Sokak köpekleri kendilerini seven küçük kıza saldırdı
Gündem
Sokak köpekleri kendilerini seven küçük kıza saldırdı
Hatay'ın Erzin ilçesinde 8 yaşındaki kız çocuğu yolda sevmek istediği sokak köpeklerinin saldırısı sonucu yaralandı. Köpeğin saldırısı sonucunda 8 yaşındaki Beren Kunt yüzünden yaralandı. Çevredekilerin yardımıyla köpeğin saldırısından kurtarılan küçük kız olay yerine çağrılan ambulans ile Erzin Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı.Tedavi altına alınan küçük kızın sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi.

IHA
Yeni suç çetesi: Şehre inen maymunlar yiyecek ve telefon çalıyor
Dünya
Yeni suç çetesi: Şehre inen maymunlar yiyecek ve telefon çalıyor
Hindistan'ın başkenti Yeni Delhi yeni bir suç örgütü ile karşı karşıya. Sayıları gittikçe artan maymun çeteleri şehirde kaos yaratıyor. Hırsız maymunları şehrin sokaklarında, kamu binalarında ve hatta başkanlık sarayında bile görmek mümkün.

Tvnet
Sokak hareketleri: Fransa
Sokak hareketleri: Fransa

Geçtiğimiz Cuma günü yazdığım yazıda, Fransa’daki Sarı Yelekliler hareketinden yola çıkarak 2000’lerden itibaren dünyanın hangi ülkesinde ne zaman bir sokak hareketinin ortaya çıkacağını artık kestiremediğimizi söylemiştim. Sahiden de öyle, bir bakıyorsunuz New York’ta bir bakıyorsunuz Paris’te ya da Atina’da göstericiler şehirleri yakıp yıkmaya başlamış, bir bakıyorsunuz aynı görüntüler bu kez Tunus’ta Mısır’da, bir Latin Amerika ya da Afrika ülkesinde, hatta Uzakdoğu’da belirmiş ve çoktan önüne geçilemez bir hal almış.

Video: Sokak hareketleri: Fransa


Yazının devamında, gösterilerin coğrafya, ülke ayırt etmediğini ama gerekçelerin farklı olduğunu söylemiş, Doğu’daki toplumsal hareketlerin özgürlük ya da demokrasi gibi taleplerle ortaya çıktığını, ama Batı’dakilerin ekonomi kaynaklı olduğunu söylemiştim.

Fransa örneği de, bu sınıflandırmadan beri değil, Sarı Yelekliler akaryakıt zamlarını bahane ederek sokağa döküldü. Franda’daki olayları anlamak isteyenler ise, Fransız halkının tarihsel rolüne dikkat çekiyor. Çağ değiştiren bir devrim yapmış olan Fransızların 1960’lar sonrası öğrenci hareketlerini de başlatanlar olduğunu hatırlatanlar çıkıyor. Doğrudur, eşitlik ve özgürlük için tüm dünyayı eni konu değiştiren bir devrim yaptı Fransızlar; 60’lar sonundaki dramatik dönüşümle, sivil haklar, ifade özgürlüğü, kadın, barış, çevre, nükleer silahsızlanma gibi konular yine başta Fransızlar olmak üzere tüm dünyada ciddi bir ilgi gördü.

Ama milenyum sonrası sokak hareketlerini, hele de son yıllarda başgösterenleri 60’ların özgürlükçü akımlarının devamı olarak okumak –bence- zor. Çünkü karşımızda “Çiçek Çocuklar” yok, geçim sıkıntısı içindeki öfkeli yetişkinler var. Bu yetişkinlerin, aşırı sağ ve aşırı sol katılımların dışında, genellikle sol tandanslı olduğu düşünülüyor, ama Paris’i yakıp yıkan kitlenin birincil derdi eşitlik değil, dolayısıyla bu durumu romantize etmek, 60’lardaki kadar kolay değil. Fransa’da ekonomik gerekçelerle sokaklara dökülenler, belki ülkelerindeki yabancılardan ucuz işçi oldukları nedeniyle rahatsız olan ve sağın Avrupa’da radikalizmi temsil noktasına gelmiş aşırı söylemlerini –en azından- eleştirmeyen bir kitle.

