İtalyan gazeteleri nefret kustu: Nankör Silvia
Dünya
İtalyan gazeteleri nefret kustu: Nankör Silvia
Afrika'da 18 ay esir olarak tutulduktan sonra hafta sonu Türkiye, Somali ve İtalya gizli servislerinin ortak girişimiyle kurtarılan ve Müslüman olan İtalya vatandaşı Silvia Romano, islamofobik saldırılara maruz kalıyor. il Giornale gazetesi pazartesi günü Silvia Romano'nun kurtuluşunu "İslami ve mutlu. Nankör Silvia" başlığıyla verdi. Treviso eyaletinden bir politikacı Facebook'ta Romano'nun asılması gerektiğini söyledi.
Yeni Şafak
İslamofobi yine hortladı: MIT'in kurtardığı İtalyan yardım gönüllüsüne ölüm tehdidi
Dünya
İslamofobi yine hortladı: MIT'in kurtardığı İtalyan yardım gönüllüsüne ölüm tehdidi
Kenya'da terör örgütü Eş Şebab tarafından kaçırıldıktan 18 ay sonra Milli İstihbarat Teşkilatı'nın (MİT) Afrika’da nefes kesen bir operasyonla kurtardığı İtalyan vatandaşı Silvia Constanza Romano, İslamiyet'i seçerek 'Ayşe' adını aldığını açıklamıştı. Yardım gönüllüsü olan Romano'nun sosyal medya üzerinden çok sayıda ölüm tehdidi aldığı ortaya çıktı. Yorum yapanlardan birinin Asolo kenti belediye meclis üyesi Nico Basso olduğu, Facebook hesabından genç kızı kastederek, "Asın" yazdığı sonra da yazıyı sildiği belirtildi. Başsavcılık, tehditler dolayı soruşturma başlattı.
Reuters
Kenya'da kaçırıldıktan sonra MİT'in kurtardığı İtalyan kız İslamiyet'i seçerek Ayşe ismini kullanmaya başladı
Dünya
Kenya'da kaçırıldıktan sonra MİT'in kurtardığı İtalyan kız İslamiyet'i seçerek Ayşe ismini kullanmaya başladı
Kenya'da terör örgütü Eş Şebab tarafından kaçırıldıktan sonra Türk istihbaratının Afrika’da kurtardığı İtalyan vatandaşı Silvia Constanza Romano, İslamiyet'i seçerek 'Ayşe' adını aldığını açıkladı.
AA
Roman sanatçılar anneler için çalıp söyledi
Gündem
Roman sanatçılar anneler için çalıp söyledi
Koronavirüs tedbirleri kapsamında bu yıl sokağa çıkma yasağına denk gelen Anneler Günü’nde Mamak Belediyesi Anneler Günü’ne özel etkinlik düzenledi. 50’yi aşkın Roman Sokak sanatçısı, ekiplere ayrılarak Mamak sokaklarında sokağa çıkma kısıtlaması nedeniyle evlerinde olan anneler için şarkılar söyledi.
Yeni Şafak
Somali'de nefes kesen operasyon: İtalyan kızı MİT kurtardı
Koronavirüs
Somali'de nefes kesen operasyon: İtalyan kızı MİT kurtardı
18 ay önce Kenya’da kaçırılıp Somali’ye götürülen İtalyan Silvia Romano, MİT’in operasyonuyla kurtarıldı. İtalya basınında geniş yankı bulan operasyonla ilgili haberlerde Türkiye’nin bölgedeki etkisine dikkat çekildi.
Yeni Şafak
MİT, başarılı bir operasyonla Kenya'da kaçırılan İtalyan vatandaşını kurtardı
Dünya
MİT, başarılı bir operasyonla Kenya'da kaçırılan İtalyan vatandaşını kurtardı
Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı (MİT), Kenya’da kaçırılıp Somali’ye götürülen bir İtalyan vatandaşını, yapılan planlı çalışmalar sonucunda kurtardı. İtalyan makamları vatandaşlarının kurtarılması için MİT'e talepte bulunmuştu.
AA
Hazine avcıları 1400 yıllık tarihi eserlerle yakalandı
Hazine avcıları 1400 yıllık tarihi eserlerle yakalandı
Antalya’da 3 kişi, 1400 yıllık işlemeli Roma mezar taşı, bronz heykel figürü, tarihi obje ve 7 sikke olmak üzere 11 parça tarihi eserle yakalandı.
IHA
‘Süper güç’ mü,  başarısız devlet mi?
‘Süper güç’ mü, başarısız devlet mi?

Küresel salgının ABD’de yoğunlaşmasının sebeplerinden biri de “erken uyarı” sinyallerine aldırış etmeyen “Amerikan Kibri”dir. Dünyayı serçe parmağının ucunda oynatacak güce sahip olduğuna dair bir yanılsama ABD yönetimlerinin bilinen özelliklerinden biri. Kibirle sarmalanmış bu yanılsama siyasal elitlerce “Amerikan İstisnacılığı” olarak kuramsallaştırıldı. “Askeri-Endüstriyel Kompleks” tarafından şiddetle desteklenen “istisnacılık” Amerikan askeri müdahaleciliğinin meşrulaştırılmasına hizmet etmektedir.

