2019'da 25 il birbirine yakınlaşacak
Ekonomi
2019'da 25 il birbirine yakınlaşacak
25 ili doğrudan etkileyecek 70 milyar liralık 12 proje yeni yılda bir bir hizmete alınacak. Mesafeleri kısaltacak 3 yüksek hızlı tren hattı, 2 otoyol ve 7 tünel hem can ve mal güvenliğini sağlayacak hem de milyarlarca liralık tasarrufun önünü açacak. Söz konusu projeler ile Doğu'da BTK üzerinden, Batı'da ise Pendik- Halklı hattı üzerinden Çin’den Londra’ya kesintisiz ulaşımın da yolu açılmış olacak.
Yeni Şafak
Yerel seçimler ve kaynak kullanım etkinliği
Yerel seçimler ve kaynak kullanım etkinliği
31 Mart'ta yerel yöneticileri (belediye başkanlarını ve meclis üyelerini) seçeceğiz.

Yerel Yönetimlerin İngilizce karşılığı “local government', yani “yerel hükümet' demek. Yerel Meclislere (belediye meclisi ve il genel meclisi) yerel parlamento denilmesinin nedeni bu.

Yani bir merkezi hükümet var, bir de yerel hükümet.

Yeni Şafak
Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan öğrencilere sürpriz
Gündem
Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan öğrencilere sürpriz
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen Mehmet Akif Ersoy’u anma programına katılan üniversite öğrencilerine program sonunda sürpriz yaptı. Erdoğan, makam aracından inerek öğrencilerle sohbet etti.
DHA
Aydınımız
dindar olmaktan
korkar
Hayat
Aydınımız dindar olmaktan korkar
Mavera Eğitim ve Sağlık Vakfı’nda düzenlenen “Maverada İz Bırakanlar - Çarşamba Buluşmaları”nın bu ayki konuğu Mustafa Kutlu oldu. Kutlu’nun “Anadolu’da Elli Yılın Hikayesi” konulu bir konuşma yaptığı etkinliği Faruk Aksoy ve Ekrem Ayyıldız yönetti.
Yeni Şafak
Yalnız değilsin
Yalnız değilsin

Bizi derinden üzen bir dörtlüğün vardır:

“Toprakta gezen gölgeme toprak çekilince,

Günler şu heyûlâyı da ergeç silecektir.

Rahmetle anılmak, ebediyyet budur amma,

Sessiz yaşadım kim beni nerden bilecektir?”

Bu şiirinin gerçekleşmediğini anlatmak isterim sana Büyük Şair.

Video: Yalnız değilsin


Bugün sabahın erken saatlerinden itibaren yanına geldi insanlar. Darülfünun talebeleri harçlıklarından toplayıp yaptırdığı mezar taşın vardı ya? Hani tek parti korkusu yüzünden garip bir halde yapılmıştı. İşte o, eskisi gibi değil artık. Besmele yazıyor mezar taşının en başında.

Mezarının hemen arkasında şehitler yatıyor.

Ve onları temsilen yapılmış anıtın üzerinde senin şiirin var:

“Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda

Şüheda fışkıracak toprağı sıksan şüheda”

‘Er İbrahimoğlu Bekir/Kütahya, Süleymanoğlu Mehmet/Beypazarı, Şehit Hakim Özkan Şahin, Polis memuru Ekrem Ocak, Baş komiser Kamil Aykut Genç…’

Dört bir yanın şehitlerle dolu azizim.

Hepsi senin dediğin gibi, bu hilal uğruna “vurulup tertemiz alınlarından, uzanmış, yatıyor…”

Yıllarca seni yok sayan, sürgünlere gönderen, seni yokluğa ve fakirliğe mahkum eden, sevenlerin hakkında kovuşturma açan, Safahat’ını yakan devlet ricali eskisi gibi değil. Valiler, belediye başkanları, paşalar, vekiller, kaymakamlar… onlarcası huzurunda saygıyla durdu bu sabah. Hepsi hürmetlerini, saygılarını sundu, dualar etti senin için.

Her gün okuduğun ve sonra takatin olmadığı için başucunda Hafız Necati’nin okuduğu Kur’an’ı Kerim okundu yanı başında. Aminler birbirine karıştı, eller göklere açıldı ve senin için okundu Fatihalar, Yasinler…

Devlet ricali gidince bu kez ülkenin her yanından, senin şiirlerinin ilham kaynağı gençler geldi.

Senin adının verildiği ilkokullar, liseler ve üniversitelerden öğrencilerdi bunlar. “Asım’ın nesli” dediğin gençler.

Minicik çocuklar toplaştılar önce bir araya. Melek gibi yüzleri vardı. Sonra herkesi şaşırtan gür bir sesle okudular İstiklal Marşı’nı. Hem de on kıtasını birden:

“Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;

Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak…”

Onlar bitirince, bu kez gençler atıldı ortaya. Tıpkı bundan 82 yıl önce, Darülfünun talebeleri gibi. Kızlı, erkekli yıktılar ortalığı, gür sesleriyle:

“Hakkıdır, hür yaşamış bayrağımın hürriyet;

Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin istiklal...”