BBC’de yayınlanan röportajlara bakıldığında da aynı durum görülüyor. Buna göre, sokağa çıkanlardan kimisi hayatta kalmak için devlet yardımına muhtaç olmaktan şikayet ediyor, bazısı da kirayı ödeyemediği için ailesinin yanına dönmüş olmaktan bahsediyor. Bir emekli eylemci, aylıklarındaki kesintilerden yakınırken, bir başkası çocuklarından yardım istemekten utandığını söylüyor. Yapılan anketlerde ise, Macron’a karşı, sağın önemli isimlerinden, daha iki yıl önce “Türkiye AB’ye ait değil” diye açıklama yapan Sarkozy’nin oy oranının yüzde 44’lere çıktığı görülüyor.

Peki, Türkiye’de Gezi döneminde çok konuşulan, şimdi de Fransa’da tartışıldığı şekliyle, “bu protestolar o ülkenin liderini ya devirme ya da yola getirme nedeniyle küresel bir takım güçler tarafından örgütleniyor”, şüphesini taşıyanlar haklı mı? Elbette bu protestoları destekleyen, eylemcilere para aktaran birtakım kuruluşlar var ve hep olacaklar. Ama kitleleri asıl mobilize eden bu bir takım karanlık eller değil. Kitleleri sokağa döken asıl nedenlerden birincisi protesto için sıkı bir gerekçe, ikincisi ise teknoloji.

Günümüzde, internet ve devlet denetiminde olmayan uydu destekli cep telefonu ve kısa mesajlar sayesinde, birbirlerini tanımasalar da uyum içinde hareket edebilen kitleler, eski geleneksel kitlelerin yerini almış durumda. Dolayısıyla, eskiden bin yılda bir ortaya çıkan, çağ açıp çağ kapatan devrimler; bugün dünyanın hemen her şehrinde aniden karşınıza çıkabilen sokak eylemlerine dönüşmüş durumda.

Ve sonuç büyük bir devrim olmasa da muhalif insanlar bu yöntemi siyasi iradeye rahatsızlıklarını bildirmek, gaspedildiğini düşündükleri bir takım haklarını elde edebilmek, hatta hükümet düşürmek için kullanabiliyor. Şiddet övgüsüne ve eylemine bulaşılmadıkça gayet demokratik bir yöntem bu.

Yine de, bir toplumdaki sınıf, toplumsal cinsiyet ve ırk ögelerinin üçünü birden birleştiremeyen, bu üç faktörün de çıkarlarının temsilciliğini yapmayan hiçbir toplumsal hareketin, hükümet kanadından istedikleri tavizleri koparabilecek güce sahip olsa bile, sokak hareketi olmaktan öteye geçemeyeceğini bilmek gerekiyor.

Zaten küreselleşme çağında bir “devrim”den bahsedebilir miyiz, ondan da emin değilim; sokak hareketleri en fazla görevini tamamladıktan sonra ortadan kaybolan siyasi muhalefet gibi işlev görüyor çünkü. Eylemlerin başka ülkelere sıçramasına bakmayın yani, kısa bir süre sonra hepsinin sönümleneceği neredeyse kesin gibi…