ABD yönetiminin salgına hem “geç” tepki vermesi ve hem de bu tepkinin “yetersiz” olması Amerika’yı küresel salgının merkez üssü haline getirdi. ABD 6 haftada Vietnam savaşından bile daha fazla insan kaybetti ve aynı süre içerisinde işini kaybeden Amerikalıların sayısı 30 milyonu aştı. Salgınla mücadelede “Eyalet” yönetimleriyle “Federal Yönetim” arasında tutarlı bir işbirliği sağlanamadı. Dahası, salgın da siyasi kutuplaşmanın parçası haline geldi.

Cumhuriyetçilerin Kasım 2020’deki seçimler için hazırladığı kampanya sloganlarından birisi, “Amerika’yı yeniden açmak”. Cumhuriyetçiler sosyal mesafe önlemlerinin ekonomiye getirdiği yükün aleyhlerine olduğunu düşünüyorlar. Bu yüzden Demokratlar’ın yönettiği eyaletlerde önlemlerin kasıtlı olarak sertleştirildiğine inanıyorlar. Bu Cumhuriyetçiler’e göre Demokratlar salgını istismar etmek suretiyle Trump’ı gözden düşürmek istiyorlar.

Demokratlar’ın yönettiği eyaletlerde Trump yanlısı küçük radikal gruplar sosyal mesafe önlemlerini protesto ediyorlar. ”Fox News” başta olmak üzere Sağ medya gösterileri destekleyen yayınlar yapıyor. Bu yayınlarda protesto gösterileri büyük bir halk hareketinin parçası olarak gösterilmeye çalışılıyor. Ancak dikkatli bir göz eylemlerin arkasında işlerin durmasını istemeyen sermaye grupları olduğunu rahatlıkla görebilir. Kamuoyu araştırmaları ise halkın ezici çoğunluğunun sosyal mesafe önlemlerini doğru bulduğunu gösteriyor.

‘Amerikan istisnacılığı’ veya ABD’nin küresel sahnenin vazgeçilmez lideri olduğu yanılsaması virüs karşısında paramparça oldu. Salgın ABD’nin hem sistemsel-kurumsal zaaflarını ve hem de ahlakî zaaflarını iyot gibi açığa çıkardı. ABD’de demokrasinin kamu çıkarlarına değil, özel çıkarlara endeksli hale getirildiği bir kez daha anlaşıldı. Amerika’da en alttaki sosyal-ekonomik dilimdeki grupların oy kullanmamaya meyletmelerinin sebebi de siyasetin lobilerin ipoteği altında olması. Birşeylerin değişmeyeceğine duyulan inanç, umutsuzluğu da besliyor.

“COVİD-19” birçok ülkede olduğu gibi ABD’de ‘devletin kurumsal itibarı’nı yere düşürdü. Sözde dünyanın en büyük gücü halkı korumada işlevsiz kaldı. Bu salgının kurbanları ne yazık ki yine “Siyahlar”, yine “Hispanik Amerikalılar”, yine “yoksullar” ve yine “iş göremez yaştaki insanlar” oldu. Amerikan sağlık sisteminin ‘halkla’ ilgili olmadığı da anlaşıldı. Sistemin bu zaafı biliniyordu ama salgınla birlikte çok daha can yakıcı bir hâl aldı. Tabii ki zamana yayılan ölümler göze çarpmıyor. Oysa şimdi 6 haftada 60 bin insan hayatını kaybetti. Amerikan devletinin başarısızlığı sadece içerde test edilmedi. ABD’nin bir devlet olarak markası dışarda da aşağılara düştü. Salgın, ‘Süper-güç’ nitelemesinin de bir yanılsama olduğunu gösterdi.

Tarihçi Gaius’un “On İki Sezar’ın Yaşamöyküsü” kitabında anlattığına göre “Roma İmparatorluğu”nun altın çağlarında hüküm süren İmparator Tiberius’un eğlenceleri arasında çok büyük bir yılan vardı. Tiberius bu yılanı elleriyle besliyordu. Bir gün Tiberius yılanını karıncalara yem olmuş olarak buldu. Bu manzara kalabalığın gücünden sakınması için bir uyarıydı. Ancak Tiberius uyarının gereğini yapacak vakti bulamadan öldü. Zorba hükümdarın ölüm haberine Romalılar o kadar çok sevinmişler ki “Tiberius Tiber’e” diye bağrışmışlar. Tiberius ne kadar çok güçlü olduğunu göstermek için zalimce davranmaktan haz duyar imiş. Bu yüzden halkın Tiberius’un cesedinin Tiber nehrine atılmasını istemesine şaşmamak lazım.

ABD medyasında ‘devletin başarısızlığı’na ilişkin yorumları okurken bu hikâye aklıma geldi.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.