Kimi Çanakkale şiirini, kimi Asım’ın neslini, kimi başka bir şiirini okudu. Bir genç, seni tam olarak izah eden şiirini haykırdı:

“Yumuşak başlı isem, kim dedi uysal koyunum?

Kesilir belki, fakat çekmeye gelmez boyunum!

Kanayan bir yara gördüm mü yanar ta ciğerim,

Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim!

Adam aldırmada geç git! , diyemem aldırırım.

Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım!

Zalimin hasmıyım amma severim mazlumu...”

Her kesimden insanın duasına mazhar oldun bugün. Yaşlı-genç, dindar-laik, başı açık-kapalı, Türk-Kürt-Arap…

Senin, “o benimdir o benim, milletimindir ancak” diyerek bayrağı teslim ettiğin “millet” buradaydı.

Tüm gün bu anlattıklarım devam etti aziz Şair. Buraya gelemeyenler Mısır Apartmanı’na, son günlerini geçirdiğin eve gitti.

Hasretinden yandığın vatanının her yanında anıldın bugün. Her okulda adını çağırdılar. Milyonlarca öğrenci, senin yazdığın İstiklal Marşı’nı bugün bir kez daha, en gür sesiyle okudu.

Sen yalnız değilsin büyük Akif…

Mısır’da, o sürgün günlerinde keder içinde düşündüğün gibi olmadı. “Kim beni nereden bilecektir?” demiştin … Öyle olmadı.

Bugün çocuklarımıza senin adını veriyoruz. Onlar konuşmaya başladığında ilk Kuran’dan bir ayeti, sonra da senin yazdığın İstiklal Marşı’nı ezberletiyoruz. Bu şeref bu dünyada kaç kişiye nasip olur?

Sen asla yalnız değilsin Büyük Akif…

Bize öylesine bir miras bıraktın ki, nesilden nesle, kuşaktan kuşağa, aşkla aktarılıyor şiirlerin.

Her şehit senin mısralarınla defnediliyor.

Vatan uğruna savaşa giden her asker, senin şiirlerinle uğurlanıyor.

Vatan denince sen, şehadet denince sen, millet denince sen, bayrak denince sen, hilal denince sen, dava denince sen, İslam denince aklımıza sen geliyorsun. Dilimizden senin mısraların dökülüyor.

Yalnız değilsin Büyük Üstat. Hiç yalnız olmadın sen.

“Metafizik feryat”/ “Âsım’ın Nesli başladığı yerde son buldu”
“Metafizik feryat”/ “Âsım’ın Nesli başladığı yerde son buldu”

Aralık ayı biterken; sadece ömürden geçen bir yılın değil aynı zamanda Mehmet Akif’in Safahat’ının ıstıraplı atmosferine, tarih tekerrür ediyor korkusuyla yeniden yaklaşıyor olmanın kederini de taşıyorum son bir kaç yıldır.

Video: “Metafizik feryat”/ “Âsım’ın Nesli başladığı yerde son buldu”

Nurettin Topçu’nun Mehmet Akif kitabını bilir misiniz? Kitabın yayın tarihi Mart 1970. Kitap zaman içinde kaç baskı yaptı? Dergâh yayınlarını arayıp sordum, Nisan 2018’de 11. baskısı yapılmış kitabın. 48 yılda sadece 11 baskı!

Peki, kaç edebiyat hocası, tarih hocası, din dersi hocası Nurettin Topçu’nun Mehmet Akif’ini okumuş, okuduğu satırları sınıfta paylaşmıştır?

Yıllardır Safahat’ı basmayan, dağıtmayan kurum ve kuruluş kalmadı neredeyse. Her boyda her kalitede… Safahat’ı dağıttıkça Âsım’ın Neslini yetiştirdiğimizi zannettik. Kitap dağıtmak yetiyor olsaydı işimiz çok kolaydı elbet.

Sadece Safahat okuyarak Safahat’ın ruhunu kavrayamayız, genç nesillere aktaramayız. Dokunduğu her şeyi indirgeyen, güzelleme yaparak geçmişi yâd ettiğini zannedenlerin kaleminin peşinde, tarihin tecrübesine kavuşamayız.

Merhum Nurettin Topçu’nun Mehmet Akif kitabındaki “Safahat’ın Felsefesi” adlı bölümü okurken hem Nurettin Topçu’ya hem de Mehmet Akif’e rastlıyorum.

Biraz sonra size bu bölümden alıntılar yapacağım. Umut edilir ki bu alıntılar sizi her iki kitaba doğru daha hızlı bir şekilde yönlendirir.

Buyurun:

“Zavallı edebiyat hocalarının ‘Âkif sadece kuvvetli nâzımdır’ deyişlerine üzülmüyoruz; bu onların zavallılıklarının payıdır. ‘Âkif inkılâbı anlamadı’ diyen beyinsiz dostlarına da sitemimiz yok; bu ifade onların geriliklerinin hissesidir, softanın olduğu kadar dinsiz mütercimin de ‘Âkif’in din anlayışı dardı’ veya ‘Onun İslâm’ı ifadesinde şer’a aykırılıklar vardır’ tarzındaki hezeyanları bizi asla telaşa düşürmeyecek; zira bu, gölgeler dünyasında Eflatun’un yükselttiği sahneden hakikat dünyasını temaşa etmemiş olan, bu temaşadan hatta habersiz yaşayan bütün bedbahtların hakkıdır. Hepsine helâl olsun!”

