şükranlarımı sunarak...

90 yaşında okuma yazma öğrendi
Gündem
90 yaşında okuma yazma öğrendi
Ahmet Sağlam ve Nezahat Günaydın, okuma yazmayı öğrenebilmek için geçen yıl Cumhurbaşkanı Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan'ın himayelerinde başlatılan seferberlik kapsamında, Gölcük Halk Eğitim Merkezi'ne başvurdu. Okuma yazmayı öğrenen ve okuryazarlık belgesi alan Sağlam, "Herkes okusun. Okumakla adam olunur. Okuyacaksın, dünyanı tanıyacaksın. Okusaydım doktor ya da mühendis olmak isterdim" ifadelerini kullandı. Nezahat Günaydın ise, "İlkokul üçüncü sınıfı bitirdikten sonra devam edemedim. Sonra evlendim, çocuk olunca da gidemedik. Boş zamanım olunca, gidelim okuma yazma seferberliğinden yararlanalım dedim" açıklamasında bulundu.
AA
ABD'nin yaptırımları el dokuması halıları vurdu
Ekonomi
ABD'nin yaptırımları el dokuması halıları vurdu
İran'ın meşhur el dokuma halısının ABD yaptırımlarından en fazla etkilenen ürünlerden biri olması nedeniyle bu alanda önemli küçülme yaşandı. El dokuma halı tasarımcısı, üreticisi ve satıcısı Muhammed Rıza Mimari; "ABD yaptırımları el halısı ihracatını imkansız hale getirdi. Halkın alım gücünün düşmesi de üretimi ciddi ölçüde azalttı. El halısı pazarındaki eski hareketlilik kalmadı"- "Yeni nesil bu mesleğe ilgi göstermiyor. Şimdiki nesil de giderse el dokuma halısı da kaybolma tehlikesiyle karşı karşıya kalır" dedi.
AA
Klavyeyi burnu ile kullanarak ikinci kitabını yazıyor
Hayat
Klavyeyi burnu ile kullanarak ikinci kitabını yazıyor
Aydın'ın Efeler ilçesinde yaşayan ve 'beyin felci' olarak bilinen doğuştan 'Serebral Palsi' hastası olan Mustafa Erol (38), 3 yıl önce piyasaya çıkardığı ‘Herkes Beni Engelli Sanıyo!’ isimli hikaye kitabının ardından başka bir engellinin hayatını konu alan ikinci kitabını yazmaya başladı. Okumayı kendi imkanları ile öğrendikten sonra ilkokul, ortaokul ve lise ve üniversiteyi dışarıdan bitirip yüksek lisansını da tamamlayan Erol, bilgisayar klavyesini burnu ile kullanarak ilk kitabını bitirdi.
DHA
İkinci üniversiteyi 60'ından sonra kazandı
Hayat
İkinci üniversiteyi 60'ından sonra kazandı
Evlendiği için liseyi yarıda bırakan Hülya İpek, tekrar okumaya karar verip 52 yaşında okul sıralarına döndü. 55 yaşında ilahiyat fakültesine girdi, 60 yaşında mezun oldu, 61 yaşında ise ikinci üniversiteyi kazandı. İpek, "Okumaya doyamıyorum, gençlerle olmak ve yeni bilgiler almak çok hoşuma gidiyor. Okumak güzel ve okumanın da yaşı yok, son nefesime kadar okumak istiyorum" dedi.
AA

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.