FETÖ'nün yeni Gezi tezgahı
Gündem
FETÖ'nün yeni Gezi tezgahı
Fransa’daki “Sarı Yelekliler” ayaklanması Gezi, 17/25 Aralık kumpası ve 15 Temmuz darbe girişimi ile Türkiye’yi teslim alamayan üst aklı yeniden harekete geçirdi. Bu kez daha büyük bir ‘çatı’ oluşturma, farklı siyasal çevreleri de işin içine katma planları yapılıyor. Koalisyonun merkezinde FETÖ ve yabancı istihbarat servisleri var.
Yeni Şafak
Şevket Çoruh'tan alkışlanacak hareket
Hayat
Şevket Çoruh'tan alkışlanacak hareket
Arka Sokaklar dizisinin 'Mesut Komiser'i oyuncu Şevket Çoruh, kemik iliği nakli tedavisi gören küçük Emir Kaan'a sürpriz bir ziyaret yaptı, tespihini hediye etti. Şevket Çoruh, küçük Emir Kaan'a 'geçmiş olsun' dedikten sonra iyileşir iyileşmez gelmesi için İstanbul'daki oyun setine davet etti.
DHA
Osmanlı torunu müze geliriyle sokak kedilerini doyuruyor
Hayat
Osmanlı torunu müze geliriyle sokak kedilerini doyuruyor
Aydın'ın Söke ilçesinde yaşamını sürdüren, Osmanlı Padişahı 2'nci Abdülhamid'in iki sadrazamından Şakir Paşa'nın torunu Emel Aksoy'un (78), Osmanlı Dönemi'ne ait kıyafetlerden oluşan etnografik koleksiyonu ile 4 yıl önce müzeye dönüştürdüğü evi büyük ilgi görüyor.
DHA
Gaziantep'te Pitbul küçük çocuğa saldırdı
Gündem
Gaziantep'te Pitbul küçük çocuğa saldırdı
Gaziantep’te pitbul köpeğinin saldırısına uğrayan bir çocuk güçlükle kurtarıldı. Uzun uğraşlarla kurtulan çocuk, yaralarını unutarak, "Ağabey, Allah’ınızı severseniz bırakmayın" diye yalvardı.
IHA
Sokak hareketleri
Sokak hareketleri

Fransa’da akaryakıt zamlarına karşı başlayan Sarı Yelekliler isyanı/hareketi aklıma ilk anda, 2001 yılının Ocak başlarında Filipinlerde başlayan kalkışmayı getirdi.

Video: Sokak hareketleri


Ülkedeki hareketin başlangıcı, bir gece yarısına doğru başkent Manila ve çevresindeki cep telefonlarına gelen bir mesajdaki “EDSA’ya git, siyah giyin” çağrısıyla olmuştu. EDSA dedikleri, Manila’nın en büyük caddesi ve toplanma alanı olan Epifanio de los Santos Caddesi’ydi. O geceyi izleyen günlerde, bu caddeye toplanan siyah giyimli protestocuların sayısı 1 milyonu aşmıştı. Protestoların başladığı ilk günün üzerinden geçen dördüncü günde de, o dönemki Filipinler Devlet Başkanı Estrada görevini bırakmak zorunda kalmıştı.

Fransa’daki “Sarı Yelek” kostümü, yeni toplumsal hareketlerdeki ilk örnek değil yani. Bu tür olaylarda eylemcilerin kullandığı taktikler, eylem biçimleri ve stratejileri, genellikle o bölgenin ya da ülkenin gündelik hayatıyla iç içe geçmiş içerikler taşıyor. Tıpkı kostümler gibi, bu taktikler, araçlar ve eylem biçimleri de kimlik göstergesi ve tanınma talebi.

Geldiğimiz noktada tuhaf olan şu; artık dünyanın hangi şehrinde ne zaman bir ayaklanma çıkacağı öngörülemiyor. Geçtiğimiz yıl başında, günlerce süren ve hiç bitmeyecekmiş gibi gözüken Tahran sokak protestolarını analiz ediyorduk. Ondan önce, 2014’te İsveç-Stockholm’de ciddi bir meydan isyanı, Kiev ve Caracas’ta kitlesel gösteriler vardı. 2013 yılında Türkiye’deki Gezi hareketi vardı, her ne kadar biz kendi derdimize düştüğümüz için fark edemesek de aynı yıl Rio’da ve Hamburg’da büyük ayaklanmalar çıktı. Daha öncesi ise üzerine tezlerin, kitapların yazıldığı Mısır ve Tunus başta olmak üzere Arap isyanları. Occupy Wall Street eylemlerini, İspanya ve İzlanda’da adlarına devrim denecek ölçüde genişleyen ölçeklerdeki sokak hareketlerini, Yunanistan’da ortalığı savaş alanına çeviren 2008 isyanlarını hepimiz hala hatırlıyoruz.