“...Ruh siliniyor, kayboluyor; elimizde kabuk veya gövdeler kalıyor. Sese sanat, kaideye ahlak, korkuya Allah diyoruz. Bizim olan bütün bu şeyler hakikatin özü ta kendisi değildir. Belki bizi bizâr eden hayatı çok kere çekilmez yapan ağırlıklar, kütleler ve kesafetlerdir.”

“...Dahinin eseri bizzat kendi ruhunun kurtuluşu gayesiyle ortaya konmuştur; bize güzel hediye olsun diye değil. Onlar, bizim tarafımızdan övülmeye hiç muhtaç değillerdir.”

“Büyük sanat eserinde özü teşkil eden unsur, ses, renk, şekil, kütle ve kelime gibi her çeşit ifade vasıtaları içinde gizlenen metafizik feryattır. Bu feryadın içinde mukaddesatımız gömülüdür. Bütün ifade vasıtalarını değerlendirmesini bilen niceleri bu feryadı duymuyorlar. Onu duymak sanat eserini anlamaktır.”

“Safahat’ın yaradılış tarihinde tesir yapan sanat eserleri Yeni Cami, Süleymaniye ve Fatih Camii gibi ulu mabedler, bir de Osmanlı mûsikîsidir. Biri plâstik, öbürü fonetik mahiyette olan bu iki unsuru çıkarırsanız bir taraftan Âkif’in nazmını ebedi kılan muhkem direkleri yıkmış, öbür taraftan şair’in ıstırabındaki lirizmi öldürmüş olursunuz.”

“Onun ifadesi üç harikanın terkibi mahsulüdür: Bin yıllık tarih, bizzat kendi ruhunun fezaya çekilmiş kılıcı andıran Süleymaniye’lere nazire bir beden ve bir de Allah kitabı.”

“ ‘Âsım’ Âkif’in sanatında bir merhaledir. Onda birinci devrenin idealizmi yeni bir davayı doğruluyor. Sanatkar devrini kurtaracak ideal genci sahneye çıkarıyor. Âsım’ın şahane heykelini yapıyor. Hakikatte bu hayal ettiği kendi gençliğidir. Esasen Âsım, şairin bulunduğu yaşın olgunluğu ile birleştirip yaptığı kendi gençlik heykelidir, kendi idealinin heykelidir.”

“Sanatkar Âsım’daki şahsiyet olduğu halde kendi dışında bir Âsım arıyor, Âsım’lar arıyor. Acaba kendisinden sonra hayatta Âsım’lar gözüktü mü? İtiraf edelim ki, Âsım ruhunun mirasına sahip bir gençlik yetiştiremedik. Âsım’ın nesli başladığı yerde son buldu.”

Bendeniz sizlere merhum Nurettin Topçu’nun Mehmet Akif kitabından tadımlık cümleler alıntıladım. Siz bahsi geçen kitabı yavaş yavaş tekrar tekrar okuyunuz. Ahlak ile sanat arasındaki bağlantıyı ince ince düşününüz.

Tebliğ kılıfında kaba propagandanın; hissettirmek, aklettirmek yerine ne olursa olsun ses getirmek hastalığının, ümmete bela olduğu; tefekkür yerine “fark yaratmanın” peşine düşüldüğü; kabuğun, özü esir aldığı şu günlerde, ahlak ile sanat arasındaki bağı tekrar tekrar düşünmek zorundayız.

Süleyman Soylu: İyi polis olacaksınız
Gündem
Süleyman Soylu: İyi polis olacaksınız
İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Niğde Polis Eğitim Merkezi'nde (POMEM) eğitimlerini tamamlayan 774 özel hareket polisinin mezuniyet törenine katıldı. Soylu, yeni mezun özel harekat polislerine seslenerek, 'İyi polis olacaksınız, iyiliği savunmak için varsınız' dedi.
DHA
Cumhurbaşkanı Erdoğan: CHP 1937'de İstiklal Marşı'nı değiştirmek istedi
Hayat
Cumhurbaşkanı Erdoğan: CHP 1937'de İstiklal Marşı'nı değiştirmek istedi
İstiklal Marşı'mızın yazarı milli şairimiz Mehmet Akif Ersoy 82 yıl önce bugün ahirete göç etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan da Külliye'de düzenlenen Muhtarlar Toplantısı'nda Mehmet Akif'i unutma. "İstiklal Harbi'nde Akif, mücahit olarak görev almakla kalmamış bu millete Safahat'ın yanında İstiklal Marşı'nı armağan etmiştir" diyen Erdoğan, CHP'nin 1937'de İstiklal Marşı'nı değiştirmek için bir yarışma düzenlediğini hatırlattı.
Yeni Şafak

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.