Rakipleri kaybetti Juventus zirvede rahatladı
Spor
Rakipleri kaybetti Juventus zirvede rahatladı
İtalya Birinci Futbol Ligi’nin (Serie A) 27. haftasında şampiyonluk mücadelesi veren Lazio ve Inter puan kaybetti.
AA
Dortmund 2023'e kadar kaleyi sağlama aldı
Spor
Dortmund 2023'e kadar kaleyi sağlama aldı
Almanya Birinci Futbol Ligi (Bundesliga) ekibi Borussia Dortmund'da kaleci Roman Bürki'nin sözleşmesi yenilendi.
AA
Türk edebiyatının mücadeleci kalemi Peyami Safa vefatının 59. yılında yad ediliyor
Hayat
Türk edebiyatının mücadeleci kalemi Peyami Safa vefatının 59. yılında yad ediliyor
Kalem kavgaları, fikri çatışmalar ve hastalıklarla ömrü geçen usta yazar, yaşamı boyunca ara vermeden eser üretti. Babası gibi şair olan amcaları Ahmed Vefa ve Ali Kami'nin yönlendirmesiyle edebiyata ilgi duyan Safa, ilk olarak ağabeyi İlhami Safa ile çıkardığı "Yirminci Asır" gazetesinde kaleme aldığı "Asrın Hikayeleri" başlıklı yazılarıyla tanınmaya başladı- Toplumda meydana gelen değişimleri ve bu değişimlerin beraberinde getirdiği buhranları, çatışmaları konu olarak seçen Safa'nın hastalıklı bir çocukluk dönemi yaşaması bedenini zayıf bıraksa da edebi kişiliğinin gelişmesinde etkili oldu.
AA
Roma döneminde inşa edilen bin 800 yıllık su kemerleri Kocaeli ormanlarında ayakta kalmak için direniyor
Gündem
Roma döneminde inşa edilen bin 800 yıllık su kemerleri Kocaeli ormanlarında ayakta kalmak için direniyor
Roma döneminde İzmit'in su ihtiyacını karşılamak için inşa edilen bin 800 yıllık su kemerleri ve köprüler, ormanların için ayakta kalmak için direniyor.
IHA
Ayasofya
Ayasofya

Ayasofya’nın bir müze olmaktan çıkarılıp câmiye çevrilmesi yeniden gündemde. Bu defâ durum biraz farklı. Bu, uzun zamanlardır Ayasofya’ya ideolojik yatırım yapan çevreler tarafından değil, sâkin bir üslupla devletin en üst yetkilisi olan Cumhurbaşkanı tarafından ifâde ediliyor. Yâni bu defâ durum biraz daha ciddî. Müzeleştirilme süreci 1934’de, yâni Gâzi Mustafa Kemâl’in tasarrufunda gerçekleştiği için Batıcılarımız tarafından hoş karşılanmıyor. Onların gözünde Ayasofya insanlığa âit bir sanat eseridir ve turistik bir değer taşır. Onlara göre 900 sene boyunca Ortodokslara –bir ara da Katoliklere– hizmet eden; 500 sene boyunca da Müslümanlara câmi olan bu yapı, kimseye yâr olmamalı, müze olarak kalmalıdır.

Dünyâdaki târihsel değeri en fazla olan az sayıdaki mâbedden birisidir Ayasofya. Buna hiç şüphe yoktur. Ama Ayasofya’nın değerini sâdece eskiliği, iki büyük dine asırlarca ev sâhipliği yapmış olması belirlemiyor. Bu yapı, antikitede Pantheon ile berâber “kubbe” mimârisinin en muazzam misâlidir. Pantheon ile mukayese edildiğinde ise onun çok ama çok ilerisindedir. Kubbe Türkler için çok alışılmış bir görüntüdür. Ama pek çok insan kubbenin kültürel manâsını bilmez. Okullarda da bu öğretilmez. (Sâhi; Sanat Târihi dersleri ne âlemde?) Kubbe, insanoğlunun üzerine ayak bastığı yerküreyi göklerle birleştiren bir semboldür. Gözümüzün, ister arkadan öne, önden arkaya; ister sağdan sola, soldan sağa, ufukla birleştiği bir noktadan semâya doğru yükseldiği ve karşıt ufuk noktasına kavuştuğu her yerde, zihinsel olarak kubbe izlenimine ulaşırız. Bu sûretle tekmil varlığımız kuşatılmış olur. (Gökkubbe, Türkçeye mahsus çok hoş bir kelimedir. Meselâ İngilizcede bunun muadili yoktur. Olsa olsa şemsiye, gölgelik mânâdına gelen “canopy” kelimesini kullanırlar). Kubbede her şey içerilir ve hiçbir şey dışarıda kalmaz. Kubbe, pek çok mâbedin yükseltiler geliştirerek (altimetrik) vermeye çalıştığı; ama tıpkı piramitlerde olduğu gibi “kuşatıcılık” izlenimini pek de sağlayamadığı bir tecrübenin çok, ama çok üzerindedir.

