Ramazan özel sayfa
  • İFTARA KALAN SÜRE 00:00:00
"Babamın hiç suçu yok"
Dünya
"Babamın hiç suçu yok"
Doğu Türkistan'da Uygur Türklerini ailelerinden ayıran Çin yönetimin zulmü devam ediyor. Sosyal medyada yayılan görüntülerde babalarından ayrılan Uygur kız çocuklarının gözyaşı döktüğü görülüyor. Doğu Türkistan'da yaşayan Kazak, Kırgız, Tatar ve diğer Türk kökenli toplumlara atıfla İnsan Hakları İzleme Örgütü, Çin'in 2017'den bu yana 'Terörizmle sert mücadele' adı altında en az 1 milyon Uygur ve Türk kökenli diğer Müslümanları gözaltına aldığı ve yasa dışı siyasi eğitim kamplarında tuttuğu biliniyor. Çinli yetkililer gözaltına alınmış ya da toplama kamplarına gönderilmiş ebeveynlerin çocuklarını alarak devlet gözetimindeki çocuk esirgeme kurumlarında ve benzeri yatılı okullarda tutuyor
Yeni Şafak
Toplama kampına böyle götürülüyorlar!
Dünya
Toplama kampına böyle götürülüyorlar!
Çin yönetimi Doğu Türkistan'da kurduğu toplama kamplarında Uygur Müslümanlarına işkenceye devam ediyor. Ortaya çıkan son görüntülerde elleri ve gözleri bağlanmış Uygur Müslümanlarının Çin polisi nezaretinde gruplar halinde yürütülerek trenlerden indirildiği görülüyor. Uygur Müslümanlarının tutulduğu toplama kamplarında yaklaşık 3 milyon kişinin bulunduğu tahmin ediliyor.

Yeni Şafak
ABD Senatosu Uygur Türklerine yapılan zulmü inceleyecek
Dünya
ABD Senatosu Uygur Türklerine yapılan zulmü inceleyecek
ABD Senatosu, Çin'in Uygur Türklerine yönelik uygulamalarını inceleyen kapsamlı bir rapor hazırlanmasını talep eden yasa tasarısını kabul etti. Cumhuriyetçi Senatör Rubio, "ABD, Çin hükümeti ve Komünist Parti yetkililerini Sincan'da uyguladıkları sistematik ve korkunç insan hakları ihlalleri konusunda sorumlu tutmak için geç bile kaldı" dedi.
AA
YTB 30 adet uzman yardımcısı alacak
Ekonomi
YTB 30 adet uzman yardımcısı alacak
Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB), 30 adet uzman yardımcısı alımı yapacak. Başvurular 16 Eylül 2019 tarihinde son buluyor.
IHA
Demokrasi, HDP ve kayyumlar meselesi
Demokrasi, HDP ve kayyumlar meselesi

Demokrasi, salt sandık değil. Sandıkta halk sadece kimi seçeceğini beyan eder. Ancak seçilenlerin de demokrasinin hukuk devleti, insan hakları, ifade özgürlüğü ve muhalefet etme serbestliği gibi ilkelerine uyması gerekir.

Video: Demokrasi, HDP ve kayyumlar meselesi


Yoksa demokrasi sadece sandıktan çıkan çoğunluk oyla, istediği gibi hareket etme manasına gelmez. Demokrasi sadece halk iradesi de değil. Ancak “zahirci/lafızcı” zihinler, demokrasiyi bununla sınırlı görür. Halk iradesi ile beraber normlar da buna eşlik etmeli. Sadece halk iradesini mutlaklaştıran ve bunu da seçime indirgeyen siyasetler popülizm yaparlar. Türkiye’de çoğunlukla sağ siyasette bunu görürüz. Halkın iradesini dışlayan ve sadece prensiplerle yetinerek demokrasinin normatif yönüne bakanlar ise elitistlerdir.

Beyaz Türkler, her zaman “sandık her şey değildir” diye bağırırlar. Bununla devlete mutlak bir anlam atfederler. Ya da batıdan normlar halinde aktarılan siyasal ilkelere göre yönetmeyi yüceltirler. Nitekim Gezi Olaylarında iktidarı popülizmle suçladılar ve sandığın tek başına önemli olmadığını söylediler. CHP, HDP ve diğer muhalefet bu söylemi dillendirdi.

Şimdi ilginç bir biçimde aynı siyasal hatta yer alanlar, bu defa “sandık her şeydir” diyorlar. HDP’nin görevden alınan başkanlarına karşı bu tez ileri sürülüyor. Seçim ile sınırlandırılan bir demokrasi yaklaşımını gerekçe yapıyorlar. Halkın iradesi yok sayılıyor deniyor. Oysa demokrasi ne sadece sandık, ne sadece halkın iradesi ne de sadece oy vermekten ibaret. HDP, demokrasiyi hem popülizm hem de gizli ajandasına bir araç olarak kullanıyor. Oysa halkın seçtiği HDP’li başkanlar, demokratik normlara da uymak zorundalar. Uymadıkları zaman karşılarında kanunları bulurlar. Terör propagandasını yapmak, teröre eleman kaydırmak, kültür faaliyeti adı altında terörü meşrulaştırıcı söylemler üretmek, teröristlerin cenaze namazlarında belediye araçlarını terör bayrağı ile donatmak, terörle işbirliği içinde olmak… Onlarca suçtan soruşturma geçiren başkanlar bunlar. Demokrasinin haklarından yararlanan, ancak demokratik mesuliyeti es geçen davranışlar içinde bulunuyorlar.