2000’lerin başından itibaren coğrafya ya da bölge fark etmeksizin çeşitli ülkelerden insanların sürekli sokağa döküldüğünü sanırım rahatlıkla söyleyebiliriz. Görünen o ki milenyum sonrası ilk yüzyıl, teknolojinin de hatırı sayılır katkısıyla, yaşadığı hayattan memnun olmayan kitlelerin bir araya toplanarak, içinde şiddet de olan çeşitli şekillerde eylem yaparak haklarını arama yüzyılı olmaya doğru gidiyor. En azından, ilk 20 yılı –yuvarlak hesapla- bu şekilde geçti bile...

Yine de benim görebildiğim kadarıyla, dünyanın Doğu ve Güney yarısıyla, Batı ve Kuzeyi arasında temel bir farklılık var, o da; toplumsal hareketlerin gerekçeleri. Avrupa’da ırkçı sağ yükseliyor, ayrımcı, yabancı karşıtı politikalar her geçen gün ivmesini arttırarak merkeze doğru yaklaşıyor. Genel bir siyasi çıkışsızlık hakim eski kıtaya ve yenisine. Zira, insanlığın yüzyıllar boyunca biriktirdiği değerlerin, heba edilmesi ihtimali demek bu.

Şartlar buyken, Avrupa’da insanlar bu değerler için değil, ekonomik gerekçelerle sokağa dökülüyor. Fransa’da akaryakıt zammına tepki gösteriliyor sözgelimi. Daha öncesinde Yunanistan’daki karmaşanın sebebi de ekonomik krizdi; o dönem ülkenin Avrupa Birliği’ne olan sürekli borçlanması, iyice yoksullaşmış durumdaki kitleleri sokağa dökmüştü. Adına “Mutfak Devrimi” denecek kadar genişleyen kitlesel eylemlere sahne olan İzlanda’da, insanlar tencere tava çalarak ülkedeki pahalılaşmayı protesto etmişler ve hükümet devirmişlerdi. İspanya’daki de hakeza, ekonomik krizden dolayı dibe vurmaktan ötürü neredeyse tüm ülkeyi sarsan bir eylemler zinciri olarak ortaya çıktı ki, bu sokak hareketine de devrim adı verildi: Rizomatik devrim. Eh Wall Street de, biliniyor ki ABD’deki Mortgage patlamasından sonra ortaya çıktı ki, tamamen ekonomik gerekçelere dayanan bir isyan hareketiydi.

Öte yandan Doğu’da durum farklı. Ekonomik gerekçelerin ikinci planda kaldığı Doğu hareketlerinde ne Türkiye’nin, ne İran’ın, ne Tunus ve Mısır’ın ne de diğerlerinin büyük bir ekonomik problemi yoktu, en azından bu ülkelerden hiçbirinin ekonomisi, bir önceki yıldan kötü değildi. Bu ülkelerde yapılan gösterilerin argümanları da, zaten ekonomi temelli değildi. Doğu ve Güney ülkelerinde daha çok insan hakları, demokrasi, adalet, haysiyet, baskıcı yönetimler, özgürlük, muhafazakarlaşma, yolsuzluk ve kadın hakları gibi temalar etrafında yüzbinlerce insan bir araya geldi ve otoriteye karşı eylem yaptı.

Batı’daki toplumsal hareketlerin daralan siyaset alanı ya da ırkçılık nedeniyle değil de sadece ekonomik gerekçelerle ortaya çıkması da; Doğu’dakilerin insan hakları, özgürlük, demokrasi, adalet gibi taleplerle başlaması da; üzerinde düşünülmeye ve ayrı ayrı tartışılmaya değer konular...

Fransa’daki Sarı Yelek hareketi için yer kalmadı, nasipse haftaya diyelim…

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.