Fizik ile metafiziki birleştiren kubbe fikrine hem kurumsal dinler; hem de iktidarlar alâka duymuşlardır. Lâkin ortada fizikî bir engel vardır. Kubbeyi ayakta tutacak dört duvarın taşıma kuvveti kubbenin ağırlığı ile mütenâsip değildir. İlk defa Pantheonda bu sınırlı bir şekilde başarılmıştır. Ama Ayasofya çok, ama çok büyük ölçüde bu fikri hayâta geçirmiştir. İsidorus ve Anthemius isimli iki büyük mimâr, fil ayakları tâbir edilen dev sütunlar, kemerler, yarım kubbeler kullanarak kubbenin ağırlığını dağıtan bir modeli hayâta geçirerek kubbe fikrini hayâta geçirmişlerdir. Bu, dünyâ imparatorluğu olan Roma’nın en yüksek mîmârî başarısıdır. Hâzineye muazzam bir darbe vurmakla berâber, Justinyanus’un iktidârını tahkim eden; Doğu Kilisesinin ise Lâtin Kilisesini mânen ezdiği bir şaheserdir Ayasofya. Fâtih, dillere destân olan bu mâbedin kıymetinin farkındaydı. İstanbul Ayasofya sâyesinde Antik Dünyânın başşehri olmuştu. Onu feth eden dünyâyı fethederdi. Zâten Osmanlılar, Roma’dan devr aldıkları kubbe fikrini geliştirdiler ve başta Sinan olmak üzere, Davut Ağa, Sedefkâr gibi mimarlarla bu formu en zarif ve mükemmel seviyelerine ulaştırdılar.

Elbette Ortaçağların sonlarından, modernliğin alacakaranlığından başlayarak Ayasofya’dan çok daha şaşaalı katedraller yaptılar. Ama, bu Ayasofya’nın kıymetini geriletmedi. Ama, Batı için Ayasofya’nın câmiye dönüştürülmesi asla hazmedilemedi. Muhtemelen genç Türkiye Cumhûriyetine bunu yâr etmek istemediler. Belki reelpolitik hesaplar, kurucuları 1930’larda bu dayatmaları kabûl etmek mecbûriyetinde bıraktı. Belki de, dinden kurtulmak isteyen, Sultanahmed’i bile kütüphâne yapmayı tasarlayan; ışıklı olsun diye kubbelerinde delikler açmayı düşünen bâzı köktenci modernistler için bu bir fırsat olarak kullanıldı. Nihâyet, dünyâda eşi menendi olmayan bir şey oldu ve Ayasofya bütün rûhânî muhteviyâtından soyularak, artistik-turistik olarak nesneleştirildi ve müzeye tahvil edildi.

Dinsel heyecanlarla buna karşı çıkmayı anlıyorum. Ama hareket noktam bu değil. Bir mâbedin “dinsizleştirilmesi” zâten ve külliyen akla aykırıdır. Ama ben meseleyi reelpolitik açısından değerlendiriyorum. Ayasofya’nın “dinsizleştirilmesi” bir “egemenlik” meselesidir. Nasıl ki, Kurtuba Camii, İspanyol Krallığının egemenliğini sembolize etmek için bir Katedrale tahvil edildiyse; nasıl ki bir pagan tapınağı olarak inşâ edilmiş olan Pantheon Katolik asırlardır bir mâbed olarak iş görüyorsa; Ayasofya’nın da bir câmi olması son derecede tabiîdir. Bu Türkiye Cumhûriyetinin egemenlik tapusudur. Bu tapu alınmazsa mevcûdiyetimiz bir yerlerde dâima işgâlci olarak görülecektir. Dindâr, deist, hattâ ateist olabiliriz; ama özde samimî cumhûriyetçi isek buna karşı çıkmaz, harâretle desteklememiz gerekir. Dünyânın tepkisi mi? Vallahi Avni Özgürel’den işittim; Tevfik Fikret söylemiş: Zâfer, biraz da hasâr ister…

Roma ve Osmanlı döneminde İzmit’in tek su kaynağı olarak kullanılıyordu: Bilinmeyen nedenle köpürdü
Gündem
Roma ve Osmanlı döneminde İzmit’in tek su kaynağı olarak kullanılıyordu: Bilinmeyen nedenle köpürdü
Roma ve Osmanlı döneminde İzmit’in tek su kaynağı olarak kullanılan ve Paşa Suyu olarak bilinen dere, bilinmeyen bir nedenle köpürdü. Sudan alınan numuneler sonrasında inceleme başlatıldı.
IHA
Akıllı maske ürettiler: Ateş ölçüyor, kendi kendini dezenfekte ediyor
Koronavirüs
Akıllı maske ürettiler: Ateş ölçüyor, kendi kendini dezenfekte ediyor
Türkiye’de bir işletme Kovid-19’a karşı akıllı maske üretti. Vücut ateşi, nefes alış şiddeti ve sayısı ile öksürük şiddetini sürekli kontrol eden maske kendi kendini dezenfekte de ediyor. Maske satışa sunulduktan sonra ABD ve İngiltere dahil 7 ülkeden talep aldı.
Yeni Şafak
Bolu’da, Roma döneminden kalma mezar taşının cami inşaatında kullanılması tepki çekiyor
Gündem
Bolu’da, Roma döneminden kalma mezar taşının cami inşaatında kullanılması tepki çekiyor
Bolu’da, Roma döneminden kalan mezar taşının, Aslahaddin Cami’nin çevreleyen duvarının inşaatında kullanılması tepki çekti. Mahallede yaşayan yaşlı vatandaşlar, 40 yıl önce imamların bu taş üzerinden ezan okuduğunu ve cenaze namazlarında musalla taşı olarak kullandığını söyledi.
IHA

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.