HDP ve onun geleneğinde yer alan bütün partiler, bir türlü demokrasi eğitiminde sınıftan geçemiyorlar. Demokrasi onlara kapı açıyor ve demokratik ehliyete sahip olma imkanlarını sunuyor. Ancak bu siyasal çevre demokrasi ile tek yönlü ilişki kurarak hareket etmede ısrar ediyor. Dediğim gibi sadece demokratik hakları kullanıyorlar. Demokrasinin şiddete karşı sıfır tolerans ilkesiyle bir türlü uyumlu hale gelemiyorlar. Dünyanın bütün demokrasilerinde şiddete karşı sıfır tolerans vardır. İspanyadaki ETA için de bu böyle, Britanya’daki İrlanda için de. Silahlı hareketlerle ilişkili olan parti çalışmalarına ve kişilere müdahale edilir.

Türkiye demokrasi geleneğimizde İslamcılar en muhalif siyasetten yükseldiler. Demokrasi ile çalıştılar ve ona alıştılar. Ona uyumlu hale geldiler. MNP, RP ve oradan Ak Parti’nin doğuşu bunun hikayesi. Ancak aynı başarıyı HDP geleneğinde yer alan partiler gösteremiyor. Onlar demokrasiye alışamıyorlar. Demokrasiyi salt seçime indirgiyorlar. Normatif boyutlarını es geçiyorlar. Bunun sonucunda da Türk demokrasisi onları kabul etmiyor. Etnikçi, bölgeci ve parçalayıcı bir siyasal kimliğin dar sınırlarını aşamıyorlar. PKK gibi silahlı bir terör örgütüyle mesafelerini netleştiremiyorlar. Hatta onu bir parti olarak kabul ediyorlar. Arka bahçe görüyorlar. Demokrasi ile şiddet arasında ürettikleri belirsizlik, yakınlık ve hatta kimi kez beraberlikler ciddi sorunlara yol açıyor. Bir defa, Kürtlerin demokrasiyle uyumlu bir biçimde sorunlarını temsil etme ve çözme arayışlarını sabote etmiş oluyorlar. İkincisi, her zaman çatışmacı bir siyasetin üzerinde duruyorlar. Üçüncü olarak Türk ve Kürt kutuplaşmasını derinleştiriyorlar. Toplumsal yapımızın en tehdit edici fay hattını canlı tutuyorlar ve de hareket geçiriyorlar.

Demokratik yönetimler elbette atananlarla yürümez. Zaten kayyumların atanması (kanunda belirtildiği üzere) geçicidir. Öyle de olmalıdır. HDP, kendisine oyunu emanet eden insanları temsil etme sorumluluğunu duyarak hareket ederse çatışma siyasetinden uzaklaşır. Sonunda buna uygun adaylar gösterir, başkanlar terörün her bir suratı ile ilişkiye girmekten uzak durur ve yönettiği şehirlerin sorunlarını çözmeye yoğunlaşır. Aksi halde devlete ve demokrasiye karşı geliştirdiği ikircilikli tutumlarla, her zaman hem kendisini yıpratacak hem de ona oy veren insanları.

Serbest bırakılan Türk gemiciler Abuja Büyükelçiliğinde
Dünya
Serbest bırakılan Türk gemiciler Abuja Büyükelçiliğinde
Kurtarılan 10 Türk gemici, helikopterlerle Nijerya'nın güneyindeki Edo eyaletinden ülkenin başkenti Abuja'ya getirildi- Türkiye'nin Abuja Büyükelçiliğine götürülen gemiciler, yarın sabah Türkiye'ye getirilecek.
AA
Avrupalı Türkler Farabi’yi kitaplaştırdı
Hayat
Avrupalı Türkler Farabi’yi kitaplaştırdı
Hollanda’da Türk kültür değerlerini Hollandaca ve farklı dillere tercüme etmeye devam eden Hollanda Türkevi Araştırmalar Merkezi, yayınlarına Avrasya Yazarlar Birliği ve Al-Farabi Kazak Milli Üniversitesi iş birliği ile ünlü Türk filozofu Farabi ve fikirlerinin tanıtılması amacıyla İngilizce “Al-Farabi: Philosophy of the Second Master” kitabını ilave etti.
IHA
Diriliş Ertuğrul'un yapımcısından yeni proje
Hayat
Diriliş Ertuğrul'un yapımcısından yeni proje
Gelecek sezonun iddialı yapımlarından biri, yapımcı Mehmet Bozdağ tarafından Instagram hesabı aracılığıyla duyuruldu. 'Diriliş Ertuğrul' dizisiyle büyük başarı kazanan Bozdağ Film'in çekeceği 'Türkler Geliyor: Adaletin Kılıcı' filmini Kamil Aydın yönetecek.
Yeni Şafak

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.